• 0

    kütleli enerji formları neden ışık hızına ulaşamaz...

  • 0
    bilinen denklemlerin aksine, kendi düşünceleriniz nelerdir_?
  • 0
    Bir çoğumuz gibi yapılan önerileri eleştirme ve hatalarını bulma imkanım olsa da, yeni bir bakış açısı ya da yaklaşım üretme konusunda aynı düzeyde becerikli değilim.

    Birileri bir şeyler yazsın, onu eleştirirken devam edelim. Çok daha kolay bu.

  • 0
    Bu konu tekillikleri aklıma getiriyor ışık hızına ulaştığı an daima geleceğinde kalacağı için asla ulaşamıyor olabilir, belki de ulaşıyordur henüz bilmiyoruz.
    Origin 09 Mayıs 2017
  • +1
    Benim sorunuza direk cevabımı iyi biliyorsunuz. Terkarlamayacağım. Ama tartışma açılması için bazı düşüncelerimi paylaşacağım.

    Aslında cevap belli, hızlanmak için enerji gerekir. Enerji artıkça, hızlanan nesnenin momentumu artar. Bu sefer hızlandırmaya devam etmek için daha çok enerji gerekir. Bu sefer momentumu daha çok artar. Bu kısır döngü, ışık hızı limit olmak üzere devam eder. Bu döngüyü, sonsuz enerji ihtiyacı olarak tanımlıyoruz.
    Böylece ışık hızına eşit bir hızda olmamak ve altında kalmak şartıyla istediğiniz kadar hızlandırabilirsiniz. 100 trilyarda 1 oranlara kadar bile yaklaştırabilirsiniz. Ama eşitleyemezsiniz...

    Aslında burada ilginç olan, nesnenin kültesi ne olursa olsun, herhangi bir kütleli nesneyi ışık hızına çıkarmak için gerekli enerji miktarının, her seferinde evrendeki tüm enerji miktarından fazla oluşu ve halen yetmeyişi.

    Elinizdeki ister bir karadelik olsun, istese bir DNA kodu... Kütleli olsun yeterli. Sonuç hep aynı...
    Buradan kütleli herhangi bir nesnenin, "bildiğimiz uzay-zamanda" ışık hızına çıkması için gerekli şartın, hız ve/veya enerji miktarı olmadığı sonucunu da çıkartabiliriz. Çünkü bu yolla imkansız. (İşte yeni soru; Işık hızına çıkmanın başka yolu mu var? :-)

  • 0
    Aslında 30 santim su ile 5 santim su içine batmış nesnelerin hızı neredeyse aynıdır.
    Çünkü ikisi de tam anlamıyla suya batmışlardır. Ve karşılaşacakları direnç nerdeyse aynıdır. Ancak biri yarı batmış ya da hiç batmamış olursa karşılaşacakları direnç farklı olur.

    "Neredeyse" dedim. Çünkü 30 santim batmış olanın karşılaştığı basınç biraz daha fazla olacaktır. Bu basınca nesnenin vereceği tepki de hesaba katılmalı. (Mesela basınçla biraz daha büzülebilir. Ya da sıvının özgül yoğunluğu basınçtan dolayı biraz daha fazla olabilir.)

    Ama burada nesnenin dokuya batma düzeyine göre ciddi anlamda etkilenmesine sebep olabilecek başka bir olasılık var. Ya bu akışkan doku- sıvınız titreşiyorsa? Dalgalanıyorsa?

    İçine batılan dokunun derinliği artıkça, nesneyi etkileyen dalgaların dalga boyları ve/veya hızları farklı olacaktır. Hatta belli bir noktadan sonra, dalgaların etkisi hiç hissedilmeye de bilir.

    Bu da batan nesnenin titreşim frekansını ve nerede olduğuna göre hızını etkileyecektir.

    Mesela varsayıma göre, (sizin özellikle kafayı taktığınızı bildiğim için:-) karadelikler uzay dokusuna o kadar batmışlardır ki, içerdikleri enerjiyi artık hiç bir dalga titreştirememektedir. Gene varsayıma göre, titreşmeyen (en az 3 uzamsal boyutta) enerji paketçiklerinin boyutu olmadığı için kütleleri olmaz. Dolayısıyla tekilleşirler.
    Bu bağlamda fotonu, bu dokuya hiç batmadığı için dalgaların tepesinde sörf yapan enerji paketçiği olarak ele alabiliriz.

    Ama en azından 1 boyut üzerinde titreştiği için (bilim dünyası 2 boyut diyor elektromanyetik dalgaların yapısına dayanarak ama bence 1 boyut olmalı. Çünkü elektromanyetik dalgalar üzerinde sörf yapmak için boyuta ihtiyaçları yok, bu hareketleri için enerji harcamıyorlar, enerji kaybıyla hızları etkilenmiyor. Sadece enerjilerini taşımak için "1 boyut'a ihtiyaçları var. (Hareket yönüne dik açıda) . Ki taşıdıkları enerjiyi, etkileşip aktarabilsinler ya da artırabilsinler.)

    Maddeyi de kısmen veya tamamen batmış olarak ele alabiliriz. Ki dalgalardan etkilendikleri için titreşiyorlar. Eğer kısmen ya da tamamen batmış ise (Bu konuda şimdilik net bir fikrim yok, dalgaları ve yüzen nesnelerin durumlarını incelemedim. Ama yüzeyinde hemen altında imiş gibi geliyor. Çünkü kısmen batmış olsa, çok kararsız olması ve çabucak bozunması mümkün gibi... Burada sorun "yüzey" kavramı,;Ama neye göre? Bir fikrim yok.) onu titreştiren dalgaların hızından daha hızlı hareket ederse, dalgalar onu yakalayamaz. Böylece titreşemez. Titreşim olmayınca, kütleli varlığı da olmaz. Tekilleşir.

    Bir diğer sorunda, bu nesnenin hızlanması durumunda uzay-zaman dokusunda Doppler etkisi oluşturması. Yani Ses hızının, uçaklara yaptığı gibi bir duvar oluşturması. Fark ses enerjisinin, havadaki moleküller tarafından taşınıyor olması. Oysa bizim nesnemiz hızlandıkça, kendi önündeki oluşturduğu engelleyici dalgayı da güçlendirecek. Çünkü hızlandıkça kat ettiği dalgaların enerji toplamaları da artacak. Yansıma yapacak.
    (Yalnız Doppler etkisinden daha önce bahsetmemiştim. İlk çalışmamda vardı, sadece. Sonra görmezden geldim. Ama bugünlerde, hızlanana nesneler için onunda sistemin bir parçası olabileceğini düşünüyorum.)

    Yani bir anlamda, hızlandıkça kendisine ördüğü duvar da engelleyici duvarda güçlenecek. Bunun bir denge noktası var ise, bu denge noktası aşılmaz sınırda olmalı.

  • 0
    @burtay hocam;
    foton ''c'' hızında gidiyor ama taşıdığı enerji sonsuz değil...
    bence sorun kütlenin uzay-zamanda çökmesi...foton çökme yapmadığı için ''c'' hızında gidiyor...
    çöken uzay-zamanda kütleyi bir nevi frenliyor gibi...
    şöyle örnek verirsem 30cm derinliğindeki su içinde mi daha hızlı hareket ederiz yoksa 5 cm derinliğindeki suda mı_?
    bilinenlerin aksine benim görüşüm kütleli bir enerji formu uzay-zamanda yaptığı çökmeden dolayı asla ışık hızına ulaşamaz...çünkü büktüğü uzay-zaman fren görevi görüyor...
  • 0
    Burtay Bry ivmeli bir hareketle bir maddenin isik hizina cikmasindan bahsediyor.Foton hizlanmdan, direk c hizinda salinir yani dogar.Bu nedenle de bir enerji artisina gerek duymax
    Morgan Frei 10 Mayıs 2017
  • 0
    ve aynen burtay hocam ışık hızına çıkmanın tek şartı sonsuz enerji değil...gizem uzay-zaman dokusunun ta kendisinde yatıyor...
  • 0
    @Morgan Frei; doğru yazıyorsunuz da, sistemin azizliğinden yorum sıralaması değiştiği için biraz farklı algılanmış gibiyiz. Aslında son cevap benim ki idi... :-)

    Ama sorgunuzdan sonra aklıma iki soru geldi. Bunları da konuyu ele alırken değerlendirmek gerekir gibi...

    Basit mantıkla yola çıkarsak; Hız için kuvvet gerekir. Kuvvet içinde enerji.
    Şimdi fotonun çeşitli ortamlarda enerji kaybedebildiğini de biliyoruz. Yani enerji, fotona zimmetli ve sürekli değil. Ayrıca Foton'un sürekli aynı hızda olması için bir enerji sarfı gerekiyor. Bu durumda fotonun kütlesiz olması önemli değil. Foton enerji alıp verebildiğine göre, momentumu da benzer bir iş (enerji depolama-aktarma) görüyor.

    O zaman sorular; Foton niye C hızında doğuyor? Ve bu hızı, nasıl tüm enerji seviyelerinde koruyor? olmalı. (Gerçi cevaplarını kendimce yukarıda yazdım ama başka görüşler ve bilgilerde konuyu zenginleştirecektir.)
  • 0
    @Karanlık Profil, dün gece yattıktan sonra karadelikler konusuna bakıyordum. Kütlenin bilgisinin karadelik yüzey alanına iki boyutlu olarak yansıması -kaydedilmesi esnasında aklıma bir düşünce geldi. (Fikir henüz taze ve varsayımıma uygulamadım.)
    Yukarıda tartıştığımız yaklaşıma göre, 1 veya 2 "uzamsal" boyutlu enerji öbekleri uzay-dokusuna batmıyor. Işık hızında harekette, üstelik istemsiz olarak, serbestler.
    Üçüncü uzamsal boyut olunca işler değişiyor.
    Bu durumda şöyle bir varsayıma ulaştım. Benzetme ile 2 boyutlu enerji alanları deniz yüzeyinde gezinen bir çarşaf gibiler. Bu iki boyuta "dik" bir boyut eklediğimizde, bu üçüncü uzamsal boyut , her durumda deniz dokusuna dik oluyor. Ve çarşafı (karadelik örneği gibi) 3 boyutlu bir şekil arz etmeye, zorluyor.
    Yani kütlenin uzay-zaman dokusuyla etkileşimde olan kısmı, sadece tek bir boyut.

    Eğer denizde dalga var ise bu batık kısım dirence sebep oluyor. Eğer kütle hızlandırılırsa, bu batık kısımın maruz kaldığı direnç artıyor.

    Yorumunuz, önerileriniz ve (herkesin) eleştirileri ?
  • 0
    @burtay hocam;
    karadelik yüzeyi derken sanırım olay ufkunu kastediyorsunuz...
    karadeliklerde olay ufkundan sonra bükülme (çökme) o kadar şiddetli ki derinlik boyutu ile en ve boy boyutlarından biri derinlik boyutuyla çakışıyor...
    bu yüzden 3 boyutlu hiçbir cisim doğrudan olay ufkunu geçemez...olay ufkundan geçen sadece enerji olur...kütlenin oluşum bilgisi olay ufkunda kalır...(dediğiniz üzere) lakin enerji boyutsuz olduğundan doğrudan olay ufkunu geçerek tekilliğe doğru iner...
    kütlenin dediğiniz gibi uzay-zaman dokusunda etkileşimde olduğu boyut derinlik boyutu ile zaman boyutudur...(zaman ın uzaysal boyut mu yoksa soyut boyut mu olduğu hala tartışılıyor)

    boyumuz 1.80 olsun iki tane havuz var bunların derinliği 2 metre ile 4 metre olsun...
    2 metre derinlikteki havuzun zemininde 4 metre dekine oranla daha hızlı hareket ederiz...çünkü üzerimize binen güç-kuvvet-basınç 4 metredekine oranla daha azdır...
    işte ışıkta bu havuzun yüzeyindedir...yüzeyinde olduğu için de ''c'' hızıyla hareket eder...

  • 0
    Teşekkür ederim. Ancak cevap düşündüğümden farklı ...
    Kast ettiğim yüzey, karadelik olay ufku değil. Daha geniş çerçevesinde tüm uzay dokusunu ele alacak şekilde olmalı.
    Burada beni kısıtlayan şey, 3 uzamsal boyutlu bakış ve algı alışkanlığım...
    Uzayın herhangi bir yerinde yüzey nasıl olur?
    Ya da başka bir deyişle, sudaki balık için yüzey neresidir? Neyi temsil eder? (Su dışındaki balığın öleceği bölgeyle olan sathı ele almadan,)

    Çünkü uzay-zaman dokusu her yerde ve neredeyse tam homojen. Bu homojenlik içinde, bir nesne enerji yoğunluğuna göre batıyorsa, neye göre ve nasıl batıyor?
    Bu bakışta çok ciddi eksiğim var. Biraz okumalıyım...
    Aklınıza bir fikir gelirse paylaşırsanız, okurum. Sevinirim.
  • 0
    Galiba cevaba yaklaştım. Sanırım Necmi Bey'in ifade ettiği gibi; "hareket" , "ivme" anahtar.
  • 0
    Bence fotonlar saf enerjili parcaciklari, bu "enerji parcaciklari" direk olarak enerji olarak doguyorlar.Kutleleri olmadigi icin bir ivmelenme hareketi olmuyor.Evrenin limit hizina erismek icin ,hizlanmalarini saglayacak bir kuvvete ihtiyac duymuyorlar .enerji ile madde arasindaki cizgiler.
    Morgan Frei 11 Mayıs 2017
  • 0
    Karanlik Profil, varliklari kanitlanan gluonlar , ve henuz kanitlanmayan gravitonlar da kutlesiz degiller mi ?
    Morgan Frei 12 Mayıs 2017
  • 0
    linkteki video ışık hızına ve bu konuya farklı bir bakış kazandırabilir

    https://www.youtube.com/watch?v=msVuCEs8Ydo&t=583s
    venividi 11 Mayıs 2017
  • 0
    Ya da başka tabirle parçacıklara kütlesini veren şey nedir olarak da sorabilirmişsiniz. Bu konuda yapılan çalışmaları anlamak bile başlı başına bir fizik eğitimi gerektirmekte ve benim bu soruya verebilecek bir cevabım yok. Kütleli enerji formu olarak ele aldığımız maddeyi ise bence aslında ışık hızında hareket eden kütlesiz parçacıklardan oluşan bir sistem olarak ele almamız gerekir. Bir atom içerisinde klasik anlamda kütleyi aradığımızda %1 lik paya sahip olan parçacıkların kendi kütlesini bulabiliyoruz sadece. Geriye kalan ise bildiğiniz gibi kısaca kinetik enerji ve bağ enerjisinin ışık hızının karesine bölünmüş kısmı. Bu potansiyel enerji yoğunluğu da foton kutusu gibi harekete ışık hızındaki etkileşimlerle, net kuvvet dengesinin bozulması sonucu '' eylemsizlik'' olarak yanıt veriyor.

    Bu açıdan tüm hareket ve ivme ilişkisine cevap vermek gerçekten kolay gibi görünüyor fakat parçacık boyutunda kütlenin yorumu bununla nasıl birleştirilir bilmiyorum.

    Bu arada kütlesi olmayan parçacıklar da kütleçekim kuvveti yayabilir ya da sizin tabirinizle çökebir. Tek bir fotonda olduğu gibi. http://inspirehep.net/record/61172
    Vide supra 12 Mayıs 2017
  • 0
    @vide supra;
    bildiğim kütlesiz tek parçacık foton var...
    ama linke baktığımda o zaman bu olaya kütle çekimi diyemeyiz :)
  • 0
    @Morgan Frei, yazdıklarınızın büyük bir kısmı zaten tartışılmayacak kadar geçerli . ancak soruya cevap sayılmaz gibi, evrenin limit hızına ivmelenmeleri gerekmiyor evet, tamam ama...
    Eğer ortada bir kuvvet ve ihtiyacı yok ise, niye hareket ediyorlar o zaman? Onları oluşumlarından sonra bir anda bu hıza ulaşmalarını sağlayan ve durmalarını engelleyen şey ne?
    Belki verdiğiniz cevap doğru ve yeterlidir. Bilemiyorum. Ama şüpheli geliyor bana...
    Elimdeki bir kg demir de olsa, aynı hacimde balon da olsa, eğer onu ileri iten bir "neden" yok ise hareket etmezler. Evet, kütleliyi itmek için ivme vasıtasıyla kuvvet aktarmamaız gerekiyor.
    Peki foton da, aynı soruyu değiştirip aynı şeyi diğer açıdan sıorarsak , "Niye durmuyorlar?"

    @venivdi; açıkçası pek işime yaramadı çok yüzeysel kaldı. Ama yine de çok teşekkür ederim.

    @ Vide Supra, yazıyı indiremedim. (Açıkçası ödemeye yapmaya da niyetim yok.:-(
    Giriş, abstract kısmından anladığım "doğrusal alan denklemleri" ile sıfır kütleli parçacığın hareket yönüne dik düzlem üzerinde oluştuğunu gösteren bir çalışma. Yine anladığım kadarı ile (yapılan bazı atıflar linkinden) karadeliklerde kütlesini yitiren ve tekilleşen parçacıkların durumunu ele almış. (Enerjinin, uzay-zaman dokusuna etkisi gibi algıladım)
    Sanırım kast edilen kütlesiz parçacık, fotondan ziyade bir tekil parça... Ama yazıyı indirdiyseniz, gmail adresime (isimsoyisim) yolayabilirseniz, okumak isterim.

    Diğer yazdıklarınıza gelince, Evet haklısınız tüm katı madde %1'lik bir yekün tutuyor ve kalanı enerji...
    Sizin foton kutunuzdan sonra, şu mutlak sıfır deneylerine biraz daha bakınca, aklıma bir düşünce deneyi geldi.
    a) Gece elinizde ufak bir ışık kaynağını bir ipe bağlayıp
    1) Önce salladığımız düşünelim.
    2) Sonra hızını artıralım ve çember yaparak çevirdiğimizi düşünelim.
    3) Daha sonra bu çemberleşme hızını artıralım.
    4) Hızımız iyice artınca ipi, bir yarım kürenin yüzeyini sırayla (eski tüplü televizyonların, elektron tabancalarının ekranı taraması gibi) tarayacak şekilde hareket ettirdiğimizi düşünelim. (Aslında merkezde olduğumuz için tam küre olacak ya fark etmez)

    Uzaktan bakan bir gözlemci her olası durumda "Ne görür?" " Ne saptar?"
    :-)
    b) Foton kutusuna gelince.
    Aynı ışık kaynağını bir ipe değilde bir lastiğe bağladığımızı düşünelim. Ve ışık sadece lastik gerildiğinde yansın. (Lastiğin gene de bir uzama limiti olsun.)
    1) Işık kaynağını doğrusal bir düzlemde sağa sola titreştirdiğimizde
    2) Çember yapacak şekilde bir merkez ve bir düzlem üzerinde titreştirdiğimizde
    3) Küre yapacak şekilde titreştirdiğimizde
    "Uzaktaki gözlemci ne görür, ne saptar?" :-)

    Sanırım mutlak sıfıra inince, kütleli parçacıkların (elektron bulutu gibi) dalgasal bir yapıya geçmelerinde bu ip ya da lastikle temsil edilen enerjinin düşmesi veya kaybolması neden oluyor.
    Öyle ise sorum; Bu ip ya da lastik nereden geliyor? (Yani bu gerilime neden olan şey ne?)

    Sorularım şahıslarınıza veya hatta herhangi bir kişiye değil. Anlamsız ve saçma da olabilirler, sadece aklımdan geçen sorular.

  • 0
    @vide supra gluonları biliyorum ama onlar serbest halde evrende bulunmuyorlar ve bir ivmeleri söz konusu değil...2 kuark arasındaki yapıştırıcı gibi...zaten isim anlamıda orada geliyor...
    graviton konusuna gelince ; graviton adlı ''teorik'' parçacıcığının olmadığını düşünenlerdenim...
    diğer kuvvetlerin aksine kütle çekiminin etkileşimi uzay-zaman dokusunun kendi işleyişi ile ilgili olduğunu düşünüyorum...
  • 0
    @morgan frei;
    hocam kusuruma bakma dalgınlığa denk geldim seni vide supra ile karıştırdım...vide supra ile başlayan yorumlarım sana :)
  • 0
    Burtay Bey, bence demistim, fotonlar enerji parcaciklari.Onlari enerji gibi dusundugunuz an, bir tepkiye ugradiklari an durmaz ama yok olurlar.Oldukca hipotezvari bile olmasa da, dusuncem bu enerjinin parcacik gibi davranmaya calismasi,ama olmayan bit kutleyi "yokolana kadar" yani bir tepkiye ugrayana kadar itmesine yolaciyor.Bir tur "bug" .Dedigim gibi dusuncem bu.
    Morgan Frei 12 Mayıs 2017
  • 0
    @Morgan Frei; düşüncenizin geçerliliğini değerlendirecek düzeyde ve yetkinlikte değilim ama gerekçelerinizi sorgulayarak. daha iyi anlayabileceğimi ve kendime belki de ders çıkartabileceğimi umuyorum.
    "Bug" teriminden kastınız ne? Biraz daha açabilir misiniz?

    Fotonu zaten enerji olarak ele alıyorum. Daha doğrusu bir boyut üzerinde titreşen enerji paketçiği... Bir engelle karşılaşınca, bu titreşiminde sakladığı enerjiyi aktararak varlığı son buluyor.

    Bütün bunlar fotonun ölümsüzlüğünün sınırlı ve şartlara bağımlı olduğunu kanıtlıyor.
    Ama bu davranışın-eğilimin kökenini neye bağladığınızı ve bunu hangi gerekçelere dayandırdığınızı anlamaya çalışıyorum? O yüzden ısrarla tekrarlıyorum .Kusuruma bakmayın.
  • 0
    Istediginiz gibi israr edin, benim icin asla sorun olmaz Burtay Bey.



    Simdi "sifir" herhangibir kutle, uzay boslugundaki herhangibir nokta olabilir, ama o noktada "enerji" de yoksa, o zaman sifir kutlenin pratik hayatta bizim icin degeri yoktur.
    Ama foton yaratildigi anda "enerji" ile ise basliyor.E kutlemiz de yok, direk limitle ise basliyor "c"

    herhangibir tepkimede iki sansi var. Ya enerjisini tamamen kaybeder ve yok olur ( cunku kutlesiz ve enerjisiz uzaydaki nokta ornegine doner) , ya da azicik bir enerji kirintisi bile kalmissa, "kutlesiz" ve "c" hizinda yoluna devam eder.

    Bu yonelimin kaynagi, diger yonelimlerin kaynaklarindan farksiz.

    Bir olusum, ya pozitif kutlelidir ve isik hizi altindaki seviyede kalir.
    Ya sifir kutlelidir ve sansi yoktur, enerji sahibiyse yokolana kadar "c" de kalir.
    Ya da bildigimiz olustugu anda isik hizinin ustundedir.(evet, asla gozlemleyemeyecegimiz takyonlara inaniyorum).
    Morgan Frei 13 Mayıs 2017
  • 0
    @burtay bey makaleyi bilgisayarım bozulduğundan dolayı ben de okuyamadım aslında. Elime geçen ilk fırsatta ücretsiz olarak indirip paylaşacağım.
    http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/0550321385905255
    https://arxiv.org/abs/1204.0744
    https://www.google.com.tr/amp/s/profmattstrassler.com/2012/10/15/why-the-higgs-and-gravity-are-unrelated/amp/

    Aslında bu konularda düşünülen şeyleri örneklerle konuşmak zorlama da olsa daha iyi olabilir. Burtay bey örneğinizi anlamaya çalışıyorum fakat değinmek istediğiniz noktayı tam yakalayamadım galiba. Ama okurken aklıma bir soru takıldı.

    İki mükemmel yansıtıcı, kütlesiz ve paralel levhalar arasında bir fotonun sürekli yansıdığını düşünün. Ya da bir ışık hüzmesi de olabilir tam paralel oldukları sürece. Bu sistemi çarpışma doğrultusunda hızlandırmaya başladığımızda sistemin harekete tepkisi olur mu? Sistemi bu sefer çarpışma doğrultusuna dik şekilde hızlandırırsak harekete nasıl yanıt verir?
    Vide supra 13 Mayıs 2017
  • 0
    @Morgan Frei ; teşekkür ederim
    @ Vide Supra, linkler için teşekkürler. ( Daha açmadım bile ama bakacağım)
    Verdiğim iki örnekte, titreşimin kendisine bir alan oluşturarak, nasıl katı kütleli gözükeceğini betimliyordu. Hareket yetience hızlı ise gördüğümüz şey aslında varolandan çok farklı olabilir anlamında.

    Sorunuz da (bana da oluyor) "çarpışma doğrultusu" nun vektörü-yönü eksik kalmış.
    Bence; Eğer fotonun hareket doğrultusunda ise, "foton için" bir şey değişmez ama sistem momentumu artar sanırım. 2 ayna arası mesafe kısalır. Fotonun frekansı artar (ama o aynı sürede yolu aldığını hesaplar). Hızlanmadan kaynaklanan ek enerji buraya depolanır.

    Fotonun hareketine dik ise, işte bunu bilemiyorum. Sistem olarak enerjiyi depolamaları lazım ama
    tam yansıma söz konusu ise aynalara hiç enerji aktarılmıyor demektir. Yani titreşmiyorlar gibi... Bilemiyorum.
  • 0
    Ben de kütlenin temeli üzerine bir anlam çıkarabilmek amacıyla düşünmüştüm örneği. Eksik kısımda haklısınız ama zaten doğru düşünmüşsünüz, fotonların momentumlarını aynalara aktardıkları zıt vektörlerin doğrultusuna paralel veya dik olduğu durum olarak belirtmiş olayım.

    Gözlem olarak değil, daha çok bu sistemi hızlandırmak için bir kuvvet gerekip gerekmediğini, yani kütleye sahip olup olmadığını düşünmekteydim. Sistem hareketsiz durumdayken net momentum sıfır olmalı yani iki ayna yüzeyine etki eden fotonların momentum vektörleri birbirlerini sıfırlamalı. Sistemi çarpışma vektörlerine paralel (fotonların hareket doğrultusunda) şekilde hızlandırdığımızda arkadaki ayna, gelen fotonlara doğru ilerlediğinden ve öndeki ayna da uzaklaştığından dolayı bu foton etkileşimlerinin net momentumunu bozmuş olacağız. Bunun sonucunda sistem harekete eylemsizlikle cevap vermeli, bu da kütlesi olan başka cisimlerden farklı olmadığını anlamına geliyor.

    Fakat foton hareketine dik şekilde hızlandırdığımızda net momentum değişmemeli. Yani sistem kütlesiz gibi davranmalı. Buraya kadar doğru düşünüyorsam eğer bu sefer sistemin kütlesi sanki sadece iki boyutta geçerliliğini koruyormuş gibi davranıyor. Ki bu da kendi içinde tutarsız çünkü sistemin ilk durumda kütlesi varsa eğer bu kütle hareketten bağımsız şekilde 3 boyutta varlığını koruması gerekmez mi?

    https://m.youtube.com/watch?list=PLsPUh22kYmNCLrXgf8e6nC_xEzxdx4nmY&v=gSKzgpt4HBU kütlenin kökeni şeklinde 6 videoluk bir listesi bulunmakta bu kanalın. Başka yerlerde bu düşünce deneyinin benzerleriyle karşılaşsamda bu videodaki kadar açık ve hatta iddialı bir açıklama bulamadım.
    Vide supra 15 Mayıs 2017
  • 0
    @Vide Supra, " Fakat foton hareketine....gerekmez mi?"
    Bu paragrafınız bana, "spin" konusunu çağrıştırdı?
  • 0
    @Burtay Mutlu spin konusunda maalesef yeterli bilgim yok. Farkında olmadan benzer bilgilerden bahsetmiş olabilirim belki.
    Vide supra 16 Mayıs 2017
  • 0
    Hareket durumunda; "...tutarsız çünkü İlk durumda kütlesi var ise ikinci durumda da "aynı" kütlesi olması gerekmez mi şeklinde bir sorgunuz var.
    Yani olması gerekenin, olandan farklı olabileceğini düşünüyorsunuz gibi geldi. O yüzden bağlantı kurdum.

    Şöyle ki, bu sisteminiz iki ayna değilde aynı maddeden mükemmel bir küre içinde olsaydı (?)
    Bana göre içindeki fotonun hareket vektörü ile kürenin hareket vektörleri üst üste olduğu zamanlardaki kütle değeri ile içindeki fotonun başka yönlere yaptığı titreşmelerde kütleleri farklı olmalı.
    Yani titreşimin yönü ve harekete olan açısı, nesnenin kütlesini etkiliyor. Spin olarak bu duruşunu kast ettim. Duruş pozisyonu değişmediği sürece, kütle değişmez, pozisyon değişince, kütle değişir şeklinde...


  • 0
    Evet, bu örnek üzerinden konuşursak kütlenin fotonun yansıma/hareket yönüne bağımlı bir değişkenmiş gibi görünmesi olmaması gereken bir durum gibi görünüyor.

    Mükemmel küre içerisindeki foton da bilemediğimiz kendi hareket olasılıkları içerisinde bir şekilde kürenin davranışını değiştirebiliyormuş gibi görünüyor.

    Asıl düşünce deneyi aşırı miktarda fotonun bir kutuya kapatılmasıydı ve bu açıdan fotonların kutu ile olan etkileşimleri neredeyse sonsuz sayıda ve kutunun tüm yüzeyine eşit dağılacak şekildeydi. Kutu, aynı zamanda sonsuz titreşim doğrultusu barındırdığından dolayı kutuya etki eden kuvvet yönü ile kutunun kütlesi arasında bir ilişki kurmak anlamsız kalıyor. Bu açıdan iki ayna ve doğrultusu belirli bir foton üzerinden düşünmüştüm fakat sizin küre örneğiniz de fotonu schrodinger kedisi durumuna getirmiş olabilir.
    Vide supra 17 Mayıs 2017
  • 0
    Çok sayıda foton yerine tek bir fotonda olsa, eğer fotonun tarama hızı (frekansı) yüksek ise, çok sayıda fotonun yaptığı iş gibi, aynı zaman diliminde çok sayıda noktayı tarayarak, dışarıdan bir bütünmüş algılanırdı.

    Çok sayıda foton bir arada ise, iki olasılık var. Ya uzayın tamamen boşluk olması-ki bu fikre katılmıyordum- ya da akışkan olması.
    Eğer uzay-zaman dokusunun akışkan bir özelliği var ise, fotonların gruplaşarak, toplu ve aynı yönlü hareket eden gruplara bölüneceğini düşünüyorum. Çünkü başlangıçta 3-4 fotonun oluşturduğu düşük basınç alanı, diğer fotonlarıda aynı güzergaha sokacaktır.
    Yine de tüm fotonların tek parça olması çok çok uzun zaman almalı. Çünkü çok fazla olasılık var. Bunlar ancak zamanla azalabilir.
    Küre çünkü, küp biçiminde bir yapıda köşegenler arası hareket eden fotonun alacağı yol daha fazla olurdu.

    Sizin örneğiniz bana her açıdan temel parçacığın durumunu hatırlatıyor.
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap