• 0

    1-uzay zaman bükülmesi yoğunluğa mı yoksa kütleye mi? 2-evren kapalı bir sistem midir? 3-bigbang oluştuğunda neden evren kendi içine çökmedi?ve karadelik oluşmadı?

    galiba 06 Mart 2016
  • 0
    cevaplarsanız sevinirim
    galiba 06 Mart 2016
  • 0
    1)Uzay ve zamanı büken şey kütledir. Yoğunluk enerji değildir, birim hacimdeki kütle miktarıdır. d=m/v ile bulunur.

    2) Evrenin açık bir sistem olduğuna dair henüz bir bulgu yoktur. Evrenimizde kütle ve enerjinin korunumu kanunu geçerlidir. Kütle ve enerji hiç bir şekilde yok olmaz veya yoktan var olmaz. Ama hadron çarpıştırıcısında parçacıkları yüksek hızlarda çarpıştırarak uzay-zamanda bir yırtılma oluşturularak başka bir boyuta enerji göndermeye çalıştıkları yolunda bir takım şeyler duymuştum. saniyeler içerisinde milyarlarca parçacık çarpıştırılarak. sonuçlar inceleniyor ve çarpışma sonucunda eksik enerjinin olup olmadığı araştırılıyor.

    3) Büyük patlamadan sonra evren o kadar hızlı büyüdü ki ışık hızından hızlı sözcüğü yeterli kalmıyor. Şöyle ki; evren büyük patlamadan sonra ışık hızının tam olarak 10^33 katı bir hızla büyüdü. yani ışık hızının tam 10 000 000 000 000 000 000 000 000 katı hızda büyüdü! Sorunun cevabına gelirsek, cevap aslında basit: kütle çekim gücü evrenin genişleme hızını yenemedi.

    Mehmet Ali 08 Mart 2016
  • 0
    Resmi söylemler yukarıda var. Onlara yeni bir şey eklemenin anlamı yok.

    Bence.... Uzay ve zamanı büken şey kütle değil, ivmedir. Bükülen şey de bir enerji alanının durumu. Daha doğrusu bir dalganın, bir nesne karşısında aldığı biçim.

    Varolduğunu sandığınız sabit kütlelerimiz bile aslında göreceli. Yani aslında sandığımız ve rakamlarla ölçtüğümüz kütleler , sabit değil göreceli kütle.
    Bu hatalı algımızın ana nedeni ile tüm evreninin bir sistem olarak aynı hızda ve aynı doğrultuda hareket ediyor oluşumuz. Sabit Kütlemizi oluşturan şey, evrenin genişlemesinden kaynaklanan ivmemiz.
    Einstein'a göre, aynı hızda hareket eden gözlemciler için tüm fizik kuralları aynıdır. Bizim de durumuz aynı.
    Burada sorun, bu hareketin genişleme yönünde oluşu ve Einsteinın tanımladığı, hareketin her zaman üç uzamsal boyuttan biri üzerinde olması. Bu hareket içinde kaldığımız sürece kütlemiz sabit kalıyor.
    Ancak ekstra bir ivme ile bu rota dışında bir açıya saptığımızda da (ivmelendiğimizde), açı değiştiği için fizik kuralları da değişmeye başlıyor. Zaman yavaşlıyor. Kütle artıyor. Uzamsal boyutların durumları değişiyor. Bu hız sabit ise, bu nesneninde " everenimize göre" kütlesi sabit kalıyor....

    2) Evrenin açık ya da kapalı olup olmadığı hakkında hiç bir bilgi yok. Bolca fikir ve varsayım var. Sebebi gözlemlenebilir ufkun darlığı... Bana göre açık bir sistem içinde genişleyen kapalı bir sistem içindeyiz. İki sistem arasındaki basınç farkı nedeniyle , evrenin genişlemesi uzun süre sürecek gibi.
    Eğer açık sistem olsaydı, bana göre zaman ve kütle ( ki ikisi birbiri ile içiçe bağlı; "zaman", kütle için vardır. Kütlesiz nesneler için, "zaman" yoktur. Böyle bir kavramda yoktur.) olmazdı.

    3) Karadelikler evrenin düşük basınç alanlarıdır. Oysa büyük patlama esnasında ise çok yüksek basınç vardı ve homojendi. Ancak evrenin genişleme esnasında, genişleme ihtiyacı (basıncı) ile hacim/yüzey oranını dengelemek için yapısal bir dönüşüme girdiğini bunu da şişme olarak adlandırdığımızı düşünüyorum. Bu şişme ışık hızından fazla mıydı? O dönem ki ışık hızı sabitinin, şu anki ışık hızı ile aynı olduğunu sanmıyorum. Hatta "C" sabitinin bile farklı olduğunu sanıyorum.
    Çünkü evrenimizde ışık hızını belirleyen şey, ortamın ve/veya evrenin dokusu (Higgs Alanı) .
    "C" sabiti ise bir enerji miktarını temsil ediyor. Ortamın durumuna göre bu enerji miktarının (C), fotona ne hızlar vereceğini bilemiyorum. Ben hesaplayamam.
    Her durumda evren şişme ile genişleyip, düşük basınç alanları oluşmaya başlayınca ancak karadelikler oluşmaya başladı. Hem de bolca... Daha önce, yüksek basınç ortamında değil.
    Not: Karadeliklerin içindeki basınç yüksektir. Ama çevrelerindeki basınç, düşüktür.
    Tabii hepsi bana göre...
  • 0
    Sizinle karşılıklı konuşmalarımızda hep sıkıntı yaşıyoruz hep ama sormadan edemeyeceğim:
    "Bu hatalı algımızın ana nedeni ile tüm evreninin bir sistem olarak aynı hızda ve aynı doğrultuda hareket ediyor oluşumuz" demişsiniz. Böyle bir bilimsel tespit duymadım, tamamen kendi teoriniz midir? Eğer öyleyse bu teorinizi destekleyecek hesaplamalarınız gözlemleriniz ya da dayandırdığınız başka bilimsel teoriler var mıdır?
    Mehmet Ali 08 Mart 2016
  • 0
    :-) Direk cevap vermeyeceğim. "Armut piş, ..." yok artık. Sadece "evrenin genişlemesini" ve "zamanın tek yönlü oluşunu" değerlendirip, kendinize sorular üretin ve cevaplarını arayın. Göreceksiniz.
  • 0
    Evrenin tek yönlü olarak genişlediği şeklindeki yanlış bilgiye nereden ulaştınız?:)
    Mehmet Ali 08 Mart 2016
  • 0
    Polar matematik derside mi almadınız? 30 yıl oldu ama hala mantığı işime yarıyor.
  • 0
    Yine silmişsiniz:)) Neyse yanlışlarınızı anlamanız olumlu bir adım. Yukarıdaki yazınızı silmeyin bari, o kadar uğraşmışsınız sonuçta:)
    Mehmet Ali 08 Mart 2016
  • 0
    Sadece "size cevabi yazılmış olanları" siliyorum. Ana konuyla ilgili değiller çünkü...
  • 0
    Burtaymutlu bey buradaki herkesden daha büyüktür bu yüzden bu uslubuyanlis buldum ayrıca bazı bilgileri ezberleyip bu bilgileri eksik olan ozguveninin yarattigi etkileri bunları üstünlük belirtmek için kullanmak zayıf bir harekettir.en azından birfikirvarsaygiduymak gerekir
    hakki bulur 08 Mart 2016
  • 0
    Burada yaş yarışması yapmıyoruz. Bilgi paylaşımı yapıyoruz. Tabii ki fikirler olabilir ama bir fikir burada paylaşılıyorsa eleştiriye açılmış demektir. Ben o fikirle ilgili olarak bilimselliğe aykırı şeyler olduğunu düşünüp bunları soruyorum. Bilimsel dayanakları olmayan bir fikir. Burada bir şiir paylaşılmış olsaydı çok kötü yazmışsınız diyecek değilim tabii ki çünkü şiir subjektif bir şey. Ben beğenmem ama başkası beğenebilir ama ortada bilimsel olduğu iddia edilen bir teori varsa ve bilimle uyuşmuyorsa yanlıştır. Başkasına göre doğru olma ihtimali yoktur.
    Mehmet Ali 08 Mart 2016
  • 0
    @Hakki bulur. Hem Teşekkür ederim hem de uyarınızdan kendime de pay biçeceğim.

    @Malum Zât: Eleştiri yapmasını, soru sormasını ve işbirliği yapmasını bilmiyorsunuz. Bilginiz düzeyinde doğrulara tutunuyorsunuz. Daha geniş açıdan bakmıyorsunuz... Bana sorduğunuz soruların açıklamasını ayrıntılı olarak blogta yazdım, açıp okumadıysanız. Ya da anlamadıysanız bu benim hatam değil. Üstelik fikirlerimi şahsınızın yargısına sunmuyorum. Fikirlerimi olgunlaştırırken, ne bir sorunuzdan ne de verdiğiniz bir bilgiden faydalanabildim. Benim açımdan verimsiz bir kaynaksınız.
    Bilimsel dayanakları sizin için olmaz. Asla da olmayacak çünkü dayanakları görebilecek kadar birikiminiz yok bence. Hatalı olabilirler. Hatta büyük ihtimalle hatalılar. Ama bununda bir önemi yok. Önemli olan bu fikirlerin başka bir bakış açısı sunuyor olması. Evrene tamamen farklı bir gözle bakmaya çalışması.
    Üstelik fikirlerim içinde örneğin, özel görelilik ve genel görelilik yaklaşımları üzerinde en çok tartışılabilinecek konular. Çünkü bilinenden, kabul edilmiş ve sorgulanmayana tamamen farklı bir açıdan bakıyor.
    Ben bilgim ve bakışımla bu kadarını üretebiliyorum. Daha iyisini yapabildiğiniz zaman, ortaya koyduğunuz zaman bu fikrinizi o zaman koşullar farklı olur.

    Burada bakış açımla ortaya koyduklarımın çoğu şahsi üretiminde değil. Bir çok bilimcinin hatta bu sitede yazmış bir çok kişinin de fikirlerinden, bilgilerinden parçalar var. Bunları birleştirdim ve farklı bir yorum olarak ortaya koyuyorum.
    Yazışmalara katılarak bu fikri parça parça geliştiriyor ve düzeltiyorum. Ama bunların hiç birinde size ait bir parça yok. Olmaz da, çünkü ortaya yeni hiç bir şey koyamıyorsunuz.

    Eğer bilimcilerin şu an doğru dediği her şey "eksiksiz doğru" ise niye üç temel kuvveti, kütleçekimi ile birleştiremiyorlar ? Demek ki eksik olan bir şeyler var. Bu eksiğin bulunmasında payımız olmasını yakıştıramıyorsanız, bu sizin derdiniz.


  • 0
    Teorilerinizi artık sorgulayacağım çünkü benim bildiğim her şeyi ihlal ediyor. Sanırım siz ve arkadaşlarınız alternatif bilim oluşturmak istiyorsunuz. Yani günümüz fizik kurallarının geçerli olmadığı, hatta her hangi bir kuralın geçerli olmadığı farklı bir bakış açısından bakmak istiyorsunuz. Size başarılar diliyorum.
    Mehmet Ali 08 Mart 2016
  • 0
    Teorilerinizi artık sorgulamayacağım çünkü benim bildiğim her şeyi ihlal ediyor. Sanırım siz ve arkadaşlarınız alternatif bilim oluşturmak istiyorsunuz. Yani günümüz fizik kurallarının geçerli olmadığı, hatta her hangi bir kuralın geçerli olmadığı farklı bir bakış açısından bakmak istiyorsunuz. Size başarılar diliyorum.
    Mehmet Ali 08 Mart 2016
  • 0
    Neyse bu gereksiz konuyu daha fazla uzatmanın anlamı yok. Ortaokul düzeyine indik. Yoğunluk enerji falan değildir. Hiç bir şey bilmiyorsan bilen bi ortaokul öğrencisi yardımcı olabilir.
    Mehmet Ali 08 Mart 2016
  • 0
    "Çok Yoğun" manyetik alanlarda zamanın yavaşladığı saptanmış durumda...
  • 0
    Gerekli bilgileri aşağıda bulunabilir.

    http://www.fenbilim.net/6-sinif-yogunluk-nedir/
    Mehmet Ali 09 Mart 2016
  • 0
    Evet, sınıftaki çocukların yoğunluğu ile aynı şey işte. Çocukların yoğunluğu, kütle yoğunluğu ya da enerji yoğunluğu ne dersen de. Yoğunluk yoğunluktur, enerji demek değildir. Birim hacim başına düşen X'i temsil eder. X yerine ne istersen onu koyabilirsin. Bak başka tartışmalarda bunları koz olarak kullanırım haberin olsun, ona göre devam et ya da dur artık:))
    Mehmet Ali 09 Mart 2016
  • 0
    3.Bu evreni oluşturan maddenin yoğunluğuna bağlı.Eger evren maddesinin yogunlugu bir parca daha fazla olsayd8 o zaman Einstein'in genel görecelik kuramına göre evren atomik parcacıkların birbirini cekme kuvvetleri dokayısıyla evren bir türlü genişleyemeyecek ve tekrar küçülerek bir noktacıga dönüşecekti.aksine eğer yoğunluk baslangïçta bir parca daha az olsaydı o zaman evren son hızla genisleyecek fakag bu taktirde atomik parçacıklar birbirini çekip yakalayamayacak ve
    Fizikist 09 Mart 2016
  • 0
    3.Bu evreni olusturan maddenin yogunluguyla ilgili.eğer evren mddesinin yogunlugu bir parca daha fazla olsaydı o zaman Einstein'in genel görecelik kuramına göre evren atomik parcacıkların birbirini cekme kuvvetleri dolayıs8yla bir türlü genişleyemeyecek ve tekrar kücülerek bir noktacıga dönüsecekti.
    Eğer yoğunluk baslangıcta bir parca daha az olsaydı o zaman evren son hzla genişleyecek fakat bu taktirde atomik parcacïklar birbirini cekip yakalayamayacak ve yıldızlarla galaksiler hicbir zaman olusmayacaktı.Haliyle bizde olmayacaktık.Yapïlan hesaplara göre evrenimizin baslangıctaki gercek yoğnluğu ile ötesinde olusması imkanı bulunmayan kritik yogunlugu arasïndaki fark yüzde birin bir katrilyonundan daha azdïr.Bu bir kalemisivri ucu üzerinde bir milyar yıl sonrada durabilecek şekilde yerleştirmeye benzer.
    Üstelik evren genisledikçe bu denge daha da hassaslasmaktadïr.
    Fizikist 09 Mart 2016
  • 0
    Siz komedi dans üçlüsüne daha fazla soyleyecek sözüm yok. Kimin ne kadar fizik bildiği ortada zaten.
    Mehmet Ali 09 Mart 2016
  • 0
    bir çok şey yukarı da açıklanmış, ama sadece şunu da eklemek istiyorum;

    Uzay-zamanı büken şey evet kütledir fakat bir madde ne kadar yoğunsa yani ne kadar fazla kütleyi daha küçük hacim içerisinde taşırsa kütle çekime maruz kalan madde kendisini çeken kütlenin toplamına daha yakın olabilecektir. Yani misal; Dünya bir top kadar sıkıştırılsa daha fazla çekim gücüne sahipmiş etkisi yaratır çünkü biz o zaman dünyaya daha yakın durabilmiş oluruz. Kara deliklerin kütle çekiminin bu kadar fazlaymış gibi gözükmesi de bundandır, hacimleri çok küçüktür ve nesneler kara delikteki toplam kütlenin tamamının çok yakınında durabilir.
    Emin Akben 13 Mart 2016
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

4.631 soru

27.433 cevap

30.090 kullanıcı

Giriş Yap