0

Bilinç canlılığın koşulu olarak gözükmüyor. Bilinç nerde başlar cevabı zor ama canlılarda gelişmişlik düzeyine göre daha gelişmiş olduğu anlaşılıyor. Diğer canlılardada kendilerine has bilinç olmalıdır. Şöyle bir düşüncem var. Bilinç ile zaman algısı paralel olmalıdır. Bu sadece ışığa, sıcağa ,soğuğa bağlı zaman ölçme deyil tabii. Şunu gördüm zamanın örülmesi nöronal örülmeye, bağlantısallığa eşdeğer gözüküyor. Aynı durum bilinç içeriği içinde geçerli görünüyor. Ve şöyle bir sonuca ulaştım beynimizdeki zaman doğal zaman içinde oluşmuş bir zamanlamadır. Ve değişkendir. Acaba minimum içerikli bilinç oluşabilmesi için ne kadar zamanda ve ne kadar yoğunlukta bilgi, nöron etkileşimi gerekiyordur?Bilinç oluşabilmesi için alınan bilgilerin organize etkileşip etkileşimin sistemide etkilemesi ve çevresel etkileşim gerekli görünmektedir. Tabii canlılar için bu doğal ve etkileşim sonrası aynı kalması olası deyil zaten. Enazından sürdürülebilir evrimi için bilgisayarlardada böyle olmalı belkide. (Matrıx'in sonunda ajan smith nasıl siliniyor?Bunu pek önemseyen olmamış. Yada gözden kaçmış. Enazından sorduklarım. Bilinç: Duyuların duyusu, yeni bir duyudur denebilir.Şöyleki; Beş duyu organımız evet ancak tüm bedenimizi duyu organlarından oluşan bir sistem olarak alırsak yanlış olmaz. (Bir örnek, cinsel organlardanda taşınan, sadece derinin yeterli olmadığı cinsel duyular)Çünkü beynimiz bedenimizin yaklaştırılıp haberleşmesi kolaylaştırılmış temsilinide içermektedir. Tek bir duyu yoluyla ulaşamadığımız doğanın bilgisine farklı duyu yollarıyla ulaşabiliyoruz. Nedeni açık ışık ve ses örneğini versem yeterli. İşte farklı duyulardan alınan bir olayın bilgilerini tekrar birleştirip olayı oluşturuyoruz. Aldığı bilgileri elektrokimyasal hızda iletip olası elektromanyetik alanda birleştirmektedir. Sistem evrimsel süreçin çok erken evrelerinde çok hücreli hale geçişin sonraları kendi yapısından haberdarlığı ve cevap oluşturmada hücreler arası daha basit iletişim sinir ağlarına dönüşmüş olmalıdır. Gelişimin ileri evrelerinde duyular artmış, düzenlenip gelişmiş, sinir ağları organizasyonu artarak canlının çevre ile etkileşimi belirginleşmiş görünmektedir. Duyulardan alıp zamanla hafızamızda biriktirdiğimiz bilgileri farklı şekillerde düzenleyip, deneyimlerimizle birleştirip yeni şeyler düşünürüz. Aslında bişey öğrenirkende böyledir. Çünkü sistem birleştirip anlam çıkarmaya, tanımlamaya evrilmiştir. Bilgi yani enerji düzenliyor görünmekteyiz. Tabi bu sadece düşünsel anlamda deyil. Canlılar sonuç olarak entropiyi artırsalarda açık sistemde enerjide düzenliyor görünümündeler. Her şey çevresiyle etkileşmekte olduğu anlaşılmaktadır. Canlılıkta çevreyle etkileşiminde evrilip var olabilmiştir. Bilinçte canlının çevreyle ve kendisiyle çoklu bağlantısallıkla çok yoğun organize etkileşiminin sonucudur. Öyleki etkileşim kendi sistemleriyle vücuda yayılıp etkileri duyularla tekrar algılanmalıdır. Beyinde cortex yani beynin en üst 6 katmandan oluşan kabuğu ve beynin alt kısımlarındaki nöron gölcüklerinde izolasyon maddesi olan myelin kılıfı yoktur. Bilincimizin temelde elektromanyetik alanda oluştuğunu düşündürüyor. Bilincin duyuların duyusu olduğunu içeriğinden anlayabiliriz. Canlılık çok ilginç belkide evrenin en ileri evrensel enerji alanıdır.Duygular ne olabilir? kaynaklarını duyulardan mesela dil, burun, cinsel organlardan... alan evrimsel süreçte bilgi düzenleyip oluşturma yeteneğimizin az olduğu dönemlerdeki davranış modellerimiz , bizi bütünleyen , zamanımızı sürdüren, düşüncelere moral ve motivasyon verebilen bügünki yani neocortex'in köken aldığı nöron ağı oluşumları, limbik sistemdirler. İnançta bir duygudur ve düşünceyi uzun zamanda motive eden, zamanda sürdüren nöron ağlarının bağlantısallığını ve enerjisini veren önemli duygulardandır. Yani evrimsel bir duygudur. Duyguları eğer olumsuz yönlendirilirse o zamanda zihni böler enerjisini düşürürler.

Yunus Ilik 5 yıl önce 0
0

Bilinç canlılığın koşulu olarak gözükmüyor. Bilinç nerde başlar cevabı zor ama canlılarda gelişmişlik düzeyine göre daha gelişmiş olduğu anlaşılıyor. Diğer canlılardada kendilerine has bilinç olmalıdır. Şöyle bir düşüncem var. Bilinç ile zaman algısı paralel olmalıdır. Bu sadece ışığa, sıcağa ,soğuğa bağlı zaman ölçme deyil tabii. Şunu gördüm zamanın örülmesi nöronal örülmeye, bağlantısallığa eşdeğer gözüküyor. Aynı durum bilinç içeriği içinde geçerli görünüyor. Ve şöyle bir sonuca ulaştım beynimizdeki zaman doğal zaman içinde oluşmuş bir zamanlamadır. Ve değişkendir. Acaba minimum içerikli bilinç oluşabilmesi için ne kadar zamanda ve ne kadar yoğunlukta bilgi, nöron etkileşimi gerekiyordur?Bilinç oluşabilmesi için alınan bilgilerin organize etkileşip etkileşimin sistemide etkilemesi ve çevresel etkileşim gerekli görünmektedir. Tabii canlılar için bu doğal ve etkileşim sonrası aynı kalması olası deyil zaten. Enazından sürdürülebilir evrimi için bilgisayarlardada böyle olmalı belkide. (Matrıx'in sonunda ajan smith nasıl siliniyor?Bunu pek önemseyen olmamış. Yada gözden kaçmış. Enazından sorduklarım) Bilinç: Duyuların duyusu, yeni bir duyudur denebilir.Şöyleki; Beş duyu organımız evet ancak tüm bedenimizi duyu organlarından oluşan bir sistem olarak alırsak yanlış olmaz. (Bir örnek, cinsel organlardanda taşınan, sadece derinin yeterli olmadığı cinsel duyular)Çünkü beynimiz bedenimizin yaklaştırılıp haberleşmesi kolaylaştırılmış temsilinide içermektedir. Tek bir duyu yoluyla ulaşamadığımız doğanın bilgisine farklı duyu yollarıyla ulaşabiliyoruz. Nedeni açık ışık ve ses örneğini versem yeterli. İşte farklı duyulardan alınan bir olayın bilgilerini tekrar birleştirip olayı oluşturuyoruz. Aldığı bilgileri elektrokimyasal hızda iletip olası elektromanyetik alanda birleştirmektedir. Sistem evrimsel süreçin çok erken evrelerinde çok hücreli hale geçişin sonraları kendi yapısından haberdarlığı ve cevap oluşturmada hücreler arası daha basit iletişim sinir ağlarına dönüşmüş olmalıdır. Gelişimin ileri evrelerinde duyular artmış, düzenlenip gelişmiş, sinir ağları organizasyonu artarak canlının çevre ile etkileşimi belirginleşmiş görünmektedir. Duyulardan alıp zamanla hafızamızda biriktirdiğimiz bilgileri farklı şekillerde düzenleyip, deneyimlerimizle birleştirip yeni şeyler düşünürüz. Aslında bişey öğrenirkende böyledir. Çünkü sistem birleştirip anlam çıkarmaya, tanımlamaya evrilmiştir. Bilgi yani enerji düzenliyor görünmekteyiz. Tabi bu sadece düşünsel anlamda deyil. Canlılar sonuç olarak entropiyi artırsalarda açık sistemde enerjide düzenliyor görünümündeler. Her şey çevresiyle etkileşmekte olduğu anlaşılmaktadır. Canlılıkta çevreyle etkileşiminde evrilip var olabilmiştir. Bilinçte canlının çevreyle ve kendisiyle çoklu bağlantısallıkla çok yoğun organize etkileşiminin sonucudur. Öyleki etkileşim kendi sistemleriyle vücuda yayılıp etkileri duyularla tekrar algılanmalıdır. Beyinde cortex yani beynin en üst 6 katmandan oluşan kabuğu ve beynin alt kısımlarındaki nöron gölcüklerinde izolasyon maddesi olan myelin kılıfı yoktur. Bilincimizin temelde elektromanyetik alanda oluştuğunu düşündürüyor. Bilincin duyuların duyusu olduğunu içeriğinden anlayabiliriz. Canlılık çok ilginç belkide evrenin en ileri evrensel enerji alanıdır.Duygular ne olabilir? kaynaklarını duyulardan mesela dil, burun, cinsel organlardan... alan evrimsel süreçte bilgi düzenleyip oluşturma yeteneğimizin az olduğu dönemlerdeki davranış modellerimiz , bizi bütünleyen , zamanımızı sürdüren, düşüncelere moral ve motivasyon verebilen bügünki yani neocortex'in köken aldığı nöron ağı oluşumları, limbik sistemdirler. İnançta bir duygudur ve düşünceyi uzun zamanda motive eden, zamanda sürdüren nöron ağlarının bağlantısallığını ve enerjisini veren önemli duygulardandır. Yani evrimsel bir duygudur. Duyguları eğer olumsuz yönlendirilirse o zamanda zihni böler enerjisini düşürürler.

Yunus Ilik 5 yıl önce 0
0

BİLİNÇ Bilinç canlılığın koşulu olarak gözükmüyor. Bilinç nerde başlar cevabı zor ama canlılarda gelişmişlik düzeyine göre daha gelişmiş olduğu anlaşılıyor. Diğer canlılardada kendilerine has bilinç olmalıdır. Şöyle bir düşüncem var. Bilinç ile zaman algısı paralel olmalıdır. Bu sadece ışığa, sıcağa ,soğuğa bağlı zaman ölçme deyil tabii. Şunu gördüm zamanın örülmesi nöronal örülmeye, bağlantısallığa eşdeğer gözüküyor. Aynı durum bilinç içeriği içinde geçerli görünüyor. Ve şöyle bir sonuca ulaştım beynimizdeki zaman doğal zaman içinde oluşmuş bir zamanlamadır. Ve değişkendir. Acaba minimum içerikli bilinç oluşabilmesi için ne kadar zamanda ve ne kadar yoğunlukta bilgi, nöron etkileşimi gerekiyordur?Bilinç oluşabilmesi için alınan bilgilerin organize etkileşip etkileşimin sistemide etkilemesi ve çevresel etkileşim gerekli görünmektedir. Tabii canlılar için bu doğal ve etkileşim sonrası aynı kalması olası deyil zaten. Enazından sürdürülebilir evrimi için bilgisayarlardada böyle olmalı belkide. (Matrıx'in sonunda ajan smith nasıl siliniyor?Bunu pek önemseyen olmamış. Yada gözden kaçmış. Enazından sorduklarım) Bilinç: Duyuların duyusu, yeni bir duyudur denebilir.Şöyleki; Beş duyu organımız evet ancak tüm bedenimizi duyu organlarından oluşan bir sistem olarak alırsak yanlış olmaz. (Bir örnek, cinsel organlardanda taşınan, sadece derinin yeterli olmadığı cinsel duyular)Çünkü beynimiz bedenimizin yaklaştırılıp haberleşmesi kolaylaştırılmış temsilinide içermektedir. Tek bir duyu yoluyla ulaşamadığımız doğanın bilgisine farklı duyu yollarıyla ulaşabiliyoruz. Nedeni açık ışık ve ses örneğini versem yeterli. İşte farklı duyulardan alınan bir olayın bilgilerini tekrar birleştirip olayı oluşturuyoruz. Aldığı bilgileri elektrokimyasal hızda iletip olası elektromanyetik alanda birleştirmektedir. Sistem evrimsel sürecin çok erken evrelerinde çok hücreli hale geçişin sonraları kendi yapısından haberdarlığı ve cevap oluşturmada hücreler arası daha basit iletişim sinir ağlarına dönüşmüş olmalıdır. Gelişimin ileri evrelerinde duyular artmış, düzenlenip gelişmiş, sinir ağları organizasyonu artarak canlının çevre ile etkileşimi belirginleşmiş görünmektedir. Duyulardan alıp zamanla hafızamızda biriktirdiğimiz bilgileri farklı şekillerde düzenleyip, deneyimlerimizle birleştirip yeni şeyler düşünürüz. Aslında bişey öğrenirkende böyledir. Çünkü sistem birleştirip anlam çıkarmaya, tanımlamaya evrilmiştir. Bilgi yani enerji düzenliyor görünmekteyiz. Tabi bu sadece düşünsel anlamda deyil. Canlılar sonuç olarak entropiyi artırsalarda açık sistemde enerjide düzenliyor görünümündeler. Her şey çevresiyle etkileşmekte olduğu anlaşılmaktadır. Canlılıkta çevreyle etkileşiminde evrilip var olabilmiştir. Bilinçte canlının çevreyle ve kendisiyle çoklu bağlantısallıkla çok yoğun organize etkileşiminin sonucudur. Öyleki etkileşim kendi sistemleriyle vücuda yayılıp etkileri duyularla tekrar algılanmalıdır. Beyin cortex’inde yani beynin en üst 6 katmandan oluşan kabuğu ve beynin alt kısımlarındaki nöron gölcüklerinde izolasyon maddesi olan myelin kılıfı yoktur. Bilincimizin temelde elektromanyetik alanda oluştuğunu düşündürüyor. Bilincin duyuların duyusu olduğunu içeriğinden anlayabiliriz. Canlılık çok ilginç belkide evrenin en ileri evrensel enerji alanıdır.Duygular ne olabilir? kaynaklarını duyulardan mesela dil, burun, cinsel organlardan... alan evrimsel süreçte bilgi düzenleyip oluşturma yeteneğimizin az olduğu dönemlerdeki davranış modellerimiz , bizi bütünleyen , zamanımızı sürdüren, düşüncelere moral ve motivasyon verebilen bügünki yani neocortex'in köken aldığı nöron ağı oluşumları, limbik sistemdirler. İnançta bir duygudur ve düşünceyi uzun zamanda motive eden, zamanda sürdüren nöron ağlarının bağlantısallığını ve enerjisini veren önemli duygulardandır. Yani evrimsel bir duygudur. Duyguları eğer olumsuz yönlendirilirse o zamanda zihni böler enerjisini düşürürler.

Yunus Ilik 5 yıl önce 0
0

Bilinç canlılığın koşulu olarak gözükmüyor. Bilinç nerde başlar cevabı zor ama canlılarda gelişmişlik düzeyine göre daha gelişmiş olduğu anlaşılıyor. Diğer canlılardada kendilerine has bilinç olmalıdır. Şöyle bir düşüncem var. Bilinç ile zaman algısı paralel olmalıdır. Bu sadece ışığa, sıcağa ,soğuğa bağlı zaman ölçme deyil tabii. Şunu gördüm zamanın örülmesi nöronal örülmeye, bağlantısallığa eşdeğer gözüküyor. Aynı durum bilinç içeriği içinde geçerli görünüyor. Ve şöyle bir sonuca ulaştım beynimizdeki zaman doğal zaman içinde oluşmuş bir zamanlamadır. Ve değişkendir. Acaba minimum içerikli bilinç oluşabilmesi için ne kadar zamanda ve ne kadar yoğunlukta bilgi, nöron etkileşimi gerekiyordur?Bilinç oluşabilmesi için alınan bilgilerin organize etkileşip etkileşimin sistemide etkilemesi ve çevresel etkileşim gerekli görünmektedir. Tabii canlılar için bu doğal ve etkileşim sonrası aynı kalması olası deyil zaten. Enazından sürdürülebilir evrimi için bilgisayarlardada böyle olmalı belkide. (Matrıx'in sonunda ajan smith nasıl siliniyor?Bunu pek önemseyen olmamış. Yada gözden kaçmış. Enazından sorduklarım) Bilinç: Duyuların duyusu, yeni bir duyudur denebilir.Şöyleki; Beş duyu organımız evet ancak tüm bedenimizi duyu organlarından oluşan bir sistem olarak alırsak yanlış olmaz. (Bir örnek, cinsel organlardanda taşınan, sadece derinin yeterli olmadığı cinsel duyular)Çünkü beynimiz bedenimizin yaklaştırılıp haberleşmesi kolaylaştırılmış temsilinide içermektedir. Tek bir duyu yoluyla ulaşamadığımız doğanın bilgisine farklı duyu yollarıyla ulaşabiliyoruz. Nedeni açık ışık ve ses örneğini versem yeterli. İşte farklı duyulardan alınan bir olayın bilgilerini tekrar birleştirip olayı oluşturuyoruz. Aldığı bilgileri elektrokimyasal hızda iletip olası elektromanyetik alanda birleştirmektedir. Sistem evrimsel sürecin çok erken evrelerinde çok hücreli hale geçişin sonraları kendi yapısından haberdarlığı ve cevap oluşturmada hücreler arası daha basit iletişim sinir ağlarına dönüşmüş olmalıdır. Gelişimin ileri evrelerinde duyular artmış, düzenlenip gelişmiş, sinir ağları organizasyonu artarak canlının çevre ile etkileşimi belirginleşmiş görünmektedir. Duyulardan alıp zamanla hafızamızda biriktirdiğimiz bilgileri farklı şekillerde düzenleyip, deneyimlerimizle birleştirip yeni şeyler düşünürüz. Aslında bişey öğrenirkende böyledir. Çünkü sistem birleştirip anlam çıkarmaya, tanımlamaya evrilmiştir. Bilgi yani enerji düzenliyor görünmekteyiz. Tabi bu sadece düşünsel anlamda deyil. Canlılar sonuç olarak entropiyi artırsalarda açık sistemde enerjide düzenliyor görünümündeler. Her şey çevresiyle etkileşmekte olduğu anlaşılmaktadır. Canlılıkta çevreyle etkileşiminde evrilip var olabilmiştir. Bilinçte canlının çevreyle ve kendisiyle çoklu bağlantısallıkla çok yoğun organize etkileşiminin sonucudur. Öyleki etkileşim kendi sistemleriyle vücuda yayılıp etkileri duyularla tekrar algılanmalıdır. Beyin cortex’inde yani beynin en üst 6 katmandan oluşan kabuğu ve beynin alt kısımlarındaki nöron gölcüklerinde izolasyon maddesi olan myelin kılıfı yoktur. Bilincimizin temelde elektromanyetik alanda oluştuğunu düşündürüyor. Bilincin duyuların duyusu olduğunu içeriğinden anlayabiliriz. Canlılık çok ilginç belkide evrenin en ileri evrensel enerji alanıdır.Duygular ne olabilir? kaynaklarını duyulardan mesela dil, burun, cinsel organlardan... alan evrimsel süreçte bilgi düzenleyip oluşturma yeteneğimizin az olduğu dönemlerdeki davranış modellerimiz , bizi bütünleyen , zamanımızı sürdüren, düşüncelere moral ve motivasyon verebilen bügünki yani neocortex'in köken aldığı nöron ağı oluşumları, limbik sistemdirler. İnançta bir duygudur ve düşünceyi uzun zamanda motive eden, zamanda sürdüren nöron ağlarının bağlantısallığını ve enerjisini veren önemli duygulardandır. Yani evrimsel bir duygudur. Duyguları eğer olumsuz yönlendirilirse o zamanda zihni böler enerjisini düşürürler.

Yunus Ilik 5 yıl önce 0