• +1

    evrenin aptalı mıyız ? nerede bu uzaylılar ? fermi paradoksu , dünya dışı yaşam formlarının olma ihtimalinin çok yüksek olması ve buna karşın bu durumu kanıtlayacak herhangi bir kanıtın bulunmaması.

    mimiuzay 15 Ağustos 2017
  • +1
    bu sessiz bekleyiş çok ürkütücü değil mi ?
    mimiuzay 15 Ağustos 2017
  • 0
    Belki de evrende zeki yaşam düşünülenin aksine son derece ender bulunuyor. Samanyolu galaksisinde sadece bir kaç tane gezegende zeki yaşam var ve onlarda galaksinin diğer ucunda yani bizden 100 bin ışık yılı uzakta. Yakın da bulunan dünya benzeri gezegenlerde ise sadece primatlar yaşıyor.
    Yelkan Kafkas 16 Ağustos 2017
  • +1
    Aklıma felsefi sorular getirdi bu soru.
    Öncelikle şunu sormalıyız: (0) Neden evrende bizden başka zeki, bilinçli varlıklar olmak zorunda ?
    Zorunda çünkü; evren sadece insan ırkına ev sahipliği yapmayacak kadar büyük ve muazzam.

    (1) Neden bilinen evrende bizden başka canlılar ya da hayatın olup olmadığını bilmek istiyoruz ?
    Bilmek ve emin olmak istiyoruz çünkü; insanlığın tamamı bilinen evrenin, algılayamadığımız mistik bir varlık tarafından yaratıldığını ve bu yaratılışın ana rolünde " insanlığın " olduğuna zerre inanmıyor. Bu yüzden gece yatağımıza mantık dışı inançla değil de mantığın ve akın verdiğin rahatlıkla girmek istiyoruz. Kesinlik istiyoruz varsayımlar ya da belirsizlikler değil.

    (2) Neden artık uzaylıların ya da başka canlıların var olup olmadıklarını tartışmıyoruz da bunun yerine " onlar " ile ne zaman karşılaşacağımızı tartışıyoruz ? Ne oldu da birden bilinen evrenin biz özel varlıklar için yaratıldığı fikrinden vazgeçtik ? Bizlere bu fikirleri aşılayan dinlere rağmen nasıl oldu da bu fikirden vazgeçtik ?
    Çünkü; aydınlanmış kısmın çoğu inanarak dünyada yaşamak yerine başka dünyalar olup olmadığını araştırmak için başarısızlığı belki de ölümü göze alıyor.
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 16 Ağustos 2017
  • 0
    Sn . mimiuzay ;
    -Evren içinde ki gök adaların oluşturduğu , özel manyetik alanlarla ciddi anlamlarda sınırlara ayrılmış durumda.
    Bir gökadanın içinde bulunan tüm varlıkların elementlerinin nükleer yapısı ile yanı başındaki gökadanın element nükleer yapısı manyetik alanları yüzünden farklı , yani bir gökadadan diğerine geçmeye kalkışan herhangi bir makinanın bile darmadağın olması yada bir enerji topuna dönüşmesi kuvvetle muhtemel , kaldıki aynı şeyi bir organizmaya sahip bir canlının yapması doğrudan yanması demek , o yüzden içimizi ferah tutalım.
    Kimsenin bize geleceği falan yok , ama bu haberleşemeyiz anlamına gelmez
    ? ? ?
    saygılarımla.
    Muzaffer Erdem
    muzaffer erdem 17 Ağustos 2017
  • 0
    sn. muzaffer erdem
    mimiuzay 17 Ağustos 2017
  • 0
    verdiginiz bu sorunlari asabilecek medeniyetler olamaz mi ? lutfrn her ihtimali goz onunde bulunduralim
    mimiuzay 17 Ağustos 2017
  • 0
    o da bir ihtimal ama ortada ciddi bir sıkıntı var , sn/km 300000 hızla hareket eden kuarklar içinde bulundukları gök adanın oluşturduğu spiral auronun müsaade ettiği kadar yörünge oluşturabiliyor , müsaade ettiği kadar serbest olabiliyorlar.
    ama bilimin böyle bir sorunu çözmesi ne kadar zaman sürer bilinmez.
    unutmadan ifade edeyim an itibarı ile mevcut bilim hala daha ;
    elektriğin ne olduğunu tarif edemiyor,
    enerjiyi tarif edemiyor,
    güneşi tarif edemiyor,
    karadelik diye tutturdukları objelerin "SOĞUK GÜNEŞ VE O GÜNEŞİN GÖK ADASI" olduğunu dahi bilmiyorlar,
    filmin bir tanesinde canlandırılmış "SOLUCAN DELİĞİ" nin gerçek olabileceğini iddia edip tırışkadan teoriler üretip duruyorlar,
    en basitinden fotosentezin ne olduğu hala daha muaamma ,
    Mars gezegenine gideceğiz diye hazırlık yapıp duranların ,gezegenin atmosferi olmadığını bu sebeple ölümcül ışınların gezegenin tüm yüzeyini bir film tabakası gibi kaplayıp gezegende hiçbir canlının yaşamasına müsaade etmeyeceğini bile bile gezegene sözde koloni kuracağım diyerek insan göndermeye kalkışılması ise ayrı bir soru,
    ve daha bir sürü şey.
    Bence realizm sadece sosyolojik bir kavram olmakdan çıkıp , hayatımızın düstürü olana kadar insanlığın reel bilimle yüzleşmesi belkide yüzyıllar sürebilir.
    O yüzden hiç heyecanlanıp aceba uzaylılar bizi yakalarsa ne yapar diye hüzünlenmenize gerek yok.
    muzaffer erdem 17 Ağustos 2017
  • 0
    Merhaba mimiuzay ve bay hiçkimse, sorularınız çok güzel, yıllardır kendi adıma düşünüp araştırdığım konular, teşekkür ederim. Benim de aklıma bazı şeyler getirdiniz.
    Hepimizin bildiği gibi 3 boyutlu bir yapı içindeyiz ve duyu organlarımız 3 boyutun insana tanıdığı limitler arasında çalışabiliyor (üç aşağı beş yukarı hepimiz bu limitlere tabiyiz) 3 boyutun hayvanlara tanıdığı limitler farklı ama bizim onları bile algılamaya çalışmamız ancak kendi duyu limitlerimizle olduğu için yorumdan öteye geçmiyor bence. Hele ki çok boyutluluğu hayal edebilmek tam bir kabus! Başka boyutların sakinlerini aramak bizim için nerdeyse imkansız. Bu durumda biz sadece 3 boyutlu alemlerin insan duyu limitlerine uygun varlıklarını arıyoruz, uzaylı derken. Bu konu çok detaylı vakit almak istemem. Aklıma gelen ise şu oldu sorularınızla;
    Don Beck ve Christopher Cowan’ın Spiral Dinamik adını verdikleri bir yaklaşımda, insanın gelişmesinin sekiz genel evreden geçtiğini kabul eder, bunlara mimler de denilmektedir.
    Spiral Dinamik için basitçe mim, herhangi bir harekette açıklanabilen temel bir gelişim evresidir. Beck ve Cowan, mimlerin (evrelerin) katı düzeyler olmadığını, sonuçta bir ağ örgüsünü ya da göz önüne serilen bilincin dinamik spiralini oluşturan, üst üste binen ve birbirine karışarak akan dalgalar olduğunu onaylar. Spiral simetrik değildir, saf tiplerden çok eklenen birçok karışımla düzensizdir. Bunlar birer mozaik, ağ gözü ve karışımdır.
    İlk altı düzey, birinci düşünce katı ile gösterilen geçinme düzeyleridir. Sonra bilinçte devrim niteliğinde bir değişim oluşur; belli başlı iki dalganın bulunduğu var olma düzeylerinin ve ikinci düşünce katının ortaya çıkmasıdır bu. Bu sekiz dalganın beşincisi Bilimsel Başarı olarak tanımlanmış ve yaptıkları araştırmaya göre dünya nüfusunun %50 si ile Gücü eline almış. Yani kısaca insanlar dine ya da başka inançlara sahip gibi görünüyor ve kendilerini tanımlıyorlarsa da farkında dahi olmadan Bilimin gücüne tabi olarak yaşamaktalar. Eğer konu ilginizi çekerse bu konu hakkında yaptığım -eski- bir uzun özeti okuyabileceğiniz adresi paylaşıyorum: http://sibelatasoy.com/insan-bilinci-projesi/
    Sibel Atasoy 24 Ağustos 2017
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap