• 0

    bir sistem üzerinde şimdiki zamanda yaptığımız gözlemin onun geçmişi üzerinde etkisi varsa bu sistemin şimdiki zamandaki halini de değiştirmez mi?

    kardelen yılmaz 02 Temmuz 2015
  • 0
    değiştirmez
    berkan türkyılmaz 02 Temmuz 2015
  • 0
    Çok güzel bir soru ve cevabı; evet değiştirir. Üstelik biz neyin, nasıl değiştiğini bile anlamayız. (3ncü bir dış gözlemci lazım)
    Burtay Mutlu 02 Temmuz 2015
  • 0
    Mantık olarak çok güzel bir soru.. Bence cevabı; EVET, Değiştirir. Üstelik değişimin ne olduğunu anlayamayız bile. Ancak iki sistemi de karşılaştırabilecek bilgiye sahip 3ncü bir kişi durumu saptayabilir. (İlk ve ikinci kişiler gözlem öncesi ve gözlem sonrası kişiler... Bilgi ile gözlemcilerin yolları ayrılmış oluyor. (?) :-)
    Burtay Mutlu 02 Temmuz 2015
  • 0
    Şimdiki zamanda yaptığımız gözlem, geçmişi neden değiştirsin?
    Ali Uçar 02 Temmuz 2015
  • 0
    teşekkürler :)peki biz 3. kişi olarak nasıl durumu saptayabiliriz?
    kardelen yılmaz 03 Temmuz 2015
  • 0
    kardelen yılmaz 03 Temmuz 2015
  • 0
    bu olayla beraber kuantumla ilgili biraz bilgi verebilir
    kardelen yılmaz 03 Temmuz 2015
  • 0
    Makale de geciktirilmiş seçim ile sonucun değişmesini ele alıyor.Ve bunu bilgiye metafiziksel bir özellik olarak atfediyor. Makeledeki Soru şu; " Parçacık deneyi mi, dalga deneyi mi yapacağımızı ışık yarıklardan geçtikten sonra örneğin perdeye varmadan hemen önce karar verirsek nasıl bir sonuç olur? " ve sonra şu sonucu çıkartıyor" Kuantum fiziğine göre bu seçim ışık yarığı geçtikten çok sonra bile yapılsa, ona uygun bir görüntü ile karşılaşırız. Geçmişin şimdiki zamanla beraber yaratıldığı anlaşılıyor. "... Bu bilgiye metafiziksel bir anlam yüklemedir. Ve çok basit bir olayı muamma dolu gizemli bir belirsizliğe sürüklemektedir. .............................................. Kuantum hesaplarını bilmiyorum. Çok fazla olasılıkları istatistiksel ortalama verileriyle işlem yapmak olarak biliyorum. Yani bir elektronun şu veya bu veya orada olma ihtimalleri %20, %40, %70 ise hesaplamada bu ihtimaller üzerine yapılıyor. Olasılık hesaplamasının şans ile pek alakalı olmadığını bir çok aD&D oyuncusu ve DM bilir. Şimdiki gibi bilgisayarda oynayanlar bunu bilemeyebilir. Yani bu bir olacak durumu hesaplamadır. Bu nedenle kuantum olayı o kadar da belirsizliği ifade eden bir durum değil. ........................ Konu şu bence; foton , dalga üzerinde dalga ile hareket eden bir enerji köpüğüdür. Dalga olmaz ise foton da yoktur. Dalganın hızı yok ise fotonun hızı da yoktur. Dalganın hareketi yok ise fotonun hareketi de yoktur. Eğer dalgayı incelerseniz, dalgaları gözlemlersiniz, dalgaların taşıdığı fotonlarda bu dalgalarla beraber hareket ettiği için izdüşümlri, sonuçları dalgaya işaret eder. Eğer parçacığı incelerseniz, parçacık görürsünüz. Bu seçimi ne zaman yaparsanız yapın fark etmez. Aynı anda var olan iki durum var. Siz bir tanesini (dalgaları) saptayamadığını için yok diyorsunuz. Bu yüzden de dualite kafa karışıtırıyor. Ama var....
    Burtay Mutlu 03 Temmuz 2015
  • 0
    Üçüncü kişi durumu saptayamaz. Herhangi bir evrenden olmaması lazım.
    Burtay Mutlu 03 Temmuz 2015
  • 0
    Üçüncü kişi durumu saptayamaz. Herhangi bir evrenden olmaması lazım.
    ________________________________
    Makale de geciktirilmiş seçim ile sonucun değişmesini ele alıyor. Ve bunu bilgiye metafiziksel bir özellik olarak atfediyor. Makaledeki Soru şu; " Parçacık deneyi mi, dalga deneyi mi yapacağımızı ışık yarıklardan geçtikten sonra örneğin perdeye varmadan hemen önce karar verirsek nasıl bir sonuç olur? " ve sonra şu sonucu çıkartıyor" Kuantum fiziğine göre bu seçim ışık yarığı geçtikten çok sonra bile yapılsa, ona uygun bir görüntü ile karşılaşırız. Geçmişin şimdiki zamanla beraber yaratıldığı anlaşılıyor. " ________________________ Bence, bu bilgiye metafiziksel bir anlam yüklemedir. Ve çok basit bir olayı, muamma dolu gizemli bir belirsizliğe sürüklemektir. ________________________Kuantum hesaplarını bilmiyorum. Çok fazla olasılıkları istatistiksel ortalama verileriyle işlem yapmak olarak biliyorum. Yani bir elektronun şu veya bu veya orada olma ihtimalleri %20, %40, %70 ise hesaplamada bu ihtimaller üzerine yapılıyor. Olasılık hesaplamasının şans ile pek alakalı olmadığını birçok aD&D oyuncusu ve DM bilir. Şimdiki gibi bilgisayarda oynayanlar bunu bilemeyebilir. Yani bu bir olacak durumu hesaplamadır. Bu nedenle kuantum olayı o kadar da belirsizliği ifade eden bir durum değil. ___________________ Konu şu bence; foton, dalga üzerinde dalga ile hareket eden bir enerji köpüğüdür. Dalga olmaz ise foton da yoktur. Dalganın hızı yok ise fotonun hızı da yoktur. Dalganın hareketi yok ise fotonun hareketi de yoktur. Eğer dalgayı incelerseniz, dalgaları (fotonları toptan) gözlemlersiniz, dalgaların taşıdığı fotonlarda, bu dalgalarla beraber hareket ettiği için izdüşümleri, sonuçları dalgayı işaret eder. Eğer parçacığı incelerseniz, parçacık (fotonları) görürsünüz. Bu seçimi ne zaman yaparsanız yapın fark etmez. Aynı anda var olan iki durum var. Siz bir tanesini (dalgaları) saptayamadığını için yok diyorsunuz. Bu yüzden de dualite kafa karıştırıyor. Ama var... (eppur si muove) ____________________________
    Burtay Mutlu 03 Temmuz 2015
  • 0
    aslında ben bu çift yarık deneyi ve gecikmiş seçilim deneyini Büyük Tasarım kitabından okumuştum ama bu deneyden bahseden bir site bulmaya çalıştım bu kadar ayrı olabileceğini düşünmemiştim.Bu durumda her parçacığın geçtiği yol-yani geçmişi-parçacık yarıklardan geçtikten çok sonra kararlaştırılıyor;sadece bir yarıktan geçip girişim oluşturmaması,parçacık geçişini yaptıktan sonra "kararlaştırılmış"oluyor.
    kardelen yılmaz 03 Temmuz 2015
  • 0
    Schrödinger'in kedisi paradoksu ile bu konu alakalı mı?
    kardelen yılmaz 03 Temmuz 2015
  • 0
    Sorun burada bence, her parçacığın geçtiği yol, geçtikten sonra da olsa belirlenmiyor. O yol hep var. Zaten vardı. Siz neye bakarsanız onu görüyorsunuz ama büyük resmi göremiyorsunuz (çünkü bir ayağı daha tespit edebileceğimiz ölçeklerin çok altında)... ........................... Bunu şu şekilde anlatayım. Geniş bir leğende çift yarık deneyi yapın. Su dalgalarının da minik beyaz strafor taşımasını sağlayın. Ve düzenlice dalgaları peşi sıra oluşturun. Tek tek strafor köpüklerinin hareketine bakarsanız ( tek yarık) onları tane tane görürsünüz. Ama aslında ölçüm noktasına kadar gene dalga üzerinde gelmişlerdir. Çift yarık deneyinde ise girişim görürsünüz, gene dalgaların üzerindeki köpükler, dalgaların (çift yarık nedeniyle oluşan) etkisiyle bu deseni oluşturmuştur. Bu basit deney, bence fotonun durumuyla aynıdır.
    Şimdi siz fotonu, ister yarıktan geçmeden önce, ister yarıktan geçtikten sonra gözlemleyin, fotonun durumu (strafor köpüğün) hareketi değişir mi? ________________________ Köpük, foton, en son aldığı etkiye göre bir tepki veriri ama bu önceki hareketini belirlemez. Üstelik bu yazdığımı ispatlamak çok kolay… Kaliteli bir ışığı kaynağı alın. Lazer de fotonlar tek düze ve sıralıdır. Asker sırası gibi bir bakıma... Bununla çok ince olmak üzere çift ve tek delik deneyleri yapın. .........................................
    Bana göre; Tek delik -parçacık deneyinde lazer kaynağından çıkan fotonların doğrultusu, yarıktan geçtikten sonra çok hafifte olsa sapması lazım (aslında onları taşıyan yeni oluşan dalganın frekansı nedeniyle) . ___________________ Eğer sapmıyor da tamamen aynı doğrultuda gidiyorsa hatalıyım. Aksi halde haklıyım._______________
    Sorun bu deneyi yapacak hassas aletlerin ve yarık ile gözlem duvarı arasındaki mesafenin (açısal sapmasını saptayacak) ne olduğunu bilmeyişim. ( Dalganın frekansı ile alakalı olduğundan, binlerce kilometre olabilir. Yine de Dünya- Ay arasını ölçen lazerlerle bu belki mümkün olabilir. Diyelim ki dünyadan 1 santimetre kare ile çıkan bir lazer ışını, ay'a vardığı zaman kaç santimetre karelik bir alanı bombalıyor? Böyle hesaplanabilir belki ?)

    Eğer fotonlar yarıktan geçtikten sonra hafifçe saçılıyorsa bu, fotonların dalga ile hareket etmelerinden olacaktır. Bu noktadan önce veya sonra yapacağınız gözlem ise, bu fotonların ilk çıkış koşullarını hiç değiştirmeyecektir.
    Yani sonuçlar nedeni etkileyemez.
    Gerçi bu konuda bir yazı da vardı yakın zamanda (http://www.fizikist.com/kuantum-zaman-ve-tersine-nedensellik/ ) ( ilginç güzel ve bana göre fantastik bir yazı ) bu açıdan da ele alabilirsiniz ……………………………….

    Kedinin canlı çıkıp çıkmama ihtimali deneyine gelince, kedinin canlı çıkma ihtimali ölü olma ihtimalinden daha yüksek olduğu için, canlı çıkacağını bir yazıda okudum (yakınlarda ama nerede hatırlamıyorum). O paradoks, kesin bilmemenin getirdiği olasılıkları göstermesi açısından güzel ama alakası var mı ? Bilmiyorum... Bana göre "yok" gibi... Çünkü fotonun hareketine hakim olan belirsizlik çok düşük bir oranda...
    Burtay Mutlu 03 Temmuz 2015
  • 0
    Verdiğim ilk cevabın yanlış okunduğunu, anlaşıldığını düşünüyorum. Şimdiki zamanda değşiklik yaparsak, geçmiş değişecek, geçmişten dolayı şimdiki zaman değişecek ve belki biz artık ne deişiklik yaptığımızı bile bilmeyen ya da hatırlamayan bir konumda olacağız. Yani eğer şimdi geçmişi değiştiriyorsa, yeni şimdi farklı olabilir.
