• +1

    Bilinç, canlılık nedir?

    Yunus Ilik 27 Haziran 2017
  • +1
    Yoğunlaşan uzay alanı, madde diyelim, bulunduğumuz mekanik hız ortamında ,madde bedenin , mekanik hızın elektrik- elektromanyetik hızda birleştiği zamanlama , mekanik ortamda Zaman kazanımı ve bunların kaotik etkileşimlerinin Evrim'e etkisi desek cevaba yaklaşılırmı?
    Yunus Ilik 27 Haziran 2017
  • +1
    Tek hücreden evrimleşirken, çoğalan hücrelerinin beslenmesi için damarlanma ve organize olabilenler evrilme zamanı bulabilmiş ve çevresinden, kendinden kısa sürede haberdar olması gereksinimi sinir ağlarına evrilmiştir. Bu organize işleyiş hızının yeterli olabilmesi bedenin temsilinide içeren beyin gelişimine yani kısa alanda farklı duyu yollarından alınan olayın parçalarının tekrar birleştirme çabasında bilincin evrilmesine neden olmuş olabilir. Bilinç;duyuların duyusudur diyebilirmiyiz?bilinç, bilginin etkileşimi, fark edemeyecek kadar kısa zamanda birleşen elektromanyetik alanmıdır?
    Yunus Ilik 27 Haziran 2017
  • +1
    Bu soru bilimsel bilgiden ziyade felsefi bakışı sorguluyor bence.

    Canlılık: Bence, canlılık maddenin doğal bir formudur. (?)
    Evrendeki temel varlık; enerjidir. Enerjinin temel eğilimi ise, bulunduğu ortamda homojenleşmektir. Çünkü homojenleşince kararlı bir sistem olacaktır.
    Kütle'nin varlığı bu homojenleşme eğilimini baltalamıştır. Yine de entropi vasıtasıyla kütle de zaman içinde homojenleşme yönünde tepki vermektedir.

    Ancak kütlenin homojenleşme eğiliminde tek yapı; maddenin dağılması, çözünmesi, ışıması değildir. Aynı şekilde, farklı potansiyel yüklerden kararlı sistemler oluşturmakta bu homojenleşmenin bir parçasıdır.
    Atomlardan başlayarak, bileşiklere kadar bütün sistemlere bakarsanız, hepsi dışarıdan nötr iken, kendi içinde farklı potansiyel kuvvetlerin birbirini dengelemesi ile oluşmuştur.

    Canlıyı ele aldığımızda ise, hepsinden çok daha fazla ve kompleks bir sistemler bütünlüğüdür. Üstelik evren ile sürekli enerji alışverişi yaparak, kendi bütünlüğünü koruma - (kritik) dengede tutma yolundadır.

    Ancak bu tür yapıların oluşması için, özel koşullar gerekmektedir. Her ortamda mümkün değil. Bunu biliyoruz zaten.
    Canlılığı bu çerçevede ele alıyorum. Ölüm ise bu sistemin çökmesi ile bileşenlerine ayrılma-çözünme olarak düşünebiliriz.

    Bilinç: Anlatım olarak bilinç, dıştan gelen uyarıcıyı-bilgiyi işleme ve buna göre en uygun pozisyonu değerlendirebilme yetisidir.
    Yani varlığının, durumunun farkında olma, çevredeki uyarıcıların durumunda farkında olmak ve bunlardan gelen verilere göre; varlığın bütünlüğünü korumaya yönelik, uyumunu sağlayıcı en uygun durumu-pozisyonu alabilme yetisidir. Bunların bir kısmı doğal süreç parçası olabilir (ki otomatik), bir kısmı ise karar alabilmeyi gerektirir.
    İnsanoğlu olarak biz bilinci şimdilik, koşullara göre şartların farkında olarak karar alabilme yeteneği olarak değerlendiriyoruz.
    Çünkü kararlarımızda sadece geçmişin ve günümüzün verilerini değil, geleceğe yönelik-daha olmamış olayların, olma olasılıklarına dair verileri de işleme katıyoruz.
    İnsanı da bunun (gelecek öngörüleri) bilinçli yaptığını ve diğer canlılardan ayırdığını iddia ediyoruz. Kısaca sorun çözme yeteneği de diyebiliriz.
    Oysa bir çok hayvanın da (Kargalar, Yunuslar, Şempanzelerin, vb.) gelecek öngörüsünde bulunup, planlama yapabildiğini ve sorun çözebildikleri, stoklama yaptıkları bilimsel deneylerde görülmüş.

    Bu çerçevede (her ne kadar kendimiz dışındakileri, küçük görüp kabul etmesek de...) , canlı her varlığın bilincin çeşitli aşamalarından birinde olduğunu söyleyebiliriz.
    Yani bence, her canlıda çok az veya çok fazla bir bilinç vardır. Canlılığın bir parçasıdır. (Ki bir gün bilinçli makineler ve programlar geliştirilince, onları tanımlamada da sorun yaşayacağız. Önceleri iş gücü kolaylığı (kölelerimiz) nedeniyle onları canlı olarak kabul etmeyecek olsak da zamanla bu ayrım değişebilir.)

    Bilinci bu çerçevede, canlılığın sürdürülebilmesi için;iç ve dış verilerin işlenip, uyumlaştırılması olarak ele alabiliriz. Hatta bazı veriler artık otomatikleşmiş (içgüdü) haline bile dönüşmüş olabilir.
    Bu, şartların değişkenliği, işlenmesi gereken veri miktarı ve hızı ile alakalı olmalı diye düşünüyorum. Ortama uyum sağlama ihtiyacı ile, bilincin olumlu etkilendiğini düşünüyorum.







Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap