• 0

    Üniversitede Bilgisayar Programcılığı okuyorum ve dikey geçiş ile İTÜ Fizik Mühendisliğine geçme gibi bir şansım var. Bilgisayar üzerinden devam etmek istemiyorum eğer bu bölümü kazanır ve okursam ne gibi fayda ve zararları olur iş olanakları nelerdir yardımcı olabilirmisiniz acaba ? şimdiden teşekkürler :)

    Sefa Selçuk 17 Mayıs 2015
  • 0
    Kağıt üzerinde 193 tane olan üniversitelerimizden, kapatılması düşünen 500 küsur temel bilimlerden birinde okumak istiyorsunuz. Üstelik gerçekten üniversite kültürü olan bir ortamda...Buna şapka çıkartırım. :-) Daha önce değerli bir arkadaşta benzer soruyu gündeme getirmişti. Kararınızı vermeden önce bir kaç noktaya dikkat etmenizi önereceğim. Büyük bir kısmını düşündüğünüze eminim ama en azından kafasından geçiren başkaları içinde fikir sahibi olmalarına yardımcı olur. siz de kendi (+) ve (-) lerinizi eklerseniz tamamlanır. İlk önce "fizik" bölümünden, "fizikçi" yetişir. Fizik mühendisliğinde de "Fizik mühendisi".. Ama fizik öğretmeni yetişmez. Fizik öğretmenliği, zorunluluktan iş bulunamadığı için yapılır. Çünkü Fen-Edebiyat eğitim fakültelerinin fizik eğitimciliği için ayrı bir bölümü var (dı sanırım). İkinci olarak Fizik konusunu ne kadar sevdiğiniz önemli. eğer sevmediğiniz ya da öylesine tercih ettiğiniz bir bölüm olursa, başarı imkanınız yarı yarıya düşecek. Temel bilimlerde bir alanda uzmanlaşmak para / gelir için değil, "sevdiğiniz, zevk aldığınız" için yapılacak bir iş. Üçüncüsü kendi tecribeme dayanarak yazabilirim, hangi işi yaparsanız yapın severek yaparsanız, o işte en iyi ürünü çıkartırsınız. Her seferinde daha iyisini yaparsınız ve bu sizi muhakkak bir yerlere taşır. Dördüncüsü, bu bölümde okumayı istedeki amacınız ne, kendi kendinize sorgulayın. Eğer kısa vadeli bir hedef ise, başarısızlıklarınızla bir süre sonra kendinizi hiç ummadığınız bir noktada bulabilrsiniz. Oysa başarısızlıklarımız bize en iyi rehber ve en büyük dostumuzdur. Hep doğruyu söylerler. Hatalarımızı azaltmaya yararlar. Başarısızlıktan korkan birinin başarıyı yakalaması sadece şans meselesi, o da çok düşük ve kalıcı olmayan bir ihtimal. Beşincisi, Üzerinden devam etmek istemediğiniz bölümden bu alana ne aktaracaksınız? Eğer farklı bir bakış ekleyebilecekseniz bu sizin ciddi avantajınız olur. Diğerlerinin göremediği bir açıyı siz görür, göremediği bir çözümü siz bulursunuz. Çünkü bir konuda uzmanlaşmak kişiyi o konuda ciddi bilgi sahibi yaparken, bir yandan da bakış açısını bir şeklide daraltıyor. Çünkü her olayı, durumu aynı bakış açısı ile ele almaya başlıyor. Oysa farklı bir bakış açısı altında eğitimle birleştirince, filin tanımlanmasında (körler hikayesi) yeni noktalar gözüküyor. Mesela matematik eğitimi alan birisinin, hukuk problemlerini çözmesi çok daha kolay oluyor. İkisindeki mantıkta aynı (günümüz Türkiyesi için geçerli değildir bu, evrensel hukuk için geçerli). 6ncısı yurt dışına gitme imkanınız ne olacak? Türkiye de okuduktan sonra mezun olunca, önce ünivesitede kalamya çalışacaksıız,.Asistan olmaya ardından yüksek lisans tamamlamaya çalışacaksınız. Sonra aynı aşamaları doktorluk , profesörlük gibi aşamalardan yaşayacaksınız. Oysa gördüğüm kadarı ile intizar ile bu ünvanları alan ve bilime ciddi katkısı olmamış çok ünvanlı var. Yani bunların oluşturduğu sistemde savaşacaksınız. Sizin üniversiteniz bu konuda kendisini koruyabilen bir üniversite ama bu macerada farklı üniversitelerde de bulunacaksnız. Ve ülkemizde üniversite kalitesindeki kurum sayısı 10-15 arasında maalesef. Bu nedenle yurt dışına gitmeniz kaçınılmaz olacak. Her zamanki gibi en parlak beyinlerimizi bu şekilde kaybediyoruz çünkü.... :-( Bu imkanı zorlayacak irade ve svaşacak gücünüz var mı? Bilgisayar mühendisliğinden mezun olursanız, (Gene iş korkusu saracak. hele bir de aşık olmuş, evlilik filan planlıyorsanız (her iki durumda da ) seçenekleriniz iyice daralmış olacak. ) bir firmada iş bulma imkanınız düzenli bir hayat sürme imkanınız daha çok olacak. Bu ülkede bilgisayar mühendisi ünvanının gücü, fizik mühendisinden fazla... Ailenizin istediği gibi düzenli, mutlu, huzurlu bir hayat yaşama şansınız daha yüksek. Fizikte ise, macera, sıkıntı, başarısızlık ve zorluklar var. Bilgisayar mühendisi olarak geliştirebileceğiniz bir yazılım sizi zengin edebilir. fizikte ise dünyaı değiştirecek bir fikriniz olsa, ispatlayamadığınız sürece, hiç bir değeri olmayacak. :-) Biri düzenli bir hayat, diğeri maceralı bir hayat bana göre. Tercih sizin. Ama ikisini birden yapma (kısmende olsa) imkanı var ise ... İşte o harika olurdu.
    Burtay Mutlu 17 Mayıs 2015
  • 0

    Kâğıt üzerinde 193 tane olan üniversitelerimizden, kapatılması düşünen 500 küsur temel bilimlerden birinde okumak istiyorsunuz. Üstelik gerçekten üniversite kültürü olan bir ortamda... Buna şapka çıkartırım. :-)
    Daha önce değerli bir arkadaşta benzer soruyu gündeme getirmişti. Kararınızı vermeden önce bir kaç noktaya dikkat etmenizi önereceğim. Büyük bir kısmını düşündüğünüze eminim ama en azından kafasından geçiren başkaları içinde fikir sahibi olmalarına yardımcı olur. Siz de kendi (+) ve (-) lerinizi eklerseniz tamamlanır. İlk önce "fizik" bölümünden, "fizikçi" yetişir. Fizik mühendisliğinde de "Fizik mühendisi"...
    Ama fizik öğretmeni yetişmez. Fizik öğretmenliği, zorunluluktan iş bulunamadığı için yapılır. Çünkü Fen-Edebiyat eğitim fakültelerinin fizik eğitimciliği için ayrı bir bölümü var (dı sanırım).
    İkinci olarak Fizik konusunu ne kadar sevdiğiniz önemli. Eğer sevmediğiniz ya da öylesine tercih ettiğiniz bir bölüm olursa, başarı imkânınız yarı yarıya düşecek. Temel bilimlerde bir alanda uzmanlaşmak para / gelir için değil, "sevdiğiniz, zevk aldığınız" için yapılacak bir iş. Üçüncüsü gözlemlediklerime dayanarak yazabilirim; hangi işi yaparsanız yapın severek yaparsanız, “o işte en iyi ürünü” çıkartırsınız. Her seferinde daha iyisini yaparsınız ve bu sizi muhakkak bir yerlere taşır.
    Dördüncüsü, bu bölümde okumayı istemdeki amacınız ne? Kendi kendinize sorgulayın. Eğer kısa vadeli bir hedef ise, başarısızlıklarınızla bir süre sonra kendinizi hiç ummadığınız bir noktada bulabilirsiniz. Oysa başarısızlıklarımız bize en iyi rehber ve en büyük dostumuzdur. Hep doğruyu söylerler. Hatalarımızı azaltmaya yararlar.
    Başarısızlıktan korkan birinin başarıyı yakalaması sadece şans meselesi, o da çok düşük ve kalıcı olmayan bir ihtimal.
    Beşincisi, Üzerinden devam etmek istemediğiniz bölümden bu alana ne aktaracaksınız? Eğer farklı bir bakış ekleyebilecekseniz bu sizin ciddi avantajınız olur. Diğerlerinin göremediği bir açıyı siz görür, göremediği bir çözümü siz bulursunuz.
    Çünkü bir konuda uzmanlaşmak kişiyi o konuda derinlemesine bilgi sahibi yaparken, bir yandan da bu derinlik bakış açısını diğer yönlerden daraltıyor. Çünkü her olayı, durumu aynı bakış açısı ile ele almaya başlıyor.
    Oysa farklı bir bakış açısı altında eğitimle birleştirince, filin tanımlanmasında (körler hikâyesi) yeni noktalar gözüküyor. Mesela matematik eğitimi alan birisinin, hukuk problemlerini çözmesi çok daha kolay oluyor. İkisindeki mantıkta aynı (günümüz Türkiye’si için geçerli değildir bu, evrensel hukuk için geçerli).
    6ncısı yurt dışına gitme imkânınız ne olacak? Türkiye de okuduktan sonra mezun olunca, önce üniversitede kalmaya çalışacaksınız. Asistanlık almaya, yüksek lisans tamamlamaya çalışacaksınız. Sonra aynı aşamaları doktorluk, profesörlük gibi aşamalardan yaşayacaksınız. Oysa gördüğüm kadarı ile intizar ile bu unvanları alan ve bilime ciddi katkısı olmamış çok unvanlı var. Yani bunların oluşturduğu sistemde savaşacaksınız. Sizin üniversiteniz bu konuda kendisini koruyabilen bir üniversite ama bu macerada farklı üniversitelerde de bulunacaksınız. Ve ülkemizde üniversite kalitesindeki kurum sayısı 10–15 arasında maalesef. Bu nedenle yurt dışına gitmeniz kaçınılmaz olacak. Her zamanki gibi en parlak beyinlerimizi bu şekilde kaybediyoruz çünkü... :-( .
    Bu imkânı zorlayacak irade ve savaşacak gücünüz var mı? Bilgisayar mühendisliğinden mezun olursanız, (Gene iş korkusu saracak. Hele bir de aşık olmuş, evlilik filan planlıyorsanız (her iki durumda da ) seçenekleriniz iyice daralmış olacak.) bir firmada iş bulma imkânınız düzenli bir hayat sürme imkânınız daha çok olacak. Bu ülkede bilgisayar mühendisi unvanının gücü, fizik mühendisinden fazla... Ailenizin istediği gibi düzenli, mutlu, huzurlu bir hayat yaşama şansınız daha yüksek. Fizikte ise, macera, sıkıntı, başarısızlık ve zorluklar var. Bilgisayar mühendisi olarak geliştirebileceğiniz bir yazılım, sizi zengin edebilir. Fizikte ise dünyayı değiştirecek bir fikriniz olsa, ispatlayamadığınız sürece, hiç bir değeri olmayacak. :-) Biri düzenli bir hayat, diğeri maceralı bir hayat bana göre. Tercih sizin. Ama ikisini birden yapma (kısmen de olsa) imkânı var ise... İşte o harika olurdu.
    Burtay Mutlu 17 Mayıs 2015
  • 0
    fizikçi ile fizik mühendisi arasındaki fark nedir ?
    Sefa Selçuk 17 Mayıs 2015
  • 0
    Fen Edebiyat Fakültelerinden ( şuan da Fen fakültesi, edebiyat fakültesi diye ikiye ayrılmış olabilir) mevzun olan kişiler fizikçi olarak ifade edilirken, Türkiye'de sadece 4 üniversitede (İtü, Hacettepe, Gaziantep ve Ankara) bulunan Fizik Mühendisi bölümü mevzunlarına verilen etiket ise mühendisttir. Müfredat olarak hemen hemen birbirlerine yakın olup seçmeli dersler de farklılıklar bulunmaktadır. Bildiğim kadarıyla Mühendistliğin sağlık sektöründe kullanılan cihazların yapım ve onarım işlerinde iş imkanı sunması mühendistliğin avantajları arasında sayabiliriz. Her iki bölümde de donanımsal olarak birbirine hemen hemen eşit bir şekilde piyasaya adım atıyoruz :=)
    Alim BÜYÜKUSLU 18 Mayıs 2015
  • 0
    Sizce seçmelimiyim yani gelecekte iş bulma konusunda sıkıntı yaşarmıyım ve ders konusunda çok zorlar mı ? genelde 4 yılda bitmez diyorlar doğrumu ?
    Sefa Selçuk 18 Mayıs 2015
  • 0
    Bence bu kadar endişe ve soru taşıyorsanız kafanızda, bu iş konusunda yeterli isteğiniz yok demek ki... Acaba daha iyisi olur mu? Sorusu var gibi daha çok. Size ne yapacağınızı elbette söyleyemeyiz. Ama sizin yerinizde olsaydım, kafamda bu kadar şüphe ve endişe var iken, bildiğim bulunduğum yoldan çıkmazdım. Mevcut durumu değiştirip risk almak için, yapacağım işte kesin ve kararlı olmalıyım. Şüphelerimle savaşıp, onları yenecek kadar istekli olmalıyım. Aksi halde belirsizliğe yelken açmak gibi bir şey. Zaten "hayat" bir sürü engel ve zorluk çıkartıp geriye atıyor, dalga dalga... Niye bir de kendim bir tane daha ekleyeyim...? Derdim.
    Burtay Mutlu 20 Mayıs 2015
  • 0
    Ama insan sevdiği işi yapınca gerçekten ne kadar fazla kazanırsa kazansın sevmediği bir işi yaparken olandan daha mutlu oluyor bu işi sevme olayı yaptığınız işin kalitesine de yansıyor. Ben fiziği gerçekten çok seviyorum kendimce ( lise düzeyinde fizik eğitiminden daha fazlasını almadım) iyi fikir yürüttüğümü, hayal gücümün ve mantıklı çıkarımlarımın iyi olduğunu düşünüyorum (en azından benim düzeyimde birisine göre) ve bunun üzerine gitmek bunu meslek edinip görüşlerimi söylediğimde bilim dünyasını değiştiremesemde içinde ya haklıysa bir şüphe bırakmak istiyorum. Ama gelelim ki bunların olması için önümde uzun bir yol var ya bu yola hiç başlamayıp sadece hobi olarak fizikle ilgileneceğim yada bunu meslek edineceğim ( meslek edinmek en büyük hedeflerimden birisi) açıkçası bunu hobi edineceksem asıl meslek olarak başka hangi mesleği bu kadar seveceğimi bilemiyorum belkide hiçbirini sevmeden sadece yapmak zorunda olduğum için yapacağım. Beni kuşkulandıran konu bu. Ben bir fizikçi veya fizik mühendisi olursam bunu meslek olarak rahatça yürütebilirmiyim rahatça iş bulurmuyum ? :(
    Sefa Selçuk 21 Mayıs 2015
  • 0
    Ben fizik mühendisliği okuyorum. Bir fizik mühendisi her işi yapar. Elektrik işinden tut, programcılığa kadar. Ayrıca sağlık alanında da fizik mühendisleri yer alıyor ki bu son zamanlarda çok tercih ediliyor.
    Hatice Hatipoğlu 31 Mayıs 2015
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap