Okumak Beynimizde Fiziksel Olarak Bir Değişikliğe Sebep Olur mu?
Okumak Beynimizde Fiziksel Olarak Bir Değişikliğe Sebep Olur mu?

Çocukluğumuzdan beri bol bol kitap okumanın beynimizi geliştireceği ve bizi zeki bireyler yapacağı sık sık söylenir. Evet, okuduğumuz şeyler hakkında bilgi ediniyoruz, öğreniyoruz; ancak okuma eylemi gerçekten beynimizde fiziksel olarak herhangi bir değişikliğe sebep oluyor mu? Teknolojik gelişmelerle birlikte nörobiyologların bu süreçleri anlamaları konusunda oldukça yol kat edilmiştir.

Bu alandaki çalışmalar beynin okuma sürecini nasıl gerçekleştirdiğini ortaya koymaya çalışmakta ancak aynı zamanda okumanın beynin fizyolojik ve bilişsel yapısını nasıl etkilediğini de incelemektedir.

Okuma sürecinin beyindeki fizyolojik etkilerine değinmeden önce dilerseniz biraz beynimizden bahsedelim.

İnsan beyni ön kısımda frontal lob, üstte parietal lob (ki bu sağ ve sol parietal olarak ayrılır), ortada temporal lob, arka kısımda oksipital lob ve son olarak beyincik olmak üzere 5 bölümden oluşur. 

Frontal lob: Akıl yürütme, problem çözme, karar verme, plan yapma, dikkati yönlendirme, kendini bilme, duyguları kontrol etme, motor beceriler.

Parietal lob: Duyuları işleme, şekil ve renkleri algılama, uzaysal algı, görme algısı ve aritmetik yetenekleri kontrol eder.

Oksipital lob: Görsel bilgiyi işleyen lobdur. Ayrıca okuma eylemi de bu lob kontrolü altında gerçekleşir.

Temporal lob: Ses ve kokunun algılanması ve aynı zamanda yüzler, mekanlar gibi karmaşık uyaranların işlenmesi bu lob tarafından sağlanır. Uzun süreli bellek, işitsel öğrenme, konuşma ve duyma, kelimeleri yeniden düzenleme ve dili anlama burada kontrol edilir.

Beyincik: Özellikle denge ve hareket koordinasyonu ile ilgili fonksiyonların regülasyonundan sorumlu beyin bölgesidir. 

Artık gelelim okumanın nörobiyolojisine ilişkin araştırmaların yoğunlaştığı asıl konumuz olan okuma eyleminin beynin fizyolojisi üzerine etkilerine...  Okuyan-okumayan ya da az okuyan-çok okuyan kişilerin beyin yapıları ve zihinsel kapasiteleri arasında bir farklılık olup olmadığı bu bağlamda araştırılan konular arasında yer almaktadır.

Pittsburg’daki Carnegie Mellon Üniversitesi Bilişsel Beyin Görüntüleme Merkezi araştırmacılarından Marcel Just ve Timothy Keller, 8-12 yaşları arasındaki çocuklarda okumanın beyin üzerindeki etkilerini araştırmıştır.

Just ve Keller çalışmanın devamında okuması zayıf olan çocuklara bir sonraki ders yılında 100 saatlik özel bir program uyguladı.  Bu programda öğrenciler belli sözcük ve cümleleri defalarca tekrar edip okumalarını ilerletti. Programın bitiminde çocukların beyin görüntüleri yeniden alındığında, sadece okuma yeteneklerinin değil beyin dokularının da değiştiği ortaya çıktı. Öğretimden önce, zayıf okuyucular, sol anterior centrum semiovale bölgesinde iyi okuyuculardan önemli ölçüde daha düşük aksonal yapılara sahipti.  Sonuçlar ilk kez davranışsal bir müdahalenin kortiko-kortikal beyaz cevher yollarında olumlu bir değişiklik meydana getirme kabiliyetini göstermiştir. Beyinlerinde daha fazla iyileşme olan çocukların, okumalarında da daha fazla iyileşme gözlenmişti. Okumanın beyinde sadece gri maddeyi değil, sinirler arası bağlantılar olan beyaz maddeyi de etkilediği ortaya çıkmış oldu. Aynı araştırmaya dayanarak, okuma becerisinin sonucu olarak çocukların zihinsel olarak geliştiği, kendini bilme ve kendini denetleme gibi üst düzey zihinsel etkinliklerinin arttığı belirtilmektedir.

Sonuç olarak

  1. Çalışmalar okumanın beynin fiziksel yapısını değiştirdiğini ve bireyin zihinsel olarak geliştiğini su götürmez şekilde ispatlamıştır.
  2. Beyinlerimizdeki “beyaz maddeyi” okuma yoluyla artırmak, yaşadığımız toplumsal siyahlıkları azaltacaktır! (Prof. Dr. Bülent Yılmaz)
  3. İster analitik, ister duygusal zekaya sahip olun; beyninizin gelişmesi için mutlaka OKUYUN, OKUTUN…
Ferah ERTOK
İstanbul Üniversitesi - İstanbul Üniversitesi Moleküler Biyoloji Master Öğrencisi

0 yorum