0

Dersleri düzenlerken bilgilerin kökeni bize ait olmadığı için onların düzenlemeleri esas alınıyor. Bu yüzden seviye olarak fazla gibi görünüyor. İşin özü anlatılmadan hemen teknik ayrıntılara giriliyor ve öğrenciler için çok yorucu ve anlaşılmaz oluyor kanımca. Doğadaki atom altı parçacıkların bir düzene sokulması ihtiyacı sicim teorisini doğurdu. Daha önce bu parçacıklar \"nokta\" parçacık gibi görülüyorlardı. Öyle olunca onları birbirlerinden ayırmak, tasnif etmek olanaksızdı. Sicim teorisi, bu parçacıkların her biri için farklı titreşen sicimler olduğunu bu sayede parçacıkların birer kimlik kazanacağı düşüncesidir. Sicimler, (tek boyutlu) nokta değil, iki boyutludurlar. Plank boyutu civarında oldukları için deneysel olarak tespit edilmeleri şimdilik imkansızdır. Bir sicim, yaptığı \"kıpraşımla\" bir parçacığı temsil eder. Sicimler çok küçüktür ama kıvranan bir sicimin yaptığı en küçük kıpraşımın enerjisi 14 tondur. Yani bir sicimin hareket etmesini, kıvrılmasını sağlamak için 14 tonluk bir kuvvet gerekir. Neden bu rakamı koymuşlar? O boyutta bu enerjiyle yapılan bir hareket bir parçacık yaratılmasına denk bir enerjiye karşılık geldiği için. Parçacıklar çok fazla olduğu için bizim mevcut boyutlarımızda yapılabilecek\"kıpraşım\" şekilleri tüm parçacıkları açıklamaya yetmiyor. E, parçacık sayısını azaltamayacaklarına göre boyut sayısını çoğaltmak yoluna gidildi mecburen. Başta 24 boyut varken yapılan sadeleştirmelerle 10 boyuta indirildi. Dört ayrı denklem sistemi geliştirildi. En son birleştirici ( M ) kuramı geldi ve 11 boyut oldu. Olayın senaryosu bu şekildedir. Ama asıl bu kuramı gündemde tutan mükemmel matematiğidir. İşin yüksek seviyeli kısmı bu denklemleri kavramaktır. Onun için de olayın özünü kavramak gerekir.

Necmi Tüfek 8 yıl önce 0