• 0

    Işığın hızını belirleyen şey ne yani neden 300.000 m/sn yerine 500.000 ya da 1.000.000 değil ?

    Ahmet Yılmaz 08 Mayıs 2015
  • 0
    Senin koşarken yaptığın en yüksek hız atıyorum saatte 60 kilometreyse ben neden saatte 100 kilomerteyse 200 kilometreyse koşmuyorum da 60 kilometreyse koşuyorum sorusu gibidir. Sen gücünü sonuna kadar kullandığında ölçüm cihazları 60 kilometreyi gösteriyorsa demekki senin gücün o kadardır. Yani sen 60 kilometreye geldiğinde seni sınırlayan 60 kilometreyi geçmeni engelleyen birşey yoktu sadece sen son hızına ulaştığında ölçüm cihazları 60 kilometreyi gösteriyodur. Işığa bakacak olursak aynı şey söz konusudur. saniyede 300.000 kilometreye geldiğinde daha hızlı olmalarını engelleyen bişey yoktur sadece ölçüm cihazları bize hızın ne kadar olduğu gösterir.
    Sefa Selçuk 08 Mayıs 2015
  • 0
    Senin koşarken yaptığın en yüksek hız atıyorum saatte 60 kilometreyse ben neden saatte 100 kilomerte ile, 200 kilometre ile koşmuyorum da 60 kilometreyse koşuyorum sorusu gibidir. Sen gücünü sonuna kadar kullandığında ölçüm cihazları 60 kilometreyi gösteriyorsa demekki senin gücün o kadardır. Yani sen 60 kilometreye geldiğinde seni sınırlayan 60 kilometreyi geçmeni engelleyen birşey yoktu sadece sen son hızına ulaştığında ölçüm cihazları 60 kilometreyi gösteriyodur. Işığa bakacak olursak aynı şey söz konusudur. saniyede 300.000 kilometreye geldiğinde daha hızlı olmalarını engelleyen bişey yoktur sadece ölçüm cihazları bize hızın ne kadar olduğu gösterir.
    Sefa Selçuk 08 Mayıs 2015
  • 0
    İŞİK dogada farli konumlarda farklı hızlarda bizim serbest halde ölçümler bu degeri veriyo.Ayrıca bu deger madde ile enerji arasında geçişimizi sağlar bunun üzerinden bize bir görece sunar bölece bu deger ışıgın bu degeri maddeyi algılamamızı sağlar
    Sapmaz 09 Mayıs 2015
  • 0
    önünde engel olmayan herhangi iki nokta belirle ve aradaki mesafeyi ölç. Tam bu noktalara Sensörler yerleştireceksin. Daha sonra ışığı bu mekanizmanın içinden geçecek şekilde konumlandrıp geçiş süresini bulursun. şimdi en basit hız formülü ile x=v*t buradan ışığın hızını bulursun..... Senin soruna gelecek olursak neden 200.000m/sn değil yada 500.000m/sn değil araya cam yada su herhangi bir saydam madde koyduğun zaman ışık bu maddeden geçerken yavaşlayacaktır sende 300.000m/snden daha yavaş bir ışık hızı elde edersin. Işık boşlukta 300.000m/sn hızla hareket eder. Umarım sen ışığın boşluktan daha hızlı yayılabileceği bir ortam bulursun ve ışık 500.000m/sn ve üzeri hızlara çıkar.
    güven serin 09 Mayıs 2015
  • 0
    Bu konuda farklı bir varsayımım var. Aynı olayları (açı ile kırılma, ortamda yavaşlama, ortamdan çıkınca tekrar eski hızına ulaşma) aynı sonuçlarla açıklıyor. Ek olarak ışığın dualitesini de çözümlüyor. Üstelik özel relavite ile de aynı sonuçları daha anlaşılır şekilde veriyor. Gene bu varsayımım başka bir çok konunun sonuçlarını da aynı şekilde belirliyor. Ek olarak kütleçekiminin diğer kuvvetleri nasıl şekillendirdiği de kendince açıklıyor. Ama "niçin ?" kısmım biraz bulanık henüz. Sizin sorunuzla ilgili bölümüne gelirsek, evrenin ortaya çıkışında (big-bang) sırasında bir kütle dalganması olduğu ve ortaya çıkan ısı ve enerjiyi bu dalgalanmanın biçimlendirdiği düşünülüyor. (Sanırım bunun farklı bir tanımı da Higgs alanı oluyor.) Bu dalgalanmanın hızının, C (ışık hızınıda tanımlayan saniyede 300 bin km/sn ) olduğunu düşünüyorum. Fotonu boyutsuz olduğunu söyleselerde "1 boyutlu" olduğu düşüncesindeyim. (Belki boyutsuz olunca da aynı sonuçları veriyordur ama boyutsuz bir nesnenin hareketi konusunda fikrim yok. 1 boyutlu bir nesne için tek bir hareket yönü vardır. Bu da doğrusal bir yoldur. Yani hangi 3 boyutta hangi yöne giderse gitsin, doğrusal gidebilir sadece. ) Bu dalgalanmanın ise tüm evreni sardığı ve süreklilik halinde olduğunu düşünüyorum. Şimdi ışığımızı, yani fotonumuzu bu dalga üzerinde bulunan bir nesne olarak ele alalım. (Örneklemeyi deniz yüzeyi gibi 2 boyutlu bir alanda olmak üzere gözünüzde canlandırın. Ama gerçekte üç boyutlu daha çok denizin içinde ortasında gibi bir durum söz konusu ama gözde canlandırmak zor oluyor). Eğer kütlesi var ise dalgaya bir miktar batacaktır. Kütlesi artıkça, kuvvet aktaran dalga sıralarının sayısı artacaktır. Konu kütle olmadığı için es geçiyorum). Fotonumuzun kütlesi olmadığını biliyoruz. (Kütle oması için en azından 3 boyutlu olmalı ki bir hacmi ve yoğunluğu olsun). Bu dalga üzerinde bıraktığımızda, fotonumuz bu dalga sırası ile hareket eder. Yani fotonun kendisi hareketli değildir. Bu hareketi ona, onu taşıyan dalga sağlar. O daha çok bir sörfçüdür. Bu nedenle bu dalganın üstünden ayrılamaz. Bir öndeki dalgaya atlayamaz. (C'den daha hızlı gidemez) öçünkü onu taşıyan dalgadır. Bir gerideki dalgaya kendi başına düşemez (yavaşlayamaz), bir başka kuvvet lazım onu geriye itecek ya da bir şeye çarpması. Ancak bu dalgalanma 3 boyut üzerinde bir yönden bir başka yöne gibi tek yönlü olsa da , 3 boyutta bu dalgalanma aynı anda her yönedir. (Evrenin her yöne genişlemesi gibi). Bu nedenle bir neseneye çarpsa ve başka bir dalgaya düşse bile hızı gene aynı kalacaktır. Şimdi diyelimki cam ya da sudan geçiyor. Bu ortam farklılığında fotonun hızı değişmiyor. Değişen fotonu taşıan dalganın hızı. Dalgaların farklı yoğunluktaki ortamlara girdiğinde doppler etkisine maruz kaldıklarını biliyorsunuzdur. Yani frekansı, hızı , vs değişiyor. (Ortama giren dalganın enerjisi ile ortamdaki dalganın enerjileri aynı ama frekansları, hızları farklı). Daha doğrusu ortam yoğunluğuna göre yavaşlıyor. Ortamdan ayrıldıklarında ise eski hallerine geri dönüyorlar. Fotonumuzda eski haline dönen dalga üzerinde yoluna devam ediyor. Peki daha hızlı olamaz mı? Varsayımıma göre içinde bulunduğumuz evren içinde varlığını sürdüremez. Çünkü bildiğimiz her şeyi de bu dalgalanma biçimlendiriyor. Nasıl köpük dalgadan ayrılınca köpük özelliğini kaybediyor, parçanalıp dalgaya karışıyor, foton ya da başka her hangi bir parçacıkta üstünden ayrıldığı zaman biçimini, şeklini yapısını kaybediyor. Onu o şekilde tutan bir güç kalmıyor çünkü. Ama iki nokta arasında ışıktan hızlı gitmenin olası yolları var. Solucan delikleri kanıtlanmamış olsa da olası. Solucan deliklerinde bu dalgalanma mevcut değil, bu nedenle sınırlayacak bir hız da yok. Diğer yandan nesne bu dalgalnam olmadığı için , bu alana girerken özel bir kap ile (enerji alanı) korunma altına alınmalı. Zar sicimler eğer doğru ise bu iş için çok uygun gibi gözüküyorlar. (Leğenle su taşımak gibi bir şey..) O zaman iki nokta arasında evrende dokusunda bir kaç bin yılda gideceğiniz yere bir kaç dakikada ulaşmak mümkün olabilir. Ama bu tamamen evrenin şekli ve biçimi ile alakalı. Eğer varsayımım ilginizi çekerse blog sayfama bakın. http://bit.ly/1CZ17Qf
    Burtay Mutlu 09 Mayıs 2015
  • 0
    Bu konuda farklı bir varsayımım var. Aynı olayları (açı ile kırılma, ortamda yavaşlama, ortamdan çıkınca tekrar eski hızına ulaşma) aynı sonuçlarla açıklıyor. Ek olarak ışığın dualitesini de çözümlüyor. Üstelik özel relavite ile de aynı sonuçları daha anlaşılır şekilde veriyor. Gene bu varsayımım başka birçok konunun sonuçlarını da aynı şekilde belirliyor. Ek olarak kütle çekiminin diğer kuvvetleri nasıl şekillendirdiği de kendince açıklıyor. Ama "niçin ?" kısmım biraz bulanık henüz... Sizin sorunuzla ilgili bölümüne gelirsek, evrenin ortaya çıkışında (big-bang) sırasında bir kütle dalgalanması olduğu ve ortaya çıkan ısı ve enerjiyi bu dalgalanmanın biçimlendirdiği düşünülüyor. (Sanırım bunun farklı bir tanımı da Higgs alanı oluyor.) Bu dalgalanmanın hızının, C (ışık hızını da tanımlayan saniyede 300 bin km/sn ) olduğunu düşünüyorum. Fotonu boyutsuz olduğunu söyleseler de "1 boyutlu" olduğu düşüncesindeyim. (Belki boyutsuz olunca da aynı sonuçları veriyordur ama boyutsuz bir nesnenin hareketi konusunda fikrim yok. 1 boyutlu bir nesne için tek bir hareket yönü vardır. Bu da doğrusal bir yoldur. Yani hangi 3 boyutta hangi yöne giderse gitsin, doğrusal gidebilir sadece. ) Bu dalgalanmanın ise tüm evreni sardığı ve süreklilik halinde olduğunu düşünüyorum. Şimdi ışığımızı, yani fotonumuzu bu dalga üzerinde bulunan bir nesne olarak ele alalım. (Örneklemeyi deniz yüzeyi gibi 2 boyutlu bir alanda olmak üzere gözünüzde canlandırın. Ama gerçekte üç boyutlu daha çok denizin içinde ortasında gibi bir durum söz konusu ama gözde canlandırmak zor oluyor). Eğer kütlesi var ise dalgaya bir miktar batacaktır. Kütlesi artıkça, kuvvet aktaran dalga sıralarının sayısı artacaktır. Konu kütle olmadığı için es geçiyorum). Fotonumuzun kütlesi olmadığını biliyoruz. (Kütle olması için en azından 3 boyutlu olmalı ki bir hacmi ve yoğunluğu olsun). Bu dalga üzerinde bıraktığımızda, fotonumuz bu dalga sırası ile hareket eder. Yani fotonun kendisi hareketli değildir. Bu hareketi ona, onu taşıyan dalga sağlar. O daha çok bir sörfçüdür. Bu nedenle bu dalganın üstünden ayrılamaz. Bir öndeki dalgaya atlayamaz. (C'den daha hızlı gidemez) çünkü onu taşıyan dalgadır. Bir gerideki dalgaya kendi başına düşemez (yavaşlayamaz), bir başka kuvvet lazım onu geriye itecek ya da bir şeye çarpması. Ancak bu dalgalanma 3 boyut üzerinde bir yönden bir başka yöne gibi tek yönlü olsa da, 3 boyutta bu dalgalanma aynı anda her yönedir. (Evrenin her yöne genişlemesi gibi). Bu nedenle bir nesneye çarpsa ve başka bir dalgaya düşse bile hızı gene aynı kalacaktır. Şimdi diyelim ki cam ya da sudan geçiyor. Bu ortam farklılığında fotonun hızı değişmiyor. Değişen fotonu taşıyan dalganın hızı… Dalgaların farklı yoğunluktaki ortamlara girdiğinde doppler etkisine maruz kaldıklarını biliyorsunuzdur. Yani frekansı, hızı, vs değişiyor. (Ortama giren dalganın enerjisi ile ortamdaki dalganın enerjileri aynı ama frekansları, hızları farklı). Daha doğrusu ortam yoğunluğuna göre yavaşlıyor. Ortamdan ayrıldıklarında ise eski hallerine geri dönüyorlar. Fotonumuzda eski haline dönen dalga üzerinde yoluna devam ediyor. Peki, daha hızlı olamaz mı? Varsayımıma göre içinde bulunduğumuz evren içinde varlığını sürdüremez. Çünkü bildiğimiz her şeyi de bu dalgalanma biçimlendiriyor. Nasıl köpük dalgadan ayrılınca köpük özelliğini kaybediyor, parçalanıp dalgaya karışıyor, foton ya da başka her hangi bir parçacıkta üstünden ayrıldığı zaman biçimini, şeklini yapısını kaybediyor. Onu o şekilde tutan bir güç kalmıyor çünkü. Ama iki nokta arasında ışıktan hızlı gitmenin olası yolları var. Solucan delikleri kanıtlanmamış olsa da olası. Solucan deliklerinde bu dalgalanma mevcut değil, bu nedenle sınırlayacak bir hız da yok. Diğer yandan nesne bu dalgalanma olmadığı için , bu alana girerken özel bir kap ile (enerji alanı) korunma altına alınmalı. Zar sicimler eğer doğru ise bu iş için çok uygun gibi gözüküyorlar. (Leğenle su taşımak gibi bir şey..) O zaman iki nokta arasında evrende dokusunda bir kaç bin yılda gideceğiniz yere bir kaç dakikada ulaşmak mümkün olabilir. Ama bu tamamen evrenin şekli ve biçimi ile alakalı. Eğer varsayımım ilginizi çekerse blog sayfama bakın.
    http://bit.ly/1CBWtMr
    Burtay Mutlu 09 Mayıs 2015
  • 0
    Bu konuda farklı bir varsayımım var. Aynı olayları (açı ile kırılma, ortamda yavaşlama, ortamdan çıkınca tekrar eski hızına ulaşma) aynı sonuçlarla açıklıyor. Ek olarak ışığın dualitesini de çözümlüyor. Üstelik özel relavite ile de aynı sonuçları daha anlaşılır şekilde veriyor. Gene bu varsayımım başka birçok konunun sonuçlarını da aynı şekilde belirliyor. Ek olarak kütle çekiminin diğer kuvvetleri nasıl şekillendirdiği de kendince açıklıyor. Ama "niçin ?" kısmım biraz bulanık henüz... Sizin sorunuzla ilgili bölümüne gelirsek, evrenin ortaya çıkışında (big-bang) sırasında bir kütle dalgalanması olduğu ve ortaya çıkan ısı ve enerjiyi bu dalgalanmanın biçimlendirdiği düşünülüyor. (Sanırım bunun farklı bir tanımı da Higgs alanı oluyor.) Bu dalgalanmanın hızının, C (ışık hızını da tanımlayan saniyede 300 bin km/sn ) olduğunu düşünüyorum. Fotonu boyutsuz olduğunu söyleseler de "1 boyutlu" olduğu düşüncesindeyim. (Belki boyutsuz olunca da aynı sonuçları veriyordur ama boyutsuz bir nesnenin hareketi konusunda fikrim yok. 1 boyutlu bir nesne için tek bir hareket yönü vardır. Bu da doğrusal bir yoldur. Yani hangi 3 boyutta hangi yöne giderse gitsin, doğrusal gidebilir sadece. ) Bu dalgalanmanın ise tüm evreni sardığı ve süreklilik halinde olduğunu düşünüyorum. Şimdi ışığımızı, yani fotonumuzu bu dalga üzerinde bulunan bir nesne olarak ele alalım. (Örneklemeyi deniz yüzeyi gibi 2 boyutlu bir alanda olmak üzere gözünüzde canlandırın. Ama gerçekte üç boyutlu daha çok denizin içinde ortasında gibi bir durum söz konusu ama gözde canlandırmak zor oluyor). Eğer kütlesi var ise dalgaya bir miktar batacaktır. Kütlesi artıkça, kuvvet aktaran dalga sıralarının sayısı artacaktır. Konu kütle olmadığı için es geçiyorum). Fotonumuzun kütlesi olmadığını biliyoruz. (Kütle olması için en azından 3 boyutlu olmalı ki bir hacmi ve yoğunluğu olsun). Bu dalga üzerinde bıraktığımızda, fotonumuz bu dalga sırası ile hareket eder. Yani fotonun kendisi hareketli değildir. Bu hareketi ona, onu taşıyan dalga sağlar. O daha çok bir sörfçüdür. Bu nedenle bu dalganın üstünden ayrılamaz. Bir öndeki dalgaya atlayamaz. (C'den daha hızlı gidemez) çünkü onu taşıyan dalgadır. Bir gerideki dalgaya kendi başına düşemez (yavaşlayamaz), bir başka kuvvet lazım onu geriye itecek ya da bir şeye çarpması. *Ancak bu dalgalanma, 2 boyut üzerinde “bir yönden bir başka yöne gibi tek yönlü” olsa da, “3 boyutta aynı anda her yönedir. (Evrenin her yöne genişlemesi gibi). Bu nedenle bir nesneye çarpsa ve başka bir dalgaya düşse bile hızı gene aynı kalacaktır. Şimdi diyelim ki cam ya da sudan geçiyor. Bu ortam farklılığında fotonun hızı değişmiyor.(**Zaten kendi başına bir hızı yok çünkü). Değişen fotonu taşıyan dalganın hızı… Dalgaların farklı yoğunluktaki ortamlara girdiğinde doppler etkisine maruz kaldıklarını biliyorsunuzdur. Yani frekansı, hızı, vs değişiyor. (Ortama giren dalganın enerjisi ile ortamdaki dalganın enerjileri aynı ama frekansları, hızları farklı). Daha doğrusu ortam yoğunluğuna göre yavaşlıyor. Ortamdan ayrıldıklarında ise eski hallerine geri dönüyorlar. Fotonumuzda eski haline dönen dalga üzerinde yoluna devam ediyor. Peki, daha hızlı olamaz mı? Varsayımıma göre içinde bulunduğumuz evren içinde varlığını sürdüremez. Çünkü bildiğimiz her şeyi de bu dalgalanma biçimlendiriyor. Nasıl köpük dalgadan ayrılınca köpük özelliğini kaybediyor, parçalanıp dalgaya karışıyor, foton ya da başka her hangi bir parçacıkta üstünden ayrıldığı zaman biçimini, şeklini yapısını kaybediyor. Onu o şekilde tutan bir güç kalmıyor çünkü. Ama iki nokta arasında ışıktan hızlı gitmenin olası yolları var. Solucan delikleri kanıtlanmamış olsa da olası. Solucan deliklerinde bu dalgalanma mevcut değil, bu nedenle sınırlayacak bir hız da yok. Diğer yandan nesne bu dalgalanma olmadığı için, bu alana girerken özel bir kap ile (enerji alanı) korunma altına alınmalı. Zar sicimler eğer doğru ise bu iş için çok uygun gibi gözüküyorlar. (Leğenle su taşımak gibi bir şey..) O zaman iki nokta arasında evrende dokusunda bir kaç bin yılda gideceğiniz yere bir kaç dakikada ulaşmak mümkün olabilir. Ama bu tamamen evrenin şekli ve biçimi ile alakalı. Eğer varsayımım ilginizi çekerse blog sayfama bakın. http://bit.ly/1CBWtMr
    *Yazım hatası yapmışım, 2 boyut yerine, 3 yazmışım.Düzelttim. **Parantez içi bir açıklama ekledim.
    Burtay Mutlu 09 Mayıs 2015
  • 0
    Bu konuda farklı bir varsayımım var. Aynı olayları (açı ile kırılma, ortamda yavaşlama, ortamdan çıkınca tekrar eski hızına ulaşma) aynı sonuçlarla açıklıyor. Ek olarak ışığın dualitesini de çözümlüyor. Üstelik özel relavite ile de aynı sonuçları daha anlaşılır şekilde veriyor. Gene bu varsayımım başka birçok konunun sonuçlarını da aynı şekilde belirliyor. Ek olarak kütle çekiminin diğer kuvvetleri nasıl şekillendirdiği de kendince açıklıyor. Ama "niçin ?" kısmım biraz bulanık henüz... Sizin sorunuzla ilgili bölümüne gelirsek, evrenin ortaya çıkışında (big-bang) sırasında bir kütle dalgalanması olduğu ve ortaya çıkan ısı ve enerjiyi bu dalgalanmanın biçimlendirdiği düşünülüyor. (Sanırım bunun farklı bir tanımı da Higgs alanı oluyor.) Bu dalgalanmanın hızının, C (ışık hızını da tanımlayan saniyede 300 bin km/sn ) olduğunu düşünüyorum. Fotonu boyutsuz olduğunu söyleseler de "1 boyutlu" olduğu düşüncesindeyim. (Belki boyutsuz olunca da aynı sonuçları veriyordur ama boyutsuz bir nesnenin hareketi konusunda fikrim yok. 1 boyutlu bir nesne için tek bir hareket yönü vardır. Bu da doğrusal bir yoldur. Yani hangi 3 boyutta hangi yöne giderse gitsin, doğrusal gidebilir sadece. ) Bu dalgalanmanın ise tüm evreni sardığı ve süreklilik halinde olduğunu düşünüyorum. Şimdi ışığımızı, yani fotonumuzu bu dalga üzerinde bulunan bir nesne olarak ele alalım. (Örneklemeyi deniz yüzeyi gibi 2 boyutlu bir alanda olmak üzere gözünüzde canlandırın. Ama gerçekte üç boyutlu daha çok denizin içinde ortasında gibi bir durum söz konusu ama gözde canlandırmak zor oluyor). Eğer kütlesi var ise dalgaya bir miktar batacaktır. Kütlesi artıkça, kuvvet aktaran dalga sıralarının sayısı artacaktır. Konu kütle olmadığı için es geçiyorum). Fotonumuzun kütlesi olmadığını biliyoruz. (Kütle olması için en azından 3 boyutlu olmalı ki bir hacmi ve yoğunluğu olsun). Bu dalga üzerinde bıraktığımızda, fotonumuz bu dalga sırası ile hareket eder. Yani fotonun kendisi hareketli değildir. Bu hareketi ona, onu taşıyan dalga sağlar. O daha çok bir sörfçüdür. Bu nedenle bu dalganın üstünden ayrılamaz. Bir öndeki dalgaya atlayamaz. (C'den daha hızlı gidemez) çünkü onu taşıyan dalgadır. Bir gerideki dalgaya kendi başına düşemez (yavaşlayamaz), bir başka kuvvet lazım onu geriye itecek ya da bir şeye çarpması. *Ancak bu dalgalanma, 2 boyut üzerinde “bir yönden bir başka yöne gibi tek yönlü” olsa da, “3 boyutta aynı anda her yönedir.” (Evrenin her yöne genişlemesi gibi). Bu nedenle bir nesneye çarpsa ve başka bir dalgaya düşse bile hızı gene aynı kalacaktır. Şimdi diyelim ki cam ya da sudan geçiyor. Bu ortam farklılığında fotonun hızı değişmiyor.(**Zaten kendi başına bir hızı yok çünkü). Değişen fotonu taşıyan dalganın hızı… Dalgaların farklı yoğunluktaki ortamlara girdiğinde doppler etkisine maruz kaldıklarını biliyorsunuzdur. Yani frekansı, hızı, vs değişiyor. (Ortama giren dalganın enerjisi ile ortamdaki dalganın enerjileri aynı ama frekansları, hızları farklı). Daha doğrusu ortam yoğunluğuna göre yavaşlıyor. Ortamdan ayrıldıklarında ise eski hallerine geri dönüyorlar. Fotonumuzda eski haline dönen dalga üzerinde yoluna devam ediyor. Peki, daha hızlı olamaz mı? Varsayımıma göre içinde bulunduğumuz evren içinde varlığını sürdüremez. Çünkü bildiğimiz her şeyi de bu dalgalanma biçimlendiriyor. Nasıl köpük dalgadan ayrılınca köpük özelliğini kaybediyor, parçalanıp dalgaya karışıyor, foton ya da başka her hangi bir parçacıkta üstünden ayrıldığı zaman biçimini, şeklini yapısını kaybediyor. Onu o şekilde tutan bir güç kalmıyor çünkü. Ama iki nokta arasında ışıktan hızlı gitmenin olası yolları var. Solucan delikleri kanıtlanmamış olsa da olası. Solucan deliklerinde bu dalgalanma mevcut değil, bu nedenle sınırlayacak bir hız da yok. Diğer yandan nesne bu dalgalanma olmadığı için, bu alana girerken özel bir kap ile (enerji alanı) korunma altına alınmalı. Zar sicimler eğer doğru ise bu iş için çok uygun gibi gözüküyorlar. (Leğenle su taşımak gibi bir şey..) O zaman iki nokta arasında evrende dokusunda bir kaç bin yılda gideceğiniz yere bir kaç dakikada ulaşmak mümkün olabilir. Ama bu tamamen evrenin şekli ve biçimi ile alakalı. Eğer varsayımım ilginizi çekerse blog sayfama bakın. http://bit.ly/1CBWtMr
    *Yazım hatası yapmışım, 2 boyut yerine, 3 yazmışım.Düzelttim. **Parantez içi bir açıklama ekledim.

    Burtay Mutlu 09 Mayıs 2015
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap