5 yıl önce

:-) Umduğumdan çok hızlı okumuşsunuz anlaşılan... Yazdıklarınızda haklısınız, bunlar fikirlerim ve bilimsel ispat ve formüllerle destekli değiller. Bir kaç nedeni var. İlki o tür bir yazıyı yapacak alt yapımın ve bilgimin olmayışı. İkincisi hadi diyelim oradan buradan bulduğum kanıtları ki, kullandığım kaynaklardan bolca copy-paste mümkün. Okuyanın ne işine yarayacak? İşin uzmanı olan zaten biliyor. Onların sıkıntısı bilgisizlik değil zaten. Çok fazla biliyor olmak. Uzmanlaşmış olmak. Onların esas sıkıntısı bu: Uzmanlık bazı konularda insanı farklı düşünmekten alıkoyar. Kirli bilgilerle yoldan sapmamak için, hedef dışına pek bakılmaz. Doğrusu bu. Bu bilgiler arasında bağlantılar kurmak için ise, genelde uzmanlık alanlarının dışına çıkmaları ya da en azından farklı uzmanlıkları olanlarla, ortak bir zeminde ortak noktalara bakmaları gerekir. Bu yazıdan benim bir kazancım ya da kaybım yok. Hele zaman kaybı olarak asla görmüyorum. Beni bir yerlere götürmesini ummuyorum ama bu konuda ihtisaslaşan birilerine, bir yerlere ulaşmasında destek olmasını umuyorum. Diliyorum... Diğer yandan bu tür konulara sadece bir şeyler başarmış bilimcilerin yorum yapma hakkını doğru bulmuyorum. Eğer onların kitaplarını okuyorsam, yazdıklarını, paylaştıklarını anlamaya çalışıyorsam ve hatta para ödüyorsam, zaman harcıyorsam, bunu başkası ne düşünüyor öğrenmek için değil, \"ben ne düşünüyorum, düşüncemi nasıl daha iyi geliştirebilirim \" diye yapıyorum. Üstelik dünya da (gelişmiş ülkelerde) bilim , Türkiye\'deki gibi toplumdan kopuk değil ise bunun nedenini, isteyen herkesin bilgiyi yorumlayabilmesine bağlıyorum. Biz de bilim sadece bilimcilere ait olduğu sürece, bilim gelişmeyecek. Bu nedenle yorum hakkını belli kişilere bırakmak doğru değil bence... Yazıyı her ne kadar \"felsefi\" olarak tanımlayıp, bilimsel anlamda kaynak olmayacak şekilde, eleştiriye açmış olsam da , eğer bu konuda ciddi birikiminiz var ise, okudukça fikrinizin değişeceğine inanıyorum. Saygılar... Not1: Eleştiriyi daha çok, \"içeriğini yanlışlama\" açısından bekliyorum, sunuş şeklinden değil. Çünkü yanlışlarken bile bir çok şey öğretme kapasitesine sahip bence...

5 yıl önce

Merhaba... Uzmanlık alanım sosyal bilimlerde.... Kendi işimle ilgili konulara girdiğimde, ciddi sıkıntım. Alışkanlıklarım ve emin olduklarım oluyor. Artık sorgulamadığım ve destek aldığım, kullandığım bilgiler, bakış açıları var. Oysa son 10 yıldır, Net teknolojisi yüzünden, gittikçe yetersiz, kısa vadeli çözümlerle işi sürdüren duruma yaklaşıyorum... Ya yeni yaklaşımları (bir kısmını anlamıyorum) red edeceğim, bildiğim gibi devam edip, o bakış açısı altında bir şeyleri geliştireceğim. Ya da yeni bakış açılarını anlamaya çalışıp, kendime pay çıkartacağım.... Fizik konusu benim için, oğlumun bir (merak) sorusuna tatmin edici cevap verememeyle başladı. (Işık durursa ne olur? Ne anlama gelir?) Şimdi oğlum koca dana oldu, soruyu unuttu....Cevabımı da anlamadı ...5-6 yıl geciktim çünkü... Bu arada gördüm ki, bizim bilimcilerimiz yurt dışında çok başarılı işlere imza atarken, yurt içinde esameleri okunmuyor... (Çok özel koşullardaki bir kaç şanslı hariç) ... Düşüncelerini ifade edemiyorlar. Paylaş(a)mıyorlar. Sadece eleştiri söz konusu olunca sesleri duyuluyor... Niye ? diye sorgulayınca; ülkmizde akademik kariyerin bilimsel eleştiri almamakla (ve bazı durumlarda bazı kişiler için uygun olmakla) ilerleyebildiğini gördüm... Belki yanılıyorum ama dışarıdan gördüğüm bu. Bizimkiler, diğerlerinin ne diyeceğini düşünerek , fikir beyn etmiyorlar. Ettikleri fikirlerde çok özgün olmuyor. İllaki sorgulanamayacak bir dayanaktan destek alıp, sorgulanamaz bir şey üretmeye çalışıyor... Ben de bu çalışmayı yaptım. Mesajım şu; sadece okdukları ile bu sonuçları üreen sıradan bir Türk bunları üretebiliyorsa, bir de bu konuda ihtisaslaşanlar kimbilir neler üretir? Yaptığımın \"hizmet kısmı\" bu... Bu nedenle bizde doğru düzgün bilimsel tartışma bile yok. Sadece bilgi aktarma var. Birileri anlatır. Diğerleri dinler, kendilerine pay çıkartır. Eğer bir yanlış yakalrsa, ön plana çıkma pahasına bunu ortaya koyar, filan...