0

kütlesidir sanırım

optimus 5 yıl önce 0
0

Enerjiye dönüşmediklerini farzedelim.Bu sefer o cisim, ancak ;onun elindeyken ışık hızına yakın gidebilir. Elinden çıktığı an işler değişir. Çünkü; hızını ondan almakta. Kaynaktan ayrılırsa ;kaynağın olusturduğu elektromanyetik boslukta biraz ileri gider fırlattığında ki o boslukta kaynağın dışı değildir. Ondan biraz ileri gider diyorum.Sonra hızı yüksek sekilde düşmeye baslar atılan nesnenin.Otobüs içinde anahtarı ileri atarsan bişey değişmez otobüsle bütün sonuçta ama dısarı atarsan bunun gibi düşün. İşte ışık hızında giden uzay mekiği içinde tabancayla ateş etsen hersey normal görünür. Gözlemciler açısından. Ama dışarda ki silahı ateşlemeye kalksan bence uzay mekiği o hızda giderken bir manyetik alan olusturacağı için uzay aracının birazcık dışı da içi gibi olur. Ateşlediğinde kurşun biraz ileri gider sonra aniden hızı düşüp geride kalır. Dolayısıyla fırlattığı nesneyi gittiği hızdan daha yuksek bir hızda fırlatacak ki anca aracın hızını geçip gitsin.Tabi o süratte eliyle bişe fırlatamaz o baska. :d Onun yerine el feneri tutacak veya lazer ateşleyecek olursak ışık geçip gider ama uzay mekiği ışık hızındaysa evren de de son surat ışık hızı olduğu için bu sınırı geçmesi düşünülemez,aynı giderler heralde : D ışık biraz öne düşer. artık dısarda ki manyetik alan sınırı ne kadarsa o kadar.Zaten o sınır aracın tüm ışık hızında olduğu alan olduğu için otobüs içi gibidir. Ondan. Tabi yanlışta olabilir. Test etmem gerek :D biraz sallamasyon oldu :/ hayal gucu diyelim.

optimus 5 yıl önce 0
0

açıklama yapamayacağım.ama neden olamayacağının da açıklaması lazım d. Şimdi bu hadron çarpıstırıcılarında (lhc) proton ışık hızına yakın mı gidiyor?ne kadarlık bir hıza çıkıyorlar acaba. Işık hızından saatte sadece 11km yavas gidiyormuşlar diye öğrendim.ne kadar doğru bilmiyorum. Böyleyse demek ki proton form değiştirmiyor demek mi oluyor?Sadece titreşimi,kütlesi filan mı artmış oluyor? Tabi birde elektron var bu ne kadar ışık hızına yaklaşır bilmiyorum.Herneyse sonuçta uzay mekiğine dönecek olursak. Haliyle atomlardan oluşacağı için bu mekik, ışık hızına yaklaştıkça protonları ve elektronları hız olarak dengesizleşmez mi?Veya atomlar içi nükleer kuvvet bozulmaz mı?Atom içe çöker mi veya dağılabilir mi?ışık hızına yaklaştıkça elektron ayrılıyormuş atomdan ne kadar doğru? bilmiyorum. Şimdi bunların hiç birinin cevabını bilmiyorum.Belki de saçma sorulardır. Bir de karadeliklerin çekim kuvveti, ışığın kaçış kuvvetinden yuksek ki ışık kaçamıyor ve fotonlar orda kendi hızlarından daha hızlı karadelik içine çekilip baska bişeye dönüşüyor olamaz mı?Gezegenlerin atom ve moleküllerine ayrılıp çekilmesi gibi.Proton ve elektronlarına da ayrılıp çekiliyorlar, belki bunlar da alt parçacıklarına ayrılıp ışık hızının üst bir hızında içeri çekiliyor olabilirler.mi acaba :d hiç bir fikrim yok. Belki uzayı büküyordurlar diyecem ama videolarda maddeyi,gezegenleri,yıldızları filan spagetti gibi tutup uzatıp içeri çekiyor.yani çok enterasan.ışık hızına yaklaştıkça form değiştirmeye başlıyor olabilir madde.belki de değil.sanırım ışık hızını geçmediği müddet form değiştirmiyorlar. Lhc lere göre öyle olması gerek gibi anladım.

optimus 5 yıl önce 0
0

Çünkü uzayda bulunduğunuz referans noktasına göre olayların gerçekleşme zamanı ve gözlem yapılan uzayın kendisi bozuluyor, çarpıtılıyor ya da saptırılıyor. Bunlar bizzat fiziksel kurallar dahilinde oluyor yani uzayın işleyişi böyle. Mesela gözlemlediğiniz bir araç sabit hızdan 0.5 c hıza bir miktar enerji harcayarak çıktı diyelim. Aynı miktardaki enerjiyi motoruna besleyerek tekrar hızlandığını düşündüğünüzde bir 0.5 c hız artışı daha olması gerekiyor gibi. (Galileo referans dönüşümlerine göre ki öğrendiğimiz fizik dersleri de bu şekilde hızları toplardı) Fakat biz dünyadan bu aracın hızı ölçtüğümüzde mesela 0.7 gibi bir değere ancak ulaşabildiğini görüyoruz. Bunu daha iyi anlamak için bir örnek var aslında. Boyu bir tren ile aynı olan bir dağ tüneli düşünün. Biz uzaktaki bir referans noktasından trenin tünele ne zaman girdiğini ve ne zaman çıktığını görebiliyoruz. Tren yeterince yüksek hızda gidiyorsa bir anda tren tünelle aynı boyda olmasına rağmen biz trenin tünelin içinde tamamen yok olduğunu görüyoruz. Trenin içerisindekiler ise referans noktaları tren olduğu için tünelin kısaldığını dolayısıyla trenin girişte ve çıkışta bir miktar dışarıda kaldığını görüyorlar. Olayı daha da dramatik hale getirecek olursak bir kişinin de tünelde beklediğini, tünelin giriş ve çıkışına devasa giyotinler yerleştirdiğini düşünün. Amacı iki gyotini aynı anda, tren tam içerideyken indirebilmek. Kişi yaklaşan trenin hareketinden dolayı daha kısa olduğunu görerek bunu da gayet başarılı bir şekilde treni kesmeden yapabiliyor. Trenin içerisindeki gözlemciler ise tünelin olması gerektiğinden daha kısa olduğunu ve treni kesmesi gerektiğini düşünüyor. Fakat gerçekte gördükleri şey ise öndeki giyotinin tren daha varmadan düştüğü, ardından hemen kalkarak trenin geçmesine izin verdiği, arkadaki giyotinin ise gecikmeli olarak düşerek trenin kesilmesini kıl payı engellediği oluyor. Bunların hepsi hem gerçek hem de yanılsama. Aynı anda olduğunu sandığımız tüm olaylar, mesafeler ve zamanın geçtiği miktarlar tamamen göreceli. Evren kendi kurallarını hileli bir şekilde gerçekliğe dönüştürüyor gibi yani.

Vide supra 5 yıl önce 0
1

Çünkü uzayda bulunduğunuz referans noktasına göre olayların gerçekleşme zamanı ve gözlem yapılan uzayın kendisi bozuluyor, çarpıtılıyor ya da saptırılıyor. Bunlar bizzat fiziksel kurallar dahilinde oluyor yani uzayın işleyişi böyle. Mesela gözlemlediğiniz bir araç sabit hızdan 0.5 c hıza bir miktar enerji harcayarak çıktı diyelim. Aynı miktardaki enerjiyi motoruna besleyerek tekrar tekrar hızlandığını düşündüğünüzde her bir hızlanma aşamasında kazanılan hız miktarı sürekli azaldığı gözleniyor. Yani bizim referansımıza göre bu aracın hızını arttırması bir süre sonra sonsuz miktarlarda enerji gerektirmeye başlıyor. Fakat biz dünyadan bu aracın hızı ölçtüğümüzde mesela 0.9 gibi bir değere ancak ulaşabildiğini görüyoruz. Bunu daha iyi anlamak için bir örnek var aslında. Boyu bir tren ile aynı olan bir dağ tüneli düşünün. Biz uzaktaki bir referans noktasından trenin tünele ne zaman girdiğini ve ne zaman çıktığını görebiliyoruz. Tren yeterince yüksek hızda gidiyorsa bir anda tren tünelle aynı boyda olmasına rağmen biz trenin tünelin içinde tamamen yok olduğunu görüyoruz. Trenin içerisindekiler ise referans noktaları tren olduğu için tünelin kısaldığını dolayısıyla trenin girişte ve çıkışta bir miktar dışarıda kaldığını görüyorlar. Olayı daha da dramatik hale getirecek olursak bir kişinin de tünelde beklediğini, tünelin giriş ve çıkışına devasa giyotinler yerleştirdiğini düşünün. Amacı iki gyotini aynı anda, tren tam içerideyken indirebilmek. Kişi yaklaşan trenin hareketinden dolayı daha kısa olduğunu görerek bunu da gayet başarılı bir şekilde treni kesmeden yapabiliyor. Trenin içerisindeki gözlemciler ise tünelin olması gerektiğinden daha kısa olduğunu ve treni kesmesi gerektiğini düşünüyor. Fakat gerçekte gördükleri şey ise öndeki giyotinin tren daha varmadan düştüğü, ardından hemen kalkarak trenin geçmesine izin verdiği, arkadaki giyotinin ise gecikmeli olarak düşerek trenin kesilmesini kıl payı engellediği oluyor. Bunların hepsi hem gerçek hem de yanılsama. Aynı anda olduğunu sandığımız tüm olaylar, mesafeler ve zamanın geçtiği miktarlar tamamen göreceli. Evren kendi kurallarını hileli bir şekilde gerçekliğe dönüştürüyor gibi yani.

Vide supra 5 yıl önce 0