• 0

    Sürekli dengede olan ve bulunduğu sistem ( referans sistemleri ) içinde kendi varlığını sürdürebilmek için sürekli adapte olabilme yeteneğine sahip bir evren ve türevleri hakkında .

  • 0
    Bu soru yada herhangi sorduğum bir soru hiçbir zaman benim , sizin anlamanızı istediğim anlamda belirmeyecek zihinlerinizde . Bu muhteşem çünkü yaratıcı fikirler her zaman farklılıklardan ortaya çıkar .
    Denge , Kaos , Dengesizlikteki denge , Dengedeki dengesizlik , Adapte olabilme ( Sistemlerdeki maddelerin , çok yoğun ortamdan az yoğun ortama - yüksek enerji orbitalinden az enerji orbitaline geçişi - sıcaktan soğuğa - parçacıkların çok hareket ettiği ortamdan ( Plazma seviyesi ) parçacıkların çok az hareket ettiği ( 0 Kelvin seviyesi ) .

    Bu noktada iki referans almamız gerekiyor diye düşündüm . Parçacık (Madde) ve Sistem (Ortam)
    Ya parçacık , sistemin fiziksel özelliklerine göre FARKI bir hal alıyor yada farkı DAVRANIYOR .
    ( 0 Kelvin - Plazma - Katı - Sıvı - Gaz )
    Ya parçacık , herhangi bir referans sisteminde yada bir ortamda ne yapması gerekeni BİLİYOR .
    Ne yapması gerektiği derken nasıl davranacağı ( dalga-parçacık ) , hareketli-hareketsiz ( fonon )
    gibi parametrelerden bahsediyorum . Bu olasılık bizi maddenin bilinci var mıdır sorusuna götürüyor ve o noktada pek bir fikrim yok .
    Üçüncü olasılık olarak ise olaya sistem - parçacık ikilisi olarak değil de temeldeki bir şeyin farklı halleri olarak bakmak .
    Tümevarım ve Tümdengelim bakış açıları birinci olasılığa yakın akıl yürütmeleridir fakat üçüncü ve sonsuz olasılıklar için zihnimiz yeterince gelişmiş değil gibi görünüyor . Sonuç olarak sorduğum soru hangi olasılık ile daha sağlam , mantıklı , kabul edilebilir açıklanabilir ? ( 1 -2 - 3 - veya sizin olasılığınız . )
  • 0
    Zihnimde kalmasın şunu da sorayım : Kuarkların , elektronun , atomun bir DNA ' sı var mıdır ?
  • 0
    :-) Öncelikle, anahtar kelime yazarken, kelimeleri tek tek yazmanızın önemli olduğunu belirteyim. Fizikist tartışma sayfasında daha önce kullanılmış anahtar kelimelere göre sınıflandırma yapılıyor.
    Yani "evren" kelimesini ayrı yazarak belirtince ve bu anahtar kelimeye tıklayınca, bu konuda evren kelimesini anahtar kelime olarak kulanmış tüm başlıklar listeleniyor.
    Bu da bir konuda araştırma yapanlar için toplu kaynak sağlıyor.
  • 0
    Evrenin varoluş öncesinde homojen ve çok düzenli olduğunu biliyoruz. En azından fizikçiler böyle olması gerektiğini söylüyorlar. Sonra bu düzenli yapının nasıl bu kadar büyük ve muazzam bir düzensizliğe (?) nasıl dönüştüğü sorgulanıyor.

    Bildiğimiz tüm haller aslında enerjinin farklı durumlardaki yoğunlaşmalarını ve tepkilerini ifade ediyor.
    Bizler enerjiyi "iş yapmak" için kullandığımızdan ve ölçümlediğimizden, ona genel tam bir tanım uyduramamış durumdayız.
    Evet, enerji var ve her yerde farklı şekillerde gözüküyor. Ama kendisi nedir? Nasıl bir şeydir? Bilmiyoruz.
    Sadece enerji2de tek bir temel bilinç var gibi gözüküyor. Tekrar eski dengeli ve homojen yapısına dönem eğilimi. Fakat genişleyen evrende enerji de dağıldığı için, farklı bölgelerde farklı yoğunluklarda toplanıyor.
    Bu durumda enerji ve türevlerinin yapabilecekleri iki şey var.
    İlki homojenleşmek için, çok yoğun ortamdan az yoğun ortama "akmak" yoğunluklar eşitlenene kadar bu akışlar sürüyor.
    Bizlerde bu eğilimden faydalanıyor ve "iş üretiyoruz".
    İkincisi, eğer homojenleşmeyi sağlayacak bir akış ortamı yok ise, denge kurmak. Parçalı küçük birimler halinde dengeli sistemler kurarak, ilk baştaki düzenli durumundaki pozisyonuna ulaşmak.
    Tabii sistemlerde denge kurmak, değişken sayısına göre, kolay değil. Denge noktasını tutturmak için sürekli enerji (alış-verişi) akışı yapması gerekiyor.

    Bizim sistemlerdeki "mükemmel denge" dediğimiz nokta bu akışın duracağı nokta.
    Kaos dediğimiz şey, aslında bir çok değişkenin aynı andaki durumunu ve birbirlerini etkilemesini, etkileşimini ifade ediyor. Değişken sayısı çok fazla olunca, tek tek parçacıkların ve durumlarının hesaplanması yerine, bunlardan oluşan genel olasılık fonksiyonlarının hesaplanması çok daha kolay oluyor. (Hesaplaması gereken değişken sayısı azalmış oluyor.)

    Buradan çıkartabileceğimiz sonuç, 3ncü olasılığınıza daha yakın olduğum. Bunların bir DNA'sı var mı? Olabilir. Maddeyi biz çok küçümsüyoruz. Edilgen olduğu için. Ama vücudumuzun ve zihnimizin önemli bir kısmı bu maddesel yapımızdan mürekkep. Ayna da gördüğümüze göre karar verip, yaşıyoruz. :-)
    Eğer enerjinin temel eğiliminin; "tekrar homojen ve düzenli yapıya dönmek" olduğunu varsayarsak, ondan oluşan, türevi olan tüm parçacıkların ve olgularında aynı eğilime sahip olacağını düşünmek fazla yanlış olmaz gibi...
    Sadece bulundukları konuma ve içeriğie göre farklı yapılar oluşturuyorlar.
    Bence...


  • 0
    maalesef bu konuya cevap verebilecek düzeyde değilim ama başka sorular sormamı mazur görün lütfen. her olay her sistem her kaos mutlaka bir dengeye gelmek zorunda mı? bir kaos dengeye ulaşamadan başka kaoslara neden olabilir mi? yani döngüsel değil de ilerlemeci kendisini tekrar etmeyen başka sistemleri ve başka kaosları doğurabilir mi?? eğer olabilirse nasıl?? ve bunu fiziksel olarak nasıl algılamalıyız nasıl bir yorum yapılabilir. ayrıca asıl soru şu : bir sistemin dengeye geldiğini nasıl anlarız. ayrıca her denge olumlu mudur?? yani istenen denge ve istenmeyen denge şeklinde olaya daha bir ince bakış atmamız doğru bir ayrım olur mu?? burtay mutlu sizde bana başka bir bakış açısı kazandırdınız teşekkürler.
    Hakan Cabbarcan 02 Şubat 2017
  • -1
    kemal(perfection) ın bunun için söylediği bir söz vardı @hakan cabbarcan.
    sistemin en düzensiz hali düzene varmadan ki son adımıdır....buna benzer birşeydi işte...
  • -1
    @karanlık profil , bir şey izlememi önermiştin sanırsam göremedim onu bir daha atıverde bakayım (:
  • 0
    Kaos kelimesinin bize çağrıştırdığı ilk şey, "belirsizlik" , "bilinmezlik" oluyor. Ayrıca Kaos kelimesi bize "hesaplanamaz", "tahmin edilmez" kavramlarını da çağrıştırıyor. Eğer bu tanımlardan, "bilinmezlik" kısmını görmezden gelirsek...

    Biz zamanlar akvaryumculuğa meraklıydım. Kocaman 100 litre bir akvaryumum vardı. Fakat sürekli bakım yapmak ve temizlemek de sıkıcı olmaya başlamıştı.
    Bunun üzerine basit bir sistem tasarladım. Sapanca gölünden yosun, salyangoz ve midye topladım.
    Akvaryumu günde 2,5-3 saat güneş görecek şekilde balkona yerleştirdim. Yosunları dikip, salyangoz ve midyeleri bıraktım. 1 gün sürekli havalandırma ve su süzme ardından, balıkları bıraktım.
    Akvaryum pırıl pırıl ve mükemmeldi. Motoru kapattım. Üstüne su seviyesi düştükçe, su seviyesini koruyacak şekilde 19 litrelik bir şişe bıraktım.
    Akvaryum zamanla yosun yapmaya başladı. Salyangoz sayısı arttı. Yosunlar azaldı. Midye sayısı değişti. Bir gün öyle bir hale geldi ki, akvaryum içi tam bir kaos olmuştu. İçi gözükmeyecek şekilde su bulanmış, camlar yosun yapmış, balıkların bir kısmı ölmüş ve çürümeye başlamıştı.
    Ellemedim. Sadece buharlaşan suyu ekledim.

    Sonra akvaryum suyu duruldu. Zeminde ciddi bir atık birikimi olmuştu. Balık, yosun, midye ve salyangoz artıkları ve ölüleri zemindeydi.
    Ama akvaryumda hala hayat vardı. Sadece balık, yosun, midye ve salyangoz sayısı benim bıraktığımdan farklı oranlardaydı. (Midyeler suyu süzüyor, balıklar akıntı sağlıyor, salyangozlar yosun ve ölü balıkları yiyordu.)
    Sadece su eklemeyi sürdürdüğüm sürece bu yapı bozulmadı. Bir gün dipteki çöpleri temizledim.
    Bir süre sonra akvaryum tekrar bozuldu....

    Her "kapalı sistem" eninde sonunda bir denge noktasında muhakkak durur.

    Tüm sistemler kapalı sistem içi dengeye kavuşmak için sürekli ayarlama yaparlar.
    İçten veya dıştan gelen etkinin sürekliliğine ve miktarına göre ayarlama devam eder. Tüm girdiler sabitleştikten sonra ancak sistem dengeye ulaşabilir.

    Her sistem kaos aşamasında iken; iç veya dış bir etki altında kalırsa-değişiklik yaşarsa , yeni bir denge noktası arayışına başlar.
    (Örneğin güneş sistemimize ay kütlesinde bir gök cismi girip, herhangi bir gezegenin veya güneşin etrafında yörüngeye girse, güneş sistemindeki tüm gezegenlerin konumu ve yörüngesi zamanla değişir. Yeni bir yörünge oluştururlar.)

    Sistemin dengeye gelmesini nasıl anlarız? Aslında anlayamayız. Çünkü hiç bir sistem (etkiye) kapalı değil. İç veya dış sürekli sistemlere girdi girişi veya çıkışı oluyor. Ancak bu denge noktalarına geçici gözüyle bakıp, mümkün olduğunca uzun sürmesini umabiliriz. Ya da bu konuda sürekli sisteme girdi sağlayarak sistemin dengesini korumaya çalışabiliriz.
    Ama eninde sonunda bu sistem muhakkak yeni bir kaos aşamasına girecek ve yeni bir denge noktası oluşturacaktır. Şartlar değişene kadar da bu denge noktasını koruyacaktır.

    Her denge, ne yazık ki "eski bileşenler" için olumlu değildir. Çoğu zaman büyük kayıplar ve değişiklikler olur.
    Örneğin, dünyamızın ekolojik dengesi bozuldu. Ve dengesizlikler artmaya başladı. Ve artık kaçınılması gereken noktayı da aştık. Bunun sebebi bir iç etken, aşırı insan nüfusu ve onun çok daha aşırı tüketimi sonucu oldu.
    Ekonomik sistemlerde de durum benzer. Siyasi yapılarda da...
    Geçmişte toprak sahibi, son 300 yıldır sermaye sahipleri dünya ekonomisine hakimken, siyasi yönetim tarzları da bunların üretim yapılarına göre oldu.
    İçine girdiğimiz dönemle başlayan çağda ise, ekonomik ve siyasi yapıyı, yeni üretim aracı belirleyecek.Bilgi ve bilgi sahipleri.
    Ne yazık ki bu dönem, benim gibi eskiler için bir yıkım... (Gerçi ülkemizde ileriye değil, geçmişe dönük bir siyasal özlem var gibi ama dünyanın üretim yapısı ve ekonomisi buna izin vermez. Yine de bu süreç çok sancılı olacak gibi gözüküyor.)

    Sonuçta ne kadar uğraşırsak uğraşalım, yeni denge noktası hiç bir zaman tam bizim istediğimiz yerde ve kalıcı olmaz. Sadece ona, mümkün olan en yakın olasılıkları güçlendirebiliriz.
    Ve tüm sistemler açık olduğu için (Evrendeki tek kapalı sistem, evrenin kendisi ama o da sürekli genişlediği için o bile sabit kalamıyor) yeni bir denge noktasına ulaşan her sistem, başka bir sisteme girdi ya da çıktı olarak etki ettiği için, onunda yeni denge noktasına arayışına sebep olur.


  • -1
    @perfection face ni mesaj attım....mükemmel bir film...başrolde james mcavoy var...
    24 farklı kişiliği olan bir çoklu kişilik hastasının filmi gizem-gerilim türünde ama bilinç ile ilgili olan kısımları eminim çok ilgini çekecektir....
  • 0
    Teşekkürler cevaplar için .
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

4.644 soru

27.468 cevap

30.153 kullanıcı

Giriş Yap