    Burtay Mutlu 03 Temmuz 2015
  • 0
    Verdiğim ilk cevabın yanlış okunduğunu, anlaşıldığını düşünüyorum. Sorunun iç mantığına göre uyumlu olarak; Şimdiki zamanda değişiklik yaparsak, geçmiş değişecek, geçmişten dolayı şimdiki zaman değişecek ve belki biz artık ne değişiklik yaptığımızı bile bilmeyen ya da hatırlamayan bir konumda olacağız. Yani eğer şimdi geçmişi değiştiriyorsa, yeni "şimdi" farklı olabilir.
    Burtay Mutlu 03 Temmuz 2015
  • 0
    Gözlem, geçmişi etkilemez; geleceği belirler.
    Ali Uçar 03 Temmuz 2015
  • 0
    Linkteki bilgiyi daha sonra okudum. Şöyle düşünülebilir o zaman: Geçmiş ve geleceğin tüm bilgisi "an" da kayıtlıdır ve bir sadece bilgiyi okuyoruz. Gereğinde de değiştiriyoruz. Yani, geçmiş ve gelecek yoktur. Sadece an vardır.Halogram teorisine de uygun bir bakış açısı.
    Ali Uçar 03 Temmuz 2015
  • 0
    Linkteki bilgiyi daha sonra okudum. Şöyle düşünülebilir o zaman: Geçmiş ve geleceğin tüm bilgisi "an" da kayıtlıdır ve biz sadece bilgiyi okuyoruz. Gereğinde de değiştiriyoruz. Yani, geçmiş ve gelecek yoktur. Sadece an vardır. Halogram teorisine de uygun bir bakış açısı.
    Ali Uçar 03 Temmuz 2015
  • 0
    işte şimdi tam olarak çözdüm teşekkürler :)
    kardelen yılmaz 04 Temmuz 2015
  • 0
    Klasik çift yarık deneyinde parçacık detektörleri yarıkların içine yerleştiriliyor. Detektörler kapalıyken tek bir foton parçacığı nasıl oluyorsa 2 yarıktan birden geçiyor. Fotonun hangi yarıktan geçtiğini anlamak için konulan detektörler çalıştırıldığında foton tek bir yarıktan geçerek yoluna devam ediyor. Bilim adamları bunun sebebinin detektör sinyallerinin bir şekilde parçacığın dalga fonksiyonunu çöketmektesinden kaynaklandığını düşünüyorlardı. Geciktirilmiş seçim deneyinde ise parçacık yarıklardan geçtikten sonra ölçüm yapılıyor fakat ölçüm yapma kararı foton yarıkları geçtikten sonra bilgisayarlar yardımıyla rastgele veriliyor. Ölçüm yapıldığında foton tek bir yarıktan geçmiş gibi, yapılmadığında ise ikisinden de geçmiş gibi davranıyor. Ölçüm yapılıp yapılmayacağının kararı foton yarıkları geçtikten sonra verildiyse, nasıl oluyor da foton, ölçüm kararından önce nereden nasıl geçmesi gerektiğini biliyor? Yani daha yazı-tura atılmadan fotonumuz yazı mı yoksa tura mı geleceğini bilip ona göre davranıyor. Evet, bu konunun Schrödinger’in kedisi düşünsel deneyi ile alakası var. Foton yarıklardan geçip detektöre gelene kadar süperpoziyon durumunda. Yani hem çift yarıktan hem de tek yarıktan geçmiş durumda. Biz parçacığı kontrol etmeye kalktığımızda süperpozisyon olması gereken duruma çöküyor.
    Mehmet Ali 04 Temmuz 2015
  • 0
    Benim düşüncelerim farazi.. Bu son varsayımlarla uyuşmuyor. Ama son varsayımlarda sadece varsayım. Gerçeğin kendisi değiller. Şimdi işin süperpoziyon konusuna girmeyeceğim, bilgim yok. Mantığını bir türlü kavrayamadım-kabullenemedim. Foton, ölçüm yapılınca tek delikten geçiyor. Ölçüm ister delikten geçmiş olsun, ister geçmemiş olsun fark etmiyor. Ama ölçüm yok ise, iki delikten geçmiş bir dalga fonksiyonu ile oluyor. ________________ Bundan yola çıkarak deniyor ki, foton yarıktan geçmiş olsa bile verilen karar uygun olarak bir sonuç veriyor. Yani foton verilen kararı önceden biliyor gibiydi. Öncelikle şunu net olarak belirtebilirim, bence foton'un hiç bir şeyden hiç bir zaman haberi olmadı. Olmayacakta.. Sorun, neden-sonuç ilişkisinin kurulmasında içine düşülen bir kısır döngü gibi. Kendi içinde mantıklı ve tutarlı ama… _____________________ Şu ana kadar vardığım varsayımsal sonuçlara göre, evrende enerji 3 temel şekilde hareket ediyor, taşınıyor, aktarılıyor. 1 Boyutlu olarak fotonlarla, 2 boyutlu olarak dalgalarla ve 3 boyutlu olarak madde ile... 1 ve 2 boyutlu cisimlerin kütleleri olmadığı için C hızındalar. (Bu fikri artan ivmeyle hızlandırılan bir uzay gemisindeki enerjinin durumu ne olur? Diye düşünürken fark ettim...) _______________________ Fotonlar, teker teker ele aldığımızda, bir enerji köpüğü sadece...
    Ve tek delik olayında bu tek köpüğü inceliyoruz. ___ Çift delik olayında ise elimizde bir dalga var. (Bu dalganın kendisi ne yazık ki tespit edilemiyor. ) Ama üzerindeki fotonların hepsini, birbirine dolanık şekilde C hızında taşıyor. Yani dalga üzerindeki A fotonu ile B fotonu birebir özdeş. Çünkü aynı dalga sırası üzerindeler. Dalganın bir parçasına yapılan bir etki, tüm dalgaya aynı şekilde yayılıyor. (Nasıl oluyor bilmiyorum ama sanırım bu dalgalarda dikey de C hızı var iken yatayda, C'den daha hızlı bir iletişim olabilir. Belki bir boyutun olmayışı ya da kıvrık oluşu nedeniyledir?)______________

    __________
    Bu şekilde, siz gözlemi hangi aşamada yaparsanız yapın, “gözlemlediğiniz zaman” dikkatiniz “dalganın üzerindeki foton” da oluyor. Doğal olarak fotonu, parçacığı ve onun hareketini görüyorsunuz.


    ______________
    Gözlemezseniz, foton(ları) taşıyan dalganın hareketini görüyorsunuz. İster yarık öncesi ister yarık sonrası fark etmez.
    Yani burada değişen foton ya da delikler ve buna göre sonuçlar değil. Her şey olması gerektiği ve olacağı şekilde oluyor.
    ________________
    Değişen tek gerçek şey, “Gözlemcinin Kararı” … Sonuç her zaman verdiği karara göre olacak. Asla tersi bir durum olmayacak. Çünkü vereceği karar her iki sonucu da içeren bir durumu kapsıyor.

    _______________
    Ya bu, ya öteki diye bir şey yok. Hem bu, hem öteki var.
    Bu şekilde düşününce, fotona metafiziksel bir yetenek baş etmek de gerekmiyor. Bilmiyor işte ne olacağını? :-)
    Burtay Mutlu 04 Temmuz 2015
  • 0
    Benim düşüncelerim farazi.. Bu son varsayımlarla uyuşmuyor. Ama son varsayımlarda sadece varsayım. Gerçeğin kendisi değiller. Şimdi işin süperpoziyon konusuna girmeyeceğim, bilgim yok. Mantığını bir türlü kavrayamadım-kabullenemedim. Foton,tek delikten geçince vey çift delikten geçerken ölçüm yapılınca, Parçacık olarak hareket ediyor. Ölçüm ister delikten geçmiş olsun, ister geçmemiş olsun fark etmiyor.
    ………………………… Ama ölçüm yok ise, iki delikten geçmiş ise bir dalga fonksiyonu ile oluyor. Desen oluşuyor. ________________ Bundan yola çıkarak deniyor ki, foton yarıktan geçmiş olsa bile verilen karar uygun olarak bir sonuç veriyor. Yani foton verilen kararı önceden biliyor gibiydi. Öncelikle şunu net olarak belirtebilirim, bence foton'un hiç bir şeyden hiç bir zaman haberi olmadı. Olmayacakta.. Sorun, neden-sonuç ilişkisinin kurulmasında içine düşülen bir kısır döngü gibi. Kendi içinde mantıklı ve tutarlı ama… _____________________ Şu ana kadar vardığım varsayımsal sonuçlara göre, evrende enerji 3 temel şekilde hareket ediyor, taşınıyor, aktarılıyor. 1 Boyutlu olarak fotonlarla, 2 boyutlu olarak dalgalarla ve 3 boyutlu olarak madde ile... 1 ve 2 boyutlu cisimlerin kütleleri olmadığı için C hızındalar. (Bu fikri artan ivmeyle hızlandırılan bir uzay gemisindeki enerjinin durumu ne olur? Diye düşünürken fark ettim...) _______________________ Fotonlar, teker teker ele aldığımızda, bir enerji köpüğü sadece...
    Ve tek delik olayında bu tek köpüğü inceliyoruz. ___ Çift delik olayında ise elimizde bir dalga var. (Bu dalganın kendisi ne yazık ki tespit edilemiyor. ) Ama üzerindeki fotonların hepsini, birbirine dolanık şekilde C hızında taşıyor. Yani dalga üzerindeki A fotonu ile B fotonu birebir özdeş. Çünkü aynı dalga sırası üzerindeler. Dalganın bir parçasına yapılan bir etki, tüm dalgaya aynı şekilde yayılıyor. (Nasıl oluyor bilmiyorum ama sanırım bu dalgalarda dikey de C hızı var iken yatayda, C'den daha hızlı bir iletişim olabilir. Belki bir boyutun olmayışı ya da kıvrık oluşu nedeniyledir?)______________

    __________
    Bu şekilde, siz gözlemi hangi aşamada yaparsanız yapın, “gözlemlediğiniz zaman” dikkatiniz “dalganın üzerindeki foton” da oluyor. Doğal olarak fotonu, parçacığı ve onun hareketini görüyorsunuz.


    ______________
    Gözlemezseniz, foton(ları) taşıyan dalganın hareketini görüyorsunuz. İster yarık öncesi ister yarık sonrası fark etmez.
    Yani burada değişen foton ya da delikler ve buna göre sonuçlar değil. Her şey olması gerektiği ve olacağı şekilde oluyor.
    ________________
    Değişen tek gerçek şey, “Gözlemcinin Kararı” … Sonuç her zaman verdiği karara göre olacak. Asla tersi bir durum olmayacak. Çünkü vereceği karar her iki sonucu da içeren bir durumu kapsıyor.

    _______________
    Ya bu, ya öteki diye bir şey yok. Hem bu, hem öteki var.
    Bu şekilde düşününce, fotona metafiziksel bir yetenek baş etmek de gerekmiyor. Bilmiyor işte ne olacağını? 

    Burtay Mutlu 04 Temmuz 2015
  • 0
    Benim düşüncelerim farazi.. Bu son varsayımlarla uyuşmuyor. Ama son varsayımlarda sadece varsayım. Gerçeğin kendisi değiller. Şimdi işin süperpoziyon konusuna girmeyeceğim, bilgim yok. Mantığını bir türlü kavrayamadım-kabullenemedim. Foton,tek delikten geçince vey çift delikten geçerken ölçüm yapılınca, Parçacık olarak hareket ediyor. Ölçüm ister delikten geçmiş olsun, ister geçmemiş olsun fark etmiyor.
    ………………………… Ama ölçüm yok ise, iki delikten geçmiş ise bir dalga fonksiyonu ile oluyor. Desen oluşuyor. ________________ Bundan yola çıkarak deniyor ki, foton yarıktan geçmiş olsa bile verilen karar uygun olarak bir sonuç veriyor. Yani foton verilen kararı önceden biliyor gibiydi. Öncelikle şunu net olarak belirtebilirim, bence foton'un hiç bir şeyden hiç bir zaman haberi olmadı. Olmayacakta.. Sorun, neden-sonuç ilişkisinin kurulmasında içine düşülen bir kısır döngü gibi. Kendi içinde mantıklı ve tutarlı ama… _____________________ Şu ana kadar vardığım varsayımsal sonuçlara göre, evrende enerji 3 temel şekilde hareket ediyor, taşınıyor, aktarılıyor. 1 Boyutlu olarak fotonlarla, 2 boyutlu olarak dalgalarla ve 3 boyutlu olarak madde ile... 1 ve 2 boyutlu cisimlerin kütleleri olmadığı için C hızındalar. (Bu fikri artan ivmeyle hızlandırılan bir uzay gemisindeki enerjinin durumu ne olur? Diye düşünürken fark ettim...) _______________________ Fotonlar, teker teker ele aldığımızda, bir enerji köpüğü sadece...
    Ve tek delik olayında bu tek köpüğü inceliyoruz. ___ Çift delik olayında ise elimizde bir dalga var. (Bu dalganın kendisi ne yazık ki tespit edilemiyor. ) Ama üzerindeki fotonların hepsini, birbirine dolanık şekilde C hızında taşıyor. Yani dalga üzerindeki A fotonu ile B fotonu birebir özdeş. Çünkü aynı dalga sırası üzerindeler. Dalganın bir parçasına yapılan bir etki, tüm dalgaya aynı şekilde yayılıyor. (Nasıl oluyor bilmiyorum ama sanırım bu dalgalarda dikey de C hızı var iken yatayda, C'den daha hızlı bir iletişim olabilir. Belki bir boyutun olmayışı ya da kıvrık oluşu nedeniyledir?)______________

    __________
    Bu şekilde, siz gözlemi hangi aşamada yaparsanız yapın, “gözlemlediğiniz zaman” dikkatiniz “dalganın üzerindeki foton” da oluyor. Doğal olarak fotonu, parçacığı ve onun hareketini görüyorsunuz.


    ______________
    Gözlemezseniz, foton(ları) taşıyan dalganın hareketini görüyorsunuz. İster yarık öncesi ister yarık sonrası fark etmez.
    Yani burada değişen foton ya da delikler ve buna göre sonuçlar değil. Her şey olması gerektiği ve olacağı şekilde oluyor.
    ________________
    Değişen tek gerçek şey, “Gözlemcinin Kararı” … Sonuç her zaman verdiği karara göre olacak. Asla tersi bir durum olmayacak. Çünkü vereceği karar her iki sonucu da içeren bir durumu kapsıyor.

    _______________
    Ya bu, ya öteki diye bir şey yok. Hem bu, hem öteki var.
    Bu şekilde düşününce, fotona metafiziksel bir yetenek bahşetmek de gerekmiyor. Bilmiyor işte ne olacağını? :-)
    Burtay Mutlu 04 Temmuz 2015
  • 0
    Schrödinger'in düşünsel kedi deneyini ve süperpozisyon olayını kısaca açıklayayım. Biz atom ve atomaltı parçacıkların, sadece baktığımızda ortaya çıktıklarını, bakmadığımızda ise bir olasılık bulutu halinde olduklarını biliyoruz. Schrödinger şöyle bir deney düşünüyor: Bir kutunun içine atomaltı bir parçacığın tetikleyeceği bir zehir düzeneği konuluyor. Parçacığın zehir düzeneğini tetikleme ihtimali ise %50 olacak şekildedir. Bu kutunun içine bir kedi konuyor ve kapağı kapatılıyor. Parçacık %50 ihtimalle zehri tetikleyecek ve kedi ölecek ya da tetiklemeyecek ve kedi yaşayacaktır. Tetikleyici unsur bir parçacık, ve parçacıklar da biz bakmadığımızda parçacık haline dönüşmedikleri için kutunun içindeki kedinin durumu belirsizdir. Kedi süperpozisyon durumundadır yani hem ölü hem de diridir. Bir gözlemci kutunun kapağını açtığında bu iki olasılıktan birinin sonucu gerçekleşmiş olacaktır yani süperpozisyon bu iki durumdan birine çöker ve gözlemci kediyi ölü veya diri şekilde görür.
    Mehmet Ali 05 Temmuz 2015
  • 0
    Ayrıca bu paradoks ancak eşevresizlikle çözülebilmiş.
    kardelen yılmaz 06 Temmuz 2015
  • 0
    Eşevresizlik nedir?? ve nasıl çözülmüş merak ettim açıkçası
    Mehmet Ali 06 Temmuz 2015
  • 0
    Eşevresizlik nedir? ve nasıl çözülmüş açıklar mısınız?
    Mehmet Ali 06 Temmuz 2015
  • 0
    Eşevresizlik nedir? ve paradoks nasıl çözülmüş açıklayabilir misiniz?
    Mehmet Ali 06 Temmuz 2015
  • 0
    "yalıtılmış bir kuantum sisteminin,örneğin tek bir atomun,makrodünyadan bir ölçüm aracıyla etkileşime girdiğinde ve yalnız başına süperpozisyon hali son bulduğunda neler olduğunu düşünmüşler.Buradaki ölçüm aracı bir kaya bile olabilir.Kuantum mekaniği,ölçüm aracını meydana getiren trilyonlarca atomun da süperpzisyon halinde olmasını söyler.Ne var ki bu kadar büyük makroskobik bir alette bu narin kuantum etkileri aşırı karmaşıklaştıkları için korunamazlar ve sıcak bir cisimden çevreye yayılan ısı gibi sızıp giderler.işte bu olayın adı "eşevresizlik"."
    kardelen yılmaz 07 Temmuz 2015
  • 0
    Bir kuantum sistemi ne zaman çevresinden yalıtılmışlık özelliğini yitirirse,bu olay meydana geliyor.
    kardelen yılmaz 07 Temmuz 2015
  • 0
    "eşevresizlik henüz tam anlaşılamasa da,artık en azından paradoksa bir anlam verebiliriz.Schrödinger in kedisinin aynı anda hem ölü hem diri olarak görmemizin nedeni,eşevresizliğin biz kapıyı açmadan önce,Geiger sayacının içinde gerçekleşmesi.Atomun bozunup bozunmadığını belirleme becerisinden dolayı,sayac atomu karar vermeye zorluyor."
    kardelen yılmaz 07 Temmuz 2015
  • 0
    yani eşevresizlik kedinin nedn aynı anda hem ölü hem canlı olduğunu açıklamakla kalmıyor,neden hiçbir zaman ara halde bulunmadığını da açıklıyor. ben bu yazıyı Jim Al-khalili nin Paradoks adlı kitabından okumuştum size de öneririm.
    kardelen yılmaz 07 Temmuz 2015
  • 0
    Selam, şimdi ki yaptığımız birşey geçmişimizi değiştirmez. Geçmiş her zaman aynıdır. Bilgi değiştirilebilir.Ben bu yazının başında selam yazdım ve bu bilgi benim geçmişim. Bu değiştirilemez. Selam yazdığım bilgisini düzenleme yetkisi olan kişiler değiştirebilir. Yani eğer bu yazıyı birileri değiştirirse ve benim bunu hatırlayamayacağım zaman çerçevesinde ise. Ben bunu gördüğümde "Aaa, evet böyle yazmışım" diyebilirim. Benim anladığım sadece bu. :)
    Ismail Çinçiri 03 Ağustos 2015
  • 0
    bu konuda bir de tersine nedensellik teorisini araştırman gerekiyor. Tersine nedenselliğe göre gelecekte olacak olaylar da şimdiki zamanı etkiliyor. Bu tüm zamanın tek bir andan ibaret olduğuna bir işaret olabilir.
    Emin Akben 29 Ekim 2015
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap