• +1

    Çekirdek tepkimesi sonucu kütlenin korunamamasının sebebi nedir?

    Mr.Physics 03 Temmuz 2017
  • +1
    Sayın Mr. Pyhsics, sorunuzu , 'eğer uygun görürseniz', "Niye bazı maddeler bozunabilirken, bazıları bozunmaz ?" şeklinde genişletebilir miyiz? Verilecek cevapları ilgiyle bekliyorum. (Bu konuda bilgi ve bakış açısı olarak eksik olduğum için cevaplamaya çalışmıyorum.)
  • 0
    Tabii ki,benim de bu konuda eksiğim var ve aklıma gelen her soruyu size ve internete sormaya çalışıyoum,teşekkürler :D
    Mr.Physics 04 Temmuz 2017
  • 0
    Fisyon ve füzyon reaksiyonları olsun,bozunmalar olsun,lys ygs kitaplarında bu tür tepkimelerde kütlenin korunmayacağı söylenmişti.Bağlanma enerjisi hakkında olabileceğini düşünüyorum fakat yine de emin değilim
    Mr.Physics 04 Temmuz 2017
  • 0
    http://www.elektrikport.com/teknik-kutuphane/kutle-enerji-esdegerligi-ve-cekirdek-tepkimeleri/10070#ad-image-0 Füzyon ve fisyon reaksiyonlarında kütlenin azalacağı burada söyleniyor
    Mr.Physics 04 Temmuz 2017
  • +1
    Kütle ve enerji denkliği şeklinde bilimsel çözümleme yöntemleri vardır. Bilimsel olarak bir sistemin incelenmesi bu şekilde yapılmaktadır.

    Konuya çok az hakim olduğumdan sadece bilimsel yöntemin nasıl işlediğini belirtmek istedim. Örneğin güneş için sadece kütle denkliği kurduğunuzda giren ve çıkanlar eşit olmayacaktır. Bu yüzden ürettiği enerjinin ne kadarlık hidrojen kütlesine tekabül ettiği kütle ve enerji denkliklerinin ortak çözülmesiyle bulunur.

    Bildiğim kadarıyla atom içerisindeki ortalama kinetik enerji bir noktadan sonra elektromanyetik kuvvetin etkilerinden daha kuvvetli bir noktaya geliyor. (aşırı yüksek sıcaklık) Bu noktadan sonra artık bu çekirdekler güçlü nükleer kuvvetten oluşan bağ enerjilerini diğer çekirdeklerle birleşme sonrasında tekrar düzenleyerek olabilecek en az enerji gerektiren kararlı duruma gelmeye çalışırlar. Bu noktada ise azalan kütle de quarkların kinetik enerjilerinin azalması ve aynı zamanda gluon alanından da bir miktar enerjinin salınması şeklinde gerçekleşmekte. Aslında parçacık sayısı değişmiyor dahi olabilir bu konuda bir bilgim yok. Ama kütke korunmamaktadır.
    Vide supra 04 Temmuz 2017
  • +1
    Sayın Vide Supra'nın cevabını okurken aklıma geldi. Aralarında bir bağlantı yok gibi gözüküyor ama...

    Yazıyı okurken kafamda canlanan kavramı size soru olarak aktaracağım...
    "Elimizde sağlam karbon fiber bir ip ve ucunda da karbon fiberin yoğunluğundan birazcık daha fazla bir ağırlık var.
    Bunu mesela, saniyede 5000 devir yapan bir motora bağlayıp, çalıştırıyoruz.
    Bu şekilde ip ve ucundaki ağırlık ile merkezkaç kuvveti yönünde bir (sistem) alanı oluşturuyor.
    Bu alan, bir kuvvetle karşılaştığında; (örneğin bir akışkan dalgası rüzgar, su yolladığımızda) ilişkileri nasıl olur?

    Öngörüm; Gerçekte tek ince bir ip olmasına rağmen, motor arkasında saptanan kuvvetin, tek bir ip yüzeyinden çok, döngü frekansına bağlı olarak işgal edilen alanla ölçülebilecek bir toplam kuvvet olacağı yönünde...(Frekans artıkça akışkanın niteliklerine göre sızma azalacak ve bir noktadan sonra hiç sızma olmayacak.)

    Kafamda canlanan kavram bu ama; aralarındaki ilişkiyi görebilmiş ya da kurabilmiş değilim...


  • 0
    Necmi bey enerjinin bir nevi izini sürerek işlem yapmak için sistemlerde bu denklikler kurulması önemli bir yöntemdir. Bu kişisel bir yaklaşım değil bilimsel bir metottur.

    Elbrtte kütlenin tamamen yok olup korunmadığından değil, belirli bir sistem çevresinde kurulan denkliklerde nereye ve nasıl taşındığı ya da başka bir forma dönüşüp dönüşmediği üzerine konuşulur. Güneş için ölçülme yönteminin önce enerji hesabı ve ardından bu enerjiye tekabül eden kütlenin ölçülmesi olarak yapıldığını belirtmiştim. Yani güneşin kütlesi azalmıştır ve çekirdek tepkimelerinde kütle korunmamaktadır.

    Kuark sayısı değişmeyebilir fakat atomun %99 kütlesinin içerisindeki parçacık kinetik enerjisi ve gluon bağ enerjisinden geldiğini bilmekteyiz. Eğer bu bağ enerjisi ve parçacık hızları ile bir şekilde oynarsanız kütle değişecektir. Füzyonda meydana gelen kütle azalmasının çok büyük kısmı bu enerjinin form değiştirmesidir diyebiliriz.
    Vide supra 04 Temmuz 2017
  • 0
    Güneş gerçekten kütle kaybetmez derken tam olarak neyi kastediyorsunuz necmi bey? Yani güneşlerin kütlesinin zamanla azalmadığını mı düşünüyorsunuz?
    Vide supra 04 Temmuz 2017
  • 0
    Güneşin yüzeyinden kaybettiği radyasyonun bedeli kütledir. Kaybedilen enerjiyi kabul etmemek güneşin dünyayı ısıtmadığını söylemek ile aynı anlama gelecektir.

    Güneş kaybettiğinden daha fazla enerji üretebilir fakat bu zaten kütlenin enerjiye dönüşmesinden dolayı gerçekleşir ve neticede kütle çekimi ve iç basınç kaçınılmaz olarak dengelenecektir.

    Fakat asıl yaklaşım bu değildir. Güneşin çevresinde görünmez bir sistem sınırı çizdiğinizi düşünmeniz gerekir. Bu sınırdan geçen kütle ya da enerji miktarının hesaplanması sonucunda ancak bir sonuca varabilirsiniz. Güneşin kaybettiği kütleyi hesaplarsanız bunun tam olarak bu şekilde yapıldığını görebilirsiniz. Yaklaşık 5.7 bin kelvin sıcaklığındaki yüzeyinin siyah cisim ışıması olarak karşılığı bulunarak bütün yüzey alanından kaybettiği enerji hesaplanır. Ardından bu enerji miktarının kütle-enerji denkliği sayesinde ne kadar hidrojen kütlesine eşit olduğu hesaplanmaktadır. Burada dolaylı bir anlatım yoktur. Güneş yaydığı radyasyon sonucunda kütle kaybeder ve zamanla etrafındaki gezegenlerin yörüngeleri bile çok az da olsa bu azalan kütle çekiminden etkilenecektir.
    Vide supra 04 Temmuz 2017
  • 0
    Sayın Vide Supra,Fisyon ve füzyon reaksiyonlarında çıkan enerji,bu kütle kaybından mı meydana geliyor?
    Mr.Physics 04 Temmuz 2017
  • 0
    Şöyle bir internete ve bu konudaki yazılara baktım...

    Mevcut sayısal verilere göre (wikipedia %1 ile %7 arası diyor ama) doğduğu zaman ki (5 milyar yıl önce) kütlesinin ortalama %3'ünü kaybetmiş. Kızıldev (1.7 milyar yıl sonra yaklaşık) - ardından beyaz cüce aşamaları dahil 5 milyar yıl daha ömür biçiliyor.
    Rakamlar düşününce basit gibi gözükse de, dünyaya düşen tüm güneş enerjisi toplamı, tüm dünyanın 1 yıllık tüketiminden fazlaymış.
    Devasa bir enerji savrulması ama güneşin potansiyeline oranla hala çok düşük.

    Bu arada kaybolan kütle karşılığı, birleşen maddenin parçacıklarından gelmiyor. Mecazi olarak, Bence; "Saniyede 5000 devir yapan motora bağlı ipin momentumundan" geliyor... :-).
    Motordan ya da ucundaki ağırlıktan değil.
  • +1
    Sayın mr. Physics açıkçası fisyon reaksiyonunu gerçekten bilmiyorum. Mühendislik kısımları haricinde ilgimi çekip ayrıntılı olarak araştırmadım bile. Emin olun Necmi bey benden çok daha iyi biliyordur.

    Muzaffer beyin alakalı bir sorusunu cevaplarken hesaplamaları yapmıştım necmi bey, güneş çoktan yok olmuş olmuyor sizin de denemenizi tavsiye ederim.

    Şaka nir yana kimyasal reaksiyonların davranışlarını anlatarak nükleer bir tepkimenin kütle kaybetmediğini belirtmeye çalışmanız doğru değildir. Füzyon ile fisyona çekirdek tepkimeleri olarak aynı murallara tabi değildir. İki hidrojen elementinin füzyonunda binde 7 lik kütle, alfa parçacıklarının kinetik enerjisine ya da radyasyona dönüşerek sistemden uzaklaşır. https://en.m.wikipedia.org/wiki/Nuclear_fusion

    Elbette diğer kütle ise artık hidrojen elementi değil helyuma dönüşmüştür, fakat hepsi değil. Daha ayrıntı model gluon alanı ve güçlü nükleer kuvvetin davranışı ile açıklanmakta dilerseniz kendiniz araştırabilirsiniz. Kaybolan kütlenin hangi parçacık olduğunu ya da hangi enerjiyle nasıl uzaklaştığını da bulacağınızdan eminim.

    Güneşin kütle kaybettiğini bildiğimizden dolayı kütleçekiminin zamanla çok düşük de olsa azalacağını söylemenin yanlış bir tarafı yoktur.

    Gerçekten güneşin kütleyi enerjiye çevirmediğini, e=mc2 ile hesaplanan kütle değerinin de bu enerjiyi betimlemek için gösterilmiş bir farazi örnek olduğunu düşünüyorsanız bu konuyu çok yanlış anlamış olmalısınız. Böyle düşünüyorsanız tabi. Peki güneşin bu enerjisinin nereden geldiğini düşünüyorsunuz?


    Vide supra 04 Temmuz 2017
  • 0
    Peki, benceleri konuşacaksak bunu baştan belirtmenizi istirham edeceğim necmi bey. Daha önce benzer eleştirileri burada bir çok arkadaşa yönelttik ve kendi fikirlerini-çok az kısmını dahi olsa- bilimsel bir bilgiymiş gibi gösterilmesinin yanlış olduğunu söyledik. Özellikle siz söylediniz.

    Bu yüzden bir fikir belirtirken bunun hangi kısımlarının kendi fikriniz olduğunu açıklamanız gerektiğini ben de size hatırlatmak istiyorum. Bilinen hakim bilimsel görüşü belirtir, ardından kişisel fikirler üzerinden beyin fırtınası yapabiliriz.
    Vide supra 04 Temmuz 2017
  • +1
    Necmi Bey salt maddesel kütle kaybı şeklinde olayı ele alırsak, Haklı gibisiniz. Diğer yandan potansiyelden, stoktan enerji kaybı açısından da , Vide Supra da haklı gibi...
    O zaman çatışma sebebiniz; birinizin haklılığı, diğerinin hatalı oluşundan dolayı değil, yanlış anlaşılma ve farklı açılardan olayı ele almaktan kaynaklanıyor bence...

    En başta hepimiz biliyoruz ki (bu arada yazacaklarımın çoğu sizlerden öğrendiklerimi sizlere satmak :-) hareket halindeki kütleyi direk ölçemesek de (bu durumda neye göre nirengi alacağız?) bir yolu var. Etrafına uyguladığı kütleçekim kuvvetinden... Bu kuvvete neden olan nesnenin (uzaklıkta biliniyorsa) kütlesini hesaplayabiliriz. Newton bile yeterli yol gösterici olarak. (Yoğunluğunu, hacmine göre buluruz sonra...)

    Güneşin durumu da benzer. İçinde yüksek hızda hareket eden bir çok parçacık var. Bunları çok yüksek hızlarda uzaya salmasından dolayı da biliyoruz. Peki bu parçacıkların momentumlarından kaynaklanan ek-zahiri kütle de, güneşin kütle çekim gücüne katkıda bulunmuyor mu?
    Elbette bulunuyor olmalı...
    Yani kütleçekim gücünü hesapladığımız güneş bu kuvvetin bir kısmını sahip olduğu maddenin kütlesinden alırken, bir kısmını da bu madde parçacıklarının momentumundan alıyor olmalı...

    Bu şekilde olunca, her ikinizde kendi açınızdan haklısınız.

    Hidrojenler birleşiyor, helyum oluyor, onlar lityum, vs.vs. En son demire kadar gidiyor bu birleşmeler.
    Güneşte "toplam maddesel parçacık sayısı", dışarı attıkları haricinde çok az oluyor. Belki ondan daha çoğunu kütleçekim alanına düşen astroid ve tozlardan alıyordur. (Bu kısmı tamamen atmasyon, doğrusunu bilmiyorum.)

    Ama diğer yandan, güneşin bu kadar enerji yayması karşılığında, bir şeyleri de kaybetmesi gerekir.
    Bu kaybettiği de fotonlar ve ısı halinde yüklenmiş enerjidir. (Diğer kütleli temel parçacıkları ve onların momentumlarına yüklenmiş olanları göz ardı ediyorum, anlatım kolaylığı açısından...)

    ("Bence'm" de, temel kuvvetler EGD'nin sonuçları ama konuya tekrar girmeyeceğim :-)

    Parçacıkları bir arada tutan temel kuvvetler, güçlü ve zayıf kuvvetler, hem füzyon hem de fizyon esnasında bozuluyorlar.

    Bu bozulma esnasında, onları sabit tutmaya yarayan (bence; kuvvete karşı gösterdikleri tepki) temel kuvvetlerin enerjisi serbest kalıyor. Üzerinde tartışdığımız nükleer enerjinin kökeni bu...

    Güncel fizik diliyle, bağlar kırılınca enerji açığa çıkıyor. Daha sonra parçacıklar tekrar düzenli ve kararlı bir duruma geçmek için birleşirken, bu sefer daha büyük bir sistem oluşturuyorlar. (Niye? Bunu bilmiyorum-anlamadım henüz...)
    Yani temel kuvvet bağları, yeni atomun temel parçacıklarını bir araya getirmek için tekrar inşaa ediliyor. Bu yıldız merkezinde o kadar zor olmasa gerek çünkü etraftaki basınç ve ısı çoğu parçacığı özdeş davranmaya zorluyor olmalı.
    (Belki güneşin merkezinde de olsa, parçacıkların etrafa karşı nötr ve kararlı bir sistem oluşturup, homojenleşmeye çalıştıkları içindir...)

    Bence, 5000 devirlik motora bağlı sicim, bu hızdayken bize 2 boyutlu bir yüzey gibi gözükür. Eğer hızından çok daha düşük (etki) hızlardaysak, bize katı bir plaka gibi bile tepki verebilir.
    Sicim ucundaki parçacığında, o anda nerede olduğunu bilmemiz imkan yok...:-) (Elektron bulutu gibi...)
    Ama bu devri sağlayan enerji, sistem bozulduğu anda bir şekilde açığa çıkacaktır.
    Sonuçta ipte, motorda elimizde olduğu halde, ipe ve ucundaki parçacığa yüklediğimiz enerji artık aynı sistemde olmayacaktır.
    Tam aynı olmasa da buna özdeş bir mantık olması gerektiğini düşünüyorum.

    Bilimciler, nükleer enerjiyi; maddenin enerjiye dönüşmesinden çok, maddenin bütünlüğünü sağlayan ve kütlesine dahil olmuş olarak tespit edilen enerji bağlarının serbest kalması olarak tanımlıyorlar. Yorumumda bu yaklaşıma dayalı.
  • +3
    Çekirdek tepkimeleri sonrasında kütle korunmaz, yani tepkimeye giren parçacıklar ile tepkime sonrasında oluşan parçacıkların kütlesi farklıdır. Bunun açıklaması kısaca "E=mc2" dir. Kütle korunmaz ama enerji daima korunur. Örneğin güneşteki füzyon tepkimelerini ele alalım: Güneş çekirdeğinde 2 adet hidrojen atomu yüksek basınç ve sıcaklık altında birleşerek helyum atomunu meydana getirirler. bu sırada bir adet nötron ve enerji ortaya çıkar. Yani denklem şöyle olur: H + H = He + n + enerji. Şimdi bu denklemde denklemin sol tarafında olan 2 adet hidrojenin ağırlığı, sağ taraftaki helyum ve nötronun ağırlığından daha fazladır dolayısı ile kütlede azalma meydana gelmiştir. Bu kütle kaybı farazi değil gerçektir, bildiğimiz şekilde bir kütle kaybıdır yani tepkimeye giren parçacıklar ile tepkimeden çıkan parçacıkları hassas bir tartı ile tartarsanız tepkimeden çıkan parçacıkların kütlesinin daha az olduğunu görebilirsiniz. Bu eksik kütlenin sebebi tepkime sonrasında açığa çıkan enerjidir. Kütlenin bir kısmı artık parçacık olarak değil, enerji olarak yoluna devam etmiştir dolayısı ile kütlenin ortadan yok olması gibi bir durum söz konusu değildir, sadece bir dönüşüm söz konusudur.
    Güneşin kütlesi her saniye yaklaşık olarak 4 milyar ton azalmaktadır. Aynı şekilde güneşi de tarttığımızda, tartımızın ibresinin her saniye 4 milyar ton azaldığını görebilirsiniz yani güneş her saniye 4 milyar tonluk kütlesini uzaya enerji olarak saçmaktadır ve dolayısı ile ortada yok olan bir şey yoktur.
    Mehmet Ali 05 Temmuz 2017
  • 0
    Bu tarz kişisel konuları ve iddiaları konuşmamayı tercih ederim.

    Burada olan ise güneşin enerji ve kütle kaybetmediğini söylemeniz üzerine sizi sorguladığım için + vermek yerine aklımdaki soruları ve doğruları buraya yazmaktan ibaret.

    Böylesine temel bir bilginin yanlış olduğunu söylediniz ve hiç bir tepki beklemeden kendinizi erişilemez/eleştirilemez bir yere çekmeye çalışıyorsunuz. Evet peki neden kimsenin yazdıklarınıza bu bence yanlıştır diyerek dahil olamadığını düşünmenizi rica edeceğim
    Vide supra 05 Temmuz 2017
  • 0
    Vide supra,

    Yukarıdaki bazı arkadaşlar maalesef günümüz fizik kurallarını kabul etmiyorlar. En temel fizik kurallarını kabul etmek yerine kendi hayal dünyalarındaki fizik teorilerini geliştiriyorlar. Ben daha önce çok defa kendilerine anlatmaya çalıştım ama başaramadım. Bu sebeple kendileriyle direkt olarak tartışmaya girmenizi tavsiye etmem. Güneşteki kütle kaybını tartışmaya bile gerek yok. Sebebini bir asır önce zaten Einstein açıklamış, bu konuda daha fazla kafa bulandırmanın anlamı yok:)
    Mehmet Ali 05 Temmuz 2017
  • 0
    Soru o zaman şöyle değişti:Fisyon ve füzyonda çıkan enerjinin kaynağı nereden geliyor?Güzel ülkemiz vikipediyi hala açmadığı için o siteye uğramakta zorluk çektşm fakat bir yolunu buldum,vikipedi'de der ki:

    Nükller bağ enerjisi atomun çekirdeğini bileşenlerine ayırmak için gereken enerjidir. Bu bileşenler nötron, proton ve nükleondur. bağ enerjisi genelde pozitif işaretlidir,çünkü çoğu çekirdek parçalara ayrılmak için net bir enerjiye ihtiyacı vardır. Bu yüzden, genelde bir atomun çekirdeğinin kütlesi ayrı ayrı ölçüldüğünde daha azdır. Bu fark nükleer bağ enerjisidirki bu enerji birbirini tutan bileşenlerin uyguladığı kuvvet tarafından sağlanır.Çekirdeği bileşenlerine ayırırken,kütlenin bir kısmı büyük bir enerjiye dönüştürülür(Einstein ın denklemine göre E=mc2)bu yüzden biz kısım kütle eksilir, eksik kütlede bir fark yaratır çekirdekte. Bu eksik kütle kütle eksiği diye bilinir ve çekirdek oluşurken çıkan enerjiye takabül eder.

    Bağ enerjisi terimi birden fazla nükleonla oluşan çekirdek bileşenlerine arılıkken ki enerji dengesine denk gelir, ve bu durumda bağ enerjisi bileşenler için daha büyük olacaktır.Eğer yeni bir bağ enerjisi varsa hafif çekirdek füzyondanken veya ağır fizyondayken bir enerji kaybı gerçekleşecektir. Bu enerji, nükleer enerji, ,nükleer silah ve elektrik üretmek için kullanılabilir. Büyük çekirdek fizyona girerse , çıkan enerji fotonlar (gamma ışınları) ve çıkan diğer parçacıkların kinetik enerjisi olarak çıkar.
    Mr.Physics 05 Temmuz 2017
  • +1
    hidrojenden helyuma dönüşüm işleminde 2 hidrojen değil 4 hidrojen birleşir....2 hidrojenden 1 er proton ve elektron alır diğer 2 hidrojende ise elektronlar protona düşer ve nötron olur...
    zaten helyum hidrojenden 4 kat daha ağır bir element...ama 4 hidrojen toplam ağırlığı 1 helyumdan daha fazla....
    4 hidrojen → helyum-4 + 2 nötrino.

    Bu süreç sonunda oluşan ürünlerin kütlesi, tepkimeye giren dört hidrojen atomunun kütlesinden daha azdır. Kütledeki bu azalma E = mc2 formülüne göre enerjiye dönüşür. Güneş'te meydana gelen çekirdek tepkimeleri ile her saniye yaklaşık dört milyon ton kütle enerjiye dönüşüyor. Toplam kütlesi yaklaşık 2 x 1030 kilogram olan Güneş'in yaklaşık 5 milyar yıl daha bu şekilde enerji üretmeye devam edeceği düşünülüyor.
    kynk: http://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/gunes-enerjisinin-kaynagi-nedir
  • 0
    Karanlık Profil'in verdiği linkte sayılar daha belirgin. Bu sitede, yazılmasına imkan olmadığı için mesela "10 üzeri 30" , (1030 ) olarak yansıyor.
    Ayrıca bu birleşmenin aşamaları da kademe kademe konmuş...
    Tübitak kökenli olduğu için (olumsuz şahsi düşüncelerime rağmen) hakem heyetinden geçtiğini düşünüp, verilere güveniyorum.

    İşin kötü yanı; sayılarda, verilerde, kaç hidrojenin kaç helyum'a dönüştüğünde, çıkanların; Ne? ve Ne kadar? olduğunda genel olarak site takipçileri olarak "çuvalladık".... :-(

    Doğru rakamlar veren oldu ama... Yazdıkları eridi gitti aralarda...
    Sanırım salt kendi yazdıklarımızı gözden geçirme ve bilmsel açıklamalarla kıyaslama zamanı...
  • +1
    Yukarıda yazdıklarım için bir kaç düzeltme yapayım:
    Verdiğim denklem doğru fakat H + H ağır helyum olacak yani 1 adet nötronu olan Hidrojen (döteryum) ve 2 adet nötronu olan hidrojen (trityum) atomunun birleşmesi sonrasında açığa enerji ve 1 adet nötron çıkıyor.
    Güneşin açığa çıkardığı enerji her saniye 4 milyar kg'dır.
    Hidrojen atomları birleşerek helyuma dönüştüğünde toplam kütlede %0,7 azalma oluyor. Azalan kütle enerjiye dönüşüyor ve bu sayede güneş enerji saçıyor. Bu azalan kütle, helyum atom çekirdeğinin bir arada durabilmek için ihtiyacı olan bağ enerjisinin, tepkimeden önceki hidrojen atomlarının ihtiyacı olan bağ enerjisinden biraz daha az bir enerjiye ihtiyacı olmasından dolayı ortaya çıkıyor. Protonlar, nötronlar ve elektronlar atomun toplam kütlesinin %1-2 sini oluştururlar. "Atomun kütlesi bunlardan oluşmuyorsa geriye kaldı?" diye düşünebilirsiniz: nötron ve protonları birbirine bağlayan enerji hariç hiç bir şey kalmadı. Atomlara kütlesinin %99'unu kazandıran şey parçacıklar değil, atomu bir arada tutan kuvvetlerdir. Hidrojenler helyuma dönüştüğünde çekirdeği bir arada tutmak için daha az enerji gerektiğinden fazla enerji çekirdekten ayrılıyor bu da kütlede % 0.7 yani binde yedi oranında bir azalma meydana getiriyor. İşte güneşin saçtı tüm enerjinin kaynağı, sahip olduğu hidrojenin kütlesinin binde yedisinin enerjiye dönüşmesidir. Dolayısı ile güneş kütle kaybediyor diye endişelenmeye de gerek yok:) Güneşin tüm ömrü boyunca kaybedeceği kütle, toplam kütlesinin sadece binde 7-8'i olacak.
    Mehmet Ali 06 Temmuz 2017
  • +3
    Ayrıca,
    Sayın Necmi Tüfek, burada kırgınlığa, küslüğe gerek yok. Herkes bilgi verirken hata yapmış olabilir. Önemli olan bunu kabul edip düzeltebilmek. Hata üzerinde ısrar etmek durumunda tepki gelmesi çok normal. Ben yanlış bir bilgi gördüğümde eksiliyorum, doğru bilgiyi de artılıyorum, yazanın kim olduğuna bakmam. Burada seninle ve Shibumi ile yıllardır karşılıklı olarak tartışıyoruz. Kimi zaman çok sert tartışmalar oldu ama bunları uzatmaya gerek yok. Düzgün şekilde fizik kuralları dışına çıkmadan tartışmak konusunda bir sıkıntı olmamalı zaten.
    Mehmet Ali 06 Temmuz 2017
  • +1
    Öncelikle Mehmet Ali'ye bizi onurlandırdığı için teşekkür ederim. :-)
    Tatil de kısmet ise pazartesi başlıyor. Ama önce taşınabilir ev içi klima protopimi tamamlamayı umuyorum. (Klimaları sıcak havayı dışarı atma sorununu, başka bir yolla çözdüğümü sanıyorum. Isıyı kabul edilebilir bir şekilde depolama imkanı geliştirdim. Böylece ısıyı hava ile atmak için, dış ünite ya da dışarıya açılan boruya ihtiyacım kalmadı...)

    Bu kadar dikkat dağıttıktan sonra... Mum dibini aydınlatmıyor. Hem yazdıklarımızdaki hataları görmüyoruz, hem de çoğu zaman ortak noktalarını farklı terimlerle ifade edince görmüyoruz gibi..

    4 milyon 600 bin "ton" , ile 4 milyar 600 milyon "kg" arasında fark yok... Ama 4 milyar 600 milyon "ton", 1000 kat büyük bir rakam... %0.7 ile binde 7 arasında bir fark yok.

    Sanırım yazarken, o sayfada ilk kullanılan ölçü değerlerine bağlı kalarak cevap yazmak, daha sonra konu başka alanlara yönelirken de önemli olacak...

    Bunları yazdım, çünkü ortaya çıkan uzlaşmazlıkların bir kısmı bu ölçü birimlerinin farklı ifade edilmesi ve algılanmasından çıkmış gibi...

    Mehmet Ali çok güzel bir noktaya parmak basmış. Bildiğimiz atomların kütlesi içinde, onu oluşturan parçacıkların toplam kütlesi çok düşük bir yüzde de... Atom kütlesinin çoğunu atom içi boşluğa yayılmış ve bağları oluşturan enerji bağlarından oluşuyor. Parçacıkların çoğunun toplamı %3 civarı...

    Necmi Bey'in yaklaşımı açısından bu atomu oluşturan temel parçacık sayısının değişmemesi ön planda gibi. Bu şekilde bakınca; Haklı... Eski temel parçacıklar, yeni oluşan atomda kullanılıyor. Temel parçacık sayısı açısından bir değişme yok.

    Diğer yandan Mehmet Ali ve Vide Supra'da parçacıkları bir arada tutan bağların kırılması sonucu açığa çıkan enerjiye daha çok vurgu yapıyorlar. Proton veya nötron oluşturan temel parçacıklara atıf yapmıyorlar.

    Bu kütle araçları arasına Necmi bey ayrıca parçacıkların hızlarından dolayı sahip oldukları momentumdaki enerjiyi de dahil ediyor ki, bu konuda da o'na hak veriyorum.

    Şimdi elimizde üç tane enerji kaynağı var.
    1) Katı, 3 boyutlu kütleleşmiş parçacıkların enerjisi
    2) Akışkan, 2 boyutlu bu kütleleşmiş parçacıkları bir arada tutan enerji alanının kendisi
    3) Tüm olarak özellikle katı-kütleli parçacıklar üzerinde hızdan dolayı toplanmış ve momentumdaki enerji.

    Güneş'te Hidrojen'den Helyum'a dönüşümde açığa çıkan enerjinin kaynağı hangisi?

    Sorunun temeli bu.

    Eğer önceki ve sonraki kütleli temel yapıtaşı parçacık sayısı değişmiyorsa ki, öyle gözüküyor, geriye bunları "bir arada tutan bağ enerjileri" kalıyor.
    Çünkü momentumlardaki enerji yeni oluşan atomların yapısında da korunuyor gibi... (O yeni atomlarda "hızlı" gibi...)

    Atomların yapısındaki kütlenin büyük çoğunluğunun, bu bağ enerjilerinin Higgs alanı ile etkileşiminden doğduğunu düşünürsek, bu bağ enerjisinin bir kısmının kaybını, genel olarak bir kütle azalması olarak saptanması da normal-doğal olacaktır bence...
    ( Enerji kaybındaki oran çok düşük olabilir ve hatta ivmelendirme ile bu telafi de edebilir. Ama ivmelendirme için de enerji gerekecek...)

    Yıldızların patlamaları konusunda ayrıntılı bilgiye sahip değilim ... Ama mekanizmanın ilginç ve mantıklı aşamalara dayandığını hatırlıyorum...
  • +2
    @burtay hocam ''Eğer önceki ve sonraki kütleli temel yapıtaşı parçacık sayısı değişmiyorsa ki, öyle gözüküyor, geriye bunları "bir arada tutan bağ enerjileri" kalıyor.
    Çünkü momentumlardaki enerji yeni oluşan atomların yapısında da korunuyor gibi... (O yeni atomlarda "hızlı" gibi...)'' cümlenizde parçacık sayısı değişiyor...4 hidrojen atomunun birleşip helyum u oluştururken 4 hidrojenin 2 sinden proton ve elektronları alır diğer 2 hidrojende ise proton elektronu yakalayarak nötrona dönüşür.
    yani;
    4 hidrojen atomu= 4 proton 4 elektron =8 parçacık
    1 helyum atomu= 2 proton 2 elektron 2 nötron = 6 parçacık eksik kalan 2 parçacık ise proton-elektron=nötron olayında +2 nötrino olarak salınıyor...
  • +1
    yıldızların ölümü kara cüce
    http://www.kozmikanafor.com/yildizlarin-olumu-1-kara-cuce/
    yıldızların ölümü beyaz cüce
    http://www.kozmikanafor.com/yildizlarin-olumu-2-beyaz-cuce/
    yıldızların ölümü 3 nötron yıldızı ve karadelik
    http://www.kozmikanafor.com/yildizlarin-olumu-3-notron-yildizi-ve-karadelik/
  • 0
    O zaman, 2 nötrino düzeyinde yanılıyorum. Teşekkür ederim.
  • +1
    Sayın Shibumi,

    Nükleer enerjinin kaynağı işte bu bağ enerjisidir, başka bir şey değil. Füzyon dediğimiz ingilizce kökenli kelimenin türkçesi birleşmedir. Atomlar birleşerek farklı bir elemente dönüşürler. Yeni oluşan elemente fazla gelen enerji dışarı atılır.
    Fisyonun kelimesinin türkçesi ise bölünmedir. Nükleer reaktörlerde gerçekleştirdiğimiz tepkimeler fisyon, yani bölünme tepkimeleridir. Uranyum çekirdeği bir nötron ile bölünerek kripton ve baryum olarak iki ayrı elemente dönüşür ve ihtiyaç duyulmayan bağ enerjisi dışarı atılır.
    İşte dışarı atılan bu enerjiler nükleer enerji olarak yararlandığımız enerjilerdir. Hidrojen ve uranyum uç noktalardaki iki elementtir. Plütonyum bölünmeye, hidrojen ise birleşmeye isteklidir.
    Mehmet Ali 06 Temmuz 2017
  • +1
    Düzeltme: Uranyum bölünmeye, hidrojen ise birleşmeye isteklidir. Plütonyum nereden karıştı bilmiyorum:) Plütonyum yapay elementtir ve o da bölünmeye isteklidir. Nükleer silahların yapımında kullanılır.
    Mehmet Ali 06 Temmuz 2017
  • 0
    Ayrıca Necmi Tüfek'e göre binde yedilik bir oran kütle kaybı sayılmazmış:) kendisine 1kg lık altın yerine aynı fiyata 993 gram altın satarsam kabul edermiymiş acaba merak ettim:)))
    Ayrıca bu binde yedilik oran oran 2 bin 300 adet dünya kütlesine denk geliyor
    Mehmet Ali 06 Temmuz 2017
  • 0
    @Mehmet Ali, uğraşma artık :-)
    Tamam, Haklısın.
  • 0
    Erkan Bey, haksız olsam zaten yanlış biliyormuşum deyip düzeltirdim. Bu kadar basit bunu söylemek:)

    Mehmet Ali 06 Temmuz 2017
  • +1
    Bu arada, burada yıllardır konuşuyoruz tartışıyoruz. Ben diyorum ki İstanbul'da olan arkadaşlar ile bir gün bir araya gelip sohbet edelim, fizik konularında tartışalım. Özellikle uzun zamandır sitenin müdavimleri olan Burtay bey, Necmi Bey, Erkan bey ve gelmek isteyen herkes geleceği bir görüşme olsun isterim. Ne dersiniz?
    Mehmet Ali 06 Temmuz 2017
  • 0
    @mehmet ali beni unuttun ömer bey' i :)
    latife bir yana istanbul bana çok ters yani mersinde çalıştığımdan ötürü istanbula gidip dönmem sıkıntı oluyor...
  • 0
    Teşekkürler, Mehmet bey... Sohbet güzel olabilir.
  • +1
    Bana uzak...Eğer yolum düşerse o şehire bir çayınızı içerim. Davet için teşekkür ederim.
  • +1
    Kusura bakmayın Ömer Bey atlamışım:) Gelebilecekler burada belirtsin. Netleştikten sonra bir organizasyon yapalım.
    Mehmet Ali 06 Temmuz 2017
  • -1
    1-) Güneş (ve diğer yıldızlar) bulundukları sistemin ortasında bulunurlar.
    Ortasında bulundukları sistemin spiral aurosu na eşit oranda görünen cüsseye sahiptirler.
    Kütle gibi görünsede merkezden dışarıya doğru 300000 Sn/Km hızla uzaya başta kuarklar olmak üzere her türlü element atomunu uzaya salarlar.
    2-) Enerji yada elektrik kuarkların genel uzayın içinde , yine aynı uzaya gösterdikleri tepki haline denir.
    Bu tepki ısı olarak da tezahür eder.
    Saygılarımla.
    Muzaffer Erdem
    muzaffer erdem 07 Temmuz 2017
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap