• 0

    Zaman , ışık hızında mı akar ? Yoksa bu bizim evrenimizin içinde ki nesneler için bir '' boyutsal '' sınır mıdır ? Işık hızına ulaştığımızda ---

    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 30 Ağustos 2016
  • 0
    Teşekkür ederim yorumun için , yararlı oldu . @shibumi
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 30 Ağustos 2016
  • 0
    Işık hızına ulaştığımızda aslında '' uzay-zaman '' boyutunun başlangıç noktası olan noktaya gelmez miyiz ? Boyutları manipüle etmek için ışık hızı bir '' sınır '' değilde bir '' referans '' noktası olamaz mı ?
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 30 Ağustos 2016
  • 0
    bence zaman ışık hızında akar ama tabii kide bunu hissetmeyiz zamanı neden ışık hızında aktığını söylememin sebebi ise sonuçta her şeyin bir mikro ölçüsü vardır yani bunu eğer kolay ölçüde saat dakika saniye salise milisaniye mikrosaniye şeklinde gider ve bence bu durumlarda ışık hızında hareket edebilir fakat bize görünen saat kısmında biz bunu hissetmeyiz ben böyle düşünüyorum belki saçma gelebilir size...
    emir 30 Ağustos 2016
  • 0
    Sorunun, bir önceki konuda kast ettiğiniz soru olduğunu varsayıyorum.

    http://www.fizikist.com/beyin-firtinasi/16957/ ve http://www.fizikist.com/beyin-firtinasi/18423/ adreslerinde bu konuları biraz ele almıştık.
    Zaman elbette ışık hızına bağımlı ama , kendisi ışık hızında akan bir şey değil ki...

    Zaman bir ölçü birimi. Bir süre, bir mesafenin , bir hız alınmasını ifade eden bir süreyi tanımlıyor. Bir değeri ölçümlemeye çalıştığımızda, onu bir olguya bağlamamız gerekir. Işık hızı ile zaman arasında nasıl bir ilişki kuracağız?
    Bu ilişki diğer koşullarla nasıl uyumlu olacak? Bu sorulara en azından eşdeğerli bir yanıt üretmeden, zamanın hızından söz etmek imkansız.
    Elimizde bu konuda çok az veri var. Bunlardan biri -şüphe duymadığımız veri- evrenin genişlemesi var. Üstelik bu genişleme tek yönlü ve süreklilik arz ediyor.
    Bu iki özelliği "zaman" ile benzer nitelikler taşıyor.
    Bu durumda "zaman" ile "evrenin genişlemesi" arasında bir ilişki kurabileceğimi düşündüm.
    Ancak bu ilişkinin tanımlanması için bir hareket, etki, olgu tanımı yapmak gerekiyor.

    Bu şekilde evreni, "düşük enerji yoğunluğu olan bir akışkan" olarak ele aldım. Eğer bir akışkan ise, yoğunluğundan dolayı bir iç basıncı olmalı. Ki dış basınca üstün gelip, genişleyebilsin.
    Bu tür bir genişleme üzerine yapılan çalışmalara bakınca, bunun sürekli bir hareket değil, çok küçük aralıklarla kendini tekrarlayan bir hareket olduğunu öğrendim. Önce bir miktar genişliyor, genişleme yapılan alanda basınç düşüyor, genişleme bu noktada bir yerde duruyor. Ardında bu yeni açılan alana, iç yapıdan aktarım oluyor. Yani yoğunluk eşitlemesi oluyor. Açılan alandaki yoğunluk basıncı, genişlemeyi engelleyen kuvveti aşınca, tekrar bir genişleme hareketi oluyor.
    Sürekli ve kendini tekrar eden bir süreç. Tabii bir de bu genişleme sathındaki doku var. 2 boyutlu bir enerji alanı ki bunu, membrane denilen iki boyutlu bir zar sicim olarak düşündüm.
    Yani evrenimiz, 2 boyutlu bir zar sicimin oluşturduğu 3 boyutlu bir nesne ...
    (Devam edecek...)

    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 30 Ağustos 2016
  • 0
    (Tabii 3 boyutlu nesne derken, bizim algıladığımız şeklini kast ettim. )
    Evrenin bu genişleme aşamalarının bir ölçütü olmalı. Ne kadar hızda, ne kadar mesafe genişliyor gibi ? Buradan da vardığım sonuç, eğer bu genişleme planck ölçütlerinde gelişirse, bizim onu kesintisiz olarak algılayacağımız ve ölçeceğimiz oldu. Çünkü daha küçük bir tanımımız yok. Hatta belki de Planck ölçülerinin kaynağı bile bu olabilir diye düşündüm. Niye Planck ölçeklerinin altında bir mesafe ya da zaman birimi yok ? Niye tanımlanamıyor? (Matematiksel olarak her sayıyı bölebiliriz ama fizik açısından daha küçük birim yok. ) Çünkü evrenin temel birimleri bunlar.

    Şimdi genişlemeye dönersek, evrenin her 1 planck mesafesi genişlemesinde, iç doku yoğunluğunda, ortam yoğunluğunu dengelemek için bir hareketlenme oluyor. Yani bir dalgalanma oluyor. Diğer bir deyişle, evren her genişlediğinde, bu dış zardan iç dokuya bir dalgalanma hareketi oluyor. Dalgalar enerjiyi aktarır. Bir ortama ihtiyaçları vardır. İşte burada evrenin akışkan (düşük yoğunluklu enerji) içeriği imdada yetişiyor. Bu dalgalanmayı evrenin içinde doğru taşıyor. Yalnız, dalgalanmalar planck ölçeklerinde olduğu için, frekansı çok yüksek. 1 saniye de yaklaşık 10 üzeri 40 civarı. (1/ 1 Planck Zamanı)
    Bu dalganın aktarım hızına bakılırsa, 1 planck mesafesini ,1 planck zamanında aldığı hız olması gerekiyor. Ya da tam tersi, 1 planck mesafesini katettiği süre, 1 Planck zamanı.
    Tabii bir de bu dalgaların aktardığı bir enerji olmalı. Bunun C ile ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Ama "nasıl bir ilişki?" tanımlayamıyorum. Ancak bu ilişki ile bu aktarım hızı, bize "ışık hızı sabitini" sağlıyor olmalı.

    Bildiğimiz dalgalar bir merkezden dışarı doğru yayılır. Yayılırken, aktardıkları toplam enerji miktarı düşmez iken, göreceli olarak, birim başına düşen enerji miktarı azalır. Bunun enerji yitimi olarak tanımlıyoruz bazen. ki bence bu yanlış bir yaklaşım. Enerji kaybolmuyor, sadece birim başına yoğunluğu azalıyor.
    Ancak evrenin genişlemesinden kaynaklanan dalgalanma farklı yapıda olmalı. Dış çeperden içeri doğru hareket eden bir dalgalanma da, dalga ilerledikçe birim başına düşen yoğunluk artmalı.
    Ancak bu dalgalar herhangi bir başka yoğunluk ile temas ettiklerinde, geriye yansıtılacakları için, (bazı değişikliklerle) bize nesnenin bir dalgalanma yayan kaynak olduğu şeklinde bir intiba bırakıyor olur.
    https://3.bp.blogspot.com/-nSRtZ904phI/VrSBHBWaxMI/AAAAAAAADo0/4rxQVz7Jjoo/s1600/06-07.gif (Bu ilkel canlandırmada, bu dalgalanmaya maruz kalan bir enerji yoğunluğunun, nasıl spin değişimi ile tepki verdiğini kütle kazandığını simgelemeye çalıştım. Aslında dalgalanma her yönden ama 2 boyutlu ve sadece 4 yönden ele alabildim.)


    Burada soru, eğer dalgalanma ilerledikçe , aktardığı yoğunluk artıyorsa, çok ileri noktalarda neler oluyor? Bu konuda net bir fikrim yok. Bir ihtimal bu dalgalanmanın sadece belli bir aralıktaki enerji topakları üzerinde (kitle kazandırıcı-koruyucu) etkisi olabileceği, ancak bu alanın dışındaki bölgelerde birim başına yoğunluğu farklı olduğu için, kütle oluşumunun olmayabileceği yönünde.
    Belki bu yüzden evrenin sadece 14.7 milyar ışık yıllık yarıçaplı bir hacimini gözlemleyebiliyoruz. Bu mesafenin dışındaki bölgelerde kütle oluşmuyor ya da dağılıyor, parçalanıyor -enerjiye dönüyor olabilir. Tabii üzerinde çok tartışılacak ama hiç bir kesin, net sonuç üretmeyecek bir yaklaşım. Üzerinde durmaya değmez bu yüzden.

    Şimdi sorunuza dönersek; Işık hızı, bu dalgalanma hareketinin hızı olduğu için sabit bir hız.
    Zamanı biz, geçtiğimiz dalga sayısına göre ölçümlüyoruz. https://3.bp.blogspot.com/-4kAa4gNm3VY/Vyh9vQ6GMiI/AAAAAAAAD58/hmitxNY4ob8xcMxUWlCcyRNDJubbZ4g6ACLcB/s320/flowing_time.gif . Ancak iki dalga arası mesafe o kadar az ki, (frekansı o kadar yüksek ki) bunu süreklilik olarak tanımlıyoruz.
    Her bir dalganın hareket hızı da bize ışık hızını verdiği için, zamanı ışık hızıyla bağdaştırabiliyoruz. Ya da en azından hesaplarda bu şekilde çıkıyor sanırım.

    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 30 Ağustos 2016
  • 0
    O kısacak iki dalga boyu arasındaki mesafe '' planck '' mesafesi diyebiliriz o zaman . Kabul edilebilir bir bakış açısı .
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 30 Ağustos 2016
  • 0
    Zaten öyle :-))
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 30 Ağustos 2016
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap