• 0

    Sıcak (Isı) nedir? nasıl hissederiz? soğuk nedir? nasıl hissederiz? Uzay ortamda sıcak ve soğuk nasıl oluşur.?

    muzaffer erdem 23 Temmuz 2017
  • 0
    Bence en önemli konu bu.
    Eğer sıcak ve soğuğu bilemez isek ,
    bilgilerimiz de sorun var demektir.
    Asit molekülleri sıcak mıdır?
    Buz neden tuz döktüğümüzde eriyor?


    muzaffer erdem 23 Temmuz 2017
  • 0
    Muzaffer bey sıcaklık bir sistemin oluşturduğu atom ya da moleküllerin ortalama kinetik enerjilerinin ölçümüdür. Maddedeki sürekli titreşim halinde olan atom ya da moleküllerin düzensiz titreşim ya da çarpışmalarının sonucu ortaya çıkar. Isı ise iki sistem arasında yüksek sıcaklıktan düşük sıcaklığa doğru kendiliğinden ve tersinmez olarak akan enerjinin miktarıdır.

    Uzay da ya dünya farketmeksizin ısı iletimle, taşınımla ya da radyasyonla aktarılır. Uzayda metreküpe ancak bir iki gaz atomu bulunduğundan cisimlerin ısınması ya da soğuması dünyaya göre farklı şekilde, sadece radyasyon emilimi ve yayınımı ile gerçekleşir. Cisim boş uzaydan absorpladığı elektromanyetik dalgaları aynı zamanda infrared dalga boyunda yayar. Eğer radyasyon emilimi cismin yaydığı radyasyondan fazla ise cisim ısınır ve çevresi ile termodinamik dengeye gelene kadar ısınmaya devam eder. Ya da tam tersi olarak bir radyasyon kaynağı yok ise yavaşça soğuyarak tekrar dengeye gelmeye başlar. Bu noktada kozmik mikrodalga arkaplan ışıması, 3 kelvin sıcaklığındaki bir siyah cismin yaydığı radyasyona eş değerde radyasyon yaydığından dolayı cisim yaklaşık 3 kelvinde denge sıcaklığına ulaşır.

    Sıcaklık farkını nasıl hissettiğimiz ise biyolojinin konusu olduğundan sizin araştırmanıza kalıyor.

    Buzun tuz döktüğümüzde erimesi ise alakasız olarak suyun polar moleküllerden oluşması ve tuzun bu hidrojen bağlarının etkinliğini azaltması ile alakalıdır. Yani suyun safsızlığını bozduğunuzda donma noktasının düşmesi, kaynama noktasının ise yükselmesinin sebebi moleküllerin birbirlerini çekme miktarının değişmesinden dolayıdır. Tabi tuz su karışımının ısı aktarım katsayısı da değişecektir fakat bu buzun erimesindeki asıl sebep değildir.
    Vide supra 23 Temmuz 2017
  • 0
    Sayın Muzaffer Bey sorduğunuz sorulara ve kabul etmediğiniz şeyleri göz önünde bulundurarak ateşi nasıl tanımlarsınız?
    Vide supra 23 Temmuz 2017
  • 0
    Sn. Vide supra ;
    -Atomların titreşmesi diye bir şey söz konusu bile olamaz , ayrıca titreşmenin ısı verdiği ise kanıtlanmamış bir sav dır.
    -Kinetik enerji ise üzerinde hesap yapılabilir,ekonomik değeri olan bir eylemdir.Kinetik enerjinin ısıya nasıl dönüşebileceği belli bile değil.
    Radyasyon ise bir şekilde bozunuma uğramış atom külü olup ısı yada başka herhangi bir eylem oluşturup oluşturmadığı kanıtlanabilmiş değildir.
    Radyasyonun en bilinen etkisi ise canlı organizmaların işlevlerinin bozulması yada yaşamının bitmesi olarak ,bilinmektedir.
    muzaffer erdem 23 Temmuz 2017
  • 0
    Yanma ;
    yalıtkan ve yanma eylemini oluşmasını sağlayan ,karbonlu , oksijenle tepkimeye girebilen ve tepkime esnasında ,iletken madde atomların da olduğu gibi , bünyesinde yoğunlaşan elektrik enerjisini bir başka atoma sirayet ettiremediği için , çekirdek ve elektronlarının ,bu elektrik baskısıyla bozunmaya uğrayıp , girdiği reaksiyon sonunda bünyesinde ki önemli miktarda ki çekirdek ve elektronların enerjiye dönüşmesi durumudur.Bu bozunma esnasında reaksiyona girmeyen ama tüm özelliğini yitiren molekül atomları ise gül olarak geride kalır.
    muzaffer erdem 23 Temmuz 2017
  • 0
    Selamlar ... Sn . Deli Dana
    muzaffer erdem 23 Temmuz 2017
  • 0
    Oldukça ilginç bir yaklaşım. Cevap için teşekkür ederim Muzaffer Bey.
    Vide supra 23 Temmuz 2017
  • -1
    Sıcaklık bir enerjidir (kinetik). Maddeyi oluşturan taneciklerin ortalama hız veya hareketlerine bağlıdır. Hareketin hiç olmadığı yani moleküllerin tamamen hareketsiz olduğu bir koşulda ise kinetik enerji 0 olacağı için sıcaklık mutlak sıfır olan -273,15 santigrat derece olacaktır.
    Yelkan Kafkas 28 Temmuz 2017
  • 0
    Sn . Yelkan Kafkas ;
    Sıcaklık asla kinetik değildir.
    Ayrıca kainatın hiç bir yerinde stabil -haraketsiz- hiç bir şey yoktur.Tüm varlıklar hareket eder.
    Uzay ortamda mutlak değer diye bir şey olamaz.Mutlak değer kavramı ancak belli bir zeminde varlıklarını sürdüren hareketleri mutlak kısıtlama altında bulunan bizim gibi canlılar için geçerlidir.
    Çünkü bizim yaşama kriterlerimiz çok kısıtlı bir dilimde bize yaşama şansı tanır.Yani mutlak değerler bizim yaşam ortalamamızı belirler.
    Ama uzay ortamda böyle bir şeye gerek yoktur. Ayrıca uzay ortam bizim kriterlerimize bir hayli büyük gelir.
    muzaffer erdem 31 Temmuz 2017
  • 0
    Muzaffer bey çoğu şeyi temelsiz şekilde reddetmenin dışında bilmediğiniz konularda da yorum yapıyorsunuz.

    Bu kabul gören kuramlar sizin henüz bilmediğiniz ya da düşünmediğiniz pek çok etkenin de ele alınmasıyla oluşturulmaktadır. Fizikistte ilk yazmaya başladığınızda bu cürretkar yazılarınızın bilimsel bir kaynağı olabileceği fikri beni çok heyecanlandırmıştı fakat şimdi içinin tamamen boş ve hatta cehaletten gelen bir kibir ile dolu olduğunu görmek açıkçası tam bir hayal kırıklığı oldu.

    Ne zaman tutarlı ve konuşulabilir bir dil ve düşünce sistemi geliştirebilirseniz o zaman sizinle konuşmaktan zevk alacağımı belirtmek isterim. Bunun haricinde yazdıklarım sert olsa da gereklidir. Herkes bilmediği konularda konuşur ve ahkam keserse en azından bu paylaşım ortamının bilimsel açıdan bir özelliği kalmamış olur.
    Vide supra 31 Temmuz 2017
  • 0
    Sn . Vide supra ;
    Temelsiz reddetme diye söz ettiğiniz şeyler ;
    1-) Uzay ortamda "MUTLAK DEĞER " yoktur demem midir?
    2-) Sıcaklık kavramının kinetik enerji den olamayacağını iddia etmem midir?
    3-) Hareketsizlik kavramının uzay ortamda mümkün olamayacağını söylemem midir?

    Saygılarımla...
    Muzaffer Erdem
    muzaffer erdem 31 Temmuz 2017
  • 0
    Hiçbiri değil muzaffer bey. Bilimsel düşünceyi ona dahil olmadan ve sağduyudan yoksun şekilde eleştiremezsiniz. Neyi kabul etmediğinizin bir önemi yoktur. Önemli olan hangi mantıklı yolları izleyerek söylemlerinizi nasıl oluşturduğunuzdur. Bu açıdan siz, kendi oluşturduğunuz bir dili ve bu dile iliştirdiğiniz tanımlar ile kafanızdan bir olgu oluşturmaya çalışıyorsunuz. Tabi bunun en kötü tarafı sizi sizden başka anlayan birinin olmaması olabilir.

    Dolayısıyla bu oluşturduğunuz dil sadece çatışma ve tartışma konularında elverişli gibi görünüyor, bilimsel konuların konuşulması için değil.
    Vide supra 02 Ağustos 2017
  • 0
    Sn . Vide supra ;
    "Bilimsel düşünceyi ona dahil olmadan ve sağduyudan yoksun şekilde eleştiremezsiniz." sözünüzde ki dahil olma eylemi ne bir açıklık getirirseniz sevinirim.
    Benim bu türlü farklı ve artık klasikleşmiş , evveliyatının dışında üzerinde yeni bir araştırma yapılmamış ,ve ciddi anlamda da emperyalist ülkelerin hegomonik dayatmaları ve ısrarlı tekrarları neticesinde ,tüm bilim dünyasında kanıksanmış bir iki sözde teoriyi irdelemem ile başladı her şey.
    Öncelikle "ELEKTRİK"i ele alalım ; mevcut bilinen tarifi ile elektriğin her hangi bir canlıya zarar vermesi mümkün değilken ,reelde durum oldukca vahim , kazara elektrik akımına kapılan herhangi bir canlı ,akımın geçtiği bölgedeki organları tamamen ateşte yanmışcasına pişme durumuna gelmekte, halbuki anlatılan tarifte ki elektrikte atom altı parçacıklarının yada serbest elektronların hareketinin oluşturduğu akımdan söz edilmekte, pratikde ise bu tarife oldukça benzeyen rontgen çekimlerinde böyle bir şey söz konusu bile olmamaktadır.
    Güneşlerin dönüşümlü reaksiyonlarla enerji ve ısı üretmesi ise başlı başına bir şüpheli durum,
    saniye itibarı ile uydumuz AY'ın beş on katı kütle kaybeden güneşin böylesi bir kütle kaybına milyarlarca yıl dayanabileceğini iddia etmek de ilginç.Böyle bir durumda İster bizim güneşimiz ister diğer güneş benzeri yıldızların bu türlü bir kütle ve enerji kaybında ,söylendiği gibi uzun ömürlü olmaları kesinlikle ve kesinlikle mümkün olmaz.Zira helyumdan hidrojene diye devam eden anlatımlarda kaybedilen enerji ve kütleyi tekrar geri kazandıracak herhangi bir mekanizması olmayan güneşin bu dönüşümlü reaksiyonlarda değil milyarlarca yıl en fazla 2. günün sonunda ortada kendinden eser kalmayacaktır.
    Birde uzayda ısrarla bir şeylerde mutlak değer aranmasını aklım almıyor, zaten uzayın herhangi bir şekilde mutlak bir hali yokken her hangi bir sabit durumundan bahsedilemezken , sırf birileri diyor diye "UZAYDA MUTLAK DEĞER" vardır demenin ve bu ısrarcılığın arkasında her hangi bir dayanağın olmadığını bile bildiğimiz halde ısrar etmenin ne anlamı olabilir bilmiyorum.
    Birde ısının tarifinin bile tamamen yabancı bilimsel dergi makalelerinden çevirip anlatmak bence kolaya kaçmak,kaldı ki o yabancı dergilerdeki makalelerde bile "ISI" kesinlikle doğru anlatılamazken.
    Gelelim konuşma uslubuma, -" Dolayısıyla bu oluşturduğunuz dil sadece çatışma ve tartışma konularında elverişli gibi görünüyor, bilimsel konuların konuşulması için değil. "- diye yazınızı bitirmişsiniz , ve hakkımda ne denli yanlış intibaa içinde olduğunuzu da ifade etmiş oldunuz.
    -Kendimi ; efendim ben aslında çok hümanist biriyimdir , asla kimselerle tartışmam,öylesine kibarımdır ki !!! bildiğiniz gibi değil. Diyerek kendimi takdim etmeyi de hiç düşünmedim.
    Beni burada ki yazılarımla nasıl görmek isterseniz ? ben o olarak kalırım.
    Bu tip konular bende sorun teşkil etmez.
    Saygılarımla...
    Muzaffer Erdem
    muzaffer erdem 02 Ağustos 2017
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

4.632 soru

27.424 cevap

30.083 kullanıcı

Giriş Yap