• +1

    bir çocuğunuz olsaydı ve ona özel ilgi ve eğitim ile zeka hafıza ve beceri konusunda normal ortalamanın dışına çıkmaya kalkışsanız ona nasıl bir yol ve yöntem izleyerek başarabilirsin ?

    mimiuzay 17 Ağustos 2017
  • 0
    ve bu nasıl bir plan program ve düzen şekli olurdu ? ona hem çocukluğunu hem bunları aynı anda kazandırabilir miydin ? bunu bir film ve belgeselden etkilenerek soruyorum.
    mimiuzay 17 Ağustos 2017
  • +1
    Zeka ve beceri kalıtsal hadiselerdir. Çalışarak azda olsa geliştirilebilir. Ama tabi mucize beklememek lazım.
    Normal bir çocukla ne kadar ilgilenirseniz ilgilenin bir dahi yaratamazsınız. Bir konferansta, anlatıcılardan biri, zekanın kalıtsal temellere dayandığını ve özel çalışmalarla zeka yaşında en fazla 5-10 puanlık bir sapma yapılabileceğini söylemişti.
    Yani çocuğunuzun potansiyeli yoksa, boşyere zorlamanında alemi yok. Bırakın çocukluğunu yaşasın.
    Ki zaten üstün zekalı bir çocuğa sahip olmak ve onunla ilgilenmekte düşündüğünüz kadar kolay olmayabilir. Çünkü bu tür çocuklar çok farklı, çok sıradışı davranışlar gösterebilir. O yüzden bu çocuklara karşı sergikenecek davranışlar ve hatta onlara verilecek eğitimler bile diğer çocuklardan farklı olmalıdır.
    Toplumda genelde parlak çocuklar üstün zekalı çocuklarla karıştırılır. Derslerinde başarılı, arkadaşları ve öğretmenleri tarafından sevilen, bir bakıma örnek öğrenciler üstün zekalı çocuk olarak değerlendirilir. Ama düşünülenin aksine üstün zekalı çocuklar, normal bir eğitim kurumunda bulundukları zaman genelde uyum problemi yaşarlar ve buna bağlı olarak sosyal yönleride çok zayıf olur. Hatta derslerinde başarısız bile olabilirler.
    O yüzden üstün zekalı çocuklarda tıpkı zihinsel engelli çocuklar gibi farklı okullarda, yada farklı programlarla eğitim görürler.
    Yelkan Kafkas 18 Ağustos 2017
  • 0
    Yelkan Kafkas bir yanlis anlasilma oldu sanirim
    mimiuzay 18 Ağustos 2017
  • 0
    cunku ben ustun zekali bir dahi yapmak istiyorum demedim.elbette zekanin bir bolumu kalitsal ancak yanlis hatirlamiyosam % 40 ise cevresel faktorler ayrica beceriyi yetenek ile karistirmayiniz yetenek kalitsaldir evet ama beceri kazanilan birseydir.ustelik hafizanin siniri yoktur surekli arttirabilir farkli yontemler kullanarak her normal insanin muhtesem sayida seyleri hafizasina alabilicekleri biliniyor sadece teknik ogrenmesi yeterli.ayrica 5-10puan dedginiz iq testiyle alakaliysa iq testlerini basarili bulmamakla birlikte o puanlari degerlendirmeye alirsak kucumsenmemesi gerekir.yinede tesekkurler dusunceniz icin.
    mimiuzay 18 Ağustos 2017
  • 0
    @Yelkan kafkas
    Yanlış biliyorsunuz zeka ve beceri hakkında. Zeka yarı yarıya hem kalıtsal hem de çevresel faktörlerden etkilenen, bir çok farklı türden dalı olan ve zihnin yarattığı bulunduğu ortama uyum sağlama becerisidir. Tek yumurta ikiz deneylerine bakabilirsiniz. İnsan makine gibidir beyin ise kastır. Makineyi dinç tutup, kas'ı sürekli çeşitli zihinsel aktiviteler ile aktif tutarsan, evet.
    Diğer yanda beceri de öğrenilen ve anımsanma,hatırlanma yolu ile elde ettiğimiz bir zihin çıktısıdır. Kimse mükemmel bir futbolcu ya da sanatçı olarak doğmaz. Üstün zekalı olmak bir insanı evrimsel yarışta bırak öne çıkarmayı geriye düşürür. Çünkü IQ'su yüksek insanları EQ'su
    ( duygusal zekası ) düşüktür. Ve biz homo sapiensleri diğer türlerden avantajlı yapan en önemli yetilerden biri de iletişim ve akabinde dildir.

    Temelinde kim olduğumuz ne DNA'mızda yazılı ne de dini kitaplarda. Kim olduğunu ve ne olacağını, şuan yaptığın şeyler ve gelecekte alacağın kararlar belirliyor. Kim ne derse desin insan geleceği göremez fakat insan kendi geleceğini kendi istekleri ve karakteri doğrultusunda kendi yaratabilir. Sonuç olarak böyle bir şey başarılı olabilir fakat ben ne gerekli ne de mantıklı olduğunu düşünmüyorum. Bazen kabuktan kendimiz çıkmalıyız, bir başkasının yardımı ile değil.
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 18 Ağustos 2017
  • 0
    Zekanın kalıtsallığını, miras aldığı sinir yolu bağlantıları ve hormon dengeleri belirliyor. Ama bunun belirleyiciliği yukarıda anlatılanlarda olduğu gibi...Ve genetik miras tek belirleyici değil.

    Çocuğun zekasını geliştirmek için çok geniş ve farklı alanlarda ilgilenmesini ve bunlar arasında bağlantılatr kurmasını sağlayın.
    Ama bunu, çocuğu zorlayarak değil, sorularına ve ilgilerine yol açarak; tatmin edici cevaplar ve merakını uyandıracak örnek davranışlar ile yapınız.

    Örneğin, kibrit kutusundan kendiniz ev yapın, ondan yardım isteyin. Bazı kısımlarını ona yaptırtın. Ardından evi yakın ve sirke, karbonat yangın söndürücüsü ile söndürün. Gibi...
    Örnek olacak ve farklı konular arasında bağlantıları ortaya koyacak uygulamalarla örnek olun.
    Kendisi deneyince de, engellemeyin, hatalarını düzeltmeyin. Nerede hata yapmış olabileceğini beraber sorgulayın.
    Hükmü ve cevabı o verene kadar da bekleyin. Siz cevaplamayın.

    Ama bu işe kalkışırsanız iyi düşünün, çoğu zaman mutsuz, anti sosyla, iletişim konusunda dar ve duygusal açıdan saflığından dolayı incinir olacak.
    Para pek umurunda olmayacağı için, bir çok kişi de onu başarısız olarak tanımlayacak.

    Kutsal Bilge 18 Ağustos 2017
  • 0
    Değerli arkadaşlar söylediğim sözlerin sonuna kadar arkasındayım.
    Temelde zeka büyük ölçüde doğuştan gelir ve kalıtımın etkisiyle belirlenir. Zeka üzerinde çevresel faktörler elbette ki etkilidir. İşte buna, yani ham zekayı şekillendirme işine, eğitim diyoruz. Bu yüzden üstün zekalı bireylerin farklı kurumlarda ve farklı programlarla yetiştirilmesinin gereğini vurguladım. Yani doğrudan olmasa dolaylı olarak zeka üzerinde eğitimin yani çevrenin etkisine vurgu yaptım.
    Çevrenin zeka üzerindeki etkisine doğrudan vurgu yapmamak beni haksız yapıyorsa, çevre ve kalıtımın salt şekilde zekanının belirleyecisidir dediğiniz için sizlerde haksızsınız çünkü atladığınız üçüncü bir etken var. Doğum ve doğum öncesi süreç... Annenin gebelik sürecinde beslenmesi, bebeğin anne rahmindeki durumu, doğum esnasında yaşanabilecek problemler vs. zeka üzerinde son derece etkilidir.
    Maksadım polemik yaratmak değil. Sadece zeka üzerinde en belirleyici faktörün kalıtım olduğunu, ortalama zekaya sahip normal bir insan ne kadar iyi yetiştirilirse yetiştirilsin belli sınırların üzerine çıkmayacağını vurgulamak istedim. Bunun tersini ispatlarsanız o zaman haksız olurum.
    Ayrıca sayın Bay Hiçkimse ve Sayın Mimiuzay,
    Zeka üzerinde çevrenin etkisini neye göre %50 ve %40 olarak tanımladığınızı sorabilir miyim?
    Var mıdır bu durumu destekleyecek bilimsel bir çalışma?
    Yelkan Kafkas 18 Ağustos 2017
  • 0
    https://www.psychologytoday.com/blog/under-the-influence/201204/intelligence-is-not-just-genetic
    https://www.livescience.com/47288-twin-study-importance-of-genetics.html
    http://genetics.thetech.org/ask-a-geneticist/intelligence-and-genetics

    Çocuklarda zeka gelişimini etkileyen en önemli etkenin genetik faktör olduğuna dikkat çeken Dr. Aydan Angay, "Anne-babanın genleri ve kalıtımı belirleyen tüm özellikleri rastlantısal olarak çocuğa geçer. Ancak zekanın kalıtım kadar çevre ile de önemli bir ilgisi vardır. Kişilik yapısı, sosyo- psikolojik çevre, dil yeteneği, güdüler, gebelik koşulları, çocukla kurulan duygusal etkileşim ve beslenme gibi durumlar da zeka gelişimini büyük oranda etkiler. Tek yumurta ikizleri birbirlerinden ne kadar farklı çevrelerde yetişirlerse aralarındaki zeka farkı da o kadar fazla olmaktadır. Beynin hızlı büyümesi ve toksinlere en duyarlı olunan dönem anne karnındaki süreçtir. Zeka gelişimi için genetik potansiyelin uygun olması, çocuğa yoğun uyaran verilmesi ve beslenme düzeni arasında çok yakın bir ilişki bulunmaktadır. Aile ile zihinsel gelişme arasında da birebir etkilenme vardır. Eğitim seviyesi yüksek ailelerin çocuklarının, aynı zeka seviyesine sahip düşük eğitimli ailelerin çocuklarından daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir." dedi.
    ( Alıntı )
    Size tek yumurta ikizleri diye bahsetmiştim. Eğer araştırırsanız onlarca bilimsel çalışmayı görebilirsiniz.
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 18 Ağustos 2017
  • 0
    Sayın Bay Hiçkimse, siz elbette ki daha iyi bilirsiniz ama ne verdiğiniz linkte nede alıntıladığınız yazıda "Zeka yarı yarıya hem kalıtsal hem de çevresel faktörlerden etkilenir" demiyor.
    Ki alıntıladığınız yazıda zaten benim yazdıklarımı destekler nitelikte.
    Yelkan Kafkas 18 Ağustos 2017
  • 0
    Bana gore de zeka tek basina iq dan ibaret degildir.bilinc dedigimiz nasil beynin tek bi bolumu degilde her turlu baglantinin sonucunda ortaya cikan bir olgu ise zekada bir cok etkenin sonucudur ve zekanin cesitlerinin kisiden kisiye degisebilicegi hatta cinsiyete gore degisebilicegi gorulmustur.bencede hem duygusal zekamiz hem mantiksal zekamiz birlikte hareket etmeli hrm sag hem sol lobun birlikte ne kadar etkin olursa zeka o derece ortaya cikacaktir.benim kast ettigim super zekali bir cocuk yaratmak degil onu elimden geldigince ve onunda elinden geldigince nasil en iyi hale getirebilicegim bunu bir konuda mi yoksa pek cok konuya mi yogunlastirmak bekledigim ayrintili cevaplar bunlar ..
    mimiuzay 18 Ağustos 2017
  • 0
    Benim bildiğim bir şey yok. Yarı yarıya demedim, sizin düşüncenizin farkındayım fakat ilk başta zeka kalıtsaldır dediğiniz için koydum o linkleri. Eğer genetiğinde çevrenin de katkısı olduğunun farkında iseniz zaten bir çakışma yok ortada. İyi günler.
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 18 Ağustos 2017
  • 0
    Sayın Bay Hiçkimse
    "Zeka yarı yarıya hem kalıtsal hem de çevresel faktörlerden etkilenen, bir çok farklı türden dalı olan ve zihnin yarattığı bulunduğu ortama uyum sağlama becerisidir." bunlar sizin ifadeleriniz.
    Şimdide ben yarı yarıya demedim diyorsunuz...

    Herneyse, bu işi anlamsız yere uzatmaya gerek yok.

    Sayın mimiuzay,
    Normal ortalamanın üstü/dışı ifadelerini kullandığınız için sorunuza üstün zekayı baz alarak cevap verdim.
    Howard Gardner zekanın çok yönlü olduğunu savunur. Bizim eğitim uzmanlarımızda dahil pek çok çevrede bu sav kabul görür. Gardner zekayı farklı kategorilere ayırmıştır. Bunları: Uzamsal, kinestetik, müziksel, sözel,içsel,sosyal, matematiksel ve doğasal zeka olarak sıralayabiliriz.
    Bireyi potansiyelinin üst sınırına çıkarabilmek için öncelikle bence yapılması gereken ilk şey bireyin kendisini tanımasını sağlamak yani zekasının yönünü algılaması sağlamak olmalı ve ilgisi de bu yöndeyse yapılacak etkinliklerle yeteneği beslenip geliştirilmeli.
    Bu eksiklik yüzünden, yani matematikteki başarıyı tek başarı zanneden eğitimciler ve aileler yüzünden pek çok müzisyen, pek çok ressam, pek çok sporcu vs. keşfedilemiyor. Ve daha da kötüsü bu çocuklar yanlış yetiştirilip zeka ve yeteneklerinin aksi yönde meslekler seçmeleri sağlanıyor.
    Bence aileler bu konuda daha duyarlı olmalı. Çocuklarının eğitimini kendi anlayışlarına göre değil; çocuklarının ilgi yetenek ve zekalarına göre şekillendirmelidirler.
    Bu bağlamda ilk şart çocuğun kendisini tanımasını yani aile veya öğretmeninin rehberliğinde ilgi ve yeteneğini kendisinin keşfetmesini sağlamak olmalıdır. Sonrasında yapılacak ekstra ve dozunda faaliyetlerle çocuğun yeteneği geliştirilebilir.
    Örneğin içsel zekaya sahip bir çocuğun günlük tutmasını sağlaya biliriz yada ne bileyim kinestetik zekaya sahip bir çocuğu dans kursuna yazdırabiliriz. Ama yukarıda söylediğim gibi doğasal zekaya sahip bir çocuğu gelecekte masa başı biro iş yapacak şekilde yetiştirmek yapılabilecek en büyük hata olur.
    ...
    Aslında bu işte her çocuk için uygulanabilir sihirli bir formül yok. Daha çok çocuğun sınırları önemlidir. Yani neyi ne kadar istiyor ve alıyorsa o kadar vermelidir.
    Yelkan Kafkas 18 Ağustos 2017
  • 0
    Her iki faktöründe etkisinin olduğunu lafın gelişi belirtmek için kullanmışım sanırsam. Ortada % verilecek bir veri ya da deney de yok zaten.
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 18 Ağustos 2017
  • +1
    Çevremde böyle üstün zekalı bir çocuk-genç var. Anne Öğretmen, baba gazeteci. Dede ve büyükanne de eski üniversite öğretim üyeleri.
    Çocukla bebeklikten itibaren, annenin çalışma koşulları nedeniyle ilgileniyorlar. Hatta biraz fazla...

    Çocuktaki potansiyel, bu 2-6 yaş aralığında aldığı ilgi ve eğitimle açığa çıkıyor.
    4 yaşlarında okumayı söküyor.
    Jurassic Park filminden sonra paleontolog olmak istiyor. Tüm devirleri ve dinozor yaratıklarını, adlarını, özelliklerini öğreniyor. Sanırım 10 bin civarındaki hayvanı anatomik yapılarından, beslenme şekillerine kadar öğreniyor. Sonra isimlerinin Latince karşılığını öğrenirken, İngilizceye merak sarıyor. İngilizce de işine yarayacak düzeyde öğreniyor.
    Bu arada gökbilimine de meraklı, bütün takım yıldızlarını, yerlerini ve isimlerini öğreniyor.
    Anne-baba kitap yetiştiremiyor.
    Sonra bunlara ilgisi bitince, hayvanlar dünyasına el atıyor. Öğrenebildiği tüm hayvanların özelliklerini ve isimlerini Latinceleri -İngilizceleri ile öğreniyor.

    Ardından, başlangıçta hafif iken, zamanla "origami" tutku haline geliyor. Bİr parça kağıt ile istediği hayvanı özellikleri ile yapıyor. Başlangıçta kitaplardakini taklit ederken, zamanla kendisi modeller geliştiriyor. Özellikle yapı malzemesini en verimli ve dirençli kullanacak şekilde alet-edevat-bina tasarımları da yapıyor.
    Ardından Transformers filmi ile dönüşüm yapan, metamorfozik ürünler tasarımlıyor. Tüm transformers üyelerini ve özeliklerini de biliyor artık.

    Sonra okula gidiyor. Derslerde başarılı ama dersleri ve okulu sevmiyor. Dersleri dinlemesi yetiyor. Ve çok sıkılıyor. Arkadaş olarak da çok tutuk. İletişim kurması ve onunla iletişim kurmak çok zor. Zihin dünyasının hızına ve çeşitliliğine uygun arkadaş bulamıyor çünkü....

    Ailesi bu duruma üzülüyor ama normal bir çocuğa dönüşmesine de imkan yok artık. Karakter oturmuş durumda...

    Son çare bir sınava sokuyorlar. Üstün zekalı çocuklar için olduğu söylenen bir okula... Yazılı sınavları kazanıyor ama sözlü mülakatta kaybediyor...

    Çünkü seçici heyet çok akıllıca bir soru soruyor.
    Sadece çocuk ile ilgili değil, ailesi, yetişme çevresi, dini ve siyasi görüşü ilgili de bilgi sağlayacak bir soru bence:" Nimet nedir ?" soru bu...
    (Sonuçta bence bu ve benzeri soruları kıstas alanlar, uzun vadede ülke geleceğine etkide bulunuyorlar. Çocuk okula giremedi. Kim kaybetti? Kimin kaybı daha çok? Çocuğun mu? Toplumun mu? Bunlarda göz önüne alınmalı bence.)

    Bu çocuğun zekasını incelersek, bence, genetik yapıdan ziyade çevre ve ilgi ile sağlanan imkanların etkisi çok daha büyük.
    Diğer bir gözlem de bu tür bir zeka geliştirmek için, başka bir bedelin muhakkak ödendiği...
    Yani bir alanda çok zeki olmak, başka bir alanda sorunlu olmayı engellemiyor.
    Ailenin çocuk yetiştirirken bunu bilincinde olması şart.

    Çocukların çoğu potansiyel olarak eş zekadalar, zamanla ve doğru zamanda sizin onu nasıl işlediğiniz önemli.
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 18 Ağustos 2017
  • 0
    Burtay bey ,bende tam bu noktaya deginmek istedim o elmasi nasil islemek gerekir ? zeka ve yenek kesisiyor mu ? yani yetenegi dogrultusunda caba harcayip zekasini bu konuda mi arttirmali ? yada zeka nasil gelistirilir ki ? bu tarz sorular artirabilirim.oyle bir yol gosterici olayim ki cocuk hem aklini kullanabilsin hem cocuklugunu yasayabilsin hem sosyal olmayi basarsin mutlu olabilsin hemde kendini ispatlasin ve basarili olsun..
    mimiuzay 18 Ağustos 2017
  • 0
    Sevgili Mimi, Hepsi birden olmuyor işte... :-) :-) :-)
    Olsaydı ben uygulardım.

    Eğitim ve uygulama ile zekayı desteklemek; büyük yatağa (kapasitesi) sınırlı kumaş (imkanlar) ile yorgan dikmek (eğtim, yöneylem) gibi ...

    Bir taraftan çekiştirince, başka bir taraf muhakkak açılıyor. Yatağın her tarafı en verimli şekilde kullanılamıyor. Bir eksik kalıyor.

    Ya çok maharretli bir terzi olacaksın. (Çok bilinçli, belki hedefinizdeki çocuktan daha zeki, sosyal, mutlu, akıllı, başarılı...)
    Ya yatak küçük olacak (bunu hiç birimiz istemiyoruz ama...)
    Ya da yorgan büyük ( Bu seferde çok imkanı seferber ederek verilmiş eğitim)

    Ama yatak küçük ise, zaten yorgan fazla geliyor. Boşa, kayıp oluyor.

    Bu iş çok zor.

    En temizi; bırakın özgürce, çocuğu
    İstediği sevdiği ne ise, onu yapsın.
    Sevdiği işte zaten başarılı da olur, mutlu da...
    Kendisine güveni de olur, ispatı da...
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 18 Ağustos 2017
  • 0
    Hepsinden biraz da mi olmuyor :)) yani tabiki kendisinin sevecegi ve ilgi duygu konuda onun gelismesini saglamak amac bu ve elimizdeki malzemelerle siradan bi ailenin cocugu nasil ihya olur onu yapabilmek :)
    mimiuzay 18 Ağustos 2017
  • 0
    mesela cocuk ile 2-6 yas aile egitimi cok onemli bu donem onun zihnini acmak icin ne yapilabilir veya siradan bir okula gitsede ona evde ne katabiliriz yada kurslara mi gondetmeliyiz ? bu gibi seyler
    mimiuzay 18 Ağustos 2017
  • +1
    Şimdiye kadar, (özel durumlar hariç), sınırlı, zekası veya merakı yetersiz, mutsuz küçük bir çocuğa hiç denk gelmedim.
    Aslında sanırım biz büyükler, istediğimiz gibi biçimlendirmeye çalışırken, bu cevherleri köreltiyoruz,
    Hepsinden biraz olması için, çocuğun zihnini özgür bırakın ...
    Kimi ebeveynler, özgüveni yüksek olsun diye, çocuğun isteklerini karşılayıp, ona sınır koymama eğiliminde oluyorlar. Ama bu sorunu daha da çetrefilleştiriyor.
    Çocuk büyüdükçe, başkaları tarafından karşılanmayan isteklerinden dolayı, ailesine yükleniyor ve bağımlılaşıyor.
    Çoçuğun zihnini serbest bırakmak, onun isteklerini karşılamak olmamamlı. Bilakis, onun toplum ve aile içindeki yerini ve sınırlarını gösterip, bu sınırlar içinde kendisine ait özel bir kişilik alanı oluşturmasını desteklemek olmalı.
    Çünkü o sınırlarını genişletince, özellikle onu sevenler başta olmak üzere, başka birilerinin de sınırları daralıyor olduğunu anlamalı.
    Ona aile içindeki yerini gösterip, bir işlev ve sorumluluk sahibi olması desteklenmeli.
    Merak ettiği konularda mümkün olan teçhizat ve tedrisat desteği verilirken, sabun köpüğü heveslerde, aynı hatalar tekrarlanmamalı.

    İnsanoğlu sosyal bir varlıktır. Tek başına, fiziksel ya da zihinsel, mutlu olamaz. Başarıları takdir edilmedikçe, yaptıklarından haz almaz. Daha iyisini yaptığında bu takdir edilmezse, "yarın daha iyisini yapacağım duygusu" kalmaz.
    Bireylerin kişilik sınırları gösterilemezse, başkalarını da kendisi gibi sınırsız sanır ve gerçekleşmeyecek arzu ve isteklerin peşinde tatminsiz, mutsuz kalır.

    Hayal gücü eleştirilirse, hayallerine kendisi de inanmaz. Her şey kötüye giderken bile iyiyi araması öğretilmezse, yarından umudunu keser. Umut gidince, insanoğlunun gelecek ümidi de gider.
    Yarına korkuyla, endişeyle bakar. Belkide hiç gerçekleşemeyecek olası tehditlere zihnini yorup, önlem alır. Zamanını ve zekasını boşa harcar. (Aslında bu "toplumsal bir yara"mız gibi duruyor...)
    ---------000---------
    Çocuğun zihnini açmak için; onunla oyun oynayın. Hikayeler anlatın. umutlarınızdan bahsedin. Beraber öğrenin. Fikirlerine değer verin ve UYGULAYIN.
    Sorular sorup, hiç düşünmediği konularda düşünmesini sağlayın.
    Ve her zaman gerçekçi olun, hayallerini gerçek imkanları üzerinde geliştirsin...

    Ve bir şey yapmak istediğinde, "Hayır!" demeyin. Beraber yapmaya çalışırken, neden olmayacağını "anlamasını sağlamaya" çalışın.
    Onu anlayın, sizi de anlaması için sabırla uğraşın.
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 18 Ağustos 2017
  • +1
    Kurslar bence hiç bir işe yaramaz. Sadece merakı var ise bir konuda özellikle sizin yeterli olmadığınız bir alanda, bilgi ve deneyim ihtiyacı için kullanılabilinir.
    Yoksa bence çocuğa eziyet.

    Ama illa piyano çalsın istiyorsanız, önce bir elektronik org alın. siz öğrenmeye çalışın. O da sizi taklit edecektir. Eğer ilgi duyarsa ve ilgisi sürerse kursa yollarsınız.
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 18 Ağustos 2017
  • 0
    Dayak...Cennetten çıkmadır.
    Akıllandırır.
    Hiç Kimseyle Tartışmaz 19 Ağustos 2017
  • 0
    Reklam gibi olmasın ama Sinan Canan ın "Değişen Beynim" kitabını al. O muhtemelen cevap verecektir. Bir de benden olsun, çok iletişim kur hem de çok...
    muhammet akkan 08 Eylül 2017
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

5.026 soru

30.074 cevap

30.542 kullanıcı

Giriş Yap