• -14

    "Din" kurumunu bilimle desteklemek ne kadar doğrudur? Bilim gerçeklerinin önümüzdeki yıllarda nasıl değişeceğini şekilleneceğini bilmiyoruz.

    eftal akçay 05 Ağustos 2016
  • -14
    Yani bilimdeki bulguların zaten Kuran'da mevcut olduğunu düşünmek söylemek ne kadar doğrudur?
    eftal akçay 05 Ağustos 2016
  • +16
    Normalde dikkate dahi alınmaması gereken akıl dışı bir söylemken ülkemizde kurumsal bir mantık dahilinde gayet başarılı şekilde gerçekleştirilen eylemdir. Bir süre sonra bilim de kalmıyor zira.
    Vide supra 05 Ağustos 2016
  • -13
    Dini öğelerin bilimle desteklenmesi eğilimi öngörülebilir eylemdir. Sıradan insanların oluşturduğu büyük bir çoğunluk için bilim diye bir şey yokken, din ve onun felsefi yaklaşımları ile hayatı, doğayı açıklardı kendilerine.. Ama bilimin etik olması için manevi yaklaşımların gerekli olacağını düşünüyorum şahsen.. Bilim bir yaşam biçimi değildir, dolayısıyla onun kendisi olması için sadece bilimsel yöntemleri vardır, nasıl bir insan olacağını sana öğretmez, nasıl bilgiye ulaşacağını öğretir.
  • -8
    Şöyle düşün, bir kömür var ve bilim insanı kömüre bakıp 44 joule'lik tanrıyı görüyor diğer dindar insan ise kömüre bakığ şükrediyor . Sorun bilim yada din'in çatışması felan değil , sorun insanların bilim ve din'e yüklediği anlamlar .
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 05 Ağustos 2016
  • 0
    bir takım safsatalarla gerçekçi bilimi özdeşleştirmek hiçbir şekilde doğru olamaz...
    Doğukan Şimşek 05 Ağustos 2016
  • 0
    Kendi adıma bilim bir yaşam biçimi ve aynı zamanda düşünüş yapısı haline geldi. İnsanlar yaşam biçimlerini çok farklı temeller üzerine kuralabilir elbette ama tam tersine bilimin haricinde bir temel, yoruma ve değişime kapalı dogmatik öğretilerin önderliğinde çok da etik ve ahlaklı olacağını sanmıyorum. Tamamen kişisel bir yaklaşımdır.
    Vide supra 05 Ağustos 2016
  • +1
    Cemalettin kardeşim. Gerçekten din ve bilim arasında insanın kafasını kurcalayan ilişkiler var. 20yy evrenin genişlediğinin bulunması Newton ve Einstein ' ın çıkmaza girdikleri noktaları çözmüş oldu. Bu durum ( evrenin genişlemesi) 20 yy kadar öngörülen bir durum değildi. Ancak bak Kuran da şöyle bir ayet var: "Göğü biz çok sağlam bir şekilde bina ettik. Şüphesiz onu genişleten biziz". Şimdi birde böyle bir ayet o dönemde peygambere hiçbir çıkar sağlamaz neden uyurdursunki?
    eftal akçay 05 Ağustos 2016
  • 0
    Uydurulmaya dair bir fikir belirtmedim. Bunu tartışmak isterseniz başka bir soru olarak açabilirsiniz.
    Vide supra 05 Ağustos 2016
  • 0
    " uydurma" kelimesi geçen son cümleyi katkı olsun diye söyledim. O cümleyi çıkartabilirsin. Benim amacım din bilim arasında ilişki olamayacağına dair katı tutumlarını olmaması gerektiği. Bunada şüpheyle yaklaşmalıyız diye düşünüyorum.
    eftal akçay 05 Ağustos 2016
  • 0
    Bu tutumun sebebinin, aralarının gayet iyi olduğu zamanlarda ortaya çıkan talihsizliklerden kaynaklandığını göz ardı etmemek gerek. Burada daha çok özgürleşmiş bir düşünme şekli olarak bilime bakılmalı ve bir tarafta hep o şekilde kalmalı. Diğer görüşler ve tüm fikir akımlarının bilim sayesinde kendilerine daha faydalı yollar oluşturabileceği görüşündeyim.
    Vide supra 05 Ağustos 2016
  • +1
    Din ile bilim arasında bağlantı olmaması bi yaratıcı vasfını ortadan kaldırır görüşümce Din ve bilim çok ayrı şeyler gibi görülmekte.Günümüzde dindar insanların cahil geri kalmış olarak gören insan çok. Oysa bilim dini anlamak için bir araçtır. Kuranda birçok ayet bilimsel bilgiler veriyor tamam kuran bi bilim ya da fizik kitabı değil kutsal bi kitap ama evreni yaratan bi yaratıcı varsa evrenden bahsetmesi neden anlamsız geliyor. Bence asıl soru genelleme yaparsak eğer bir tanrı varsa neden bilim var? "Neden" sorusu ve sorgulama içgüdüsü. Eğer evren düzensiz bir biçimde kanunlardan yoksun olsaydı nasıl sorğulardık. Bir düzenin olması ve yasalarla donatılması yani bilim bizzat yaratıcının kanıtıdır görüşümce.
    Ahmet Akgül 05 Ağustos 2016
  • 0
    Gene diyorum , bir ayete ,bir bölüme , bir yaratılış bölümüne bakıp ; bir ayete ,karadeliğin mekaniğini açıklayan anlamlar yüklüyorsan sorun vardır . 18.yy da bilim, din'e göre şekilleniyordu . 21 yy da ise din olması gerektiği bilim'e ayak uyduruyor . Ve uydururken de ruhani bir kitaba yada ruhan, bir tanrıya '' bilimsel '' anlam yükleyip , pop
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 05 Ağustos 2016
  • 0
    anlam yükleyip sanki ünleştirme çabası var nedense .
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 05 Ağustos 2016
  • 0
    Sanki çok yüce bir şeyin bizim onu övmemize ihtiyacı varmış gibi (: . Her neyse keşke gerçekler -1 atınca şaka olmuş olsa ama olmuyor ya . (:
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 05 Ağustos 2016
  • -4
    evet eksileri ben attım... çünkü yapacak bir işim yoktu ve sizler gibilerden bıkkınlık geldi... artık bilim mi tartışacağız ilim mi? isterseniz söyleyin admininize pek de umrumda olacağını sanmıyorum... insanın kafasına çocukluktan itibaren sokulan hikayeleri uzaklaştırmak hiç kolay olmuyor... ben de eskiden sizin gibi bilimsel olayları her zaman dine bağlayan biri olarak söylüyorum... insan uzaklaşmadan farkına varamıyor... gerek toplum olsun gerek okuduğunuz dini safsatalar olsun bir virüs gibi her zaman beyninizin her yerine yerleşiyor... günden güne de bunlardan uzaklaşmanız imkansız hale geliyor... artık bir gelenek halini almış... bir bilimsel gelişme olduğu zaman yapacağınız tek şey ayetleri dolandırarak aha bu kuranda vardı demek... ben de masal kitaplarından bu kadar basit çıkarımlar yapabilirim... mucize değil bunlar kardeşim yalan... bu kadar bariz... söylediklerimi alaycı bir gülüşle gözlerinizi bayarak okuduğunuzu biliyorum... çünkü ben de böyle yapardım :)... şimdi kendi saçmalıklarınızla sizi başbaşa bırakıyorum...
    Doğukan Şimşek 05 Ağustos 2016
  • -2
    Birde şunları demek isterim ben dinsizim vede bunu topluma , aileme açıklama erdemini göstermişim , onlarda buna saygı duyma erdemini göstermiştir ama sende bu düşündüklerini 1 saat sonra uygulayacak irade yok eminim ol yok . Çünkü güçlü bir iradeye sahip insan senin üslubunu kullanmazdı . Güçlü bir irade her bakış açısına eşit oranda saygı duyardı .
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 05 Ağustos 2016
  • +1
    Dediğim gibi eksileri atınca gerçekleri değiştiremiyorsunuz , vede benim bir tarafım yok çünkü taraf tutarsam evrene baktığım o delik iyice küçülür o yüzden tüm bakış açılarına saygim var . O yüzden zaten ben tartışmam ama saygı için bir tarafta olmak değil önce insan olmak gerekir .
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 05 Ağustos 2016
  • 0
    Ayrıca ben azda olsa senin düşüncene meyilliyim yani neden biz tartışmaya çalışıyoruz :-)
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 05 Ağustos 2016
  • -1
    benim derdim insanın evrene bakışını küçülten fikirlerle... peki teşekkür ederim kişisel egonuzu tatmin ettiğiniz ve ibretlik insanlık dersiniz için... hayatımda hiç ergen bir üniversiteliden ders almamıştım açıkçası... arada bir sosyoloji veya felsefe bölümlerine bakarak dogmatik inanışların insanın algısını nasıl değiştirdiğini görmeniz dileğiyle... siz saygı diyorsunuz ama ben insanları köleleştiren ve aptallaştıran fikirlere saygı duyamıyorum... siz ingilizlerin afrika topluluklarına yaptığı zulümlere saygı gösterebilir misiniz... öyle ki gösterirsiniz... çünkü o zamanlarda da onları aptallaştırmak ve makine haline getirmek için atanan siz kılıklı misyonerler vardı... denildiği gibi aydınlatan tek bir kilise yanan kilisedir... bu arada benim tuttuğum herhangi bir tarafta yok... çünkü dinleri veya dogmatik inanışları bir taraf olarak algılamıyorum...
    Doğukan Şimşek 05 Ağustos 2016
  • 0
    aynen öyle... burayı kişisel tartışmalarımız için kullanmamalıyız... amaç bilgi alışverişi olmalı
    Doğukan Şimşek 05 Ağustos 2016
  • 0
    Tamam sen saygıya bile saygı duymuyorsun anladım fakat ben genede saygı duyarım fikrinize.
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 05 Ağustos 2016
  • +3
    @Doğukan şimşek kardeşim anlaşılan Niestsche 'nin Zerdüşt ' üyle aynı fikirdesin. Zerdüşt gibi düşünmek muazzam bi fikir gibi duruyoda Zerdüşt gibi yaşamak çok zor. Yani sen kalıpların tümünün dışına çıkılmasını istiyorsun ama inan bu çok zor. Ben eminin buradaki herkez kalıpların dışına çıkıp özgün bir fikir sahibi olmak için çabalıyor. Ayrıca benim din içerikli bir soru sormam seni rahatsız etmesin bu soruda bilim de vardı. Hoşlanmadığın sorulara cevap vermezsin olur biter. Az önceki münakaşanız beni çok rahatsız etti üzüldüm. Biz derin düşünmeye çalışan insanlarız. Ne kadar derin düşünmeye çabalıyorsak bi okadarda hoşgörülü olmalıyız. Sevgiler.
    eftal akçay 05 Ağustos 2016
  • 0
    bu konuda hatalı olduğumun farkındayım... sanırım söylemlerimle biraz ileriye gittim... saygı çerçevesini biraz aştım... masum sorunuzun bu kadar ağır bir seviyede eleştirilecek herhangi bir yanı yoktu... sanırım ben biraz yanlış anladım... zamanında toplum olarak bu konularda çok ayrıldık... birbirmizle çok ayrı düştük... bu bağlamda da insan elinde olmadan bu gibi felsefi yaklaşımlarda elinde olamadan medeniyetten uzak bir mağara adamının refleksif dehşetiyle cevap verebiliyor... eğer kırıcı sözlerimle sizi rahatsız ettiysem lütfen affedin...
    Doğukan Şimşek 05 Ağustos 2016
  • +1
    @eftal , münakaşa için kusura bakma ama ben her fikre saygı duyan bir homo sapiensim o yüzden insanların fikirleri önemlidir , dayanak noktası ne olursa olsun önemlidir...
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 05 Ağustos 2016
  • +1
    Merhaba arkadaşlar.Ben bir süredir kısıtlı imkanlar dahilinde olsa da kuantum fiziği hakkında bilgiler öğrenmeye çalışıyorum.Yine kuantum hakkında bir yazı okurken bu başlık dikkatimi çekti ve bir şeyler yazmak istedim.Özellikle Kopenhag yorumu beni çok etkilemiştir.Çünkü Kopenhag yorumu fizikte gözlemcinin rolünün sadece seyretmek olmadığını kanıtlar niteliktedir. Yani gözlemcinin etki ettiği bir şeyler var Kopenhag yorumuna göre neyin ölçen, neyin ölçülen olduğunu ayırmak imkânsızdır. Bir nesne (ölçülen) – özne (ölçen) karışımı meydana getirir. Bu bir anlamda, özellikleri öğrenilen şey (ölçülen-nesne) ile bu dinamik özellikleri öğrenen şeyin (ölçen-özne) birbirine karışmasıdır.Buradan hareketle şu fikre varmak istiyorum.Tüm bu kuantum olasılık dalgaları ve maddelerin gözlemci eşliğinde sekillenmesi aslında tüm maddeleri var eden ve onları yöneten üstün bir gözlemci olduğunu kanıtlar nitelikte değil midir?Din kurumu dediğiniz şey de "üstün gözlemci" dediğim Tanrı nin dediklerini insanlara ulastirmak ve toplumsal düzen içerisinde insanların düzgün bir yaşam sürmesini sağlamak için var olan bir şeydir. Yani sorduğunuz soruda bilim değissede değişen bilim Tanrının varlığını daha net kanitlarla ortaya koymaktadır.Bu benim kuantum fiziği hakkında öğrendiklerimden sonra aklımda yer eden düşüncedir.Bilim her geçen gün gelişiyor fakat gelişen bilim dini yıkmıyor aksine daha da kanıtlar niteliğe ulaşıyor.
    captaines 05 Ağustos 2016
  • 0
    Ama senin dayanan noktan kunatum olasılık dalgaları ve kopenhag yorumu iken , '' kesin '' bir yargıya ulaşman spontane olmuş sanki ? Yani ulaştığın sonucun bir olasılığı olması daha mantıklı olurdu sanki . Ama genede güzel bir düşünce . @captaines
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 05 Ağustos 2016
  • +1
    Mr. Nobody ve Doğukan kardeşim sıkıntı yok tatlıya bağladık
    eftal akçay 05 Ağustos 2016
  • 0
    Aynen sorun yok (:
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 05 Ağustos 2016
  • 0
    @captaines bence bu söylediklerin çok ihtişamlı ancak bunları din için değil Tanrı inancı için söylersen daha temellendirilmiş olur diye düşünüyorum. Çünkü din çok karmaşık ve içinde yoruma açık olan çok soru var.
    eftal akçay 06 Ağustos 2016
  • 0
    Din zaten Tanrı'nın insanlara bir aracıyla ulaşmak için var ettiği bir şey değil midir? Çok soru var dediginiz doğru ama bu soruların cevaplarını tek bir boyut ta da aramamak lazım dusuncesindeyim.Yani bir cevap ararken çok boyutlu bir düşünce ile olayın etkilediği tüm alanlar dikkate alınmalı.
    captaines 06 Ağustos 2016
  • 0
    @captaines , bende her zaman o kanıdayım eğer yukarıda ki yorumlarıma bakarsan görürsün .
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 06 Ağustos 2016
  • 0
    Yani tüm bakış açılarını göz ardı etmemek konusunda . (:
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 06 Ağustos 2016
  • 0
    Başımdan geçen bir olayı anlatacağım
    umut metin 06 Ağustos 2016
  • 0
    Başımdan geçen bir olayı anlatacağım . Birkaç gün önce sosyal medyadan bir abiyle geçmişe gidiş varmıdır diye tartışırken onun önüne bilim insanlarının bize geçmişe gidiş hakkındaki teorilerini sundum ve bilim dünyasının bu konu hakkında birçok teorisi daha vardır ama belki de doğru değildir geçmişe gidiş yoktur benim açımdan hiçbir zaman kesin değildir olasılıktır desemde bana verdiği cevap hiç değişmedi bana inatla ; Dinimiz geçmişe gidisi engelliyor dinsel açıdan yanlış zaten kadere ters böyle birşey geçmişe gidiş imkansızdır dedi . Bu yüzden dinsel açıdan yanlış ve ya imkansız denilen şeyleri bilim cevaplamıcak üzerinde durmayacak birsey yok demek istiyorum yani birçok bilim adamı ateist deist vs. Dine göre hareket etmek zorunda değil . Din ve bilim uyum içinde işliyormu bilemem ama din bilime engel olmamalı diye düşünüyorum
    umut metin 06 Ağustos 2016
  • +4
    Özellikle Fransız devrimi sonrası, Sosyolojinin kurucularından sayılan düşünürlerin düşüncelerine bakın Auguste Comte, Alexis de Tocqueville, Émile Durkheim gibi...
    Din, insanın doğayı anlama ve tanımlamasının başlangıcıdır. İnsanoğlu din"i sorgulamaya başlayınca ve bu sorgulamalarına neden, dayanak, mantık geliştirirken, bilimsel sorgulamanın da temellerini atmıştır.
    Diğer yandan dini-ahlaki kurumlar olmadan, toplumların bir bütün ve ahenkli yaşaması mümkün görülmemiştir.

    Şimdi yukarıdaki tartışmalarda, 200 yıl evvel onların ulaştıkları aşamaya bizim daha yeni geldiğimizi görebiliriz. Bu nedenle, bazı yaklaşımlar, heyecanlı ve kırıcı olabilir. Bu durumu göz önüne alıranız, bu konu çok verimli sonuçlar üretebilir.
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 06 Ağustos 2016
  • +9
    yazdıklarınızda çok haklısınız... din olmasaydı muhtemelen insanları sorgulamaya itecek bir dayanak noktası da olmazdı... yani yüksek bir yapı inşa etmek için bu yapının üzerinde duracağı temeli de bir o kadar derin bir noktadan sağlam bir şekilde atmalısınız... lakin toplumumuzun büyük bir kısmı dini 'insanoğlunun doğayı incelerken gösterdiği anlamlandırma çabasının' ötesinde bir gerçek olarak algılıyor... yani gerekli sorgulamayı göstermeyip koşulsuz ve şartsız olarak inanıyor... böyle bir toplumda dini istismar ederek siyasi veya maddi kazançlar elde eden bundan dolayı halkın cahil kalıp sorgulamasını istemeyen bunun için eğitim sistemini rezil eden bir siyasi yapı da mevcut... şu gibi bir durumda halkın dini doğru bir şekilde algılamasını beklemek daha vahim neticelere vesile olabilir... yapılması gereken mevcut olan dini fikrin tamamen ortadan kaldırılıp insanlara felsefi ve bilimsel bakış açısını kazandırdıktan sonra onları tekrar mensupları olduğa dine yönlendirerek daha kalıcı ve mantıksal bakış açısıyla bakmalarını sağlayabilmektir...
    dediğiniz gibi biz mevcut medeniyetten 200 değil yüzlerce hatta binlerce yıl geride bir milletiz... benim insanların inancıyla ilgili herhangi bir derdim yok... asıl sorun bu inancı kullananlarla ilgili...
    Doğukan Şimşek 06 Ağustos 2016
  • -7
    @shi,Aynen öyle yazmadan önce her zaman 1000 kez düşünmek gerekir .
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 06 Ağustos 2016
  • -7
    @eftal doğamız gereği var olan herşeyi anlamlandırmak zorundayız. bilimin bilincinde değilken bu ihtiyacımızı dinle doyurduk. diini bildirilerin ne derece gerçek olduğu hakkında kesin bir hükme varacak donanımda değilim hem insan fizyomorfolojisi olarak buna uygun değilim, hemde bu konuda kesinlik sağlayacak bir bilgi birikimim yok. fakat bu dini tam olarak kabul etmemem dine eleştirel bakmamı engellemiyor. en basitinden bugün din evrimi reddediyor gelecekte yeni keşfedilecek bir bilim dalı yada bulgular bunu kanıtlar niitelikte olursa yani evrim eleştirilemez kesin kanun boyutuna ulaşırsa insanların dini duyguları zedelenecek ve tahminimce böyle bir durum sadece din için iyi olan insanların iyiliği birakması durumunda dünya büyük bir kaosa dönüşecek bu iki farklı olgunun birlikte değerlendirilmesine karşıyım. umarım cevabım yeterli olmuştur :)
    sevim 07 Ağustos 2016
  • 0
    Din' in özünde iyilik din için yapılmaz. Ancak iyiliği diğer dünya kaygısıyla yapan ahmaklar din için iyilik yapmış olurlar ve bunun iyilik olup olmadığı tartışmaya açıktır. Bence asıl gerçek olan iyilik insan doğasında zaten varolan, insana ya Tanrı tarafından içkin olarak yüklenen bir özellik yada evrimsel süreçte insanda oluşmuş bir özellik diye düşünüyorum.
    eftal akçay 07 Ağustos 2016
  • 0
    Konu neredeyse kapanmış olmasına rağmen dinin düşünce yapısının olmazsa olmaz bir temel taşı, ya da hayatın ilk elden yorumu şeklinde ortayolcu açıklamalara katılmadığımı belirtmek isterim. Dİn; doğayı açıklama gereği değil ilk elden korkunun giderilmesi için doğada olmayan şeyler üretilmesi şeklinde bir "kaçış yolu" idi. @doğukan dinin işlevselliği, mantık yoluyla korkuyu bastırmak ama aynı zamanda devam eden bir korku ile sürekli kendini var etmesinde yatıyor. Bilim bu noktada dinin baskısından yeni yeni özgürleşebilmiş bir düşünce yapısı olarak kendini var etmeye başladı. Sorun dinin bilime karşı oluşturulmuş bir kurum olarak görülmesi. Bunun sebebi ise özgür düşüncenin ne olduğunu bilmeyen dar kafalıların dünyayı kitaplarında gördüğü eski haline çevirmek istemeleri.
    Vide supra 08 Ağustos 2016
  • +1
    "Din kurumu" ile "inanç" birbirine karıştırılıyor. Batı toplumu, laiklik ile inancı, din kurumunun hegemonyasından (önemli ölçüde), kurtardı. Bilimsel düşünce ile laiklik bu nedenle önemli.

    Ana soruyu bu ayrım çerçevesinde ele alırsanız, sorunun isabetli bir soru olduğunu görürsünüz. Yukarıda çeşitli katılımcıların belirttiği gibi, din kurumu kişisel eğilimler ve çıkarlar ile etkilenmiştir. Hala da etkilenmektedir.
    Kişisel bir özgürlük olan "inanç", din kurumları daha doğrusu ; inancı temsil ettiğini ileri süren kişilerin biçimlerdirdiği kültürel örgütlenmelerin arzu ve tanımlamaları ile bozulmuştur. Artık neye, nasıl ve hatta NİÇİN inanacağınızı ve bu inancınızı, o kişilerin belirlediği şekilde (ibadet şekil ve kuralları) olması kurumlaştırılmıştır.
    Oluşturdukları bu kurumu güçlendirmek içinde, işlerini gelen yerlerde bilimsel verileri tezlerinin bir parçası olarak kullanmışlardır.
    İşlerini gelen yerlerde de anti tezleri kullanmişlardır. Çünkü bilim her zaman (bilimsel) eleştiriye açıktır. Bu yapısı, bilimsel mantık aleyhine kullanılmaktadır.
    Tabii bu kurumlar, eleştirel yaklaşımlarında bilimsellikten uzak anti tezlerini, bilimsel tezlerin içine serpiştirererk kullandıklarından , bu kafa karışıklığı ortaya çıkıyor.

    Bunun tek çözümü, serbest iradeye dayalı laik bakışın, birey hayatına yerleşmesidir.

    Soruya gelirsek, inancın bilim kurumu ile desteklenmeye hiç bir ihtiyacı yoktur. İnancın serbest irade ile desteklenmesine gerek vardır.
    Din kurumunun bilim ile desteklenmesi de, (bu kurumu t oplumda hakim güç yapmaya niyetli değilseniz) anlamsızdır. Böyle bir yaklaşım, belagat sahibi, karizmatik kişilikleri eksik beceri ve bilgilerine rağmen, topluma baş tacı eder. Toplum ne bu kişilerden, ne de bunların empoze ettiği dinsel kurumlardan kalıcı fayda sağlayamaz.
    Bilimsel mantık ile desteklendiği için güçlü ve doğru yöntemlerle hem kişileri, hem bu kurumları sorgulayamaz. Sorgulayanlarda bir şekilde susturulur, bastırılır. (Ben de dahil olmak üzere, kaçımız bir konuyu bilimsel teknik ve mantıkla sorgulayabilecek düzeyde eğitimli veya bilinçliyiz ki?)
    Bu yüzden, tarafsız ve adil, dolayısıyla güvenilir bir kurum olarak bilimin, insan çıkar ve ihtiraslarıyla kolayca değiştirilip, tekrar şekillendirilen din kurumlarını desteklememesi bence daha sağlıklı.
    İnanç konusuna gelince, bırakın emredildiği gibi "kişi ile Yaradan arasındaki Sır" olarak kalsın.
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 08 Ağustos 2016
  • 0
    @shibumi , "kişi ile Yaradan arasındaki Sır" diyerek güzel bir kapanış yaptı , güzel yorum dostum .
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 09 Ağustos 2016
  • +1
    Yorumu gören eksiyi basmış arkadaş. Bu herif ne diyo ne demiyo diye az düşünmemiş bağnaz arkadaşlar. Bilim dediğimiz şey hipotez-deney-teoridir. Bu 3 yöntemi uygulamak için kurallar yoktur. Hipotezin bir köpek başının yapay damarlar, solunum sistemiyle çalışabileceği olabilir, bunu denemek için bir köpeğin kafasını keser yapay organları takarsın, sonuca göre hipotezin doğrulanabilir. Bilim bize nasıl bir insan olacağımızı söylemez, bilim gerçeğe nasıl ulaşabileceğimizi söyler. Faşist bir adamda biliminsanı olabilir, hümanistte.. Biliminsanları eskiden papazlar tarafından eziliyordu, günümüzde papazların yerini almaya başladı, ezilmiş oldukları için daha etik insanlardır, yalnız bu gidişat iyi olmayabilir, papazların yeriyle birlikte önyargılarını, kibirlerini ve bağnazlıklarını da almaya başlıyorlar.. Nasıl papaz incilde kadına ve erkeğe yanaşma diyor, oğlana yanaşma demiyor diye ahlaki bozukluğa giriyor, biliminsanları da geleneksel ahlakla, güncel ahlaka senkronize bir biçimde yetişmezse aynı kafaya sahip olacaklardır. Teokrasi ne kadar kötüyse Teknokrasi de o kadar kötü bir toplum yaratır..
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap