• 0

    Paralel evrenlerde farkli gercekliklerin olmasi, o evrende ki fizik yasalarinin farkli olmasindan mi kaynaklaniyor? Yoksa Ayni fizik kanunlari gecerli oldugu halde mi alternatif gerceklik yasaniyor?

    hasan özdemir 11 Ağustos 2017
  • +1
    Farklı seçimler farklı olasılıkları, farklı olasılıklar ise farklı gerçeklikleri yaratıyor. Temelinde aynı var oluş söz konusu fakat bu var oluş öngörülemez olasılık dizileri ile sonsuz sayıda alternatif gerçekliğe neden olabiliyor. Ben bu olasılıklar dizisinin gerçekleştiği " bütünsel evrene " inanıyorum. Sadece bütünsel evrende, neden-sonuç ilişkisi ile açıklanabilen kararlar ve ya seçimler bizlere farklı, alternatif gerçeklikler sunuyor. Başlı başına temelden farklı evrenlerin oluşu hem korkutucu hem de açıklanması çok zor.
    Mesela, milyarlaca paralel evren içinden, milyarlarca galaksi kümesi içinden, milyarlaca güneş sistemi içinden, milyarlarca uygun gezegen içinden biz karbon temelli insanlar sırası ile temel bilimsel hiyerarşisini; matematiği-fiziği-kimyayı-biyolojiyi inşaa etmişiz. Ve tüm gerçekliklerimiz bu hiyerarşi üzerinde yaptığımız BİLİME dayalı. Peki ya başka bir gerçeklikte bunların hiçbiri yok ise ?
    Peki gerçeklik dediğimiz şey aslında evrenlere göre göreceli olan ve var olan hakikatı bulmak için yarattığımız mantıklı saçmalıklar olamaz mıydı ? Eğer paralel evrenleri birbirinden ve temelden tamamen bağımsız neden-sonuç ilişkisi gibi düşünürsek; içinden çıkılmayacak sorular ile başbaşa kalıyoruz.
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 11 Ağustos 2017
  • +1
    her evren deterministtir. Fizik disinda baska bir gerceklik yok bulundugumuz evrende de fizik sabiteleri canliligi yaratmakta insa ettigimiz tum temel bilimlerde fizik kurallariyla aciklanmakta beyin dedigimiz olguda evrenin kurallarina uymakta biz sadece bilincliyiz farkindayiz diger evrenlerdeki alternatif gerceklerde farkli fizik sabiteleri sonucu farkli determinist fizik davranislari geregi olusmakta.oyle olmak zorundadir yani yoksa boslukta kendi kendine sans geregi farkli gerceklikler olusmaz o gerceklikleri olusturan farkli kanunlar o farkli alternatif gerceklikleri yaratir öyle degil midir?
    hasan özdemir 11 Ağustos 2017
  • +2
    bu evrende olasilik yoktur bizim alternatif dedigimiz tum olasiliklar baska evrenlerde gerceklesir. Aslinda evren tek basina olasiliksizdir.
    hasan özdemir 11 Ağustos 2017
  • 0
    sonucta hersey dogal olarak aciklaniyor metafiziksel bir durum yok bu benim icin yeterlidir.korkmam icin bir sebep yok
    hasan özdemir 11 Ağustos 2017
  • 0
    Bilemeyiz..
    Muzaffer Celik 11 Ağustos 2017
  • 0
    Şu anda bizim fizik yasalarımız tamamen madde odaklı. Madde hakkında davranışları hakkında çok şey biliyoruz. Ama iş saf enerji ve türevlerine geldi mi bu konuda oldukça cahiliz. Kuantum zamanının farklı bir boyut olarak tasfir edilmesinin sebebi de bu.
    serdarrah 12 Ağustos 2017
  • 0
    bu o kadar karisik bir olgu ki o kadar arastirma yaptim kuantum mekanigi evet belirsiz newtin mekanigine darbe vuruldu ya sanki suanda yasamis oldugumuz evrende rastgele birseyler oluyor sanki birden gece oluyir veya ben birden timsaha donusuyorum.o kadar soylediler efendim tamam kuantum mekaniginde belirsizlik var ama makro boyutta belirli hale geliyor ve atom belirli sekilde davraniyor buda ben dahil nöronlarim dahil buna digal olarak dusuncelerim de dahil olmak uzere belirli bir sekilde davraniyor yani suan olmus ve dunyamizda olacak olaylar belirlidir bilimsel görüs bunu destekler. Paralel evren dedigimiz durumda madem canliligi hassas bir sekilde meydana getiren fizik kurallari varsa bu evrende kuantum belirsizligindeki o superpozisyin yani olabilecek hersey her olasilik baska evrenlerde gerceklesir.e peki bu baska evrenlerde gerceklesen olasiliklar hangi altyapiya hangi kuvvete dayandirilir yani burdan anlamamiz gereken sey de o evrenlerdeki sabit kurallarda o ebrendeki gerceklikleri olusturur diyebilirmiyiz e benim o evrende esizim varsa baska olasiliklari yasiyirsa bulundugumuz evrenden cok cok az farkli fizik sabiteleri o olasiliklari gerceklestirmez mi ? veyahut diyelim ki tamamen ayni fizik kurallari var diger paralel evrende ama baska gerceklikler yasaniyor e biz bunu fizige dayandiramayiz o zaman ordaki matematiksel kanunlar mi farkli madem matematiksel kanunlar farkli o yuzden ayni fizik kurallari gecerli oldugu halde farkli gerceklik yasaniyor peki o evrendeki matematiksel kanunlarin farkli olmasini saglayan sey nedir? Boyut farki mi yani farkli boyutta oldugu icin mi veya farkli konumda oldugu icin mi ayni fizik sabiteleri olsutugu halde farkli gerceklikler yasaniyor kim netlestirebilir bu konuyu acaba ya ?
    hasan özdemir 12 Ağustos 2017
  • 0
    lütfen acil bir cevap bekliyorum..cevaplariniz icin simdiden tesekkurler .
    hasan özdemir 12 Ağustos 2017
  • 0
    ayrica geraldt hoft adli nobel odullu fizikci atom parcaciginin davranisini 43 saniye once yonunu ve hizini tahmin etmistir. tavi olcumu kendisi yaptigi icin bircok superpozisyon halinden belirli bir konum almistir.Bu bulundugumuz evrenin super determinist oldugunu gosterir aksi olsa bilim yapilamazdi. yani her evren kendi icerisinde super determinist olmak zorunda yani alacagimiz her karar veya vazgececegimiz kararsizlikda dahil hepsi fizik kanunlariyla uyumlu olmak zorunda bu evrende bir olasilik gerceklesiyir ta big bangden beri ne olacagi belli zaman bir illüzyon baska evrenlerde o zaman farkli fizik kanunlari olmak zorunda ki farkli olasilikllar gerceklessin. mantikli olan bu degil midir?
    hasan özdemir 12 Ağustos 2017
  • 0
    Sayın Hasan Özdemir, çok güzel bir yazınızı noktalama işaretleri kullanmadığınız için, mahvetmişsiniz. :-(
    Çok daha fazla kavram ve anlam çıkarmak mümkünken, yalınlaşmış yazınız.

    -------000------

    Anlayabildiğim kadarıyla, kendimce cevap vereceğim.

    Çoğu fikrinizle uyumluyuz aslında. Ama farklı evrenlerde farklı matematik ve fizik kuralları ?. Bu konuda hemfikir değilim. (Bu kısmında fikir beyan etmek istiyorum.)

    Çünkü matematik soyut olarak, var (1) ile yok (0) arasındaki ilişki ile başlıyor.
    Benzetme örnek ile (tam ve doğru olmasa da fikir verecek düzeyde)
    Nokta "Var", nokta "Yok"= varlık ilişki incelemesi, üstüne;
    2 nokta "Var"= doğru, mesafe uzunluk, yön ilişkileri, üstüne
    3 nokta "Var"= alan, açı, kenar, eğim ilişkileri , üstüne
    4 nokta "Var"= hacim, konum, yükseklik, integral, zaman, vs.vs ilişkileri, üstüne
    5 nokta "Var"=hız, kuvvet, momentum, vs.vs. ...

    Özetle, olası paralel evrenlerde de matematik aynı ilişkilerden ve bunların arasındaki etkileşimleri incelemekten doğacaktır. Çünkü hepsi aynı temele; "Var", " Yok" temeline dayanıyor olacaktır.
    Ya da en azından aklıma başka "en basit temel" gelmiyor.

    Matematik evrenler üstü olmalı bu durumda.
    O zaman matematik kuralları da aynı şekilde olmalı, Sayısal sonuç-değerler ise evrenlere göre farklı olabilir.
    Örneğin evrinimiz bize göre düz, üçgen iç açıları toplamı=180 derece...
    Peki, dünya yüzey eğiminde olsaydı evrenimiz? Bu sefer, bu eğim bize düz geleceği için, iç açıları toplamı farklı olurdu. (Düz dünya haritasından üç şehir belirleyip, aralarındaki açıları bir düz zemin üzerinde, bir de küre üzerinde tekrar çizerek, deneyin imkanınız olursa...)

    Aynı şekilde iş fizik kurallarına gelince, biraz farklılıklar olabilir. Fiziğinde temel ilkeleri, matematiksel kuralları aynı iken, sonuçlar farklı olabilir. Basınç ilkeleri gene aynı olurdu. Kuvvet , iş kuralları da....Mikro düzeyde kurallar değil ama ilkeler (kurallara göre daha düşük geçerlilikte ve daha geniş çerçevede olarak ele alıyorum) aynı alırdı.
    Kurallar ve sonuçları, o evrenin sabitlerine göre farklılıklar içermesi mümkün. (Mesela evrenin enerji yoğunluğu daha yüksek ise, temel kuvvetler ve madde temel parçacıkları arasındaki ilişkiler doğal olarak bizimkinden farklı olacaktır.

    Ama bu anlaşılamayacak farklı bir fiziğe işaret etmiyor. Bence, bizimkine uyarlanabilecek farklılıklara sahip ve temel ilkelerde aynı fizik olur.

    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 12 Ağustos 2017
  • 0
    Sayin Burtay yani bizim burda anlayacagimiz sey :Eger farkli olasiliklar baska bir evrende gerceklesiyorsa, fizik temelleri ayni fakat baslangicta ki ,big bangden itibaren o fizik sabiteleri farkli oldugu icin farkli evrenler meydana geliyor. Dogru mu anladim efendim..belirttiginiz gibi örnegin:(Enerji yogunlugu farkli ise farkli parcaciklar arasindaki iliskilerin farklilik göstermesi örnegi gibi..)
    hasan özdemir 12 Ağustos 2017
  • 0
    Cevabinizi merakla bekliyorum.Simdiden cok tesekkürler..
    hasan özdemir 12 Ağustos 2017
  • 0
    Sayın Hasan Özdemir.... Merhaba :-)

    Yazdığınız doğru, aynı fizik temelleri, aynı matematik değerleri ama farklı fizik sabitleri... (enerji miktarı, yoğunluk, belki (?) spin, vs.vs.)

    Ve bu sayede ..."her evren deterministtir. Fizik disinda baska bir gerceklik yok. Bulundugumuz evrende de fizik sabiteleri canliligi yaratmakta... İnsa ettigimiz tum temel bilimlerde fizik kurallariyla aciklanmakta beyin dedigimiz olguda evrenin kurallarina uymakta, biz sadece bilincliyiz, farkindayiz. Diger evrenlerdeki alternatif gerceklerde farkli fizik sabiteleri sonucu farkli determinist fizik davranislari geregi olusmakta.
    Öyle olmak zorundadir, yani yoksa, boslukta kendi kendine sans geregi farkli gerceklikler olusmaz "... (Bu kısmına özellikle hayran kaldım yazınızın. Sadece bir kaç noktayı nasıl algıladığımı vurgulamak için, izninizi almadan ekledim. Kusuruma bakmayın. )

    Bizim evrenimizin sahip olduğu enerji değerinden, mesela %10 daha fazla enerji içeren bir tekillikle başlasaydı evren ? Ya da süper şişme, %50 daha uzun sürseydi (bu fazla enerjiden dolayı) , biz farkları hiç bilemeyecektik ama... Kendi evrenimizi tanıdığımız zaman diğer evrenlerin durumlarını hesaplayabiliriz.
    Kısaca ..."olasilik yoktur bizim alternatif dedigimiz tum olasiliklar baska evrenlerde gerceklesir. Aslinda evren tek basina olasiliksizdir. "...
    Tasarım aynı, temeller aynı.
    Bu bir "kova" kum ile yapacağınız "kumdan kale" ile 1 "kamyon" kum ile yapacağımız kaleleri kıyaslamaktan başka bir şey değil.
    İkiside kum, ikisinin de temel inşaat mantıkları aynı... Ama duvarlarını inşaa ederken, küçük kalenin duvar ve kiriş "statik hesapları ve değerleri", doğal olarak büyüğünki ile aynı olmayacak.
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 12 Ağustos 2017
  • 0
    Sayin Burtay Mutlu,Size ne kadar teşekkür etsem azdır.Kafamda ki soru işareti giderildi.Çünkü Çoklu evren,Paralel evren gibi teorileri ilk duyduğumda bilimselliğini sorgulamaya başladim.Bircok bu konuyla ilgili izlediğim belgesellerde tam olarak bu ilişki aciklanmamıştı.Elbette kanıt yok şuan ama enflasyon teorisi,sicim teorisi,hassas ayar dediğimiz değerlerin aciklamasinin birer mantiksal,matematiksel,akılsal zorunluluğu gibi gözukmekte ,paralel ve çoklu evrenler teorisi sizinde desteginizle acikliga kavusturdugum icin konuyu cok memnunum.Cevaplariniz icin teşekkür ederim.
    hasan özdemir 12 Ağustos 2017
  • +1
    Öncelikle ben teşekkür ederim. Ancak bilgi olarak, kesinlik olarak, bende sizden farklı değilim. Yani kanıtını görünceye kadar emin değilim.
    Sadece, kendimizce mantığımıza nasıl oturtabileceğimiz konusunda fikir alış verişi yapıyoruz.

    Sizin bilgi birikiminiz ve mantığınız mesela, bana da çok değerli bir kavram kazandırdı... :

    "Aslinda evren tek basina olasiliksizdir."

    Bu her şeyi; benim yazdıklarımı da kapsarken, sizinkileri de özetliyor.
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 12 Ağustos 2017
  • 0
    Sayin Burtay peki bu simulasyon argumani hakkinda bir bilginiz varmi ? Brianne green örnegin benzetim coklu evren modelinde evrenin bir bilgisayar simulasyonu olabileceginden bahsediyor.Dayanak noktasi ise cok gelismis medeniyetler sonsuz kapasiteli bilgisayar ureterek evreni simule edebilir .Tabi bu ne amacla yapilir neden son verilmez ve mudahale edilmez o ayri soru isaretleri uyandiriyor.Sizce bu argumanin ciddiye alinacak tarafi var mi?Çunku bazi fizikciler dillendiriyor.Neil de grassse tyson yuzde 50 yapay evrendeyiz diykr mesela ama mutlaka ki emin olduklari sey evrenin bur mudahaleye maruz kalmadigi ve herseyin doga ve fizik yasalarin geregi simulasyin olusturuldugu sanirim mudahale edilirse sistem cokuyor.Sacma buluyorum ben sizin gorusunuz nedir acaba?
    hasan özdemir 13 Eylül 2017
  • 0
    Neden fisi cekmiyor benzetimci ? bu argumanin savunulacak bir tarafi bile yok galiba yada ben yanlis yorumluyorum.sandigim gibi degil mi acaba yoksa salt fizik mi devreye giriyor yani bir turlu anlam verebilmis degilim.Ve Brianne green nasil olurda kitabinda bu kojuya deginir ciddiye alir onu hic anlamis degilim:)
    hasan özdemir 13 Eylül 2017
  • 0
    Sayın Hasan Özdemir;
    Basit ya da karmaşık, büyük (çok elemanlı) veya küçük; kendi içinde dengeye oturmuş hangi sisteme dışarıdan müdahale olursa olsun, mevcut sistem çöker.
    Ama bu bir yokoluş değildir. Yeni sistem dengesine kavuşana kadar, tüm mevcut sistem elemanlarının yeni denge noktasına ulaşana kadar gidip gelmesidir.

    Eğer bin elemanlı ise, en küçük elemana etki ettiğimizde, tüm sistemdeki 999 elemanda yeni denge noktalarınin bulana kadar belli bir olasılık aralığında gidip gelecektir. Bu dış gözlemciye göre kaotik bir ortamdır.
    Aslında aynı durum, kuantum düzeyinden, galaktik düzeye kadar sürekli var. Bilim dilinde buna "olasılık dalgası"; "dalga fonksiyonu" da diyoruz...

    Yani eğer bir müdahale olursa, bir süre kaos olsa da yeni bir dengede kalır sistem.
    Kayıpların yanında, yeni kazançlarda olacaktır bence...

    Evrenin simulasyon olmasına gelince; insanoğlunun bilgisayar teknolojileri ile içli dışlı olması ile bu fikir güç kazanıyor. Çünkü sonuçta her şey aslında "bilgi" ile şekillendirilmiş bir enerji topağından ibaret.
    Hele simüle oyunların kalitesi artıkça, bu daha da çekici geliyor.
    Başa takılan bir ek alet ile, sanal bir dünyada, gerçek hayatta asla yaşanamayacak olanların macerasını yaşamak çok cazip...
    Ama bana bu daha çok, kaynakları savurganca tüketilmiş bir dünya da ve çekirge sürüsü gibi artan insanlık karşısında, bazılarının kaçış noktası araması gibi geliyor bana...

    Eğer evren dev bir simülasyon ise, çok ciddi bir enerji tüketimi vardır. Evrendeki her şey optimum verimlilik üzerine kuruluyken. böyle bir savurganlık makul gözükmüyor.

    Eğer insanoğlu ise incelenecek, samanyolu boyutlarında bir simulasyon bile yeterli.
    Eğer fizik kuralları ise incelenen, temel kurallar için bu kadar çok değişkene ve elemana gerek yok gene...
    Brian Green bu düşünceye yer vererek hem insanların hayal güçlerini çalıştırmış, hem de bu dünyadan kaçış -avuntu-umut icin bir şans vermiş sanki...
    (Sonuçta bilim bile popülerleşirse ancak ciddiye alınıyor günümüzde, sıradan vatandaşlarca...)
    Ama esas nedenini bilemem tabi.

    Bu olasılık önemli mi? Yani bir simülasyon içinde olma ihtimali... Bence değil.
    Öyle olsa da, olmasa da durumumu değiştirmez, Çözmem gereken konuları önemsizleştirmez. Çünkü önemli olan, birey olarak benim ne yapmaya çalıştığım ve yaptığım.
    Sadece ben-biz hayatı (m-ız)a anlam ve değer katabiliri(m-z.)

    Düşüncelerim kısaca böyle...
  • 0
    Şu kesin ki bu simulasyon teorisinin bazi ön kabulleri var:Sadece fizik yasalari var.Bu bizim bilimsel olarak biriktirdigimiz gerceklikle celismiyor.Evrimle ,fizikle vs. İste bu önkabul zaten dolayli olarak bu teorinin benzerlik gösterdigi Tanri,Dinler ve Akilli tasarim gibi Bilim disi kabul edilen argümanlardan ayiriyor.Ingilizcem olmadigi icin tam anlamiyla fikir yurutemedim.kaynaklari okuyamadim.Söyle dusunmustum: Acaba dedim brianne green ve neil de grasse tyson gibi saglam adamlar kalkip tasarimi ve Tanri gibi bir varligimi kabul etmis oluyorlar dedim.Ama saniyorum ki böyle anlasilmamali ön kabul yine sadece fiziksel sistem yoksa bunu brianne green bilim olarak ele aldigi kitabinda bunu belirtmezdi.öyle degil mi Sayin Burtay asil sorum buydu.Yani bu ihtimal hakkinda konusan fizikciler aslinda yine doğal olan görüsü savunuyorlar .. yoksa bu konu dusunulemezdi bile oyle degil midir? Simulasyon olmasi da evrenin diyelim ki kabul edelim: Brianne green ve neil de grasse tysonun argumani dogal kabul ettigidir degil mi ?sonucta bu simulasyonu yapan insan ustu gelismis varlik(posthuman) fizige göre özgür iradesi olmadan bu benzetimi yapar.yani onkabul sadece benzetim evren.gerceklikle celismiyor. Evrim yine var, fizik kurallari yine bildigimiz gibi yani ön kabul bu:arguman bu sekilde yorumlaniyor. Dogru mu dusunuyorum ? Sayin burtay? Cunku kaynaklara ulasma sansim yok bilgilendirirsen cok minnettar kalirim...
    hasan özdemir 15 Eylül 2017
  • 0
    Fizikçi olupta, (gizliden veya açıkça) bir yaratıcının varlığını düşünmememk çok zor bence...
    O sağlam adamların ne dediğini bilmiyorum ama içlerinde bir yerlerde Yaratıcıyı anlamaya çalıştıklarına eminim.
    Brian Green gibi fiziği populerleştirenlerin yaşadığı ortam Amerika... Amerika, gün geçtikçe geçmişe dönen ve kafasını kuma gömen bir toplum haline dönüşüyor. Popülerleşme (ve kitap satma) düşündüğümüzden daha çetrefilli ve zor olabilir. Bilemiyorum.

    Simulasyon konusunda ise benzerlikler olması ve hatta yol göstermesi çok doğal...
    Bence de 3 boyutlu nesneler bir simulasyon-yansıma olabilir.
    Bu bilgimizle de, teorilerimizlede uyuşuyor.
    Çok basit aslında; karadelikler 2 boyutlu /alan olmalarına rağmen, etkileri ile 3 boyutlu gibiler.
    Bir bakıma uzay-zaman dokusundaki delikler...

    Eğer kütleyi oluşturan enerji topağı (zar sicim) düz bir alan iken, bir noktasından kuvvet alırsa, 3 boyutlu bir yapıya dönüşüyor. (Bir çarşafın ortasına bastırınca, oluşturduğu-işgal ettiği yeni alanın biçimi örneği gibi...)
    Buna göre, evrendeki tüm üç boyutlu nesneler, (2 boyutlu zar sicimler), zaman akışı ve evrenin genişlemesi ile kuvvete maruz kalmaları sonucu 3 boyutlu yapı kazanmış olabilirler.

    Yani 2 boyutlu nesnelerin, "Zaman" sonucu 3 boyutlu hal alması olabilir.
  • 0
    Hasan Özdemir,
    Doğru mu düşünüyorsunuz? Mantık kurgunuzun sağlam ve birbirini takip eden doğrulukta olduğunu söyleyebilirim ancak. ama bu doğru veya yanlış düşündüğünüzü saptamaya yetmez.
    En başta, bir veriden sadce bir tanesi bile yanlış olsa, tüm kurgu, kendi içinde mantıklı ve tutarlı olasa da, toplamda yanlıştır.
    Bu, 6 basamaklı, bin aşamalı bir işlemin başında, tek bir "+/-" işareti hatası gibi sonuç üretebilir. :-)

    Bilim Tanrı'nın varlığını ya da yok olduğunu sorgulamaz. Hatta sormaz bile. Sadece eldeki veri ve yöntemlerle, doğruyu bulmaya çalışır.
    Bir çok insan, tıkandığı noktalarda cevabı Tanrı'nın varlığına ve iradesine bırakıp, araştırmayı-öğrenmeyi - sorgulamayı bıraktığı için, "bilim insanı" ile "inanç insanı" bu noktadan sonra çatışabilir.
    Çünkü bilim kantılar arar ve sorar. İşte böyledir deyip, kesip atmayı kabul etmez.
    Bu sorgulama kararlılığı, inanç kurumlarını sömürenlerce hoş karşılanmadığı için, bugünkü durumdayız.

    Sorguladığınız konulara gelince, açıkçası çok derin ve bir o kadar cevapsız sorgular içeriyor.
    Yani üzerinde çok fazla durmadığım, sorgulamadığım ve açıkçası sebep olduğu zihin yorgunluğuna değmeyeceğini düşünüyorum.

    Sonuçta bu konuda ulaşacağımız her sonuç; sadece bir fikir olacak. Güncel, geçerli ve bilimsel bir veri olmayacak. O yüzden yanlış düşünme ihtimali de yok. Sadece farklı düşünme ihtimali var. :-)
  • 0
    Merhaba Sayin Burtay yine ben:) izninizle birkac soru sormak istiyorum.Paralel veya Coklu evrenler teorisi ile Simulasyon argümani birbiriyle alakasi olmayan alternatif yaklasimlardir degil mi?Hani simulasyon argümanina göre evren gelismis medeniyetlerin gelismis bilgisayar teknolojileriyle olusturdugu yapay evrende yasamaktayiz.Kuantum mekanigine göre en kucuk parca olan atom alti parcaciklar pixel kabul edilir.Rastgele gozuken kuantum dünyasi arkaplanda bir kodlayan sayesinde o rastgele gozuken durum aslinda yasami olanakli kilan baska evrendeki gelismis m3deniyettir.Hugh Everetin ve diger paralel evren teorileri ise kuantum mekaniginde ki bu rastgelelik,ölçülememe,belirsizlik durumunu ve diger her olasiligin cift yarik deneyi ,shrodinger in kedisi gibi deney ve dusunce deneylerinden hareketle diger tum ihtimallerin gerceklestigi sonsuz gercek evrenler de bambaska bir bakis acisidir. Degil mi ? Ikisi evrenin, yasamin kökenine dair bagimsiz aciklamalardir.Yani paralel evren teorisini kabul eden evrenlerin sonsuz ve gercek parcaciklardan olustugunu kabul eder.Simulasyon argumanini kabul edersek rastgeleligin olmadigi planlayanin oldugu yapay bir evreni kabul eder.yani ikiside bambaska aciklamalardir degil mi?Cevabin icin simdiden cok cok tesekkürler...
    hasan özdemir 27 Eylül 2017
  • 0
    Cünkü bircok coklu evren teorileriyle ilgili belgesel izledim.lawrance krauss,brian green,max tegmark gibi onemli fizikciler goruslerini bildiriyorlardi.Ve mevcut kuantum fiziginin öngörülerine dayanarak matematiksel denklemlerin birer ongorusu olarak gercek parcaciklarin olabilecek tum olasiliklarin baska evrenlerde sonsuz evrenlerde gerceklesmekteydi.ve benzetim simulasyon evren yaklasimi yapay evren ongöruyor kuantum mekaniginin rastgeleligini pixel gibi kabul ediyor.O hayat icin parametreleri olusturan fizigin ise kodlandigini savunuyor.bunlar cok farkli yaklasimlardir oyle degil mi ? Baglantisiz yani ben paralel evrenler teorisini kabul edersem simulasyon argümanini savunmam imkanli olamaz gibi gorunuyor..
    hasan özdemir 27 Eylül 2017
  • 0
    Simulasyin evrenin coklu evrenlerle tek baglantisi su olabilir sadece: birbirinin icine gecmis simulasyon evrenler yani simdiki teknolojimize bakarak benzetim evrenler yaratabilirsek o yarattigimiz evrenin icindeki akilli varliklarda kendileri simule evren yaratacak seviyeye gelir ve boylece devam eder.Ama Hugh Everetin sundugu kuantum mekaniginin ongorusu olan paralel evrenler ise tamamen farklidir. Ve simule söz konusu degil kuantum belirsizligi ,olasiliklar pixel degildir. O rastgelelik ve olasiliklarin hepsi baska evrende gerceklesir.Yani temelinde cok baska teorilerdir. Hugh evereti kabul edersek simule söz konusu degil sanirsam.Dogru mudur? hocam..
    hasan özdemir 27 Eylül 2017
  • 0
    Sayın Hasan Özdemir, Öncelikle işe (sanırım) sizden "daha önce öğrenmeye başlamış" bir öğrenciyim. Hocam latifesini, ODTÜ kökenli bir öğrenci-öğrenci hitabı olarak kabul ediyorum. Hepimizin birbirimizden öğrenecekleri var çünkü...

    İlk kısımdaki simülasyon ve çoklu evrenler hakkındaki teşhislerinize katılıyorum.
    Çoklu evrenler, her farklı olasılığın gerçekleşmesini öngören ve kabul eden bir yaklaşım. Buna göre, siz bir yol ayrımında; bir evrende sağa dönerken, diğerinde sola, bir başkasında geriye doğru devam edebiliyorsunuz.
    Yani her senaryo için ayrı bir evren. Siz bu evrenin sadece bir değişkenisiniz, Bunun yanında, sizden başka sayısız değişken (diğer insanlar ve canlılar hatta cansız nesnelerin olayları-hava, nem, rüzgar, vs. durumu gibi...) e göre de bunlar dallanıyor. Hayal etmesi bile çok zor.

    Fizikçiler bu paralel evrenleri olası görüyorlar. Çünkü dalga fonksiyonlarında, her hangi bir noktada gerçeklik oluşurken, diğerlerinde çöküyor. Ya bu oluşan nokta farklı olursa? Bu sorunun cevabı, bu çoklu evrenler yaklaşımı ile çözülüyor.
    Sanki, bir bakıma aynı sayfanın her bir kopyasında, ufak bir değişiklik gibi...

    Simülasyon evren yaklaşımında, simülasyonu hazırlayan uygarlık, onların tabi oldukları koşulları, fizik yasaları hakkında bilgi vermiyor. Bir bakıma onları yaratıcı olarak kabul ediyor ve onların öncesini cevaplamıyor. Bu da şu anki durumumuzla örtüştüğü için, bunu kabul edilebilir bir argüman olarak sunabiliyorlar. Çünkü doğrulanamayacağı gibi, yanlışlaşamayacak bir fikir.

    Oysa çoklu evrenler fikri bu konuda daha farklı. Eğer kuantum mekaniğinde -şu an sanıldığı gibi- olguların rastgele değil de, belli kurallar çerçevesinde oluştuğu kanıtlanabilinirse, paralel evrenler çöker. (Kitap sayfaları gibi ufak farklılıklarla paralel olanlar...) Daha doğrusu iki türlü paralel evrenden, bizimkiyle tıpa tıp kuralları ve oluşumları olan ancak farklı olasılıkların gerçekleştikleri çöker.

    Sadece, ilk oluşumunda sahip olunun enerji miktarına göre farklı olanlar veya bizimkinden farklı gelişim geçiren evrenler kalır.
    (İki çoklu evren yaklaşımı farkı: Bir tanesi kitap sayfaları gibi, her sayfa bir öncekiyle aynı konuyu, satırı, kelimeleri içeriyor. Ancak her sonraki sayfada, "sadece bir harfin yeri, öncekinden farklı" oluyor.
    Diğer çoklu evrenler yaklaşımı ise, köpürtülmüş sabun köpükleri gibi, hepsi birbirine benzer, aynı malzemeden oluşmuş ama dinamikleri, büyüklükleri farklı. Hiç bir baloncuğu -kitap sayfalarında olduğu gibi- bir diğeriyle bir değişken hariç her yönden aynı olarak değerlendiremeyiz. Her birini bağımsız olarak ele almalıyız. )

    Everet'in çoklu evreni sabun köpükleri benzetmesine daha uygun. Her bir sabun baloncuğunu ayrı ayrı simüle etmek ise, bence herhangi bir ileri uygarlık için mümkün değil. Sadece değişkenler değil, (fizik) kurallarda farklı planlanmalı... Sonsuz denecek değişken ve bunların birbirleriyle olan ilişkileri. Beyindeki sinir hücresine oranla, bağlantı sayısı çokluğu baz alırsak, burada evrendeki tüm foton sayısından daha fazla bir rakamdan söz etmemiz gerekir.
    (Tabii merak duygusu önemli ama, bu kadar enerjiyi ve bilgi işleme kapasitesini sırf gözlemlemek için harcamak bana makul gelmiyor.)

    Yani bence de Everet'in çoklu evrenleri simüle edilmeye uygun değiller.

    (Şahsi Düşünce: Bütün bu evrenleri organize etmek ancak "sonsuz diyebileceğimiz, bir yetenek veya güç" için mümkün olur. Evrende akla gelebilecek en üstün uygarlık simülasyonu bile böyle bir şey tasarlayamaz.)

    --------------------------000-------------------
    Diğer yandan, bence, salt kendi evrenimizde, bile kuantum mekaniğinde ifade edilen belirsizlik durumu ve dalga fonksiyonlarının çökmesi rastgele değil.

    Daha önce de belirttiğim gibi, sistemler hep kaos'un kıyısında stratejik bir noktada- sistemin mükemmel denge dediğimiz bir noktasında duruyorlar.
    Yani sistem doğru analiz edilince (bir gün yapılacağına inanıyorum) dalga fonksiyonunun hangi noktasında gerçeklik bulacağını, diğerlerinin çökeceğini hesaplayabilecekler.

    Burada diyebilirsiniz ki, diğerlerinin çökeceği belliyse, niye varlar? Hesaplarda karşımıza çıkıyorlar?
    Bu sorunun cevabı, hiç bir sistemin sabit değişkenlerden oluşmuyor oluşu...
    Sistemi oluşturan değişkenlerden biri değiştiğinde, eğer diğer değişkenler buna uyum sağlayamaz ise, (kıyısında oldukları) kaos başlar ve sistem çöker. Bu nedenle diğer tüm değişkenler, bu sistemi korumak için ileri geri gidip denge noktalarını değiştirip yeni durumu ayak uydururlar. (Örneğin: Ay'ın dünyadan bir anda 50 bin km uzaklaşması ile tüm güneş sistemindeki gezegenlerin yeni yerlerine geçecek olması. Bu değişim bir kaç bin yıl bile sürebilir ama muhakkak olur. Aynı kural, tüm büyük-küçük sistemler içinde geçerlidir.)
    İşte dalga fonksiyonlarında saptanan bu çöken olasılıklar, bu değişkenlerin olası değişimlerine göre sistemin nerede dengeleneceği bilgilerini taşıyorlar...
  • 0
    Not: Everet'in kitaplarını okumuş veya belgesellerde açıklamalarını görmüş olabilirim ama hatırlamıyorum. Cevaplarımı sizin verdiğiniz bilgilere dayanarak cevap verdim ve ona ithaf ettim.
    (Yani, Everet'in ne söylediğini direk bilerek cevaplamadım.)
  • 0
    Sayin Burtay sizle burda konusmalarimizdan itibaren cok bilgili ve benden kat ve kat daha donanimli oldugunuzu seziyorum,düşünüyorum.Sizden tek ve net bir cevap istiyorum,Gerceklige olan merakim bir türlü dinmiyor ve Gercekligin alternatif cesitli teorilerine kafa yormak bir hobi haline geldi.Fizik üzerine profesyonel bir tahsilim yok ,sadece merakli,amatör bir arastirmaci oldugumu söyleyebilirim.Soruma gecer isek:Paralel evren teorisini kabul edersem ,Benzetim evreni reddetmek zorunda kalirim.Benzetim evrenleri kabul edersem,paralel evrenleri mantiken reddetmem gerekir degil mi ? Cünkü benzetim evren son derece karmasik kuantum bilgisayarlarda evreni taklit etmektir.Paralel evrenlerde ise diger tum olasiliklar da gercektir ,yapay birsey yok kesin olarak bir cevap verirseniz bu ikisi birbiriyle baglantisi olmayan farkli goruslerdir degil mi ? Yani ikisinden birini kabul edersek ,digeri gecersiz bir teori haline gelir degil mi ? Kesin ve net cevap verirseniz cok cok sevinirim.. Sizle muhabbet etmek büyük bir zevkti bu arada...
    hasan özdemir 28 Eylül 2017
  • 0
    Sayın Hasan Özdemir,

    İkiside doğrulukları kadar, yanlışlıkları da ispatlanamayacak öneriler. Her ikiside evrenimizdeki fiziksel olgulara "uygulanabilir" açıklama getirmiyor.
    Her ikisi de evrenimizden ve kurallarından yola çıkılarak hazırlanmış benzetimler.
    Her ikisi de kanıt için, evren dışından üçüncü şahıs bir gözlemciye ihtiyaç duyuyor. Çünkü evrenimiz kapalı bir sistem (enerji miktarı değişmeyen) ve en ezından mevcut bilgilerimize göre başka evrenlerle etkileşimi yok.

    Yani her iki sav birden doğru olsa ya da yanlış olsa veyahut biri doğru, diğeri yanlış olsa da bizim için değişen bir şey yok. Evrenimizi ve fiziğini anlamamıza da ek katkıları yok. Olmayacak. Çünkü evrenimiz kapalı bir sistem.

    İki görüşte, "Farklı olasılıkların gerçekleşmesi durumunda, evren nasıl olurdu?" Sorularının cevaplarını içeriyorlar. Tek ortak yanları da bu sanırım.
    Bunun dışında bu iki paralel evren yaklaşımının başka ortak temeli yok.

    Biri kuantuma dayanarak, her seferinde farklı bir değişkeni değiştiriyor.
    Diğeri ise ortak veya benzer noktalar olmasını, ikisisinde evren tasavvuru olması nedeniyle olabileceğini ama bunun ortak özellikler olmadığını kabul edip, tamamen birbirinden bağımsız ve farklı evren olasılıkları ön görüyor. (Benzerlikler mümkün ama gerekli şart değil.)

    Yani bu iki fikir, birbirini tamamlayıcı bile değiller.

    Bu yüzden herhangi birini kabul, diğerini red etmek zorunda değilsiniz. (Elma ile çilek gibi, ikisi de meyva ama tek ortak noktaları bu kadar. ikisi de menüde olmayabilir.) Birini kabul etmek diğerini yanlışlamaz. Çünkü kabul ettiğimizi, nasıl doğrulayacağız? Bu sadece bir inanma meselesi haline dönüşüyor.
    Kabul etmemiz gereken tek şey, içinde yaşadığımız evren ve onun gerçekliği. Çünkü bundan bilgi alabiliyoruz. Deneyimleyebiliyoruz. Yanlışlayabiliyoruz.

    Siz, bizlerin ve ortamımızın "yapay mı?, gerçek mi?" olduğumuzu sorguluyorsunuz. Ve bu konuda, hiç bir deneye ve gözleme açık olmayan iki teoriden birini kabul ederek , net cevap vermemi istiyorsunuz.

    Bilimsel olarak ise, yanlışlama ya da doğrulama imkanım olmadığı için, şüpheyle cevap verebilirim. Belki...

    Elimdeki fiziksel verilere bakarak verebileceğim tek cevap ise; bizim evrenimiz tek'tir ve gerçektir. Diğer evrenlerle ilgili tek bir veri bile yok. Evrenimizde de tek bir etkileri bile yok. (En azından bizim görüş sahamızda...)

    İstediğiniz net cevap, "neye inanma" konusuna giriyor. Bu bilimin ve fiziğin cevaplayabileceği bir konu değil.

    Bu konuda, inanç olarak kendimce net cevap verebilirim, "her şey gerçek" ve olası başka evrenler beni ilgilendirmiyor.

    Hala istediğiniz cevabı alamadığınızı düşünüyorum ama elimizdeki bilgilerle net cevap verebileceğimiz bir soru değil bu.
    Bu konuda artık soruyu devam ettirmeyeceğinizi umuyorum. ?
  • 0
    Hasan Bey,
    National Geographic'te az evvel sorulanırınıza ilişkin bir program izledim.
    Cevapları da veriyorlar. Ama uçmuşlar. Çok anlamsız ve gereksiz sorgulara yol açıyorlar.

    Dijital ortamda her şey mümkün ise, acı ve sefalet çekmeyi tercih eden ciddi bir mazoist ve bunlara acı vermeyi seven ciddi bir sadist grup var demek ki insanlıkta...

    Üstelik yaşamanın ve öğrenmenin bir değeri de kalmıyor, bu ortamda,...


  • 0
    Bunca farkli teori var .Gerceklik hala bilinmeyen ben artik tam bir şüpheciyim kendimi böyle tanimliyorum.Örneğin :Fransa da iki cocuk babasi bir adam boş beyin tanisi aliyor. Beyninin Yüzde 90 ı boş adamin zihinsel engeli yok, bilinç problemi yok .beyni olmadigi halde az miktarda beyin ve nörona sahip oldugu halde hala memurluk meslegini devam ettiriyor.Demek ki gerceklik cok daha gizemli ,materyalist görüş git gide degerini gözümde kaybediyor. Yuzde 90 beyin erimis kafatasinda yok nasil bilinç hala islevini surdurur? bunun mantiki bir aciklamasi yok gibi zamanla beyin yok olmus bir hastaliktan dolayi olmayan beyin nasil kapasitesini devam ettiriyor.Googleye yazin cok sasirtici bir olay ? Beyninin yuzde 90 i olmayan adam diye.. Bazi bilim insanlari beynin plastisite özelligine baglamis bu durumu ve bilincin ogrenildigini savunmuslar.O yuzden beyni olmadigi halde bilinc zihin zarar görmemis cocukluktan beri zamanla erimis beyin.Fakat beynin her bur zerresi onemli yuzde 90 i olmayan beynin plastisitesi olsa ne olmasa ne ortada fiziksel olarak var olmayan bir beyin 100 gr beyindn nasil zeka cikiyor hic anlamis degilim.Holografik ilke dogrulaniyor gibi geldi bana?
    hasan özdemir 30 Eylül 2017
  • 0
    O olayı biliyorum. İnsan vücudundaki fonksiyonlar sadece beyinden oluşmuyor. Mesela sindirim, solunum ve boşaltım sistemi farklı bir merkezden yönetiliyor. Ki omurilik felçlileri hala sindirebiliyor, nefes alabiliyor.
    Beynin üst tabakası, bağlantı sayısını artırarak, öğreniyor ve fonksiyonlarını sürdürebiliyor. Oysa bir kaç santim kalınlığında.
    Beynin iç tabakalarının sırrı ise tam anlaşılmış değil. Sorgunuza cevap veremem ama çokta şışırtıcı değil. Kafasız gösteri horozu hikayesine de bakın...
  • 0
    Peki devam ettirebilse dahi fonksiyonlarini Bilinç konusu gizemini koruyor.Beynin bütünsel tepkisiydi bilinç bir nevi insan beyninin yan ürünü olarak görülüyordu.Bu adamin normal sartlarda komalik olmasi lazim.Arada bir süreç oldugu icin böyleyse bilemem. Fakat 100 gram beyinle sorunsuz bilince sahip olmasi ufak tefek sorunlar disinda birsey olmamasi sasirtici degilsede garip...iç tabakalari bir ise yaramiyor beynin o zaman boyle bir dusunceye varmak zorundayiz ..
    hasan özdemir 30 Eylül 2017
  • 0
    Sayin Burtay ne tür sorgulari vardi banada anlamsiz geliyor . Belgeselde nelerden bahsediliyordu tam olarak.. Gereksiz sorgulari oldugu kanisina nasil vardiniz mesela..Gercekten saçma degil mi ? Bilimsel degil kanit yok bu fikirler icin sadece dusunce deneyi gibi,bir cesit felsefe.
    hasan özdemir 30 Eylül 2017
  • 0
    Uzun süredir Coklu evren ,Benzetim evren, Holografik evren gibi spekülatif gözüken bu teorilere kafayi taktim . Bir kanser gibi beynimde yayilip duruyor.Dogrulanamiyor ve ustelik yanlislanamiyor.Belirsizlik bana zarar veriyor.Bir Richard Feynman gibi Belirsizlikten haz alamiyorum.Sizce bu durumla nasil basedebilirim ?yaklasimim nasil olmali ? bu konulara bakin sizde deginmissiniz :hayatin anlami kalmiyor, yasamak ve ogrenmenin anlami kalmiyor hakikaten böyle hisseder oldum cok süpheciyim hic iyiye giden bir zihnim yok off off. Biyolojiyle ,evrimle bilinenle ic iceydim merak ettikce arastirirdim gerceklerle ilgilenmek muazzamdi. Fakat Fizikle ilgilenmeye baslayinca artik metafizikle mi? Fizikle mi ? ilgilendigimi ayirt edemiyorum .Richard feynmqn okumak lazim baska basetmek zor geliyor benim icin ama sahsi gorusum tabi... Bu söylediklerim saglikli dusunce mi ondanda emin degilim belki bir psikiyatr servisine basvurmakta yarar var benim icin cünkü hayatimi ve verdigim anlami etkilemeye basladi bur cesit depresyona yol acti... Sacma ama bende etkisi böyle iste asil sasirtici olan bu neden beni boyle olumsuz etkiler ki...
    hasan özdemir 30 Eylül 2017
  • 0
    Hasan Bey,
    Fazla çalışan zihnin bir şeylere takılması, takıntı haline getirmesi çok normal.
    Bence, affınıza sığınırak, beyninizi besinsiz bırakmış gibisiniz.
    Bir konuya odaklanmanın bedeli bu...

    Dünya çok kalabalık ve insanlık çözemeyeceği sorunları başına sarmış durumda... Bu kötüye gidişat sırasında da, gelecek umudu verecek ya da mevcut durumu umursamamalarını sağlayacak bir çok koru gündeme geliyor.
    Geniş açıdan bakarsanız, bunun bir algı yönetimi, toplum-birey biçimlendirme- uysal koyunlaştırma- pazarlama taktiği olduğunu da görürsünüz.
    Çok değil, 20 yıl sonra dünye nüfusu 9 milyarı geçecek, Dünyanın doğal kaynakları ise ortalama bir Avrupalı'nın tüketim düzeyiyle 3 milyar, Amerikalı tüketim düzeyiyle yaklaşık 500 milyon- sadece Amerika'yı insanı besleyecek düzeyda olacak.
    Oysa bu kalan 6 milyara medya ve telekomünikasyon yoluyla, bu tüketim ve sosyal refah hedef olarak gösteriliyor. Teşvik ediliyor.
    2100 yılında ise, bu doğal kaynak tükenişiyle 1 miylar insan ortalama (Türkiye seviyesinde) ancak idame ettirilebilinecek...

    Kalan insanlara ne olacak? Hele ortalama yaşam süresi uzarken... Genç insanı yeni şartlara adapte edebilirsiniz ama bilen birisini fikir değiştirmeye ikna etmek zordur.

    Bu yüzden insanlığa, var olan duruma adapte olması, kabullenmesi için hatta umut vermek için yeni umutlar da lazım...

    Sanal bir dünya olsa, yaşanan bunca sıkıntı ve dert anlamsız olur. Belki teknoloji gelişimi yeterse varlıklarını, sonsuza kadar huzur içinde, mükemmel geçirebilecekleri tasarımlamış elektronik cennette garanti altına alabilecekler,
    Vs.vs.
    Bazıları bilimsel meraktan ve olasılıktan bir fikir ortaya atıyor, diğer bazıları da bunu toplumlara pazarlıyor.

    Siz bir çoğumuzun pençesine düştüğümüz, belirsiz, kötümser ve değiştirme gücü bulunamayan belirsiz gelecekten muzdarip gibisiniz. Bu bir rahatsızlık değil, daha çok maruz kaldığınız psikolojik baskıya ve beyin yıkamaya verilen doğal bir tepki...
    Ne yapacağız? Nasıl? Nasıl belirgin, kontrol edilebilinir hale getireceğiz geleceği? Çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakıyoruz? Vs. vs.

    Bunları düşündükçe, kafayı yememek kolay değil. Çünkü insanın kendisine, toplumuna, bilgisine ve bilime olan güvenini de zedeleyen konular hep.
    Çoğumuz baş etmeye çalışıyoruz,

    Dinsel inanç ile "her şey'in her durumda olacağına varacağını" bilmek bireysel açıdan rahatlatıcı bir bilgi.
    Bilimsel açıdan ise, bunları doğanın doğal bir akışı olarak algılamak, toplumsal açıdan rahatlatıcı...

    İlk başlarda yazdğım gibix beyninizi besinsiz bırakmışsınız, (Bazıları bu bilgi düzeyi ile mutlu olurken, bazılarına yetmez.)
    Tavsiyem; Coursera.org kurslarına başlayın...

    Not: Fındık büyüklüğündeki beyniyle karga 3 aşamalı problem çözümü tasarımlayabiliyor.
    10 bin fare beyin hücresinden üretilmiş doku, bir savaş uçağını mükemmel kullanabiliyor.

    Sizi sevenlere ve özellikle ailenize sonra da çevrenize katkınız ne? Kendinize neyi yapmayı yakıştırmıyorsunuz? Sizi tanımlayacak temel konular bunlar. Diğerleri arkadan geliyor.

    Arkanızdan gelenlere, bir tırnak boyu "fazladan alınmış yol" bıraksanız kâr'dır.
  • 0
    Sayin Burtay , Yeni bir habere rastladım: habere göre simulasyon evren teorisi çürütülmüş.Oxford'lu teorik fizikçiler çürütmüş.Çalışmanin detaylarını bilmiyorum fakat yanlislanamaz,doğrulanamaz dedikleri bu benzetim evren teorisi kesin olarak çürütülmüş,yaklaşık bir hafta önce gündeme gelmiş. Linki vereyim daha bir cok bilim ile ilgili haber kanallarinda yayinlanmis türkçe haber de var. (https://www.google.com.tr/amp/s/futurism.com/sorry-elon-physicists-say-we-definitely-arent-living-in-a-computer-simulation/amp/) bu linkte ve diger baska bir link de vereyim: (https://cosmosmagazine.com/physics/physicists-find-we-re-not-living-in-a-computer-simulation) ingilizcem olmadigi icin anlayamiyorum sizin detaylari daha iyi anlayacaginizi dusundugumden sormak istedim.Bu haber icin gözümüzaydin diyebilir miyim:))) Kesin olarak ,fiziksel olarak böyle birseyin mümkün olamayacağını deneysel anlamda ispat edildigi belirtilmis.Siz nasil yorumluyorsunuz acaba Sayin Burtay?Biliyorum "daha bu konu hakkinda soru sormazsiniz umarim"demistiniz ama gelismeleri görünce konuyu açmak istedim. Şimdiden cok tesekkür ederim degerli düsünceleriniz icin...
    hasan özdemir 12 Ekim 2017
  • 0
    :-)
    Hasan Bey, Hayatımızın bir hayalden, yalandan ibaret olmadığını görmeye hepimizin ihtiyacı var.
    İlkinde özellikle, Quantum Hall effect dedikleri bir şeyden faydalanmışlar. Çok fazla değişken ve birbiriyle etkileşen parçacık varmış. Üstelik bellli bir düzende değil, rastgele...
    (Quantum Monte Carlo adıda vermişler) .
    Sadece iki yüz elektronun durumunu hesaplamak için bile evrendeki atom sayısından daha fazlasına ihtiyaç duyan bir hafızaya gerek olduğunu görmüşler.
    -------------------------------------------
    Bu tür yazılarda gogle translate kullanabilirsiniz. Bire bir ve doğru bir tercüme olmasa da, kelimeleri tercüme etmede işe yarıyor. Sonra onları beyniniz birleştiriyor. Çok az bir İngilizce temel kuralla bile okumanıza destek verir.

    Benim İngilizce'de çok iyi değil. 20 yıldır neredeyse "sadece okuyorum" ama bilmediğim kelimeler veya kavramlar sık sık çıkıyor karşıma. Teknolojiden faydalanıyorum.
    coursera.org kuslarını incelediniz mi? Günümüzün güncel sorun ve ihtiyaçlarından başlayarak, zevk alarak öğrenebileceğiniz bir çok konuda eğitim veriyor. (Resim yapmaktan, çevreye, toplumsal siyasetten, Einstein'ı anlamaya, vs.vs)

    Selam ve Saygılarımla


  • 0
    Sadece ikiyüz elektronun durumunu hesaplamak için bile evrenden daha fazla parcacik gerekiyorsa bu teori sanırım olanaksız .Hem pratikte,hem prensipte cünkü evrenin üstünde daha fazla atoma gerek varsa bu durum olanaksız ve bu teoriyi sağlam bir sekilde çürütüyor. Benim icin güzel bir haber bu :) Coursera.org u incelemeye baslicam bu arada degerli dusunceniz ,yorumunuz ,tavsiyeniz icin tesekkür ederim:)
    hasan özdemir 12 Ekim 2017
  • 0
    Sayin Burtay izninizle bir yorumunuzu istiyorum.Sizce bu Oxfordlu teorik fizikçilerin hesapladiklari bu durum bu simulasyon evren teorisini çürüttü ve yapay evren olusturmanin imkansiz olduğu nu kanitladi? Yoksa sadece eleştiri boyutunda bir önerme mi oldu? çünkü arastirdim hep kisa yazilardi fakat çürütüldügünden ve imkansizligindan bahsediliyordu.Sizce de durum böyle midir?
    hasan özdemir 18 Ekim 2017
  • 0
    Sayın Özdemir,
    Çürütmeden ziyade, "imkansız" demek gibi bir şey bence....

    Bir teorinin ispatlanması veya çürütülmesi için, bilimsel nitelikli olması yani deneye açık olması lazım.
    Bu teori sadece bir deneyde ve bir grubun çalışmasında deneye tabii tutuldu. Bilim açısından bence, "ispat veya çürütme" terimi kullanmak, şu anki konumda doğru olmaz.

    Bu sonucun bağımsız başka bilimcilerce de denenmesi ve onlarında aynı sonuca ulaşıp, aynı yargıyı bildirmeleri ile kesinlik kazanabilir.

    Şu anki durumda bu iş, bir kütleyi ivmelendirerek ışık hızına çıkarmak gibi gözüküyor.
    Gerçekte bir kütleyi bu şekilde ışık hızına çıkarmak imkansız. Tüm evrenin enerjisi kullanılsa gene de imkansız. Buna rağmen, bu sitedeki ve başka bloglardaki sorulara bakın, sanki çıkarılabiliniyormuş gibi tamamen varsayıma dayalı sorular dolu...
    Bir şey imkansız ise, onun olabilirliğini sorgulamak zaman ve zihinsel enerji kaybı.
    (Ha ! , ışıktan hızlı hareket etme ihtiyacın var ise, başka çözümler arayabilirsin. Ama bu imkansız yolla değil...)

    Bu deneyde bize, bu tür bir simülasyon için çok ciddi kaynak istediğini gösteriyor. Evrenin tüm kaynaklarından fazla bir kaynak belki de...

    Bence, simulasyon evren üzerine düşünmek, eğer varolduğunu ispatlamaya-çürütmeye ciddi ciddi çalışmıyorsanız, gereksiz bir tüketim... Eğer ciddiyseniz, matematiğe başvurun.

    Yaşınız kaç bilmiyorum. 50'lere çok yakınım. Hala zevkle öğrenecek ve üzerinde zevkle düşünülecek çok şey var. Zihninizi bu tür konulara saplayıp, zevk alabileceğiniz diğer konulara beyninizi kapatmayın. Bu konu sizi gereğinden çok fazla içine çekmiş.
    Atın bir kenara, bilinçaltınız, "zaman içinde gelen verileri" birleştirir ve size "sezgi olarak" sonucu söyler.
  • 0
    Biliyorum zevkle dusunecek cok sey var hakikaten de fakat bu teoriler hani coklu evren olsun simulasyon evren olsun diger teoriler olsun hepsi evrenin temel kokeni hakkinda oldugu icin icimde doyurulmasi mumkun olmayan merak duygusuna yol aciyor. Fakat bu merakimi gideremiyorum. Pek imkanim yok ,olanagim yok ,yasim 21 bu arada, bu simulasyon teorisi imkansiz denilebilecek bir seviyedeyse neden bu makalede acik kapi birakilmis? Makalenin devami:(Elbette hala bu görüşü savunabilirsiniz. Çünkü eğer bizler bir simülasyon içinde yaşıyorsak ve gerçekten de bunun için çok büyük depolama birimleri gerekiyorsa, simülasyonumuzu yazan üst toplum belki de depolama sorununu ortadan kaldırdı. Belki de atom dediğimiz şey evrenin depolanmasını sağlayan sayısız birim ve ihtimali içinde barındırıyor?
    Çalışma bu konuda kafa yoran kişileri her ne kadar yeterli düzeyde tatmin etmese de, insanlık seviyesinde ve bilinen fizik kurallarına göre, simülasyonda yaşamıyoruz.) Yani bu makalenin devaminda yazan atom dedigimiz sey evrenin depolanmasini sağlayan sayisiz birim ve ihtimali barindirabilir cümlesi normalde fiziken mumkun olmayan birsey degil mi ? Bu varsayim neden yapilir yani benzetim icin evrende daha fazla parcacik gerekiyorsa bu dusunceyi neden one surer ki insan sizce böyle birsey ihtimal dahilinde olabilir mi? Sayin Burtay..
    hasan özdemir 28 Ekim 2017
  • 0
    Bir atoma veya elektrona bilgi depolamak için belirli bir druum da sabitlemek gerekiyor. (1 veya 0 veya aralıktaki herhangi bir sayı için bile)...
    Yani bilgi depolama aracını bir şekilde sabitlemeliyiz. Bu spin (elektronlarda), elektrik yükü (atomlarda) , hatta momentum bile olabilir (madde için evrensel boyutta)...

    Ama her durumda bir şeyi sabitleme ve bunu korumak gerekiyor.
    Oysa evrenimizde, durağan yapıda hiç bir şey yok. İmkansız.

    Bu varsayım neden yapılır? Şüpheci ve sorgulayıcı beyinleri şaşırtmak ve meşgul etmek için. Çok az şey bilen ya da çok fazla şey bilipte, doğrudan emin olamayan zihinleri kazanmak için.
    Böyle bir olasılık ileriye sürüyorsanız, gerekçeleri ve olası çalışma mekanizmasını da eklemeli.
    Ama bu konuda onların bile düşündüğünü (atom boyutunda evrensel düzeyde bilgi nasıl saklanır?) sanmıyorum.
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap

Facebook ile Bağlan