• 0

    ışık hızı gerçekten sabitmi?

    orhan ateş 23 Mart 2019
  • -1
    Isik hizindan kastiniz C ise evet sabit.
    morgan 24 Mart 2019
  • 0
    Morgan ince yorum üstat bravo.
    Işığın hızının neden sabit olmadığını da soralım ??
    Faruk Arslan 26 Mart 2019
  • -1
    Faruk Bey isigin hizinin optik bir ortamdaki mi, uzaydaki degisimi ? Ikisinin de aciklamasi farkli.
    morgan 26 Mart 2019
  • +2
    Morgan üstat benim ilgimi çeken gözlemin yapıldığı ortam. Yani soruna göre daha çok uzaydaki değişimi. Veya sezyum gazı ortamında veya quantumcuların da fotonları sabit tutmak için ilgilendiği rubidyum gazı ortamında tepkiler. Veya duyularımızın hiç bir işe yaramadığı (sesin yayılmadığı, herşey önümüzde olmasına rağmen gözlerimizin sadece karanlık olarak algılayacağı gibi.) vakumlu ortam.
    Faruk Arslan 27 Mart 2019
  • 0
    Zaten duyularimizin yetmedigi bir donemdeyiz :)
    Faruk Bey , beyin firtinasi diyoruz ya, amac fikir belirtmek be mevcut bilgileri sunmak. Evrensel hiz limiti c.Bunu belirleyen, sinirlayan uzay-zaman dokusunun yapisi . Son donemlerde bir fransiz ekibi uzayda isigin hizinin sifira cok yakin bir deger kaybettigini kesfetmis bir gozleminde.Ancak buna cevap olarak gozlemdeki filtrelemedeki bir hata olmasindan tutun da , isin gizemli kismi plan quark-anti quark olusumlarinda fotonlarin tepki vermesi gibi gorusler one suruluyor.
    Buraya kadar bilinenleri yazdim , simdi fikirlerim.
    Quark dalgalanmalarindan dolayi c hep bir limit kalacaktir kutlesiz parcaciklarda.”saf enerji” basligini acmamin nedeni de bu idi aslinda.Evet c yi asan ve bildigimiz elle tutulur tek sey evrenin hizi , ki bunu saglayan tek sey karanlik enerji.
    Ve bir de kuramsal FTL , ornegim takyonlar.
    Peki takyonlari nasil gozlemleriz?Bir Cherenkov ortami , kutlesiz veya negatif bir kutlede ne sekilde yaratilir?
    Vakumlu ortam nedir? Maddesiz mi, enerjisiz mi? Benim dusunceme gore tek vakumlu ortam , elektronlar ile cekirdek arasi olan bosluk.Burada fotonun durumu nasil incelenir?
    morgan 30 Mart 2019
  • +2
    vakumda şimdilik sabit onundışında değişiyor ama vakumdada problem olduğu hakında verilerimiz olmaya başladı röletivite ağlıyor:(
    Sapmaz 05 Nisan 2019
  • 0
    Aynen üstat duyular yetersiz. ))



    Şahsen bundan dolayı kendimce bildiklerimi unutup tekrar baştan başlamak istiyorum öğrenmeye. Dediğiniz gibi beyin fırtınası yapmaya çalışarak.

    Mesela Einstein ve uzay zaman bükülmesi kuramı. Biryere kadar kabullenmek mümkün ama bi yerde birşeyleri gözden kaçırdığını düşünüyorum. Çok irdelemeden özetle: "Uzayda cisim ne kadar fazla kütleye sahipse, uzay-zamanı o kadar fazla bükecektir." Sanki güneş sisteminin veya galaksinin altında bir çekim varmış gibi düşünülmüş. Gezegenler gergin bir çarşafın üzerinde örneği abes geliyor açıkçası. Neden sağında veya solunda değil veya üstünde neden aşağı doğru bükülme? Ayrıca bunun tamamıyla kütleçekimle yani yerçekimi ile bağdaştırmaktansa, bu hesapta gezegenlerin kendi ekseni etrafindaki jiroskobik döngüsü de dikkate alınması gerekmez mi ? Uyduları yörüngeye oturtan icteki bu sabit denge değilmi? Bu arada sezgisel olarak hissedemedigimiz "dünyanın dönüş hızı" 16744 km.
    Bu konuda Einstein in yanıldığını, önermesine göre, "uzay sabit değildir, cisimlerin hareketi uzayın yapısını (dokusunu) değiştirebilir" tezinin, kanıt gösterdiği büyük güneş tutulmasının 4 yıl sonra gerçekleşmesi ile kabul görmesi, hiç sorgulanmaması, kuram olarak kabul edilmesi; jiroskobik dönüşün, bu etkiden dolayi misal dünyadaki atmosfer içi sabit denge ile uzay ortamı arasındaki basınç, sıcaklık farklarının ve diğer faktör farklarının sorgulanması gerekmez mi?
    Ya Einstein yanılıyorsa?

    Ve uzay ortamı. Uzayda gözle göremediklerimiz:

    -Sıcaklığın Kelvin amcanın keşfettiği "mutlak sıcaklık" kavramına yakın olması. Biz hep 0(sıfır) dereceyi baz alıyoruz. Aslında uzay ve içerisindeki gezegen, yıldız ve sistemler için 0(sıfır) noktası -273,15 derece. Yani 0(sıfır) Kelvin.

    -Her ne kadar havasız ortam desekte, hava dediğimiz şey aslında azot, oksijen ve %1 diğer gazların toplamı. Uzay ortamda oksijen gaz olarak olmayabilir. Hoş mantıken olmamalı da. -183'ü gördüğünde sıvı, -218i gördüğünde katı hale geçen bir element. Azot ise -195te sıvı, -210da katı bir element. Uzayda gaz halinde bulunmaları pek mümkün değil.

    -Güneşin sıcaklığını bize ileten nedir? "karanlık" madde veya doteryum trityum izotoplari vs. diğerleri. Oksijensiz ve Güneşin uzay ortamında yanmasını saglayan gaz ile dolu olamaz mı?

    -Güneş yanmaz fakat büyük bir radyoaktif reaksiyon içindedir diyenler olacaktır. Reaksiyonun nasıl başladığını supernova patlamalarina dayandırıyorlar. Işin bu kısmı bile irdelenmesi gereken şeylerle dolu fakat konuda kalarak sadece reaksiyonun milyar yıllar surmesini sağlayan dış ortamın yine gözardı edildiğini düşünüyorum.

    -Birbirlerinden ve güneşten ışık yılı uzaklıklarında olan gezegenlerin birbirlerini itip çekmesini düşündüğümüzde süperiletken bir ortamın varlığı. Süper iletkenlik özelliği taşıyan bileşikler makul sıcaklık değerlerine indirgenebilirse, başta uzaydaki herşeyin hareket halinde oluşunun altındaki gizem olmak üzere bir cok bilinmeyeni çözmek, anlamak mümkün olacak ve bigbang gibi teoriler bu gizemin çözülmesi ile gölgede kalacaktır.


    -Sıcaklığın -250 ve altında gaz olarak varlığını devam ettiren elementler ve izotoplar. Atmosferde en yoğun miktarda bulunan azot -195.79C ve altında sıvı haldedir. Ayni şekilde Oksijen -183C, flor -188C, klor -34C, argon -186C, kripton -153C, ksenon -108C, radon -62C altında sıvı halde. Yani görünmeyen uzay ortamda, yani gaz halinde olma ihtimalleri yok. Bir başka deyişle sıcaklığa bağlı hal değişimlerinden dolayı karanlık maddemiz olamazlar. Göktaslari ya da diğer gezegenler olabilir daha çok katı halleriyle. Burada dikkat çeken neon -246C, hidrojen -252,9C ve özellikle helyumun -268,9C üzerindeki sıcaklıkta gaz halinde olmaları. Ve belkide dünyada olmayıp da uzayı kaplayan, kendisini karanlık madde olarak kabul etmeye çalıştığımız başka bir elementin veya 10larcasının varlığı. Vaktiyle "Gaz ve toz bulutu"ndan oluşan gezegenlerin atmosferlerinin oluşumundan sonra kendi atmosferlerine hapsedemedikleri gazlar. Belki periyodik cetvelde bulunmayan, belkide hiç bulunmayacak, ismiyle münhasır karanlık olarak kalacaklar.

    -En önemli gördüğüm etkenlerden birisi gezegenlerin jiroskobik dengesi kurulduktan sonra atmosferdeki basınç ile uzay ortamdaki katı vakum halindeki basınçsızlık (sıfır basınç) arasındaki fark. Çok basit görünse de başlı başına karmaşa çorbası bir konu. Sadece bir yönüyle: Gezegenleri ve galaksileri ayakta tutan bir istikamette akmasini sağlayan ve uzayda her yerde aynı bulunan en kararlı degiskenimiz.
    Faruk Arslan 08 Nisan 2019
  • 0
    Faruk Bey cok fazla konuya deginmissiniz, ancak en azindan carsaf olayina degineyim.Carsaf olayi 2 boyutta algilanmasi icindir.Yani uzayzaman kutle tarafindan cekilir, buzulur. Uc boyutu resimde daha Iyi anlarsiniz, yani bir cekim sozkonusu degil https://images.app.goo.gl/WKuA4gai7AqcRomw9
    morgan 09 Nisan 2019
  • 0
    Verdiğiniz örnek gibi olsun diyelim.
    Burada kabul edilen kuram:
    "Uzayda cisim ne kadar fazla kütleye sahipse, uzayzamanı o kadar fazla bükecektir."

    Yanin burada kütle ana etken gösteriliyor. Sana sorum dünya ve venus caplari en yakın iki gezegen (12742 ve 12104) bu iki gezegenin kendi ekseni etrafında dönüş hızları:
    dünya 23 saat 56 dk ortalama
    Venus 223 gun ortalama

    Hangisi daha fazla uzayzamanı buker çeker veya büzer?
    Faruk Arslan 09 Nisan 2019
  • 0
    Sadece carsaf olayini acikladim, agirlk gibi belirtmenize yonelik.
    Donen cisimlerin uzayzamani bukmesi zaten genel gorelilikte var. Frame dragging olarak gecer.Yuksek spin hizi ( isik hizinin ceyregii gibi olan) olmayan cisimlerde donus hizi oldukca etkisizdir.
    Yani bu anlamda cevabim Dunya.Kutlesi ve yogunlugu daha fazla.
    morgan 09 Nisan 2019
  • 0
    Cevap tabiki de dünya.
    Ama hızı önemsiz mi ?
    Kütlesi ve yoğunluğu daha fazla diye mi ?
    Yani dünya dönmeyip sabit dursa yine uzayzamanı buker mi?
    Ve bir soru daha: Sebep gösterdiğin kütle, cismin hızı arttıkça, artmıyor mu zaten ?
    Faruk Arslan 09 Nisan 2019
  • -1
    Ama Faruk yazdim, spin hizi yuksek hizlarda etkili, isik hizina yakin hizla donne karadelikteki gibi.
    Tabii ki donen cismin hareketi kutlesi artar, ama su olayi dusunelim.
    Yildizlarin ve gezegenlerin olusmasi icin momentum sarti var.Ve momentum korunuyor.Yani basit bir ornekle, bir topu dondurdugunuzde durgun kutlesine ek olarak momentumuna bagli kutlesi artar, o topu teraziye koyabilseydiniz daha agir oldugunu gorurdunuz.
    Spin hizinin cok yuksek oldugu objeler belli, cogu notron yildizlari ve karadelikler, ve zaten uzayzamanin bu yapilardaki bukulmesi malum.
    morgan 09 Nisan 2019
  • 0
    Morgan üstat belki kizdiriyorum sizi ama basit düşünüp tekrar sorgulamakta fayda var.
    Frame dragging "cismin kutlesi oranında uzay zamanı büktügü" kuramını desteklemeye yönelik ama aslında uzayzaman bukulmesinde ana etken cismin dönüş yönü ve dönüş hızı olması gerekmez mi?
    https://www.google.com/search?ei=LP6sXIz-O8GHmwWt2r2YAg&q=frame+dragging+nedir&oq=frame+dragging+ned&gs_l=mobile-gws-wiz-serp.1.0.33i160.2832.4276..5772...0.0..0.589.1619.2-2j5-2......0....1.........0i19j0i22i30j33i22i29i30.nb9b1qQEpp4#imgdii=RXCd_8mqS0hbbM:&imgrc=k3_5O0qY_MzdEM:

    Senin örnekte de yukarıdaki örnekte de bu açıkça ortada. Ve dünyanın dönüşü batıdan doğuya. Eğer bu dönüş misal olarak kuzey kutuptan güney kutuba olsaydı bükülme ekvator hizasında değil döndüğü boylam üzerinde olmaz mıydı?
    Eğer cevap evet ise bu durum bükülmenin kütle ile değil kendi ekseninde dönüş hızıyla orantılı olduğunu ispatlamaz mı? Hem kendiniz orneklediniz: spin hızı ile uzayzamanı büken objeler karadelik ve nötron yıldızları
    Ya hız arttıkça kütle artmaz ya da kütle ile bükülme arasında hiç bir bağıntı yok. Biri doğru biri yanlış. Çıkmazım bu.
    Faruk Arslan 10 Nisan 2019
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap