• 0

    Big bangi yanlış açıklamış olabilir miyiz. Başka bir açıklamayla evrenin oluşumunu ve genişlemesini açıklayabilir miyiz

    Maxwell 16 Mayıs 2020
  • 0
    Mesela evren karanlık enerji tarafından değilde dışarıdaki bir cismin çekimiyle genişliyor olamaz mı
    Maxwell 16 Mayıs 2020
  • 0
    Evrenimiz normal bir karadeliğin hikayesi olabilir mi
    Maxwell 16 Mayıs 2020
  • 0
    Olmasi icin halihazirdaki kanun ve teorilere ters dusmemesi gerekir.Mesela, genislemenin, derin uzayda es miktarda olmasini nasil aciklarsin? Dis cismin cekme kuvveri uzaya nicin homojen dagilsin?
    morgan 16 Mayıs 2020
  • 0
    p0zitif ve negatif kütle ile açiklanabilir belki.gördüğümüz madde pızitif madde ve bunu da kara madde ye dönüştüğünü varsayarsak (karadelikler).madde ve kara madde bir pozitif enerji/kütle uyguluyor.

    kara madde dısında ki veya sınırında ki kara enerjiyi de negatif kütleli sayarsak işte kara madde cektikce kara enerji iyce hızlanarak kaçacak.negatif kütle özelliğinden.kara madde de artan kütlesinden dolayi iyce çekiyor.

    anti maddenin nereye gittiği sorunu da ortadan kalkiyor.çünkü ; bunlar gözümüzün önünde.bir yere gitmediler.başta ki madde anti madde çarpişmasindan kara madde dibe çöktü.kara enerjiyi ise itti mi acaba?emin değilim ama belki böyle olmuştur.başka nasıl olacak ki?
    ribozom 16 Mayıs 2020
  • 0
    Dibe cokmek?
    morgan 16 Mayıs 2020
  • 0
    belki de hala daha çarpişan madde anti madde çiftleri vardır.
    ribozom 16 Mayıs 2020
  • 0
    Pozitif maddenin kara maddeye donusmesi?
    morgan 16 Mayıs 2020
  • 0
    dibe derken, yani nasıl desem işte ilk basta ki carpişmadan oluşan iki farkli yoğunluk.kara madde ve kara enerji yoğunluğu.
    ribozom 16 Mayıs 2020
  • 0
    açiğa çikan enerjinin birbirini itip uzakşaşması.böylece kara madde bir yerde topaklanmiş.sonra maddeyi çekmiş.galaksiler oluşmuş.
    ribozom 16 Mayıs 2020
  • 0
    daha doğrusu madde zaten oluşan bu enerji enzimlerinin içinde.
    ribozom 16 Mayıs 2020
  • 0
    Kara madde , madde ile etkilesmiyor ki
    morgan 16 Mayıs 2020
  • 0
    kara madde pozitif enerjili olduğu için.öyle dedim
    ribozom 16 Mayıs 2020
  • 0
    etkileşmez çünkü ayni şeyler zaten.ama kara maddenin yoğunluğu artinca etkiler bence.sonucta yoğunlukta önemli.kısaca etkileşiyordur ama bu etkileşimi kaydedecek aletimiz yok.dedektörümüz filan.her şey birbiri ile etkileşir bence.tabi emin değilim.
    ribozom 16 Mayıs 2020
  • 0
    Negatif enerji nasil olusacak Bu alternatifte? BB gibi bastan yazarsan
    daha Iyi irdelenir
    morgan 16 Mayıs 2020
  • 0
    morgan başlangici bilmiyorum ama kısa bir ani böyle olmuş olabilir.başta ne vardi sıkıntı.orayı tahayyül etmek zor.sanal enerji diyorlar.enerjinin sanali nasil oluyorsa.sanal kütle vs.
    ribozom 16 Mayıs 2020
  • 0
    Etkisi hissedilen ama açıklanamayan yoksa bunlar gerçekte var ama biz bunları daha tam açıklayamıyorum.
    Maxwell 16 Mayıs 2020
  • 0
    Eğer tüm evrenin etrafını sarıyorsa bu varlığın kuvveti eşit bir biçimde yayılabilir.
    Maxwell 16 Mayıs 2020
  • 0
    Yayilir da evrenin Her yerinde genisleme ayni olmaz.Ventilatorlu firinda izgarada ekmegi koy , ici disi farkli piser.mikrodalgaya koy, homojen olmayan birseyde ilk sivilar titresir.Foton evreni olsa anlarim, ama madde asimetrisi varken homojenlikten bahsedemezsin.kompakt yapi degil
    morgan 16 Mayıs 2020
  • 0
    Bazı kelimeleri bilmesem de ankadım
    Maxwell 16 Mayıs 2020
  • 0
    Evet açıklayabiliriz.
    Büyük Patlama teorisinin bir çok hatalı bakış açısına sahip olduğunu düşünüyorum.

    En başta tekillik kavramı... Niye tekil olan bir obje aşırı yoğun, bir nokta da sıkışmış olsun? Karadelikler nokta değil ki?

    Bizler yani enerji kökenli objeler, evrendeki her şeyi kendi bakış açımızla ele alıyoruz.

    Açıklama:
    Evrendeki her obje (bildiğimiz) titreşiyor. Ve etrafa foton yayıyor. Bizlerde onları tespit ediyoruz. Ama titreşmiyorsa, onu yok kabul ediyoruz. Çünkü tespit edemiyoruz.
    Örnek mi? Evrendeki tüm bildiğimiz madde ve enerji toplamı %5 civarı. Kalanı ise ne olduğunu bilmediğimiz ve tespit edemediğimiz, Karanlık enerji ve Madde diyoruz.

    Enerjinin varlığını bile, işimize geldiği şekilde değerlendiriyoruz.
    Açıklama:
    Elinize iki tane tam dolu özdeş pil alın, birbirlerine paralel bağlayın.. Bir devreye led lamba koyun. akım olmayacağı için, bu pilleri boş olarak değerlendirebiliriz.
    Bizim enerji anlayışımız, "iş" üretme potansiyeline dayanıyor. İş üretmiyorsa, öyle bir potansiyel yok ise, enerji de yok kabul ediliyor.
    Başka bir örnek: 2 bardak alın biri tam dolu olsun, diğeri boş, Aralarına bir köprü açın, birinden diğerine su sızsın. Bizim değerlendirmeye aldığımız kısım, sadece yarım bardak su olan kısmı. Çünkü bu akış bize "iş" üretiyor. Oysa bardaklar eşit seviyeye gelmiş olsa da , iş olmasa da, orada su var. Sadece iş olmadığı için biz tespit edemiyoruz.

    Sözün özü: Evrende tespit edebildiğimiz her şey titreşim- hareket esasına bağlı, Hareket etmeyen bir şeyi tespit edebilecek hem teknolojimiz yok, hem de perspektifimiz.

    Aynı şeyin, Tekillik kavramı içinde geçerli olduğunu düşünüyorum.
  • 0
    Tekillik de aşırı sıkışmayı ise yoğun basınçtan dolayı parçacıkların, enerji birimlerinin artık titreşemiyor kadar birbirlerine sokulmuş olmasından dolayı kabul ediyoruz.
    Peki aşırı sıkışma yerine, tamamen kristalize bir şekilde dingin olsa üniteler. Hiç titreşmiyor olsalar.
    Bunu şöyle örnekleyeyim. Elinizde söz gelimi 1 milyon adet için helyum dolu olan “özdeş balon” olsa…
    Balonun çeperinin sonsuz esneme gücü var kabul edelim (hiç patlamayacak).
    Bu balonları bir arada, gene esneme kapasitesi sonsuz ve direnci çok düşük bir ağ içinde uzay boşluğuna çıkartalım.
    Balonlar, dış ortamın basıncı olmayınca önce genişleyeceklerdir. Bazıları daha çok genişleyip, diğerlerinin genişlemesini yavaşlatacaktır.
    Bu genişleme hareketi aşamalı olduğu için bir titreşimdir. Dalga hareketidir.

    Şimdi balonları titreşimsiz hale getirmek için iki olasılık var elimiz de;
    1)Ya bunların hepsinin birden sıkıştırırız. Birbirlerine özdeş oldukları için, bu işlem sonunda hepsi aynı boyutlara düşünü kadar titreşim sürer. Aynı boyutlara ulaştıklarında, titreşim durur.
    2) Ya da bunların hepsinin, içinde bulundukları alanda genişlemelerine izi veririz. Eğer alan sabit ise bir noktadan sonra, hepsi eşdeğerli alana sahip olana kadar titreşimler sürer. Sonra kesilir.

    Sonuç açısından bakarsak, bu iki farklı durumda aynı sonucu üretiyor. Bir bakıma fizikte zaman zaman denk gelinen, süper ısıtılmış ve soğutulmuş maddelerin fazlarının ve özelliklerinin aynı olması gibi… (Hani sonsuzluk sorusunda 1=0 kavramı var ya, onun gibi…)
  • 0
    İnternette eğlence amaçlı bulabileceğiniz bazı videolar var. Mikrodalga da süper ısıtılmış kahve veya suyun patlaması ile alakalı.

    Olayın fizik yönü aslında basit. Homojen bir ortamda (saf su veya iyi karıştırılmış kahve fark etmez. Birim başına eşdeğer olsun yeter) sıvı mikrodalga ile ısıtılıyor.
    Normal ocak ta su ısıtırken, önce ateşe yakın olan moleküller hareketleniyor ve titreşimleri artıyor. Birbirlerine çarparak bu enerjiyi iç ortama iletiyorlar. Sonunda birim (alan, hacim) başına eşdeğer olana kadar sürüyor ve fazla ısıyı buharlaşma ile atıp, sistem bütünlüğünü korumaya çalışıyor.
    (Aslında bunların hepsi entropinin bir sonucu).
    Mikrodalga da ise, elektromanyetik dalganın dalga boyu o kadar küçük ki, tüm molekülleri büyük ölçüde aynı anda uyarıyor.
    Böylece her molekül kendi başına titreşmek istiyor. Ancak titreşimi aynı düzeyde titreşmek isteyen bir diğer molekül ile engelleniyor.
    Sonuçta hepsinin enerji değeri özdeş ve titreşme eğilimi aynı olduğu için, birbirlerini tutuyorlar ve dışarıdan titreşim, kaynama, bölgeler arası ısı değişimi gözlenmiyor.
    Sıvı bu enerjiyi potansiyel olarak tutuyor.
    Sonra ufacık bir toz tanesi, bir şeker kristali, kaba yapılan bir fiske, ya da yüzeydeki aşırı yüklü bir molekülün buharlaşması (yerini terk etmesi) ile tüm denge bozuluyor.
    Homojen ortamdaki simetri kırılıyor ve su/kahve patlıyor…
  • 0
    Evrenin de büyük patlama öncesi, bu tür yerleşmiş enerji ünitelerinden (kuanta tek birim, kuantum çoğulu. Foton bir kuanta’dır.) oluşmuş bir deniz düşünün. Aşırı sıkışık değil ama bir şekilde, titreşim olmayacak kadar düzenli bir yapı.
    Sonra bu sisteme, sadece bir noktadan ufak bir etki yapıp, simetriyi kırdığınız düşünün.
    İlk etki bölgesinde eneri yoğunluğu fazla olacaktır. Bu simetriyi kırarken, etki ortamı kullanarak dalga olarak yayılacaktır. Dalga olarak geçtiği bölgelerdeki birimlerinde dengesini bozacağı için, onların potansiyel bekleyen titreşimleri de açığa çıkacaktır.

    Bu etkinin küresel olarak yayılacağını düşünürsek, etkinin dağılırken, finobacci sayıları gibi oranlı olarak ilerleyeceğini öngörebiliriz. Bu üslü şekilde enerji artışı getirir ki, büyük enflasyon içinde uygun bir açıklama üretebilir.
    (Zaman’ın da bu aşama da ortaya çıktığını düşünüyorum.)
  • 0
    Kuantum tekili, kuanta cogulu olacakti.Takintiliyim, simdiden affedin.
    morgan 27 Mayıs 2020
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap