• 0

    Zaman geçmişten geleceğe uzanan tek bir çizgi olmayabilir. Bence zaman nehir misali adına dünya çizgileri denen sayısız paralel çizgilerden oluşuyor.Farz-ı misal bu gün seri katilin birine kurban gitmiş olun eğer ben gelecekten gelip bunu önlemiş olsaydım dünya hayatta kaldığınız dünya ve öldüğünüz dünya olarak iki farklı gerçekliğe ayrılacaktı. (Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?)

    Kabuto 31 Ağustos 2015
  • 0
    Gelecekten gelme konusunun nasıl mümkün olabileceğini açabilir misiniz? Evren sürekli bir düzensizliğe doğru akmakta. Gelecekte ki düzensiz halinizde, atıyorum 10 yıl önce ki sizden daha düzenli evrene nasıl gelmeyi planlıyorsunuz?
    korwif 02 Eylül 2015
  • 0
    Gelecekten gelme konusunun nasıl mümkün olabileceğini açabilir misiniz? Evren sürekli bir düzensizliğe doğru akmakta. Gelecekte ki düzensiz halinizde, atıyorum 10 yıl önce ki sizden daha düzenli evrene nasıl gelmeyi planlıyorsunuz?
    korwif 02 Eylül 2015
  • 0
    Gelecekten gelme konusunun nasıl mümkün olabileceğini açabilir misiniz? Evren sürekli bir düzensizliğe doğru akmakta. Gelecekte ki düzensiz halinizde, atıyorum 10 yıl önce ki sizden daha düzenli olan evrene nasıl gelmeyi planlıyorsunuz? Bunu bir kanıtlamalısınız yoksa kapalı bir totoloji bu. Elbette bu soruyu sorarken cevaplayanlardan almak istediğiniz bir cevap var. Ve maalesef onu vermek zorunda kalır herkes. Ek olarak sicim, zar, m teorilerini araştırmanızı öneriyorum.
    korwif 02 Eylül 2015
  • 0
    Bu küçük bir karadelik açmak la mümkün olabilir. Sanırım CERN bununla uğraşıyor. Gizliden gizliye de deney yapıyor. Ancak evren sürekli büyüdüğü için 10kglik bir şey 5kg lik bir şeye sığmadığı aynı çizgide ki geçmişe gidilemiyor. Ancak küçük bir kara delik ile dünyayı farklı bir paralel çizgiye taşıyabilir. Ama ona göre de bilgiler veya anılar da değişebilir bir başka değişle farklı bir çizgiye geçmiş olsak da bunu anlamayabiliriz.
    Kabuto 02 Eylül 2015
  • 0
    Ana konu hakkında çok fazla yorumum yok. İshak Bey'in varsayımı için alternatif gerçeklikler, paralel dünyalar, vs. bir çok fikir var. Doğruya yakın bir cevap bile çok zor benim için... Ancak entropi konusunda bir fikrim var. Sayın Korwif'in belirttiği gibi; entropi, zamanı geriye sarsak bile ileriye devam ediyor. Yani zamanda geriye gitsek bile bildiğimiz geçmişi bulamayız gibi bir şey... Ancak esas düşüncem, entropi hakkında; düzenden düzensizliğe geçen evrenin bu izlediği yolu, homojenleşme eğilimi olarak algılıyorum. Önce evren çok düzenliydi. Özdeş, homojen bir yapıdaydı. Sonra büyük patlama dediğimiz olayla başlayan bir dizi zincir sonucunda, bu homojen yapı bozuldu. Evrendeki enerji yoğunlukları değişti ve madde oluştu. Şimdi ise enerji çeşitli şekillerde evrende bir oradan, bir buraya taşınarak ortalama bir yoğunluğa doğru yani homojenliğe yöneliyor. Aslında bozunma dediğimiz ve daha küçük düzensiz parçalara ayrılma olayı, yani entropi , evrenin tekrar eski homojen yapısına dönme çabasının bir ürünü. Gün gelecek, bütün evrende enerji hareketi kesilecek. Her yer aynı yoğunlukta enerji ile dolacak. İşte o zaman evren bize göre ölmüş olacak. Şu anki yaşamın kaynağı bile bu entropi yani enerjinin yer değiştirmesi.
    Burtay Mutlu 04 Eylül 2015
  • 0
    Karadeliklerle zamanın geri çevrilmesi olayına gelince... Öncelikle her cisim için göreceli bir zaman çizgisi olduğunu düşünüyorum. Yani evren için geçerli zaman ile evrenin içineki herhangi bir cisim için geçerli olan zaman aynı değil. Aralarındaki fark yüksek hızlarda belli oluyor. Bu da sicim teorisinde ifade edilen bir özellikten kaynaklanıyor. Bir sicim yapısının yüksek enerjili halinin bir başka sicim yapısının düşük enerjili haline eşit olmasından... Sanırım zamanxhız (TIPIIB olarak tanımlana formüldeki sicim yapısının bir ilişkisi) birbirine bağımlı biri sonsuz diğeri ise tamamen kıvrılmış boyutlar. ___________ Zamanın bu yapısından dolayı, geçmişe gitme diye bir şey yok. Düşünün geçmişe gitmek demek, tüm evreni geriye sarmak demek, genişleme de ters yönde olacak. Her ne kadar solucan deliklerinin, mekanlar arasında geçiş yaptığı gibi zamanlar arasında da geçiş yapabileceği mümkün gözüküyor olsa da, bence bu evrenin doku ve topografyasının hatalı bir açıdan ele alınmasının sonucu.
    Burtay Mutlu 04 Eylül 2015
  • 0
    Öncelikle benim için çok değerli olan düşünceleriniz ve yazılarınız için teşekkür ederim.Geçmişe gitmek gerçektende mümkün görünmüyor. O örneklediğim küçük kara delikle bile bir şekilde zamanda geriye doğru gitmeye çalışsaydım bile sanırım evrenin sürekli genişlemesi yüzünden bir yerde sıkışırdım.(Özütüm çıkabilirdi) :) Yani ölürdüm. 10ml bir hacmi 1ml lik bir hacme sıkıştırmak istemek gibi bir şey oluyor.
    Kabuto 04 Eylül 2015
  • 0
    Öncelikle benim için çok değerli olan düşünceleriniz ve yazılarınız için teşekkür ederim.Geçmişe gitmek gerçektende mümkün görünmüyor. O örneklediğim küçük kara delikle bile bir şekilde zamanda geriye doğru gitmeye çalışsaydım bile sanırım evrenin sürekli genişlemesi yüzünden bir yerde sıkışırdım.(Özütüm çıkabilirdi) :) Yani ölürdüm. 10ml bir hacmi 1ml lik bir hacme sıkıştırmak istemek gibi bir şey oluyor sanırım.
    Kabuto 04 Eylül 2015
  • 0
    Karadeliklerle zamanın geri çevrilmesi olayına gelince... Öncelikle her cisim için göreceli bir zaman çizgisi olduğunu düşünüyorum. Yani evren için geçerli zaman ile evrenin içineki herhangi bir cisim için geçerli olan zaman aynı değil. Aralarındaki fark yüksek hızlarda belli oluyor. Bu da sicim teorisinde ifade edilen bir özellikten kaynaklanıyor. Bir sicim yapısının yüksek enerjili halinin bir başka sicim yapısının düşük enerjili haline eşit olmasından... Sanırım zamanxhız (TIPIIB olarak tanımlana formüldeki sicim yapısının bir ilişkisi) birbirine bağımlı biri sonsuz diğeri ise tamamen kıvrılmış boyutlar. ___________ Zamanın bu yapısından dolayı, geçmişe gitme diye bir şey yok. Düşünün geçmişe gitmek demek, tüm evreni geriye sarmak demek, genişleme de ters yönde olacak. Daralma için gerekecek enerjinin boyutu çok yüksek olmalı. Her ne kadar solucan deliklerinin, mekanlar arasında geçiş yaptığı gibi zamanlar arasında da geçiş yapabileceği mümkün gözüküyor olsa da, bence bu evrenin doku ve topografyasının hatalı bir açıdan ele alınmasının sonucu..... Bizler evreni boş, (belki higgs alanı ile dolu) , düz, ele alıyoruz.
    Burtay Mutlu 04 Eylül 2015
  • 0
    Öncelikle benim için çok değerli olan düşünceleriniz ve yazılarınız için teşekkür ederim.Geçmişe gitmek gerçekten de mümkün görünmüyor. O örneklediğim küçük kara delikle bile bir şekilde zaman da geriye doğru gitmeye çalışsaydım bile sanırım evrenin sürekli genişlemesi yüzünden bir yerde sıkışırdım.(Özütüm çıkabilirdi) :) Yani ölürdüm. 10ml bir hacmi 1ml lik bir hacme sıkıştırmak istemek gibi bir şey oluyor sanırım.
    Kabuto 04 Eylül 2015
  • 0
    Cern’de küçük karadelikler oluşma ihtimali üzerinde duruluyor. Ama çok çabuk ışıyarak bozuluyor. Yani evrenimizin doğal dokusu içinde var olmayı sürdüremiyorlar diye tahmin ediliyor. Ama 10 ml bir hacmi 1 mililitrelik hacme sığdırmak -bizim için olmasa da- mümkün. Maddenin temel parçacıkları arasında çok fazla uzay boşluğu var. Bu boşlukları sıkıştırdığınızda ise değil on, yüzlerce kat bile sıkışabiliyor. Ki karadelikler bunu yapıyor. Zaman karadeliklerde yavaşlayıp, duruyor... Ama bu karadelik içindeki nesneler için geçerli. Evrensel zaman kendi akışında... Karadelikten çıktığınızda (teorik olarak) evrensel zaman çok fazla akmış olacağı için, ileriye doğru çok büyük adım atmış olabiliyorsunuz. Belki de 1 milyar yıl geçmiş ve tüm insanlık yok olmuş olabilir.
    Burtay Mutlu 04 Eylül 2015
  • 0


    Bize gösterilen ve uzay-zamanı somun dilimlerine bölerek zaman çizgilerini ele alan yaklaşım, şu an hakim olan bakış açısı. Buna göre, nesneler arası mesafe artınca ile aynı zaman dilimleri üzerinde olan nesneler arasındaki zaman ilişkisi değişiyor. Nesnenin hareketi ile iki nesne arasındaki şimdi dilimlerinin açısı değiştiği için, kendi şimdi dilimleri bir diğerinin geçmiş ya da gelecek dilimine denk gelebiliyor. Bunda uzayın eğiminin de bir katkısı var. Yani bizden milyonlarca ışık yılı uzaktaki bir nesne bize doğru hareket ederse, bizim zamanımızın geleceğini görebilecek, uzaklaşırsa, geçmiş dilimlerimizi görebiliyor. Bu yaklaşım Einstein’ın göreliliği ile de uyumlu olduğundan, bu düşünce hakim.
    Doğru mu? Yanlış mı? Bilemem. Doğrulamak için, uzaktaki nesneden gelen ışıklardan kaçtıkça, o nesnenin geçmiş görüntülerini yakalamamız lazım. Yani ışık hızını geçmeliyiz ki, geçmiş görüntülere yetişelim. O cisime de yaklaşırken gene ışık hızını geçmeliyiz ki, geleceğine dair onun daha yaşamadığı olayların görüntülerini görelim. Bu bana çok soyut geliyor. Teorik açıdan mümkün olması, pratikte ise asla yapamayacak oluşumuz, soru işaretini kafamda tutuyor.

    Onun yerine bakış açımı değiştirip şöyle düşündüm; “zaman” bir boyuttur ve bizim evrenin genişlemesiyle olan yer değişim bilgimizi içerir. Bu şekilde, en-boy-yükseklik gibi 3 uzamsal boyut yanında, üzerinde istemsizce hareket ettiğimiz (evrenin genişlemesiyle de istemsiz hareket ediyoruz.) Genişleme tek yönlü (zaman tek yönlü), her yöne doğru geçerli (zamanda her yöne doğru aynı geçerlilikte)… Yani zaman ile evrenin genişlemesi aynı yönlü ve orantılı durumlar. Hatta bu nedenle de; uzay ve zaman iç içe………….

    Bu durumda evrenin her genişlemesi ile yeni bir zaman dalgası oluşacak. Evrene katılacak. Bu yüzden şimdiki zaman dediğimiz şey, evreni tarayan bir dalga dizisinin içinde bulunduğumuz sırası...
    Bu dalga dizisindeki tüm nesneler için bu "şimdi" an'ıdır. Geçip gitmiş olanlar, geçmiş, önümüzdeki dalga sıraları da gelecektir.
    Bu durumda çok uzaktaki bir galakside aynı zaman dalgası üzerine düştüğümüz an sadece aynı anda oluruz.
    Ama bizim üzerinde bulunduğumuz dalga (ki bunun hızı C)ona henüz ulaşmamışsa, o bizim daha önce ulaşmış dalgalarda taşınan fotonları görebilecek, yani geçmişimizi.
    Eğer hareket ederse, dalganın hızı sabit ve düzenli olduğu için, bizim üzerinde bulunduğumuz ya da bulunacağımız zaman dalgaları sırasına ulaşabilecek. Ama bu yine de bizim geleceğimizden görüntüler görebileceği anlamına gelmiyor. Çünkü olaylarında olmuş ve görüntüyü aktaran fotonlarında buraya ulaşmış olması lazım ki, bu imkânsız… Hem mesafenin uzunluğundan, hem de fotonun C hızını aşamayacak oluşundan…

    Bu açıdan da ele alınca, somun dilimleriyle aynı sonuçları veriyor. Ama aynı değiller…
    Burtay Mutlu 04 Eylül 2015
  • 0
    Sizin düşünceniz özellikle geleceğe yönelik "kader " tanımlaması açısından çok değerli bence... İçine biraz metafizik giriyor olsa da, verdiğimiz her kararın ve seçeneğin bir alternatifini içeren bir evren (ler) fikri hem çok cazip, hem de mantığa uygun... Bazen "keşke" dediğimiz anları hatırlayıp, olası sonuçlarıyla nerede olmuş olabilirdik? Hepimiz sorguluyoruz sanırım...
    Burtay Mutlu 04 Eylül 2015
  • 0
    Burtay Bey zaman ayırıp yazdıklarınız için gerçekten çok teşekkür ederim. Yazdıklarınızdan çok şey öğreneceğimi düşünüyorum. Okurken yazdıklarınızı hayal etmek benim için hem çok eğlenceliydi hem de yeni bakış açılarını sayenizde keşfetmiş oldum. Çok yararlı oldu. Tekrardan teşekkürler :)
    Kabuto 04 Eylül 2015
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap