• 0

    zaman nedir?

    Yunus Ilik 06 Eylül 2020
  • 0
    Zaman konusunda şöyle düşünüyorum. Evren bir etkileşim alanı. Uzay alanının yoğunlaşarak enerjiyi ve farklılıklarını oluşturması, hız farklılıklarını oluşturması ve mekandaki tüm etkileşimlerden algılayabildiğimiz zaman oluşuyor. Yoğuşan uzay alanı enerji yoğunluğu farklarına neden olup enerji hareketlerine neden oluyor. Maddede enerji olduğundan temelde enerji diyorum. Uzaydaki, mekandaki enerji etkileşimleri zamanı oluştururken, uzay alanının en süptilinden başlayıp büyüyen yoğuşması yani evrimi, zamanın ileriye doğru akışı olarak algılanıyor. Enerjileşen uzay alanları zaman olduğundan hareket etmiyor. Çevresine göre enerjik olduğundan ve hareket edebileceği uzay alanı olduğundan hareket ediyor. Ve bu hareket ve etkileşimlerdeki hız farklılıklarındanda zaman oluşuyor görünmektedir.
    Blok zaman diye bir durumun olması olası gözükmüyor. Zamanda gerçekten ileri geri gitmek olası gözükmüyor. Referans aldığımız yere göre zaman hızlı veya yavaş geçebilir. Aslında zaman ileriyede akmıyor. Uzaydaki hareketler ve bu hareketlerin, enerjinin evrimleşerek büyük enerji alanlarını oluşturmasıda zamanın ileriye doğru akması gibi algılanıyor. Evrendeki başlangıçlı ve sonlu hareketleri ki bunlar enerji dönüşümleridir, zamanda oluyor sanıyoruz. Oysa uzaydaki bu enerji etkileşim ve dönüşümlerin hız farklılıkları ve etkileşimleri zamanı oluşturuyor. Zaman dediğimiz uzaydaki, farklı enerji ve hız etkileşimlerden oluşuyor gözükmektedir. Hiper bir uzayda genişleyen evren hem kendine potansiyel enerji alanı hemde hareket alanı katıyor görünmekte. Alanlardaki etkileşim, hız farklılıklarıda referans aldığımız yere göre tüm alan hareketlerinin yavaşlaması ve hızlanması olarak görünüyor. Yani yoğun kütle çekim alanlarında tüm alan hareketlerinin yavaşlaması zamanda ileri veya geri gitmemiz anlamına gelmiyor diye düşünüyorum.
    Sadece enerji alan etkileşimleri yavaşladığından tıpki kalbi yavaş atıp metabolizması yavaş işleyen büyük canlılar gibi yavaş ve hızlı yaşlanmamıza neden olabilir. Bu enerji alanları içinde geçerli olup yoğun etkileşimin yavaşlamasıyla daha az erezyona uğrarlar. Işık hızında zaman durmaz. Hızlanan parçacığın alanla olan etkileşimi yani parçacığın yer değiştirmesi alanla olan etkileşimini sürekli değiştirdiğinden direnç oluşur ve enerji parçacığının iç hareketleri, iç zamanı yavaşlayarak parçacığın ömrü uzuyor görünmektedir.
    Anlayamadığımız bişeyden evrimleşen uzayın suptil alanı yine anlayamadığımız bir şekilde çok hızlı bir etkileşim alanı olabilir. Ve yöğunlaşan enerji bu alanda bir yavaşlama olarak gözüküyor.
    Öyle görünmekteki zamanda deyil uzayda hareket ediyoruz ve etkileşim, hız farklılıklarıda zamana neden oluyor.
    Evrimleşip yoğunlaşan enerji farklılıkları zaman var diye, zamana ihtiyacı var diye hareket etmiyor, enerji farklılıkları uzay alanında farklı yoğunluk, hız ve etkileşimlerle harekete neden olup zamana neden oluyor görünmekte. Yani zaman uzay alanının en süptilinden yoğunlaşıp çokluğun etkileşmesinden doğduğu görünüyor. Ama evrenin anlayamadığımız süptil alanının farklı ve çok hızlı etkileşimli zamanıda olabilir. Süptil alan etkileşimi yer değiştirme hareketine neden olmayan dalgasal bir etkileşim bile olabilir.
    Anladığımız kadarıyla her şey hareket ediyor ve biz aslında zaman kordinatı deyil hareket kordinatı veriyoruz. Yarın 12 de şurda görüşelim derken dünyanın evrende sürekli hareket halinde olduğunu gözardı ediyoruz. Gibi görünüyor. Ama biliyoruzki dünya dönüp güneş doğacak ve o hızların sonunda öğle saati gelecek. ve biz bunu 12 de kesiştırıp orda olacağız.
    Bu durumda temelinde hız zamana bağlı deyil zaman hızlara bağlı gözüküyor. Ama evren süptil alanında çok hızlı, farklı etkileşiyor olabilir. Bunu gözlemleyemiyor olabiliriz.
    Belirsizlik ilkesinde hareketli parçacıkların konumunu ve momentumunu ölçmeye çalışmak, parçacığa enerji göndermeyle, foton göndermeyle bozuluyor. Çok hareketli parçacıkların ölçümlerini aynı anda yapmak, binevi fotoğraflamak gibi ama ölçemememizin evren için ne anlamı olabilirki? Kuantum parçacıklarının evrenle etkileşimi daha farklı, hassas olduğundan onlardaki gariplikleri pek anlayamıyoruz. Ölçüm sorunlarıda buralardan doğuyor gibi görünüyor.
    Bilinç dediğimizde organize olmuş bir enerji alanıdır. Doğanın organize olmuş halidir. Onu ruhlaştırmak çokda farklı bişeymiş gibi görmek anlamsızdır. Tabiiki enerji alanı olarak çevresini etkiler. Ama biz ölçmeden gerçeklik yoktur demek abartılı gözüküyor. Ölçüp etki etmemiz nörmaldir.
    Evrenin canlı olmasını bikenara bırakalım aslında bildiğimiz anlamda bir canlılık yoktur. Ama canlılık dediğimiz bu evrenin bildiğimiz en ileri organize olmuş enerji alanı olup evrenin harikasıdır. Muhteşem bişey ve evrenin başka yerlerinde canlılık olması, vede olacağı yüksek bir olasılık gözüküyor.

    Yunus Ilik 06 Eylül 2020
  • 0
    Uzay kaç boyutlu bilmiyoruz ama Üç boyutta enerji alanları hareket etmek için zamana ihtiyaç duymaz. Enerji alanlarının etkileşimlerinden zaman doğar. Yani zaman da deyil uzayda hareket ediyoruz, ve hareket etmek için enerjinin zamana ihtiyacı yok gözükmektedir. Yoğuşan uzay alanlarının kısmen farklı enerjiler ve hızlar oluşturması ve aralarındaki etkileşimlerden, çokluğun etkileşiminden zaman oluşuyor görünüyor. Çevresine göre enerjik uzay alanı enerjisinden dolayı hareket eder. Zamana ihtiyacı olmuyor görünmekte. Evren dahil her oluşan enerji alanı onu oluşturanların birliğiğinden oluşan bir alan gözüküyor. ve parçacıkların içleride yoğuşup kısmen farklılaşmış küçük bir uzay gibi etkileşim alanı olarak düşünebiliriz. Her enerji alanı aynı zamanda yoğunlaştığı uzay alanı olarak doğduğu alanla etkileşim içinde oluyor. Parçacık alanı yoğun kütle alanlarında yoğun etkileşimle iç etkileşimleri yavaşlıyor, yani hareketleri yavaşlayarak zamanı yavaşlayıp geç bozunuyor olabilir. Benzer şekilde hızlanmayı yer değiştirme olarak alırsak hareket eden enerji alanının doğduğu uzay alanı ve alandaki etkileşimleride o şeyin tüm iç alanlarıylada etkileştiğinden hızlı değişime direnç göstererek tüm iç hareketleri yavaşlayarak iç zamanı ve bozunumu yavaşlıyordur. Sezyum atomu bozunumu zaman, saat olarak kullanılıyor haliyle farklı kütle alanlarında ve hızlarda bozunumu değişecek gözükmektedir. Zaten zaman algımızda, bilinçte yoğun nöronal etkileşimlerden oluşuyor. Yani beynimizdede durum uzayda olanla temelde aynı.
    Yunus Ilik 06 Eylül 2020
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

5.048 soru

30.141 cevap

30.586 kullanıcı

Giriş Yap