• +1

    Zaman nedir ? Eğer evren sonsuz ise ; sonsuz evreni sonsuz bir periyoda sığdırmak mümkün müdür ? Zaman, big bang ile mi başlamıştır yoksa tam tersi midir ?

  • +2
    Kendime ve bu platforma bu soruyu çok sormuşumdur fakat nedense bir önceki soruşumdan bu yana daha büyük bir arzu ile sorasım geliyor bu soruyu. Zamanı biyolojik , fiziksel ve algısal perspektiflerden inceleceyen ingilizce ve türkçe makaleler okuyan ve okudukça hiçbir şey bilmediğinin farkında olan bir zihin olarak sizden '' zaman nedir ? '' sorusuna kendi bakış açınızdan ve özgünlüğünüzden cevaplar bekliyorum .
  • 0
    Zaman Nedir Sorusuna Cevap Verebilicek Kadar Yürekli Olmadıgım İçin
    Big Bang ile mi Başlamıştır Yoksa Tam Tersi ilemi Sorusunu Cevaplıyacağım.

    İlk Önce -Tüm Konuyu Anlamlandırmak İçin 2 Soruyu Sormak Gerekiyor
    Evren Nasıl Başladı?
    -Big Bang
    Evren Nasıl Bitiyor?
    -Big Bang

    Yani Çok Yuğun Bir Maddenin Genişlemesi İle Başlıyıp
    Genişleyen Maddenin Tekrar Merkeze Çekilip Yoğunlaştıgını
    Ve Tekrar Genişlediğini Düşünüyorum

    Tabi Farklı Görüşlerde Olabilir...
    Hakan K 28 Mart 2017
  • 0
    kemal Bey, eger evren bir big bang ile biterse, o zaman entropinin evrenin omrunun sonlarina dogru azalmasi ve nihai son sifirlanmasi gerekirdi.
    Morgan Frei 28 Mart 2017
  • 0
    bilebildiğimiz evren sonsuzdur. yani biz hala sonunu bulamadık. şöyle düşün; birkaç asır önce insanlar dünyayı düz sanıyordu. keşfetmeye devam ediyoruz. bigbang denen olay ise büyük bir kütlenin patlaması. o patlama öncesinde de bir mevcudiyet vardı. ve onun da geçirdiği bir zaman var. zaman ise sadece bir ölçü birimi.
    halit yağlıoğlu 28 Mart 2017
  • 0
    İlk paragraf soruma pasif ve temkinli bir cevap olmuş . İkinci parağraf % 90 özgün ve spesifik fikirleriniz ile oluşmuş ve bu paragrafta ki sözler ilgimi çekti. Üçüncü parağraf ise başka sorulara kapı açtı zihnimde. Teşekkürler farklı ve özgün fikirleriniz için. (:
  • 0
    Bu arada uzay sonsuz değildir diye düşünmek gayet doğal. Big Bang olmadan önce de uzayın kendine has bir kütlesi de vardı. Bu patlamayla işin içine sadece somut ve ve elle tutulabilir bir madde oluştuğu kanısındayız. Bunu da hesaba katmak yol açar inşallah
    abdullah başaran 01 Nisan 2017
  • 0
    Zaman bana kalırsa bir taşıyıcıdır. Necmi Tüfek beye katılıyorum ki tek bir tanımının olmadığı ve zamanın tek düze anlatılacak veya algılanacak bir şey olmamasıdır. Taşıyıcı dedim önüne ne geliyorsa onu taşıyor. Bir dalgalanmaya tabi olarak ancak taşıması için sizin onun eşik değeri diye tabi edebildiğim bir enerji seviyesine çıkmanız gerekiyor. Burada ki enerji seviyeleri evrene göre farklılık gösteriyor. Biz dünyaya tabiyiz ve dünyada ki zamanın sürüklenme sindeyiz. Dünya dönüyor çünkü potansiyel olan enerji kinetik duruma geçmiş. Foton dalgalanma gibi bir özelliği var çünkü ( Pek değerli Burtay Mutlu beyin kulağı çınlasın:) ) zaman bir dalgalanma ve fotonu veya elektronu diyelim üzerinde taşıyor. Yani sörf yapıyor. Bana kalırsa zaman bir vektör görevi üstleniyor. Saygılarımla...
    Kabuto 05 Nisan 2017
  • 0
    Zamanı bütün olarak ele aldığımız zaman, yani bütün bileşenleri ile bakınca zaman bir taşıyıcıya dönüşüyor. Tek başına zaman diye bir şey yoktur. Olsa da bir anlamı yoktur. Necmi Tüfek bey ben böyle düşünüyorum. Bu yüzden bütün bileşenleriyle varsaydım ve bir taşıyıcı olduğunu ve bir yönünün olduğunu düşündüm. Vektörün içinde olduğunu değil vektörün onun içinde onu oluşturan yapının içinde olduğunu düşünüyorum ben.
    Kabuto 06 Nisan 2017
  • 0
    Ve bu durum boyutsal titreşimler oluşturuyor. Ve enerji uzay dokusunda dalgalanım gerçekleştiriyor. Benim düşüncelerim böyle yani soyut ama umarım düşündüklerimi aktara bilmişimdir.
    Kabuto 06 Nisan 2017
  • 0
    Necmi Tüfek, Düşündüklerimi aktarmakta sıkıntı çeken bir insanım. Bileşenlerinden kasıtım aslında enerjinin boyutlara göre davranış biçimi ve nihayetinde oluşturduğu sonuçtaki titreşimleri ve bu durumun sonucunda da dalgalanım'ın gerçekleşmesi. Elbette ki kütle çekime göre değişen bir yapısı var. Ama zamana sabit bir kavram olarak bakmadığımı söylüyorum. Tıpkı bir bileşik deki elementler gibi bileşenlerinin olduğunu ve ona etki eden bir kıstaslar zincirinin olduğunu bu durumların sonucunda zaman kavramının oluştuştuğunu söylüyorum. Bunlardan biri sizinde söylediğiniz gibi ışık hızı. Yani bir enerji. ışık hızı tam olarka 0 noktası yani zamanın evrendeki işlevini durdurduğu ya da duracak kadar azaldığı bir nokta olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zaman da kütle çekim de buna etki ediyor. Yani söylemeye çalıştığım zaman bu kadar etkilenen bir şey ise bir sabit olamaz ve tek başına (element) gibi saf bir şey de olamaz. En az iki durumdan etkilendiğini ve değiştiğini biliyoruz. Yani zaman değişebilen bir kavram ve bunu enerjinin veya enerjiye dönüşen bir maddenin boyutlar arası geçişlerindeki yapmış olduğu titreşimlerin etkisiyle dalgasal bir etki yapmasına neden olduğunu Zamanın bileşenlerinin sırf bu sebepten de dalgasal bir harekete meğilli olduğunu ve öyle davrandığını söylüyorum. Ve üzerinden geçen bir ışığı da elektronu da onu kendi boyutunda ona hiç enerji harcatmadan taşıdığını hatta o dalga üstünde ki fazla enerji ile bir üst boyutta ters orantı olacak şekilde sürterek enerjisini azalttığını kalan enerjisini zaman boyutunda harcamadan dalga üzerinde sörf yaparak gidebildiği noktaya kadar gittiğini savunuyorum :) Çok karmaşık bir yazı olduğu için üzgünüm.
    Kabuto 07 Nisan 2017
  • 0
    Bakınız Necmi Tüfek ben bunlara katılıyorum. Ama sizin beni anladığınızı benimle aynı frekansta düşündüğünüzü sanmıyorum. Bu yazmış olduklarınız. Temel ve doğru olunduğu bilinen türden şeylerdir. Ama neyse ben teşekkür ederim cevapladığınız için. Yine de faydalı olduğunu düşünüyorum.
    Kabuto 08 Nisan 2017
  • 0
    Yalnız zamanın dalga değil demenize katılmıyorum. Çift yarık deneyini iyice düşünmeniz gerektiğini düşünüyorum. Teşekkür ederim.
    Kabuto 08 Nisan 2017
  • 0
    Necmi Tüfek bey lütfen bana kızmayın. :) Ben sizin yazmış olduklarınıza katılıyorum. Okumuş olduklarınıza da saygı duyuyorum. Ancak ben kendimi pek iyi cümleler ile anlatabilen birisi değilimdir. Çift yarık deneyinde ışık hem dalgasal hemde düzgün bir davranışta bulunuyor. Bunun nedeninin zaman dalgası olduğunu düşünüyorum. Yanılıyor olabilirim :) Kesin bir bilgi veya bir kaynaktan da söz etmiyorum sadece benim bildiklerim ve bana düşündürdüklerini yansıtmaya çalışıyorum. Tek yarık da ki tek bir dalga olduğu için kırılma olmuyor. Tek bir elektron atıldığında içinden geçiyor ve karşı duvarda izi oluşuyor. Çift yarık da ise farklı noktalarda düzgün izler oluşuyor. Fizikçiler bir çarpmadan söz ederek bunun oluştuğunu söylüyor ancak bana kalırsa elektronlar hızları sayesinde zaman dalgasına tutunuyorlar ve bu çoklu atışta bu zaman dalgaları ile birlikte kırılıp o perdede ki izleri oluşturduğunu düşünüyorum. Siz bu duruma ne dersiniz yanılıyor muyum? Eğer yanılıyorsam nedenini söyler misiniz? Ve son olarak da zamanın tanımını kendi düşünceleriniz ile olabildiğince net açıklar mısınız? Teşekkür ederim.
    Kabuto 10 Nisan 2017
  • 0
    Necmi Tüfek, değerli yazılarınız için çok teşekkür ederim. Zaman ayırıp kendinizi yoruyorsunuz. Bu benim için çok kıymetli bir durumdur. O yüzden bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu deneyde önemli olan ve araştırılma nedeni olan konu şudur;
    "Foton, hangi yolun açık olduğunu nasıl bilebiliyor?" Buraya gelince işte bu kısmı düşünüyorum. Benim burada ki düşüncem boyutsal algıdır. Bu düşünce bana aittir. Ve bu durumda beynin mantıksız bir davranışa mantık araması çabası olarak bir yanılgıya düştüğünü düşünüyorum. Biz fotonun hangi doğrultuda olduğunu fırlatıcı sayesinde belirliyoruz. Ya bizim algımız sadece böyle görmemizi istiyorsa,beynimiz bizi buna istemsizce yöneltiyorsa. Bana kalırsa foton da boyutsal bir fark var. Ve bu boyutsal olan fark, ışığın (fotonun) çıkarken aldığı hız ile havada ki çarptığı molekül gaz taneciklerine göre değişiyor. Yani her an da ki hızın ve her anda ki etkileşime girdiği havanın bir oranı olduğunu ve bu orana göre boyutsal bir algı oluştuğunu bizim beynimiz de düşünüyorum. Bizim de buradaki algıyı zamana göre farklı bir şekilde algılayıp fark ettiğimizi düşünüyorum. Bir bütünün boyu büyüktür. Onu parçaladıkça bileşenlerine boyu küçülür ve onu oluşturan gerçek küçük özü bulduğumuzda ona baktığımızda bütün de ki ve o küçük öz deki görüntü algı birbirinden çok farklı olur. Bu konuda siz ne söylemek istersiniz. Sizce bu çok ütopik bir durum mu? Böyle bir durumun olması söz konusu olabilir mi? Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Necmi Tüfek bey, Saygılarımla...
    Kabuto 11 Nisan 2017
  • 0
    İşte budur! Necmi Tüfek bey, çok teşekkür ediyorum. Şuan ki haliyle oldukça anlaşılır olduğunu ve bir yol kat ettiğimizi düşünüyorum. Boyutsal algı ve bütünler,parçalar konusuna daha sonra bu bet de veya başka bir bet(sayfa) de ele alırız. Saygılarımla...
    Kabuto 11 Nisan 2017
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap