• 0

    Hareketin (hızın), zamanı iki boyutlu ya da çok boyutlu ele aldığımızda bu vektörü oluşturan boyutlardan biri olabilme ihtimali hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Vide supra 09 Nisan 2017
  • 0
    Zamanın 2. Boyutu mekan ile kıyaslanacak olursa 2 boyutlu düzleme eklenen derinlik gibidir
    boran kadir 11 Nisan 2017
  • 0
    Aynı şekilde kütleçekiminin uzayzaman üzerindeki etkisi düşünüldüğünde hareketle beraber zamanı etkileyen bu kuvvetlerin bileşke vektörün parçaları olma ihtimali mantıklı bir yaklaşım mıdır?
    Vide supra 09 Nisan 2017
  • +1
    Bence, Evet! ve yüzbin kere EVET ! mantıklı bir yaklaşımdır.

    Sadece "zaman" ile "hız" arasındaki ilişki zıt. Üstelik aynı oranlı değil. Yani biri "genişlerken" ("artarken" yazmıyorum, dikkat), diğeri aynı oranlı daralmıyor. Aralarındaki oran Lorentz eğrisi oluşturuyor.
    Bunun nedenini enerjinin yükselip, azaldığı uzamsal boyutlardaki dağılımına bağlıyorum.
    Zaman, uzamsal boyutların bileşke vektörüyle aynı doğrultuda. Ancak "hız" ile uzamsal boyutlardan biri, zamanın bu doğrultusuna yaklaşıyor. Bu boyut daralırken, diğer uzamsal boyutlar genişliyor, daha doğrusu darlaşan boyuttaki, enerji, bu sabit boyutlara kaçıp, onları daha geniş bir düzlemde titreştirmeye çalışıyor, titreştiriyor.

    Ama fikrim, bilimsel olabilecek kadar hesaplamalara ve deneylere maruz kalmadı. Bu nedenle, bilimsel kaynaklara dayalı olan değerlendirmelere, bilgilere ve bunlara dayalı görüşlere de bakmak lazım.

    Mevcut literatür'de hız ile zaman arasında böyle "karşılıklı zıt (opposite, reverse)" bir ilişki öngörülmemiş bildiğim kadarı ile... Aralarındaki ilişkinin sürekliliğinden dolayı"Hız", "zaman"ın bağımlı bir türevi olarak ele alınmış. Ancak bu bakışların hepsi, Sicim teorisinden öncesine dayanıyor.(Fikrim sicim teorisinden ilham almıştır. Yani "Hız" 5nci boyutu temsil ediyor. Enerjinin titreştiği, yol aldığı alan olarak...)
  • 0
    En, boy ve yükseklik boyutları " neyin " açılmış halidir ? Uzay dediğimiz şeyin mi ?
  • +2
    Ozellikle kutlecekimi ele alalim.Uzayzamani da bukuyor, guzel.
    Peki bu bukulen 4 boyutlu uzayzaman, 5 boyutlu birseyi de bukmekte midir ?

    Bu bukulen uzayzaman, adini bilmedigimiz 5.boyut kavraminin bir vektorun birlesenlerinden biri midir ?(sorunun bir ust boyut versiyonu)
    Bunun bir yerde durmasi gerekir.Ki kissisel fikrim, zamanin 4.boyut olmasinin yaninda, skaler oldugunu kabul etmemiz gerektigidir.
    Morgan Frei 09 Nisan 2017
  • 0
    şimdi yazılanları okuyorumda biraz gergin bir ortam var gibi....
    foton için hız limiti ''c'' fotona ne kadar enerji yüklerseniz yükleyin ''c'' bilimsel veriler bu yönde...
    ve bu ''c'' hızı sabit yani bir fotonu daha yoğun bir ortama aldığınızda mesela saf su içinde fotonun hızı ''c'' nin altına düşer...burada artk foton için sabit hız durumu yoktur...yani siz saf su içinde saniyede 150.000 km hızla gittiğinde saf su içerisinde ki fotonun hızını sabit göremezsiniz...
    buradaki soru hızın sınırını ve dolayısıyla göreleliği belirleyen uzay-zamanı oluşturan yapının kendisi midir...
    kütle çekimsel tekilliklere doğru hareket eden uzay-zamanı oluşturan yapı olay ufkunu geçtikten sonra ışıktan daha hızlı bir şekilde tekilliğe doğru hareket eder...
    o zaman şöyle bir soru daha sormamız lazım ''c'' sınırı sadece ve sadece 3 boyutlu kütleli yapılar için mi geçerlidir_?
    yoksa 2 boyutlu bilmediğimiz farklı yapıların ''c'' limitinin çok çok üstünde bir hıza mı sahip_?

  • 0
    En başta "Zaman", "ölçülebilir bir "niceliği" olan bir şey" dir.
    Fizikçilerin büyük çoğunluğunun parçacık temelli yaklaşımı ise onları belli bir noktadan ileri götürmüyor. Parçacık görünümü, bir sonuçtur. Bir enerji biriminin titreşim sonucu oluşturduğu bir alandır. Bu titreşim alanlarının 3 boyutlu olması, bu alanı bize parçacık olarak tanıtıyor. Hepsi bu.
    Sicim teorisi, modası geçtiği için değil, anlaşılması güç ve deneye tabii olmayan sonuçlar ortaya koyduğu için, popularitesini kaybediyor. Ama sunduğu mantık, bakış açısı ve en önemlisi matematiksel sonuçları geçerliliğini ve bilime olan katkısını sürdürüyor. (Sicim teorisini iyi bildiğimi ve anladığımı söyleyemem ama anladıklarım bile katkıda bulunuyor.)
    Bu açıdan tanecikler arasındaki açıklık tanımlamasına benzese de, bu açıklıkların, içerdiği enerji düzeyine rağmen sabit kalmasını gerektiriyor. Oysa, alan yaklaşımında, titreşim alanı değişken.

    Evrenimizdeki 2 boyutlu yapılara örnek elektromanyetik yapılardır. Bunlar hareketli (bize göre). Gene 2 boyutlu olan ama etki alanı 3 boyutlu olduğu için bu şekilde tanımadığımız karadeliklerde 2 boyutlu yapılar... 3 boyutlu görünümü, uzay-zaman dokusunda oluşturdukları çökmeden kazanıyorlar.

    En, boy, yükseklik enerjinin titreşim yaptığı alanlardır. Sınırlıdırlar çünkü içerilen enerji miktarına bağımlıdırlar. Bizim fiziksel olarak varlıklarını tanımladığımız özellikler ise, sayısız parçacığın bu titreşim vektörlerinin aynı yönde üst üste gelmesi yani birleşmesi ile oluşurlar.
    Eğer bu yapıya daha fazla enerji katarsanız, bu boyutlar artar. Yani ya madde ekleyeceksiniz ya da momentum.

    Zaman ve boyutlar arasındaki ilişkiye gelince, Zaman'ın ölçülebilir niteliği bir dalga serisinin, enerji paketçiğininin titreşimini desteklemesidir.
    3 uzamsal boyutun sürekli aynı şekilde varlığını koruması için, aynı enerji düzeyinde titreşmesi gerekiyor. Bu yüzden her parçacıcığın bir titreşimi olmalı.
    Ama bildiğim kadarı ile titreşim, enerji tüketen bir eylemdir. Çünkü her titreşim ile çevreye (evrene) bir miktar kuvvet aktarılıyor.
    Oysa bildiğimiz parçacıklar, var oluşlarından beri titreşiyorlar. Bu kadar süre boyunca, aynı titreşimi sağlayacak bu enerjiyi nerden sağlıyorlar?
    Eğer parçacık iseler, sihirli bir güçleri sayesinde, hiç yoktan enerji üretmeleri bulmalılar.

    İkinci olasılık ise, başka bir kaynağın düzenli ve sürekli enerji aktarması olacaktır. İşte "Zaman" bunu sağlıyor.
    Zaman algısına neden olan dalgalanmanın taşıdığı ve aktardığı enerji, parçacık adı verilen enerji alanının 3 boyutunu aynı düzeyde tutacak şekilde besliyor.

    Burada iki nokta var. Aslında tüm parçacık adı verilen bu alanlar, gerçekte 2 boyutlu gibi...
    Ve 3 uzamsal boyut arasındaki açı 120 derece. Bir düzlemde titreşiyorlar.
    Ancak devreye zaman girince, bunların hepsini birden 90 derecede vuruyor. Tam da bileşke noktalarından. (Zaten farkı noktalardan veya açılardan gelen dalgalanım aynı etkiye sebep olmuyor. )
    Bu düzleme, bu noktadan uygulanan enerji , bu alanı büküyor. Dalganın enerjisi hepsine eşit dağıldığı için, bu üç uzamsal vektörün bileşke noktasında kalıyor. Sabitleniyor. Bu durumda iken, 3 uzamsal boyut arasındaki açı 90'ar derece... Daha önce emin değildim ama artık eminim, zaman ile olan açıları da 135 derece (-45).
    3 boyutlu duruma kavuşan bu yapı, ivmelenmediği sürece bu pozisyonda sabit kalıyor. Ancak ivmelendiği zaman, bu ivmelendirme, enerjinin aktarıldığı vektör üzerinden oluyor. Yani 3 uzamsal boyutun biri üzerinden. Bu nesnenin "zaman " ile yaptığı doğal açıyı bozmaya zorluyor.

    Böylece, hız ile sağlanan ivme, zaman ile aynı doğrultuya doğru yaklaşıyor.
    Bu sefer de bu yöndeki uzamsal boyutu açık tutan enerjinin durumu değişiyor. Sıkışıyor.
    Bir bakıma bir balonu, bir yerden sıkıştırınca, diğer sıkışmayan noktalardan genişlemesi gibi.

    Bu boyutların yapısı, titreşim alanları genişleyince, uzay-zaman dokusu ile olan etkileşimleride değişiyor.

    Aslında bu yazdıklarım, vektörler ve alanlar üzerinde , özel göreliliğin boyutlar açısından ele alınmasıydı.

    Parçacık camiası bu şekilde düşünemez. Çünkü parçacık yaklaşımı, belli bir aşamadan daha ileri düşünmelerini engelliyor. Çünkü parçacıkların bile hala cevaplanmamış çok sorusu var.
    Esnek değiller.



  • 0
    @karanlık profil, Şöyle düşünün, bütün evren "en düşük olarak" saf su yoğunluğunda olsaydı ama bütün evren, C için ne derdik?

    C hızı üst limittir. Bunun üstünde bir hız ister tek boyutlu titreşsin (foton) , ister iki boyutlu olsun (elektromanyetik dalgalar) , ister 3 boyutlu (kütle) olsun en üst hızdır.

    C bir sınır değildir. Limittir. Engelleyici değil, mümkün olandır.
    Bu hızda hareket etmek 1 ve 2 boyutlular için mümkündür. Bu da evrenin dokusundan dolayıdır.
    Bu hızın üzerine geçmeleri demek, tekilleşip, evren dokusuna dahil olmaları, yani bize göre "yok-hiç" olmalarıdır.
  • 0
    Delilik sınırı mı, yoksa? Bilemiyorum. Bu kadar sade olamaz, olmamalı.
  • 0
    Övüldük mü, dövüldük mü anlamadım... :-) (?)
  • 0
    Aklımda soruyu sormamı sağlayan ve bir açıdan bana mantıklı gelen pek çok düşünce bulunmasına rağmen bunları derleyip tam olarak ne anlama geldiklerini belirtebileceğimi sanmıyorum. Muhtemelen boyumdan büyük bir soru olduğunu bildiğimden dolayı sizin için mantıklı olup olmadığını ya da ne ifade ettiğini öğrenmek istedim.

    Fakat genel olarak anladığım kadarıyla bilimsel bir bakış açısı olarak zamanın da kendi içinde boyutları olabileceği fikri, zamanın 4. boyut olarak kabul görmesiyle çelişen bir yapıda değil.(Tüm fizikçilerin zamanın 4. boyut olması gerektiği fikrine kesin katıldıklarını düşünmüyorum zira bilim bu şekilde konuları ele almamalı) En azından bu fikrin mantıksız olmadığı konusunda ikna olmuş bulunmaktayım. Galiba önemli olan nokta ise şu an için hiç bir gelişme ya da bulgu zamanın da kendi içinde boyutları olması gerektiği yönünde bir düşünce geliştirmeyi gerektirmiyor. Sebebi ise muhtemelen teoride zamanın çoklu yönlerini içeren bir denklemi gerçek gözlemlerle birleştirebilmenin neredeyse imkansız olması.
    Vide supra 10 Nisan 2017
  • 0
    Güzel tartışma
    boran kadir 11 Nisan 2017
  • 0
    Güzel tartışma
    Zamanın boyutu var
    boran kadir 11 Nisan 2017
  • 0
    Güzel tartışma
    Zamanın boyutları var
    boran kadir 11 Nisan 2017
  • 0
    Tesbit edebileceğimiz 2 boyutu var
    boran kadir 11 Nisan 2017
  • 0
    İleri ve geri gibi basit değil
    boran kadir 11 Nisan 2017
  • 0
    @Vide supra, yazıların anlaşılması kavramlara ve bakış açısına aşina olmayınca zor gibi ...
    http://evreneyenibirbakis.blogspot.com.tr/p/4ncu-ve-5nci-boyutlarn-uzamsal.html
    şekiller üzerinden aynı aktarımı yapıyorum.

    Buradaki yazım ve bu sayfa birbirini tamamlyıcıdır.

    Çoklu zaman olgusunun hesaplanabilir ve tutulabilir gerçeklik payı var. Aslında yüksek olasılık (bakışımda) ama takyonlar gibi onlarda etkisiz eleman. En azından şu anki bilgilerimize göre.

  • 0
    Okudum
    boran kadir 11 Nisan 2017
  • 0
    kullanması ne zor yaaa alta geçe basınca cevap kopup gidiyor bi anda yazılanların yarısı kopuyor yazdığım koca şey yok oluyor
    boran kadir 11 Nisan 2017
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap