• +2

    Eylemsizlik, İvme, Momentum ve Korunumu

  • +3
    Yenilenmiş bir Evrene Bakış
    https://yenievrenebirbakis.blogspot.com/

    Bir biri ile bağlantılı 3 çalışmam oldu

    1 ) Eğer bir uzay gemisi ışık hızına yaklaşacak kadar hızlansa ne olurdu?

    2) Evrene Yeni Bir Bakış

    3) Yenilenmiş bir Evrene Bakış

    Sonuç olarak tümünü özetlemek gerekirse; Evrende sabit olan tek şey, Enerji...
    Kalan herşey birbirine göre, göreli...

    Einstein, özel görelilikte harekete referans olmaması için, üçüncü bir dış referansı gereksiz gördü ama vardı. Evrenin genişlemesinden kaynaklanan Zaman Dalgaları bildiğimiz fiziğin tüm koşullarına referanstı. Üstelik kendisi, referans olduklarına göre değişik algılandığı halde. Çünkü, biz her şeyi, bizi geçen dalga sayısına göre belirliyorduk.

    Bu çalışmada ortaya koymaya çalıştığım şey basit: Hareket eden bir kütlenin Zaman Dalgaları (EGD) ile etkileşimi değişir. Kütleyi oluşturan en temel parçacıkları (şu an kuarklar, leptonlar,vs. olarak biliyoruz ama bunlarında altında parçacık olabileceğini de düşünüyoruz), en düşük enerji seviyesindeki bir foton düzeyi olarak düşündüm.
    Enerji Paketçiği ile de kast ettiğim, en düşük enerji seviyesindeki foton ile eşdeğerli olan paketçiktir.

    Bu paketçikler boyutu tüm kütleli objeler için özdeştir.

    İşte bir obje ivmelendiği zaman, bu paketçiklerin titreşimi Zaman dalgaları ile girişim yapıyorlar.
    Bu yüzden ortam enerji yoğunluğu artıyor ve Zaman dalgaları, kırılarak yavaşlıyor. Aynı anda artan tireşim genliğinde ise eklenen enerji momentum olarak, hız sabit kaldığı sürece korunuyor.

    İvme, bir etki iletimidir. Yani ortama ek eneji verilmesidir. Çalışmada, bu enerji verilmesinin (ya da hızlı bir nesneyi durdurmamızda, ters ivmelenme olarak aynı koşullar geçerli) kütlenin temel paketçiklerini nasıl etkilediğini ve niye eylemsizlik gösterdiğini de anlatmaya çalıştım.

    Formüllere girmemekle beraber (zaten çoğunu, istesemde anlamıyorum) bu varsayımın nasıl yanlışlanabileceği yönünde, yol ve teknik bilgide ekledim. Yaklaşımda verilen matematiksel ifadeler, varsayımı sınamak için kullanılabilinir.
  • +2
    Eğer var ise bu sayfaya, sadece konu içeriği olan, kütle, eylemsizlik ve momentum içerikli soru ve yorumlarınızı paylaşmanızı istirham ediyorum.
  • 0
    aynı çalışmayı hiçbirşeyi değiştirmeden sadece zamanı x,y ve z nin alanı olarak ele alıp tekrardan bir deneyin derim :D

    mevcut bütün zaman formülleri mevcut 3 boyut üzerindeki etkiler için... yani zamanı herhangi bir büyüklük olarak görmemek gerekir bence :) zamanı bir alan olarak ele almakta fayda vardır :)

    saygılarımla iyi çalışmalar abi :)

  • +1
    Eğer x,y,z üzerinden alırsan integral alanını, elinde bir hacim olur.
    Bu durumda toplam 2 boyutlu alanı mı ele alacaksın yoksa 3 boyutlu hacmi mi?

    Bence parçacığın titreşimi bir hacimsel alan işgal ediyor olmalı. "Zaman"da bu hacimsel alana etki ediyor olmalı... Tabii x, y, veya z'nin Zaman ile yaptığı girişim açılarına göre...
    O yüzden Zaman'ın kendisi 2 boyutlu bir alan olsa da, kütle üzerindeki etkisini 3 boyutlu - hacimsel olarak ele almak daha uygun gibi.

    --------------
    Anladığım kadarı ile " ...zamanı x,y ve z nin alanı olarak ele alıp tekrardan bir deneyin derim..." cümlenizden bir uygulama yaptığınızı ve farklı bir sonuç çıkarttığınızı anladım. Ne buldunuz?


  • 0
    aksine hiçbir uygulama yapmadım çünkü matematiğim buna yetmez :D sadece bir fikir kıvılcımıydı benimkisi...

    2 boyutlu ele alırsak alan oluyor 3 boyutlu alırsak dediğiniz gibi hacim olacak...
  • +1
    Teşekkür ederim. En çok zamanımı alan şeyler animasyonlar oldu. Hareketli iken pek belli olmuyor ama oranları (ivme, zaman, hız, kütle) koruyarak oluşturmaya çalıştım.

    Aslında yeni bir şey getirmiyorum. Var olan yasa ve kurallar aynen geçerli. Sadece bu sefer bakış açısı değişiyor.
    Evrenin var oluşundan beri, olması muhtemel ilk fizik kuralı "Etki=Tepki" ilkesi, titreşimlere uygulanırsa ne olur? ile başlıyor. Enerji paketçikleri birbirini etkileyerek ve tepki alarak, günümüzdeki evreni oluşturdu. Bu temel ilkenin kütle, hız ve momentum üzerinde hala başlangıçtaki gibi etken olduğunu varsayıyorum.

    Yine de sonuçta, fizik kökenli bir eğitimim yok. Bu konudaki varsayımım da bilimsel açıdan "ilham verme" ötesinde değil.
    Kabul edilmiş mevcut fizik yasalarının geçerli ve güvenilir olduğunu gözönüne alarak gözden geçirmenizi önermek zorundayım.
    Haklı olma ihtimalim çok düşük, eksiklerim olduğu ise kesin.
    Ama ben yapabiliyorsam, bu konularda çalışan genç beyinlerin kat be kat üstününü ortaya çıkartabileceğinin de kesin bir kanıtı bu çalışma...
    Dilerim onlar için "bir tuğla" olacak bir çalışma olarak anılır.
  • 0
    Göreli kütle ile momentum arasındaki farkı detaylandırabilir misiniz?
  • 0
    Eğer bir uzay gemisi ışık hızına yaklaşacak kadar :)) atom ve atom üstü parçacıklar bu hızı ulaşamaz, atom altı parçacıklara dağılır tekrar yerli yerince bir araya gelemezler.evrenin soğuyup uzaklaşıp durması entropiyi tamamlaması 104 trilyon yıl gibi düşünülüyor fakat biz daha 13.7 milyar yılındayız 1 trilyon 3 trilyon 50 trilyon yıl sonraki evrenin nasıl olacağını tahmin etmek zor, genişleyen evrenin dışındaki etkilere maruz kalacak mı başa saracak mı tekrar ilk baştaki tekilliğe döner mi yoksa soğumuş dağılmış olarak asılı mı kalır, benim düşüncem genişleyen evrenin genişlemekte olduğu en az 4 boyutlu başka bir evren var, genişleme direnci genişlemekte olduğu uzay zaman dilimine yenik düştüğünde geriye doğru toparlanma sıkışma yani tek noktaya tekilliğe geri dönüş olacağı yönünde.
    hknQQ 06 Haziran 2018
  • +1
    Göreli kütle ile momentum arasındaki fark

    Bir uzay gemisi düşünelim, hareketsiz durumda iken bir momentuma sahip değil. Bir göreli kütlesi yok. Oysa geminin ve yakıtının "toplam enerji"=kütle değeri, durgun kütle olarak var. Yani "enerji potansiyel olarak" aynı sistemde var ama sistemi momentum veya göreli kütle olarak etkilemiyor.

    Bu durumda geriye tek olasılık kalıyor, momentum ya da göreli kütleden söz edebilmemiz için, mevcut kütlenin Zaman Dalgaları - EGD ile (farklı açıda) girişim yapması gerekiyor.

    Yani; "hareket" yok ise potansiyel enerji, kinetiğe dönüşmüyor.

    Yakıtın sağladığı itme gücü ile veya dıştan bir itme-fırlatma ile uzay gemisinin ivmelendiği aşamaya geçebiliriz şimdi...

    Varsayımsal Zaman Dalgalarından oluşan alanı, kolaylık olsun diye, Higgs alanı gibi düşünebilirsiniz. Kütle temel paketçik titreşimlerin ve Zaman dalgalarının girişimlerinin tepe noktalarını da_süper pozisyonları (enerji yoğunluklarından dolayı) Higgs parçacıkları gibi...

    Kütle ivmelendiğinde, ivmeleme için kullanılan kinetikleşmiş enerji sisteme dağılmaya başlayacak. Bu birim paketçik başına daha çok enerji demek...Temel paketçiklerin titreşim genlikleri artmış olacak, bu durumda Zaman dalgaları ile yaptıkları açı da (45 dereceden) farklılaşacak.
    (İvmelenme sırasındaki enerji aktarımı-etki ile resonans arasında bağlantı var ama daha çözemedim.)

    Genliği artan paketçik titreşimlerinin, Zaman dalgaları ile yaptığı girişimlerin yoğunluğu ise kuvvetin yönüne göre farklı oluyor.
    Foton kutusu düşünce deneyi gibi, hareket ile titreşimler kuvvetin uygulandığı tarafa daha yoğun olacak çünkü nesnenin hareketi ile bu yol kısalmış oluyor. Haraketin vektör yönü (ön) taraf ise daha uzaklaşmış olacak. (Özel Göreliliğe göre, Işık saatindeki gibi...)
    Durumu değerlendirirsek, bunun bir Doppler etkisi olduğunu görüyoruz.
    Bu paketçiğin titreşiminin iki tarafında ise basınç farkı olarak karşımıza çıkıyor.
    (Bu durumdaki titreşim merkezini elipsin odaklarından biri olarak ele aldım.)

    (Bu durumda iken göreli kütle ile momemtum arasında bir farklı değerlendirme yapamadım. Çünkü sistemdeki enerji miktarı sabit idi.
    Ancak bir çarpma, yavaşlama sırasında bu potansiyel farkı, daha kolaylıkla karşı tarafa aktarılabiliyor diye düşünüyorum.)

    Sistem sabit hıza kavuştuğunda ise paketçiklerin titreşim merkezleri, en dengeli oldukları merkez noktaya yeni genlikleri dönüyorlar. (Dairenin merkezi)
    Yeni genlik değerinin, eskisine (durgun haldeki) oranı bize göreli kütle oranını vermesi gerekiyor.

    Özetle; momentumu paketçiğin yeni genlik değerleri arasındaki oran (x durgun kütle) (ivmeli-elips) gösterirken,
    Göreli kütleyi, paketçiğin hareket öncesi ve sonrası genlik değerleri arasındaki oran (x durgun kütle) veriyor.

    Aralarındaki fark bu şekilde diye düşünüyorum.
  • 0
    Teşekkürler...
    Hareket ile Pilot Dalga arasındaki ilişki nedir?
  • +1
    Sıvı Silikon içerikli bir sıvı ince bir tabaka halinde ağırlıkla elips biçiminde ( farklı odakları olan) bir yerleştiriliyor.
    Sıvıyı taşıyan kap, titreştiriliyor ve içine milimetrik boyutlarda aynı sıvıdan bir damla bırakılıyor. Damlacığın hareketleri izleniyor. (Statistical projection effects in a hydrodynamic pilot-wave system / https://www.nature.com/articles/s41567-017-0003-x)
    Belli frekans aralıklarına, ortamlarına göre damlacığın istatistiksel verileri alınıyor. Sonuçların istatistiksel yığın sonuçları, quantum mekaniği ile yapılanlarla neredeyse örtüşüyor.
    Hatta çift yarık deneyinin istatistiksel sonuçları tamamen uyuşuyor. Ama bu noktada kuantum mekaniğindeki belirsizlik, gizem, pilot dalga da yok. Her iki yarıktan girişim olduğu halde, damlacık tek bir yarıktan o da yaklaşma açısına bağlı olarak geçiyor. Perde üzerinde de bu dalgaların girişim yaptıkları (enerjinin yüksek olduğu) noktalardan birine gidiyor. Ama buda gene belirlenebilir şekilde, dalganın hangi yarıktan girdiğine ve giriş açışına göre saptanabiliniyor.
    Yani, ışık dalga mı, parçacacık mı- dualite-ikililik sorusunu gereksiz ve anlamsız hale getiriyor.
    ( Walking droplets interacting with single and double slits / http://math.mit.edu/~bush/wordpress/wp-content/uploads/2017/12/Pucci-Slits-2017.pdf ) aha önce de bu linkleri paylaşmıştım ama tekrarlıyorum.

    Pilot dalga deneylerinde, damlacığın (kendiliğinden olan) hareketi sıvı üzerinde titreşmesi ile başlıyor. Damlacık bu alanda titreşirken, etrafa yayılan dalgaların bir kısmı kendi dalgaları ile girişim yaparak , bazı yönlerde düşük, bazı yönlerde ise yüksek basınç (dalganın tepe ve dip noktaları gibi) alanları ile damlacığa yol gösterici, damlacığın izleyeceği yolu belirlemiş oluyor.
    Tek bir gözlem anlamsız iken tekrarlanan gözlemlerin istatistiksel sonuçları kuantum mekaniği örüntüsüyle eşdeğerli oluyor.
    ------------------0-----------------

    Varsayımım da Evrenin bir enerji denizi olduğunu, enerjiden oluşan bir yoğunluğu olduğunu iddia ediyorum. Gene bu enerji ortamı, EGD adını verdiğim Zamana dalgaları ile sürekli ve Dalga boyu " Planck mesafesi, Frekansı da 1 olan bir dalga ile titreştirildiğini iddia ediyorum.

    Gene kütleyi' de yoğunlaşmış enerji olarak, ortama bırakılan aynı hammadde'den bir damlacık olarak düşünüyorum.

    Aralarındaki ilişki bu şekilde benzerliklere dayanıyor.
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap