• 0

    Bir ortamdaki dalga, başka bir ortama geçince niye kırılır?

  • +1
    Bir ortamdan başka bir ortama giren dalga kırılır.
    İkinci ortamın yoğunluğuna bağlı olarak Snell yasası bunun temelini açıklamış.
    Daha yoğun ortama giren dalganın frekansı değişmez, dalga boyu artar bu yüzden hızı düşer.

    Şimdiye kadar bu kısmı fizikçileri ve genel ihtiyacı tatmin etti. Daha fazlasını sorgulamadılar bile.

    Ama hiç kimse, farklı bir ortama giren dalganın nasıl aktarıldığı, ne tür bir değişime uğradığını ve bu yüzden dalga boyu genişlediğini, ortamdan çıktığında niçin eski hızına dönebildiğini derinlemesine sorgulamadı.
    Altta yatan mekanizmanın farkında değiliz.

    Bir dalga, yeni bir ortama girdiğinde nasıl bir etkileşim oluyor da kırılıyor? Fikirleriniz...
  • 0
    Yoğunluk, bir şekilde ışığı normale yaklaştırıyor ama nasıl yaklaştırıyor bilmiyorum
    Türker Türksever 01 Haziran 2020
  • 0
    Işığın hızı yoğunluğu farklı olan bir ortama geçtiği zaman değişir. Haliyle de hızı değiştiği için kırılır
    Maxwell 01 Haziran 2020
  • +1
    Burtay Bey,
    Isin edebi kismini guzel yazmissiniz ama haksizlik da etmeyin, kimsenin sorgulamadigina inanmiyorum.
    Tam olarak sorunuzu icermese de, bence bu basliga yine bir bakin, ondan sonra devam edelim.
    https://www.fizikist.com/beyin-firtinasi/41863/
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Sözüm meclisten dışarı. Özür dilerim. (?)
    Tam ve güncel takip yapamayışımın bedeli...
  • 0
    Bende de yonlendirme kabiliyeti varmis, bunu kesfettim.Ozur dilemeyin , Ancak haklisiniz, nedense bu konu uzerine fazla soru sorulmadi diger platformlarda da, genelde "isik hizini gececek olursak" tarzinda sihirli degnek sorulari soruluyor.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Sorunun temelinde, Özel göreliliği açıklama şeklim yatıyor.
    Zaman'ı bir dalga olarak tanımlıyorum. Çok yüksek frekanslı (en yüksek) ve kütle çekim dalgaları gibi fotonsuz.
    Zaman normal uzayda, ışık hızında hareket ederken, bir ortama girdiğinde, bu ortamdaki enerji ünitelerinin (quantum) titreşimleri vasıtasıyla aktarılıyor.
    Bu birimlerin titreşim genlikleri arttığı zaman ise bu zaman dalgalarının "aktarım süresi" uzuyor.
    Çünkü ivmelenme sırasında, sisteme enerji yükleniyor. Bu enerji sistemde momentum olarak hazır duruyor ve yavaşlama ile (sürtünme, çarpma, durma) aktarılıyor.
    Bu işlem gerçekleşmeden önce, sabit hız altında iken sistemin-uzay gemisinin-nesnenin enerji üniteleri arasında bu ivmelenme ile sonradan eklenmiş enerji üniteleri de bulunuyor. Ve bu üniteler, sistemin üniteleri ile girişim yapıyor. Titreşim genlikleri artıyor. Bu da Zaman'ın aktarılma hızını etkiliyor.
    (Aynı bakışı, ışık saati düşünce deneyindeki üçgenin alanının hız ile artması olarak düşünebilirsiniz.)
    Bu bir kırılmadır.

    Aynı kırılma ilkesinin (bence "ilke" tabiki), tüm dalga kırılmaları için de geçerli olduğunu düşünüyorum.

    Bir ortama giren dalganın enerji üniteleri, ortamdaki ünitelerin titreşimleriyle girişim yapar ve genlikleri artırır. Bu da bir sonraki üniteye aktarım süresini uzatır.

    Prizmaya giren beyaz ışık örneği gibi; Titreşim genlikleri her frekansta farklı olacağı için, her dalga boyunun aktarılma süresi de farklılaşır. (Prizmadan renklere ayrılmış gruplar olarak çıkması) Titreşim genlikleri farklı olduğu için, açılarda farklılaşıyor.
    (Daha bunun geometrisini çözemedim)...

    Kısaca kırılmanın ana nedeninin ortamdaki ünit birimlerin titreşimleriyle yapılan titreşim genliklerindeki değişim olduğunu düşünüyorum.

    Mesela ışık çok küçük boyutu ile atom altı parçacıklarla etkileşime girerken (elektron gibi),
    ses düşük frekansından dolayı ortamdaki moleküllerle etkileşime giriyor gibi...
    (Frekans artıkça=dalga boyu azaldıkça, ulaşılan girişim yapılan ünitenin büyüklüğü daha da küçülüyor.)
  • 0
    Diger yandan da gorunur isigin mesela duvardan gecememesi, kendisinden dusuk veya buyuk enerjili fotonlarin ise gecebilmesi ise bu anlamda istisna midir ? Istisnalar kaideyi bozmaktan baska ise yaramiyorlar.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    İstisna olduklarını düşünmüyorum.

    Sadece yeni ortamdaki malzeme ile yaptıkları girişimin genlikleri ile alakalı...
    Sonuçta duvar görünür ışıktaki dalgaların enerjisini absorbe ediyor. Çünkü bu dalga boyları ile kendi malzemesindeki ünitelerin titreşimleri uyumlu. Enerji saçılıyor hatta bir kısmı elektronları uyararak yansıyor. (Uyarılmış elektronlarca salınıyor, renkler.)

    Buna karşılık radyo dalgaları duvarı geçerken, bir kısmı absorbe ediliyor ama bir kısmı aktarılıyor. Demek ki görünür ışığa göre, ortamdaki daha küçük birimlerle etkileşime giriyorlar.
    Sonuçta duvar çok kalın ise, yoğun ise, onlarda bir yerde takılıyor.
  • 0
    Kisacasi radyo dalgalarinin , gorunur isigin, gamma isinlarinin frekanslarinin spektrumdaki yerinin , madde ile yaptiklari girisim ile alakasi yok mudur diyorsunuz ?
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    :-) Hayır. Tam tersi... (demek ki anlatımımda ciddi sorunlar var.)
    Frekansta eşik altı ve eşik üstü olmayla alakalı sadece... Eşik değerleri içinde geçemiyorlar.

    Örnek alakasız ama bağlantı-mekanizma aynı. Elektronlar yörüngelerine (sahip oldukları enerjiye) göre farklı dalga boylarındaki fotonlarla uyarılıyorlar. bir eşik değerleri var. Bu eşik altı ile hiç etkileşime girmez iken, eşik üstü ile kısmı etkileşime giriyor ve fazla olanı atıyor. (Compton). Eşik arasında ise foto elektrik gerçekleşiyor... Gibi...
  • +1
    Superdi. Bu da , varsa eger, evrimi de aciklar. Absorbe edilen enerji araligi, yani gorunur isigi "gorme" yetisi kazanabilmemizin nedeni bu.Bu aralik radyo dalgalarinda olsaydi, onlari gorme, veya onlari algilayacak duyularimiz olabilirdi.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    :-) Bence biraz ara verin. Fazla karıştı, evrim filan... :-)
  • +1
    Anladığım kadarıyla Burtay dalganın maddenin etkileşimleri sonucu aktarıldığını ve dalga yayılırken hızındaki degisime etkilesimlerin sonucunda genliğin arttırmasının sebeb oldugunu ve haliyle de bunun kırılmaya sebeb olduğunu soylüyor
    Maxwell 01 Haziran 2020
  • 0
    Yanlış anladığım bir yer var mı
    Maxwell 01 Haziran 2020
  • 0
    Çok büyük oranda "Doğru özet."
  • 0
    Ancak, sorun su ki, fotonun gercekten genligi var mi, varsa bile genligin fonksiyonu ne ?
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Bir dalga da (veya titreşimde) genlik, dalganın 1 periyodunda sahip olduğu enerji miktarını işaret ediyor.
    Dalga da her n birim enerji artışında, (2.(n^2)) kadar titreşim alanı-genliği genişliyor.
    Veya dalga grafiklerindeki bir periyot içinde dalga fonksiyonunda taranan toplam alan.

    Bunun bir üçgenin alanı olarak düşünebilirsiniz. Taban daraldıkça (dalga boyu), yükseklik artar ve (genlik sahip olunan enerji miktarı) korunur.

    Ana sorun mevcut dalga mekaniğinde, ses ve deprem dalgaları haricinde genlik konusu pek üzerinde durulmuş, düşünülmüş değil.
    Bir dalga denince, herkesin aklına frekans ve dalga boyu geliyor ama genlik pek düşünülmüyor.
    Oysa genlik de (amplitude) dalga içinde önemli.

    Dalga boyu ve frekansı aynı olan iki dalgadan birinin genliği diğerine göre yarım ise, aktardığı enerji de aynı oranda düşük oluyor.
  • 0
    Fotonun iki tane genliği var. (Aynı anda, 1 Planck zamanında 2 uzamsal boyut üzerinde birbirine dik titreşim yaptığını varsayarak). Enerjisini bu genlikler oluşturuyor.
  • 0
    Fotonun genligi oldugunu sanmiyorum, bence emd icin durum normal dalgalardan farkli.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Düzeltiyorum. "Bence" 2 genliği var.
  • 0
    Belki ben yaniliyorum, isigin genligi, isik demetinin yogunlugu degil mi ? Yani iki oda dusunelim, ikisi de mavi isikla aydinlansin, birinde daha aydinlik olmasi genlikle aciklariz, ama bunu tek foton ile dusunemeyiz....bence
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    morgan evrime nasıl bağladın.biz göremesekte baska dalga boylarini gören canlilar var.
    ribozom 01 Haziran 2020
  • 0
    biri fotonun tanimini yapsin.yıl olmuş 200.. Daha foton ne atom ne belli değil.belki son model atom modeli bile yanliştir.biraz fazla şüpheciyim sanirim.ama düzgün bir aciklamada yok, bu işler böyle olmayacak deney gözlem şart.teorik fizikte bir yere kadar galiba
    ribozom 01 Haziran 2020
  • 0
    ısık yoğun bir ortamdan ciktıktan sonra tekrar nasıl ışık hızında gider anlamadim.
    ribozom 01 Haziran 2020
  • 0
    farkli dalga boyunda gidiyormuş.enerjisi düşse ışık hızında nasıl gidiyor bişey anlamadim
    ribozom 01 Haziran 2020
  • 0
    Insan demedim, ayrica senin "baska boylar" dedigin mor otesi ve kizil otesi de "Gorunur isik" icinde yer aliyor. digr sorularini da bilim cozeli cok oldu, foton idi, ortam idi, basit bir kitap,belgesek yeterli.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Kızıl ötesi ve mor ötssi görünür sqektrumun içinde derken
    Maxwell 01 Haziran 2020
  • 0
    Kızıl ötesi ve mor ötesi ayrı bir sqektrum diye biliyorum
    Maxwell 01 Haziran 2020
  • 0
    Maxwell 01 Haziran 2020
  • +1
    Prizmada kirilip da, redmizinin ve morun otesine termometryi koyup da hala enerjinin oldugu ama insanlarin goremedigi spektrumun uclarini kastediyorum. O kisimlari goren canlilar var.Onlar da duvarlardan gecmeyen fotonlar.Ama bir gammayi gorebileni sanmiyorum duyan olmustur.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Haklisin Maxwell,Ben sadece beyaz isin o spektrumun icinde yer alan, ama goremedigimiz kismini kastetmistim.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Anlaşıldı
    Maxwell 01 Haziran 2020
  • 0
    Şu evrim ile ilgili cümle, kafamı meşgul etti bayağı... Diğer dalga boylarını görmek ve hücre yapısını bozmamak için bayağı büyük ve korunaklı yapılar gerekiyor. Biri olmadan diğeri ödünsüz olmuyor.
    Kızılötesinde biraz görebilmek için renk ayırt etmekten vaz geçmek yada böcekler gibi mor ötesinin (bir kaç dalga boyunu) görebilmek için, kristalden kırarak, bulanık görüntüye razı olmak...
    Vs. vs...
    Işığın dalga boyu ve hücrelere yapacağı etki, göz sinir hücresi sayısı ve imkanı ile o bilgiyi işleyecek beyin kısmı, vs. hepsi canlının yaşam şekline göre optimum olmak zorunda...
    Daha düşünüyorum.
  • 0
    Mesela; Gamma veya X ışını ile uyarılabilen bir göz yapısı alıcı sinir hücrelerini nasıl koruyacak?
  • 0
    İnsan DNA'sındaki değişiklikler bu zararı kaldırabilir mi?
    Maxwell 02 Haziran 2020
  • 0
    Iste o nedenle islevsiz..Duvardan gecebilen bir isigi gormenin anlami yok ki.
    morgan 02 Haziran 2020
  • 0
    Yansimiyorsa gereksizdir
    morgan 02 Haziran 2020
  • 0
    Bence zor. Çünkü ilgili elektromanyetik dalganın uyarım derinliği çok yüksek. Bu kadar enerji yoğunluğunu süzmesi/kırması/yansıtması gibi ek düzenekler lazım. Ki içinden işine yarayacak kadar olan bir kaç kırıntıyı alsın.
    DNA değişikliği belki, hücre yenileme hızı ile olabilir ama bu seferde kanserli hücrelere dönüşme oranı artar.
    Ya da mesela X ışınları için özel kurşunlu bileşiklerin gözlerde yoğunlaşması lazım... (Tabii zehirlemeden)
    O yüzden DNA değişikliği tek başına yeterli olmaz. Fizyolojik donanım değişikliği de gerekli. Göz saf glikoz tüketir. Fizyolojik olarak değişmiş gözün enerji ihtiyacı nasıl olacak?
    Fayda-getiri açısından buna değer mi?
    Evrim elbette çok akıllıca bir sistemi gösteriyor. Birileri temel kuralları koymuş, her şey ona göre gelişiyor.
    Aynı (akıllı yapı) "kaos kıyısında mükemmel denge" de duran tüm sistemler için geçerli. Buna kuantum mekaniği de dahil. (Bu da ayrı bir tartışma konusu...)
  • +1
    Evrim canli cansiz madde enerji Her yerde var.Sistemi mukemmel yapan da bu bence.
    morgan 02 Haziran 2020
  • 0
    morgan, bunların evrim için bir geçerliliği yok.canlilar illa bir ışık türünü algılamaya yönelik evrim geçirmeliler dediğine göre ki bazı canlilarin böyle bir derdi yok.yıldız köstebeği,kör mağara balıkları gibi.illa yansıyan bir işik lazim değil.işte bunlar işinları daha cok duyuyor,hissediyor gibiler.mesela bir kediyi kapali kutu içinde araba ile başka yere götür geri dönüş yolunu bulabiliyor.arabadan,kutudan geçen manyetik dalgalari seçip ayırt edebiliyor.yani dediğin gibi duyabiliyorlar(hissetmek şeklinde)algılayabiliyorlar.bilmiyorum belki bizde uyurken çeşitli em dalgalarını duyuyoruzdur.görüp,duyup,hisseymemiz rüyada bundandır belki.her neyse işte demek istediğim bu konular öyle basit,yüzeysel deil.sığ bir düşünce ile bakmamak gerek aslinda.
    ribozom 04 Haziran 2020
  • 0
    duvardan geçen ısıgın anlami işte kedilerde, develerde,geyiklerde filan var
    ribozom 04 Haziran 2020
  • 0
    elbet gamma işinlarıda evren arastirmasında,dedektörler,teloskoplar,teknolojik aletlerde anlam kazaniyor illa canli olarak bakmamakta gerek aslinda
    ribozom 04 Haziran 2020
  • 0
    böyle yazdım ama tabi evrimin arastirilmasıma karsı deilim.arastırırken baska şeyler buluyoruz bu gayet iyi
    ribozom 04 Haziran 2020
  • 0
    bilimde zaten bir kesinlik yoktur.bu ne iş aslinda onu sorguluyorum.bir bilim insani zaten açik olmali, bir yöne doğru dogmatik bakış ile olmuyor. atomu da sorgularım belki yanliştir.belki gercek farklidir kaç model geldi geçti
    ribozom 04 Haziran 2020
  • +1
    Malum, saydiginiz hayvanlarin bulundugu ortamlarda isik olmadigi icin baska mekanizmalari bulmuslar.
    Kediler acisindan ise benim bildigim , hani kalemle yazilir gorunmez, uzerine UV lambasi vurunca gorunen, parmak izi arastirmalari kadar olan bir bolgeyi gorebiliyorlar.
    Kediler yollarini bulamasinlar diye kutulara koyarlar diye biliyordum, yildiz astronomisine sahip olmalarindan dolayi. Hatta kuzey yarim kure ve guneyde ( tabii ki dogal orman kedileri/kedigilleri) , kendi yarikurelerinden ciktiginda bu yetiyi kullanamiyorlarmis.Ancak bunu duydugumda internet falan yoktu.Sanitim Tubitak'in yayinlarindan okumustum.
    O zamandan bu zaman cok zaman gecti.
    morgan 04 Haziran 2020
  • 0
    morgan bulundukları ortamda işik olmadığı için derken?bu dalgaların hepsi işik değil mi zaten?yani; evet senin karanlik diye gördüğün yerde ışıl ışıl esasen.gerçekte.ve sadece sen bunu göremiyorsun.beyin algı kapalı.perdeli.karanlikta yayilan işiği/bilgiyi algılayacak düzenek yok beyinde.yani sonucta evren radyasyon denizi demek bu.radyasyonda işik oldupu için.her yer ışıl ışıl.bunlari zaten biliyorsun ama niye öyle yaziyorsun anlamiyorum.
    ribozom 05 Haziran 2020
  • 0
    Isik gorunen emd spektrumunun genel adi. Fizikte en azindan boyle.
    morgan 01 Temmuz 2020
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

5.135 soru

30.863 cevap

31.089 kullanıcı

Giriş Yap