• 0

    Duygular ne olabilir?

    Yunus Ilik 05 Kasım 2019
  • 0
    Duygular: Görünüşe göre çeşitli duyguları oluşturan sinir ağları, beynin anatomik yapıları ve bedenle etkileşimleri zamanda evrimleşiyor olup doğuşta temel anatomik nöral oluşum halleriyle var izlenimi vermekteler.Zamanda evrimleşmiş davranış modellerimiz görünümündeler. Örneğin korku duygusunu oluşturan limbik sistemdeki amigdala nöral anatomik oluşumun doğuşta varlığı gibi. Ve temel anatomik nöral oluşumlarının doğumdan sonraki çevresel etkileşimlerle bağlantıları gelişiyordur. Uzun evrim sürecinde çevresel etkileşimle yaşanıp deneyimlenerek oluşan nöronal anatomik yapılar organize örülmüş bağlantısallık olduğundan uyarımları bağlantıları takip edip etkiler oluşturacağından canlı içgüdüsel olarak davranmış olur. Çünkü evrimin öğrettiği, evrim sürecinde oluşturulmuş kimya, öğrenilmiş bilgilerin, davranışların oluşturduğu anatomik nöronal bağlantılar aktifleşerek, etkinliği artarak etkileşime geçmiştir. Duygularda böyledir. Yaşantımız boyunca oluşturduğumuz bağlantılarda duygularla olan iletişim şeklimiz gibi görünüyor. Ceylan gibi tehlikeli ortamlarda doğan canlıların öğrenecek çok şeyleri olmasına rağmen hayata neredeyse hazır doğarlar. Bu durum evrimle gelen nöronal anatomik yapılar, kimyası ve bağlantılarıyla olabilir gözükmektedir. Doğum sürecin bir parçası olup çok ayrık bişeymiş gibi görülmemeli. Bizlerde duygularımızın, iç güdülerimizin yani temel nöronal anatomik yapılarımızın bağlantılarını, kimyasını ve bedenle oluşturacakları etkileşimlere evrimsel oluşumlar olarak hazır doğuyoruz görünmektedir. Duyguları oluşturacak ve beynimizin temelini oluşturacak nöronal anatomik evrimsel oluşumlar ve birbirleri arasındaki etkileşimlere temel olarak hazır gelip, bunlara dış dünya bilgileri ile kuracağımız yaşantıda öğreneceğimiz bağlantılar eklenmelidir. Bunlar dış dünya ve tüm sistemimiz ile etkileşimde şekillenen bağlantılardır. Limbik sistem cortexin gövdesi olduğundan cortexin dış dünya ve sistem ile şekillenmesi limbik sistem içinde öğrendiklerimizle bağlantı oluşturmaktadır. Hem bedenden hem dış dünyadan bilgiler etkileşir. Bu şekilde uzun evrim sürecinde yeni dünyanın etkileşimleri eski yapılarıda evrimleştirip değiştirir. Kontrölü ele alır. Etkileşim her şeyde bütünsel gözükmektedir. Sadece bütün parçayı yada parça bütünü deyil herikisi, dahası bütünsel. Mesela bütünümüzün hücre evrimini ve bedeni etkilemesi gibi hücrede bütünün evrimini etkilemekte. Limbik sistemin nöronal bağlantıları ve sisteme, bedene salınan hormonlarla, kimyasal möleküllerle sistemi etkileyip bu etkilerin sistem tarafından tekrar algılanması duygu sürecinin yaşanması olarak gözüküyor.


    Yaşama içgüdüsü canlıyı oluşturan yapılarının bütünlüğü korumaya evrilmiş olmasından kaynaklanıyor görünmektedir. Ve evriminden beri canlıyı oluşturanların, sistemin etkileşiminin toplam etkisi yaşama içgüdüsünü oluşturuyor görünmektedir. Canlı varlığın her şeyinde var gözükmekte ve bilinçliliğinde çok önemli etmeni, bileşeni olarak gözükmektedir. Diğer güdülerse sağ kalma güdüsünün bileşenleri görünümündedir. Canlı her şeyiyle, beynindeki, bedenindeki her oluşumuyla yaşamaya evrilmiş olup canlı bütün olarak yaşama içgüdüsü olup diğer güdüler o bedende onun içinde, yaşama içgüdüsünde bileşen görünümdedir. Duygularımız limbik sistem denen beynin daha eski nöron oluşumları olup sistemin çekirdeği görünümündeler. Limbik sistem üzerine yeni beyin olan cortex inşa olmuştur. Çünkü çoğu ilkel hayvanın beyni hala limbik beyin sayılır. Gelişen cortex denetimi ele almıştır. Hernekadar kontrolü ele almış gözüksede hayati tehlike durumlarında limbik sistem kontrölü ele alır. Ve sistemi savaş yada kaç konumuna hızlıca hazırlar. Limbik sistem olmazsa sağ kalamayacağımız görünmektedir. Limbik sistem parçası olan amıgdala limbik sistemle birlikte beynin alt gözü olmakta ve yeni beyin farkına varmadan tehlikeleri sezdiği deneylerle doğrulanmıştır. Limbik sistemin parçası olan talamus sayesinde bedenden beyne çıkan sinir yolaklarından ve görme ve duymanın daha görme bölgesine ulaşmadan talamik bağlantılar vermesi ve koku yollarının limbik sistem birleşimiyle duyusal bağlantıları cortex’e bilgi ulaşmadan haberdar olup uyarıldığını ve bu şekilde beynin alt gözü, erken uyarı sistemi olduğunu gösteriyor görünümdedir. Beyin organize etkileşim halinde olup duyguların denetimi beynin üst bölgelerinden, ön beyin etkileşiminde yapılmaktadır. Cortex geliştikçe kontrolü ele alıyor. Limbik sistem, duygularımız evrimsel süreçte duyu organlarından köken alıp haliyle duyu organlarıyla birlikte çevreyle etkileşimde evrilmiş olmalılar. Evrilme devam ediyor. Çok çok küçükte olsa her canlı ve oluşturdukları nesiller bunun parçası, etkilenip etki edenidir. Temelinde evrimsel geçmişe ait duyguları, hisleri yaşıyoruz aslında. Evrimsel korku hissini, öfke, sevgi, kıskançlık, inat, korku, tiksinti, …..vb diyer duyguları evrimin, atalarımızın bize getirdiklerini deneyimlerimizle etkileştirip birleştirerek temel üzerinden yaşıyor görünüyoruz. (Duyguların evrimsel yapısal oluşumlarıyla ve sistemik, bedensel etkileriyle ) Tat yolları yani dil ile, koku yolları, cinsel duyular kısacası vücudumuz duyular bileşiminden oluşuyor gözükmektedir. Ve vücudumuzdan beyne giren duyu yolları çevreyle ve ortak etkileşimsel davranışlarlada evrilmiş, şekillenip beynimizdeki limbik yapıları oluşturmuş olmalıdır. Yaşantı sürecimizdede limbik sistem yeni bilgilerle, deneyimlerle bağlantılar kurar. Düşüncelerimizle, anılarımızla duygular arasında oluşturduğumuz bağlantılarla duygusal anlamlar oluştururuz. Ve belkide temel duygulardan ve onların daha beynin üst bölgesi olan cortex’e yakın bağlantılar oluşturulan bölgelerde yeni duygu bağlantıları şekillendiriyoruz. Belkide evrim yeni duyguları oluşturuyor, seçiyordur.Ve var olan duygularımızın evrimi devam ediyor. Belkide evrimsel yolculuğumuzda bazıları kaybolurken, silinirken yenileride evrilmeye devam ediyordur.
    Yunus Ilik 05 Kasım 2019
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap