• +1

    Kütle çekimi hem yerdeki bir cismi kaldıran insana karşı koyamayacak kadar zayıf, hem de gezegenleri çekecek kadar güçlü. Bunun sebebi nedir?

    Emin Akben 25 Nisan 2016
  • 0
    sürekli olması
    Osman SarıKülçe 25 Nisan 2016
  • 0
    Kütle çekimini sadece kütlenin nesnek varlığı ile düşünürseniz, sorunuzda haklısınız.
    Ama kütleyi ve kütlenin kütleçekim alanının ikisini birden ele alırsanız sonuç farklı çıkar.

    Öncelikle kütleçekimi bence bir akışkan içindeki basıncın, cisimlere karşı olan tutumu ile alakalı. Akışkan dinamiğine bakarsanız; aynı akışkan içindeki iki nesnenin birbirlerine göre uzaklıklarına göre bu basıncın bir etkisi vardır. Eğer belli bir mesafe altında ise aralarındaki akışkan hızı arttığından, basınç düşer ve nesneler birbirine yaklaşır. aksi halde aynı basınç uzaklaştırır.

    Diğer yandan her nesnenin kitlesine göre bu akışkanda etkilediği bir alan vardır. 3 boyutlu evrende bu hacim ile alakalı iken, 4 boyutluda kütle ile alakalı gözüküyor.
    Bunu şöyle düşünün, bir hortum sadece kendisi mi etkendir, yoksa biçimlendirdiği yakın çevresindeki gücüyle de (momentumu) mi etkilidir? Yani ikisi birden mi yoksa sadece hortum mu?
    Elbette ikisi birden, onları birbirlerinden ayrı düşünemeyiz. Kütle çekimini de de sadece nesne açısından kütle düşünmek, bence benzer bir durum.

    Doğadaki en zayıf kuvvet olmasının (4 ü içinde) açıklamasını, tüm temel kuvvetlerin bir dalga yansımasına bağladım. Tek fark düşündüğüm dalgalar, bir kaynaktan yayılmıyor, tam tersi odaklanıyor yapıdalar. Bu nedenle nesneler küçüldükçe maruz kaldıkları kuvvet artıyor, yansıttıkları da (titreşimleri de) bu güçle orantılı oluyor.
    Mantık olarak alışık olmadığımız ve kabulenmekte zorlandığımız bir düşünce.
    O zaman şöyle bir soru: elimizde 2 metre çapıdna için su dolu bir metal top var. İçinde yüzen çeşitli koordinatlarda parçacıklar var.
    Metala yapacağınız bir vuruş sonucu, metal boyunca yayılan enerji sonunda tireşim olarak suya girecek ve yayılacak.
    Bu titreşimler , yüzen bu parçacıklara ulaştığı zaman durumları nedir? Bu parçacıklardan yansıyna dalgaların durumları nedir?
    (Cevabı ben de kısmen biliyorum. Bu konuda uzman birisi, bilgisini ve görüşünü paylaşsa harika olurdu...)





  • 0
    Kütle çekimini sadece kütlenin nesnel varlığı ile düşünürseniz, sorunuzda haklısınız.
    Ama kütleyi ve onun kütleçekim alanı olarak, ikisini birden ele alırsanız sonuç farklı çıkar.

    Öncelikle kütleçekimi bence; bir akışkan içindeki basıncın, cisimlere karşı olan tutumu ile benzer. Akışkan dinamiğine bakarsanız; aynı akışkan içindeki iki nesnenin birbirlerine olan uzaklıklarına göre, bu basıncın etkisi vardır. Eğer belli bir mesafe altında iseler, aralarındaki akışkan hızı arttığından, basınç düşer ve nesneler birbirine yaklaşır. Aksi halde, aynı basınç onları uzaklaştırır.

    Diğer yandan her nesnenin kitlesine göre, bu akışkanda etkilediği bir alan vardır. 3 boyutlu evrende bu hacim ile alakalı iken, 4 boyutluda kütle ile alakalı gözüküyor.

    Bunu şöyle düşünün, bir hortum sadece kendisi mi etkendir, yoksa biçimlendirdiği yakın çevresindeki gücüyle de (momentumu) mi etkilidir? Yani ikisi birden mi? Yoksa sadece hortum mu?
    Elbette ikisi birden; onları birbirlerinden ayrı düşünemeyiz. Kütle çekiminide, sadece nesne açısından düşünmek, bence benzer bir durum.

    Doğadaki en zayıf kuvvet olmasının (4 ü içinde) açıklamasını, tüm temel kuvvetlerin bir dalga yansımasına bağladım. Tek fark, düşündüğüm dalgalar, bir kaynaktan yayılmıyor, tam tersi odaklanıyor yapıdalar. Bu nedenle, nesneler küçüldükçe maruz kaldıkları kuvvet artıyor, yansıttıkları da (titreşimleri de) bu güçle orantılı oluyor.
    Mantık olarak alışık olmadığımız ve kabulenmekte zorlandığımız bir düşünce.
    O zaman şöyle bir soru var deneyimizde; elimizde 2 metre çapında için su dolu bir metal top var. İçinde çeşitli koordinatlarda yüzen irili ufaklı parçacıklar var.
    Metala yapacağınız bir çekiç darbesi sonucu, metal boyunca yayılan enerji, titreşim olarak suya girecek ve yayılacaktır. Sanırım buraya kadar hemfikiriz.
    Bu titreşimlerin; yüzen bu parçacıklara ulaştığı zamanki durumları nedir? Bu parçacıklardan yansıyan dalgaların durumları nedir?
    (Cevabı ben de kısmen biliyorum. Bu konuda uzman birisi, bilgisini ve görüşünü paylaşsa harika olurdu...)
  • 0
    Buna şu şekilde yaklaşmak gerekir.Kütlenin hacmi ve ağırlığının ona karşı koyacak olan aynı orantıya sahip olunup olunmaması ile ilgilidir.Yani oran-orantı meselesi...Bir taşı yerden kaldıracak olan çekim gücü o taşın hacminden fazla olduğu müddetçe o taş yerinden kaldırılabilir.Yoksa bir taşın kütle çekimi ile gezegenlere etki edemezsiniz.Ancak etki alanı gezegenlerden fazla olan bir kütle çekimi bunu yapabilir.Bu birazda denize attığınız bir taşın batması ve diğer yandan binlerce tonluk gemilerin batmamasıyla benzer şeylerdir
    venom1461 26 Nisan 2016
  • +1
    Kütle çekiminin kuvveti, kütle ile düz orantılıdır, bir cismin kütlesi nekadar artarsa, maruz kaldığı kütle çekimi kuvveti o kadar artar, basitçe anlatmak gerekirse, "kg" cinsinden ağırlığı arttıkça, maruz kaldığı çekim kuvveti de artar ve insanların da karşı gelebileceği çekim kuvvetinin bir sınırı var.
    TC Musa Atalay 26 Nisan 2016
  • 0
    Aslında gezegenlere kadar gitmene gerek yok:) kaldıracağın cismin kütlesi arttıkça kaldırman da zorlaşacak.Kütle çekimi her bir atoma uygulanan bir kuvvettir. yerden bir taş aldığımızı düşünelim, yer çekimi kuvvetini de taşın her atomuyla yer arasında bağlantılı bir ip olarak düşünelim. Taşı alırken bu ipleri koparmaya gücümüz yetebilir, peki yerdeki taş değil de çok büyük bir kaya olursa? ay ile dünya arasındaki iplerin sayısını düşünebiliyor musun?
    Mehmet Ali 27 Nisan 2016
  • 0
    Merhaba... Bir süre internet dışında kalmanın ve nasıl bir bağımlılık olduğunu anlamam gerekti. :-( Oğlumu ve mevcut nesli daha iyi anlıyorum. Çok fazla içli dışlı olmuşum(z)...:-(

    @Necmi Bey, sizin fizik konusundaki bilgi birikiminiz benimkinden hem daha yüksek kalitede, hem de değerlendirme gücünüz daha net. Bu nedenle yanlış bir değerlendirme sayılmaz. Bazen yazdıklarımda, tam kavramını ortaya koyamadıklarımı siz bir iki cümle ile oturtuyorsunuz yerine.
    Ehh... Arada bir farklı bakışlar olması da insan doğası zaten.

    (Geçen bu süre zarfında elimdeki kaynak kitaplardan, kütle çekim konusunda tekrarlar ve notlar yaptım. Bağ-bahçe işi yanında zihinsel bir dinlenme de oldu.)

    Evreni kapalı "bir sistem" olarak algılıyorum. Açık bir alanda, sürekli genişleyen "kapalı bir sistem".

    Farklı olarak; Bu genişlemenin ve genişleme kıyısındaki basınç değişimlerininin evreni ve hatta kütle çekimini ve diğer kuvvetleri şekillendirdiğini düşünüyorum.

    Yani dalgalar, genişleme kıyısından kaynaklanıyor. (Eksi eğimli bu ana dalgaların, yansımaları artı eğimli ve sönümleniyorlar.)

    Evrensel enerjinin kaynağı onlar. Geri kalan her şey, bu dalgaların yansıması. Bu dalgaların enerjisinden "sürekli aldıkları" ödünç enerjiler. (Kütleçekim dalgaları bile bir yansıma, kütleçekimi ise bir düşük basınç alanı)

    Ancak, dalgaların sönümlenmesi konusunda haklısınız. Ve evrenin enerji düzeyininin homojenleşmesi ile yani entropinin durması, enerjinin yoğundan az olduğu ortama akmasının durması ile belirttiğiniz " ısı ölümü" benim için aynı anlama geliyor. Her yer aynı ısıda olunca evren ölecek. (Bunun diğer anlamı, bence evrenin genişlemesininin de durmuş olması demek. Genişlediği sürece, ısı farklılıkları olur diye düşünüyorum.)

    Ancak dalgalarla ilgili ana sorunum (kendi görüşümde); merkeze ulaşan dalgaların durumu ?
    Yani kapalı bir sitem ise ve simetrik bir yapıdaysa, bunun eğimi bir yapı daha doğrusu küresel bir yapıda gibi düşünebiliyorum.
    Bu durumda, bu kadar yüksek enerjiyi merkez çizgide (nokta değil, çizgi) odaklanması gerekir. (Enerjinin bir kısmının madde oluşumuna harcanmış olması , genel durumu çok değiştirmez sanırım)
    İşte burada, ciddi olarak tıkanıyorum.
    Bir bakıma sürekli büyük patlamalar zinciri mi oluyor ? Yoksa buraya ulaşana kadar sönümleniyor mu? Yoksa başka bir olasılık...??? İşte tıkandığım nokta bu.
    (Şimdiye kadar kullandığım Torus fiziksel şekil olarak bu enerji odaklanmasını çözebilir mi ? Emin değilim. Calabi Yau şekillerini kavrayamadığım için, onlar için bir varsayımda da bulunamıyorum)
  • 0
    Evet, anlıyorum. Teşekkür ederim. :-) Güzel bir noktadan bakış ve geliştirmeye değer...
    Dalga fonsiyonları üzerinde çalışıp, bunu özel göreliliğe adapte etmek lazım. Büyük ihtimalle de benzer bakış açıları ve yapılmış çalışmalar vardır.
    Zaten görelilik ve dönüşümler dahil olmak üzere çoğu yaklaşım trigonometrik ilişkilerden faydalanıyor. Ortak noktalara bu çerçevede bakmaya çalışacağım.
    (Ama 25 yıl aradan sonra matematik ve fizik çalışmak açıkçası zor geliyor.)

    Yazdığınız gibi, "ilk başta rededilmeyecek" bir teori bile çok güzel olur...Tekrar teşekkür ederim.




Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap