• +2

    Özel görelilik sadece zaman kısalmasından ve uzunluk kısalmasından mı ibarettir?

    Mr.Physics 08 Mart 2016
  • 0
    Emir bey, az evvel cevapladığım zaman hakkındaki soruda bu konuya da değindim özellikle.... Arkadaşların daha bilimsel ve geçerli tanımları olacağını tahmin ediyorum ama ilginizi çekebilir.

    Ek olarak bana göre; Özel görelilik sadece zaman kısalmasından/uzamasından ibaret değil. Nesnenin sahip olduğu parçacıkların titreşim alanlarının da (uzamsal boyutlarının) değişmesi de söz konusu. Hız artıkça hareket doğrultusundaki boyut kısalırken, diğer iki boyutta genişlemeye çalışıyor. Bu evren dokusunu zorluyor:
    Evren dokusunu deniz gibi düşünün. Elinizde ise özel bir parakete veya şemsiye olsun. Şemsiyeyi sapından çekerek veya ucundan tutup ters şekilde iterek, deniz içinde koştuğunuzu (tüm şemsiye su içinde olacak şekilde) düşünün. Şemsiyenin açılmaya karşı bir direnci olsun. açmak kolay olmasın. Bu sizin standart üç boyutlu nesneniz.
    Siz her ivmelendiğinizde, şemsiyenin durumunu ele alın. Üç boyutlu iken şemsiyede sahip olduğunuz ve kaybettiğiniz hacimin birim olarak , (küpten kareye çevrilecek şekilde) 2 boyut üzerinden şemsiye yüzey alanına katıldığını da duruma ekleyin. Hızınız artıkça, en son noktada artık elinizde 2 boyutlu bir yüzey kalacaktır.
    Sizin deniz içindeki hareketiniz, daha doğrusu denize uyguladığınız kuvvet ne düzeyde olur?
    İşte bana göre, görelilikteki kütlenin durumu da buna benzer.

    Önceki zaman ile ilgili yazıda kullanmadığım ve burada da es geçtiğim bir şey daha var. Konu ile direk alakalı. Hareket eden her nesne, içinde bulunduğu ortamı dalgalandırır.
    Yani bir dalga kaynağı olur. Diğer yazıda sözünü ettiğim dalgalarda, nesnelere çarpınca onları bir dalga kaynağı gibi gösterecek şekilde titreştirir. Eğer nesne hareket ederse, yaydığı/yansıttığı bu dalgaları sıkıştırmaya başlar. (Dopller etkisi) En son kendisine bir duvar oluşururur. (Bu kısım aynı zamanda şemsiye örneği ile de bağlantılı). İşte evrenimizde hareket eden nesnelerde en son bu şekilde bir duvar oluşturuyor. Bu duvarın oluşma sınırı da ışık hızı.

    Daha fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Yazı çok uzar. Sizin bilginiz, kalanı kafanızda oluşturmanıza yetecektir. Ama faydalanmak isterseniz, http://bit.ly/1WsZhTm adresinde ayrıntıları girmeye çalıştım.




  • 0
    Sayfaya baktım. Hatta bir kaç gündür tekrar tekrar bakıyorum. Ama yine de bu açıklamadan sonra bir daha bakma ihtiyacı duydum.
    Örnekte kullandığınız 48.2 derece açı, ışık hızının 0,7... sine denk geldiğini (kütle yüzde elli artmış). 2 uzamsal boyut ile zaman açısı 3.2 derece değişmiş . 48.2 dereceyi nereden buldunuz?
  • 0
    Sayın Cahille tartışmaz, hedefim kütlenin yarı yarıya artması idi. İnternet ortamındaki hesaplayıcılardan, kütlenin yarıyarıya artması için ne kadar ışık hızında olması gerektiğine baktım.
    Rakam 0.7453589.. idi. Bu ışık hızına göre bir oran olduğu için, yapılan açılarında aynı oranda etkileneceğini düşündüm. Bu oran rakamın arcsinüs'ünü aldım. Elde ettiğim sayı bol küsüratlı bir "48.199... " oldu.

    Sonuçta bu rakamlar ve yol kendi içinde güzel gözükse de doğru diyemem. (İşlemlerin ve yolunun doğruluğundan bile şüpheliyim.) Sadece anlaşılabilir bir örnek olsun istedim. Başka hızlarla denemesini ve sağlamasını da yapmadım. Yani eksik ve hatalıyım. Ama bir ara boş vaktimde bu konuya eğilip, bu eksikliği gidermeyi planlıyorum.


  • 0
    Peki özel görelilik varken neden genel görelilik kuramına ihtiyaç duyulmuş?Yani genel görelilik kuramının çıkmasındaki sebep ne idi?
    Mr.Physics 09 Mart 2016
  • 0

    Özel görelilik bir keşiftir. Var olan bir şeyin farklı bir açıdan incelenmesidir. Bu bakış deneylerle doğrulanmıştır. Özel görelilik temelde, hız ile evrenin durumunu ve gözlemcinin bunu nasıl değerlendireceği ele alınmıştır. Işık hızının evrensel bir sabit olduğu ve esir'in olmadığını (ya da gerek olmadığını) göstermiştir.
    Ayrıca zaman ile hız arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur. Tabii verilen denklem (e=mc^2) sadece foton için geçerli.
    Kütle için buna bir de kütlenin hızından kaynaklanan momentumunu da (+pc) eklemek gerekiyor. Böylece hareketli bir kütlenin toplam enerji karşılığını buradan saptayabiliyorsunuz.


    Genel görelilik ise farklıdır. En başta bir keşif bile sayılmayabilir. Genel görelilik esir gibi evreni dolduran bir dokuya ihtiyaç duyar ve kütle çekimini ve kütleyi bu çerçevede açıklar. Bu nedenle (kavramını tam anlamadığım) metrik alan kullanmıştır. Sanırım günümüzde bu ihtiyacı Higgs alanı karşılıyor. Bu şekilde uzay-zaman içinde durağan bir kütlenin evren ile olan ilişkisi ve etkileri ele alınıyor. Bu şekilde kütle çekimine bir açıklama sunmuştur.
    Bunu yaparken hem Newton'dan (kütle çekim kurallarından) hem de özel görelilikteki kurallardan faydalanmıştır.

    Bunlar resmi ve geçerli olan bilgileri yorumlayarak aktarımımdır. Hatalı veya eksik olduğum kısımları arkadaşların düzelteceğini umuyorum. Çünkü bazı konulara tekrar bakmak için dönme zamanım olmadı.


    Bana göre ise; özel görelilik ile genel görelilik neredeyse tamamen aynı şeyler.
    Tek farkları var.
    Eğer tüm evrendeki nesneleri, evrenin genişleme yönünü tek bir doğrultu üzerinde hareket ediyor olarak kabul edersek (3 boyutlu uzay için "her yöne" kavramı bir yön ifade etmiyor. Ancak 4 boyutlu veya daha üst bir bakışta her yöne vektörel olarak tek bir yönü gösteriyor olmalı. Bizim kavrayacağımız şekilde şöyle indirgeyebiliyorum; evren her yöne genişliyor. 3 boyut üzerinde birden genişliyor. O zaman bu genişleme yönü 3 boyutu da içeren, kapsayan ve tersi olmayan-evrenin bazı bölümlerinin daralmadığı- bir yön...
    Tek yönden kastım bu...) ; tüm nesnelerin zaten doğal bir ivmeleri olduğunu da kabul ederiz.
    Yani evrenin genişlemesi ile zaten tüm nesnelere bir ivme uygulanıyor.
    Sadece tüm evren aynı hareket içinde olduğundan, (tren yolcularının birbirine göre hareketsiz veya yavaş-normal hareket ediyor olması gibi) tüm fizik kuralları evren için de aynı. (Yolcuların hiç biri trenin hareketinden dolayı sahip oldukları momentumun ve etkilerinin farkında değiller çünkü, ölçümleyebilecekleri ya da kıyaslayabilecekleri bir durum-gözlemci yok.)
    İşte bana göre, nesnelerin doğal durağan kütlesi, bu ivmeden kaynaklanan momentumun enerjiyi şekillendirmesi sonucu ortaya çıkıyor. (Genel görelilik kısmı). Bir de bu nesne hareket edince (tren içinde yürüyünce ya da koşunca) bu duruma, enerji eklenmesinden dolayı yeni bir durum ortaya çıkıyor (Özel görelilik kısmı).

    Bunu anlamak için panoya bir soru ekleyeceğim. Sanırım konu daha iyi kavranacaktır.
  • 0
    Umarım.Teşekkürler
    Mr.Physics 10 Mart 2016
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap