• +1

    Fotonun kütlesi olmadığı halde yani gravity parçacığı içermediği ve m diye tabir edemediğimiz halde momentumu nasıl olur ve yer çekiminden nasıl etkilenir

    saybır 03 Temmuz 2018
  • -2
    Bence,
    Kütleçekiminden, enerji içeriği olan her şey etkilenir. Bu normal bir durum çünkü kütle çekimi, Uzay-zaman dokusunda büzülmedir. Bu büzülmeyi, denizde düşen bir demir güllenin etrafındaki akışkan suyun, topun şekli, hızı ve yönü dahilinde almış olduğu büzülme şekli olarak düşünün. (Eğer kütle yok ise, büzülme de yoktur.) Düşen gülleden farklı olarak, evrendeki kütle serbest düşüş halinde iken, evrenin genişleme yönüne yani "her yere doğru" düşüyor. Büzülme de demir güllenin aksine 1 uzamsal boyut (düşüş yönü) yerine, 3 uzamsal boyut üzerinde her yeredir.

    Bu büzülme alanına giren, ister foton, ister enerji, ister kütleli bir parçacık akışkanın almış olduğu yapıya uygun olarak hareket eder.

    Foton'un kütlesiz olmasına gelince. (Ayrıntı için, Geçmiş - kalan- paylaşımlarıma ya da web'teki bloğuma bakın )
    Bir enerji biriminin kütle kazanması için, öncelikle 3 boyut üzerindeki titreşiminin Zaman (dalgaları; EGD) ile girişim yapması gerekiyor.
    Bildiğimiz anlamda hareket tek uzamsal boyut üzerinedir. Bu hareket sonucu, objeye yüklenmiş olan enerjiyi momentum olarak tespit ederiz.
    Eğer enerji aynı şekilde 3 uzamsal boyut üzerinde aynı anda hareket ederse (Zaman Dalgaları, evrenin genişlemesiyle sağlanan yer değiştirme durumunda, enerji paketçiğine göreceli olarak bu hareketi veriyor) bu kütle olarak karşımıza çıkar.
    (Buradan bilinenin ve kabul edilenin aksine, relavistik kütle'de; diğer 2 uzamsal boyut üzerinde de orantılı bir miktar değişim olduğu sonucunu çıkartıyorum.)

    Foton'un hareketi ise kendisinden kaynaklanmaz. Normal de bir parçacık enerji yüklendikçe, hareket doğrultusundaki titreşiminin genliği (amplitude) artar. Dalga boyu bir miktar azalır.

    Eğer ivmeli bir hareket ise, bu titreşim dengesizdir. Titreşimin odak noktası, hareket yönüne yakın olmak üzere, Doppler Etkisi gösterecek şekildedir. Bu da titreşimin iki yönü arasında, basınç farklarına neden olur. Bu basınç farkı o objenin yüklenmiş olduğu momentumdur.
    kütle sabit hıza geçtiği zaman, titreşimin denge noktası merkeze kayar.

    Ancak her iki yöndeki titreşim genliği daha büyüktür artık. Bu nedenle, bu titreşimin hareket yönü önünde oluşan (ters yönlü Doppler Etkisi-Direnci ki bu aynı zamanda eylemsizlik ile de alakalı) yansıma dalga, bu engelin içinde kendisine düşük bir basınç alanı oluşturur. Parçacık bu alana (uzay-zaman dokusu tarafından) itilir. Bu o parçacığın evrendeki doğal hızıdır. (Bu yapıyı da Pilot Dalga deneylerinden anlayabilirsiniz.)
    Yani, enerji yüklenmiş olan elektronun hızı, kendi oluşturduğu pilot dalga alanına itilmesinden kaynaklanıyor. Elektronun enerjisi düşünce, titreşim genliği de düşüyor. Pilot dalga mesafesi de düşüyor. Hızı da düşüyor.

    Foton ise dalgalar üzerindeki bir sörfçüdür. Çünkü hızı, yüklendiği veya taşıdığı enerjiden kaynaklanmaz. Sadece yüklendiği enerjinin miktarına göre, onu taşıyacak olan dalganın da uyumlu enerji düzeyinde olması gerekir.

    (100 kiloluk sörfçüyü taşıyan dalga ile 10 kiloluk sörfçüyü taşıyan dalga arasındaki genlik farklı gibi... 100 kiloluk sörfçüyü taşıyan dalganın 10 kiloluk sörfçüyü aynı hızda ve uyumda taşıması da mümkün değil. Fazla güçlü gelir. Belki de aşar gider. Sörfçünün dalga ile kayması için, dalganın hemen önünde, dalganın enerjisini ve yerçekimini engelleyeceği bir noktada sabit kalması lazım. )

    Bu yüzden foton, hangi ortama girerse girsin, değiştirsin, hızı ortamdaki dalganın hızına bağımlıdır. Bu nedenle foton momentumundaki enerjiyi kısmen kaybetse bile, hızı bundan etkilenmez. Diğer yandan fotonu taşıyan dalganın, girdiği ortama göre dalga boyu değişeceği için, onun taşıdığı fotonun gözleminde de aynı değişim fark edilir ve fotonun gözlemlenen dalga boyu değişir.
    (Bu özellikle yüksek kütle yakınından geçen fotondaki maviye kayma da daha iyi tespit ediliyor.)

    Fotonun titreşimi, şimdiye kadar hep tek boyutlu olarak iddia ettim ama yanılmışım, iki boyutludur. Benzetme olursa, y ve z eksenlerindedir. Buna karşılık onu taşıyan dalganın hareketi ise x ekseni üzerindedir.

    Böylece foton, bu hareketi esnasında Zaman Dalgaları ile etkileşime girmez ve kütle kazanmaz. Herhangi bir dirençle karşılaşmaz. 2 boyut üzerinde titreştiği için, kütlesiz olarak bir alan işgal eder.

    Foton, tüm momentum enerjisini y ve z eksenleri olarak tanımladığım yönlerdeki titreşiminde saklar. Enerji artışı ile bu alandaki titreşim genliği (amplitude) artar. Bir yere çarpınca-temas edince de hedefin titreşimi ile girişim yaparak uyumlaşma sonucu bu enerjisini aktarır.

    (İyi Tatiller) :-)


  • 0
    bu sorunun cevabı bana göre çok basit özellikle herşeyden önce yerçekiminin bir geometri kuramı olduğunu unutmamamız gerekli kütle uzayda eğim etkisi yaratır ve kat edilmesi gereken yol değişimini arttırır

    mesela ışık kütlenin etkilemediği bir uzay bölgesinden seyahat ederken kat edeceği yol kaynakla arasında olan en kısa mesafedir fakat kütleli bir cisimin yanından geçerken yolu uzar ve bir miktar sapmaya uğrar bu büyük kütleli cisimlerin yanında olursa buna 'kütle çekimsel mercekleme' etkisi denir

    bu tırnak içine aldığım olayı internet arama motorunuzdan aratıp görsellere bakabilirsiniz böylece demek istediğimi daha basit bir şekilde anlayacaksınız

    iyi günler
    hüseyin can 06 Temmuz 2018
  • 0
    Düzeltme: Kütleçekiminden, enerji içeriği olan her şey etkilenir. Bu normal bir durum çünkü kütle çekimi, Uzay-zaman dokusunda büzülmedir.
    Yerine

    " Kütleçekiminden, enerji içeriği olan her şey etkilenir. Bu normal bir durum çünkü kütle çekim """alanı""", Uzay-zaman dokusunda büzülmedir. " olacak.

  • 0
    elektromanyetik etkileşime sahip olmayan parçacıklar ışıkta bile karanlıktır nötrinolar gibi çoğunlukla nötrinolar kütleçekimden etkilenmiyorlar
    hüseyin can 06 Temmuz 2018
  • -3
    Arkadaşlar, bu bir virüs olabilir mi ? "Gravity parcacigi"ndan sonrasini okumadim asdgshfj heralde Higgs Field filan demeye calisti. Ayrica momentumu p=mv zanneden bu yuzden kutle nordo yo deyip 400 yil geriden gelen bir yazarin hezeyanini ortaya seren bir soru olmus. Arkadaslar yapmayin etmeyin, cevaplarin hicbiri bir anlam ifade etmiyor. Acin "gercek" fizik kitaplari okuyun, populer bilim çöptür vakit kaybetmeyin. Gercek fizik cok daha heycanlidir.
    blackmatter13 08 Temmuz 2018
  • 0
    --- spoiler ---
    Foton ise dalgalar üzerindeki bir sörfçüdür.
    --- spoiler---
    Arkadaslar, siz ne iciyorsunuz bu neyin kafası. Acin okuyun lutfen : An Introduction To Quantum Field Theory, Michael Peskin.
    blackmatter13 08 Temmuz 2018
  • -2
    Pilot Wave Theory fizikte ciddiye bile alinmaz. Populer bilim okumayin. Populer bilim coptur. Matematik ogrenin lutfen, gercek fizik ogrenin. Sizi dusunuyorum. Evreni gercekten o zaman anlarsiniz.
    blackmatter13 08 Temmuz 2018
  • +1
    blackmatter13 sorunun nasıl olması ve cevabın nasıl olması konusun da bizi aydınlatırsanız çok memnun oluruz. Lütfen cevabınız gerçek fizik ve matematikten olsun.
    hakan gündem 08 Temmuz 2018
  • -3
    @blackmatter13 abi ne yaptın. Peskin mi? Griffith'in dandik quantum kitabını okusalar öp başına koy. Gerçi onu bile anlamazlar ki. Hayatlarında daha Lagrangian, Hamiltonian mechanics görmemiş adamlar gelmiş burada evren modeli falan tartışıyor. Tek okudukları şey de Brian Greene'nin uyuz popüler bilim kitapları.
    Süleyman 08 Temmuz 2018
  • 0
    basit ve anlaşılır bir dille açıklarsak;

    uzay-zamanı bir yol gibi düşünürseniz bu yoldaki eğimler, kıvrımlar kütle çekiminin etkisini temsil eder... ister kütleli olsun ister kütlesiz olsun her şey bu etkilenen yoldan ilerler...
  • 0
    Yıllardır bu forumlarda yazıyorum. Shibumi ve kankalarıyla uğraşmayı çoktan bıraktım. Özgüvenlerini cehaletlerinden alıyorlar maalesef. Yazdıkları şeylerin bilimle uzaktan alakası yok. Tamamen uyduruk bir hayal dünyasında yaşıyorlar. Hatta evrenin gizemlerini keşfettiklerini, Einstein'ın görelilik teorisinin yanlış olduğunu falan iddia ediyorlar:) Bilmeyen arkadaşlar da bunların yazdıklarını doğru bilgiler zannederek bunlara "hocam" falan demeye başladılar. Bazı dönemlerde sayıları çok artıyor ve başa çıkmak zorlaşıyor. Bu yüzden bu arkadaşları ciddiye almanızı tavsiye etmem. Çok takılmayın ve tartışmayın. Eksileyin geçin.
    Mehmet Ali 13 Temmuz 2018
  • -3
    @mehmet ali; kendi adıma konuşursak hocam diyorum ben ama bunu öğretmen anlamında değil tamamen benim büyüğüm oldukları için... abi kelimesini kullanmayı sevmediğim için öyle hocam kelimesini kullanırım...

    yıllarca herkes newton ın kanunlarının %100 doğru olduğunu söylediler kimsede sorgulamaya cesaret edemedi... lakin alman yahudisi bir adam çıkıp bu böyle değil dedi ve izafiyeti ortaya koydu ve şu an geçerli olan o... izafiyetin bile tanımlayamadığı astrofizik olayları mevcut evrenimizde... herkesin bu açıklanamaz olayları kavrayış şekilleri farklı olabilir...

    katılırsınız veya katılmazsınız bu benim sorunum değil... herkesin fikrini kabullenme zorunluluğunda değiliz ama saygı içerisinde gerekli izahatlar ile bunun böyle olmadığını veya olamayacağını belirtmek gerekir...

    lakin buradaki bazı arkadaşlar böyle değiller... bilgi yarıştırılabilir bir malzeme değil...

    tekrar söylüyorum burtay bey in çalışmaları kendine has ve özgün bir çalışma... herkesin bildiği yoldan gitmek yerine kendi yolunu inşaa etmeye çalışan biri... belki bizim göremediğimizi görüyordur bilemeyiz... o yüzden burası bir bilim platformu ise herkesin fikrine ve düşüncesine saygı göstermek zorundayız...katılmayabilir ama saygı göstermek zorundayız...
  • -3
    Yav...Bir tatilde bile rahat yok ...

    Mehmet Ali Bey, benimle mücadelenizde yalnız değilsiniz, merak etmeyin! Fizik dünyasının kabul edilmiş ve saygın bilimcilerinin %95'i seninle aynı fikirde...
    Bu yüzden benim sizlerle olan mücadelem, çok daha büyük ve zorlu...

    Arada gerçek kimliği ile yazmaya cesareti olmayan, başkalarının yazdıklarını gene kendisinden başka kişileri ve kitaplarını anan, ama ileri sürülen savı çürütmek için gerekli fizik bilgisine ve matematik donanımını da ortaya koyamayanlar ise yazdıklarının fizik eleştirisi olduğunu sanıyor.

    Yaş olarak bu ortamdaki ortalamnın üstünde olmanın yanında, ismimin de gelecekte bir saçmalıkla anılmasını isteyecek birisi değilim.

    Mevcut fizik yaklaşımının artık yetersiz kaldığını ve ileri gitmek için farklı bakış açılarına gereği olduğunu düşünüyorum.
    Ortaya koyduğum varsayımlar, sizlere öğretilenlerden ve benimsediklerinizden farklı bir bakış açısı altında... Bir kısmı (eğer) “kapasitesi olanlar için” sınanabilir.
    Mesela, kısıtlı fizik ve matematik bilgimle, ortaya koyduğum kütle oluşumu, ivme ve eylemsizlik yaklaşımını anlayıp, ele alıp matematik olarak yanlışlayabilirsiniz.
    Ya da Zaman'ın dalgasal hareket ettiği ve hızlanan ortamlarda enerji yoğunluğu ile kırıldığı kısmını... Bunların matematiksel dayanaklarını da koydum.

    Kimse Fiziğin sadece fizikçilerin tekelinde olduğunu düşünmesin.
    Kimse hasta tedavisini sadece doktorların eline bırakmıyor veya gazeteciliği, ekonomistliği, hukukçuluğu, iş idaresini...
    Hiç bir alan, sadece o alanda eğitim almış kişilerin tekelinde değil.
    Cep telefonu ile sosyal medyada yazanda gazeteci oluyor, mühendislik eğitimi alan da iş idarecisi oluyor... Örnekleme yapılacak alanlar çok.

    Fizik uzun yıllar, kendisine has özel terminolojisi ile dil geliştirdiği için, bir grup bilimsel elitin sadece aralarında anlaşabildiği zaten çok anlaşılmamış ve pek sevilmemiş ülkemizde. Fizikçilere- Matematikçilere, yabancı gözüyle bakılmış.
    Kimilerinin yaklaşımlarını da bu elit pozisyonu koruma, sürdürme kaygısının da bir parçası olarak değerlendiriyorum.

    Ama bu alanda üç-beş balçık ve yardakçısının desteğiyle, fiziğin eğitimini aldıkları ama anlamadıkları için, kişi ve kitap adından öteye bir şey ortaya koyamayanların “şahsa yönelik eleştiri” leri, “bilimsel eleştirinin” yerini almış durumda. Sanırım bazı gençlerin hevesini kırıyor. Ben bu işi yapamam dedirtiyor.
    İnsanların fikrine, ne olursa olsun değer vermek, o insana da değer vermektir. Eleştirilerde bu çerçevede yapıcı şekilde olmalı. Ki fizik bilimimizde insan kazansın. Ufku açılsın.

    Bu yüzden o %95'lik ortak dil ve karşı çıkışa rağmen, ileri sürdüğüm savların doğruluk paylarına inandığım sürece yoluma devam edeceğim. Bu kişilere örnek olmak, bence en önemli kazanınımdır.

    Farklı düşünce ve bakış açılarını anlayamamayı kapasite yetersizliğine bağlıyorum. Onlara engizisyonvari yaklaşımla, hele kişi bazında şahısları eleştirmeye çalışmayı ise haddini ve kendini bilmezlik olarak...

    Buradaki hiç kimse benden veya bir diğerinden üstün değil. Ben de kimseden ... Özgüvenimin kaynağı da bu...
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap