Yıldızların Çocuklarını Çıplak Gözle Görmek Mümkün Mü?

Yıldızların Çocuklarını Çıplak Gözle Görmek Mümkün Mü?

Uzay 20 Temmuz 2017
Her yıldız bir ömre sahiptir. Doğarlar, yaşarlar ve ölürler. Bir yıldızın ölümü, başka yıldızların doğumunu tetikler. Yıldızlar, füzyon tepkimeleri sayesinde enerjilerini üreterek yaşamlarını sürdürürler. Füzyon tepkimelerinin gerçekleşmesiyle, yıldızlar sahip olduğu hidrojenleri tüketerek helyum, lityum, karbon, oksijen ve periyodik cetveldeki diğer elementlerin oluşumunu sağlarlar.

Füzyon tepkimeleri devam ettikçe, hidrojenleri yavaş yavaş tükenir ve hidrojen bittiğinde helyum atomu ile daha ağır elementler oluşur. Üçlü alfa süreci olarak adlandırılan bu süreç, yakıt depolarını tüketmiş olan yıldızlarda görülür. Hidrojen atomları bittiğinde ve yalnızca helyum atomları kaldığında yıldız, sahip olduğu çekimine dayalı sıkıştırma basıncını yavaş yavaş kaybeder ve merkezi büzülmeye başlar.

Helyum tüketimden sonra gitgide daha ağır elementleri tüketmeye başlayan yıldızın sıcaklığı ve basıncı aşırı derecede yükselmeye başlar. Yıldız genişledikçe daha parlak olur ve yavaş yavaş bir kızıl deve dönüşür. Yıldız, o kadar devasa bir enerjiyle doludur ki bu onun patlamasına (süpernova) ve ölümüne neden olur.

Yıldızın patlamasının ardından, barındırdığı tüm elementler toz ve bulut halinde uzaya yayılır, bu element yığınları nebula bulutsularını oluşturur ve devasa yıldızdan geriye sadece çekirdeği kalır. Füzyon tepkimesinin olmadığı aşırı sıcak haldeki çekirdek, milyonlarca yıl sonra soğuyarak bir siyah cüceye dönüşür. [1]

Süpernova Sonrasında Oluşan Bir Nebula*

Süpernova sonrası, toz halindeki elementlerden oluşan nebula bulutsusu içerisinde bulunan hidrojenin yoğunluğunun artmasıyla, füzyon tepkimeleri gerçekleşir ve kendi enerjisini üreterek bir yıldızın doğumuna neden olur. Füzyon tepkimelerinin gerçekleşmesiyle yıldız büyümeye başlar ve ölümüne kadar olan sürece ulaşana dek bu durum devam eder. Doğumları bu şekilde gerçekleşen yıldızların, ilk oluşumları ise büyük patlamanın ardından oluşan bulutsulardaki füzyon tepkimeleri sayesinde meydana gelmiştir.

Yıldızların ölümüne neden olan süpernova o kadar şiddetli bir patlamaya neden olur ki, toz halindeki elementler uzayda hızla seyahat etmeye başlarlar ve bu seyahatleri sırasında tıpkı etrafa serpilen tohumlar gibi diğer yıldızların, gezegenlerin ve yaşamın oluşumunu tetiklerler.

Canlı ya da cansız bir varlığın kaynağına indiğimizde, bir zamanlar devasa bir yıldızda oluşan elementlerin izine rastlamaktayız ve bir insan vücudunu detaylıca incelediğimizde, her biri milyonlarca yıl önce ölmüş bir yıldızda meydana gelmiş elementleri içerdiğini görmekteyiz. Tüm bu elementler yaşamın birer kaynağıdır.

İnsan Vücudundaki Elementlerin Bir Kısmının Dağılımı**

Ünlü astrofizikçi Carl Sagan; bu durumu şu sözleri ile ifade etmiştir [2].

“DNA’mızdaki nitrojen, dişlerimizdeki kalsiyum, kanımızdaki demir, elmalı turtamızdaki karbonların hepsi ölmüş yıldızlardan geldi, bizler yıldızlardan yapılmayız.”

Cevabı merak edilen soruya dönecek olursak; “Yıldızların çocuklarını çıplak gözle görmek mümkün mü?” Evet, mümkün. Etrafımıza bakmamız yeterli. Bizler yıldızların çocuklarıyız.

“Evrenin kendini tanımasının bir yolu biziz. Varlığımızın bir kısmı, buradan geldiğimizi biliyor. Geri dönmek zorundayız. Ve yapabiliriz, çünkü kozmik içerimizdedir.” -Carl Sagan

Görsel Kaynak
*https://goo.gl/vFXytm
**https://online.science.psu.edu/sites/default/files/chem101/Chem101ElementalBodyLg.jpg

Kapak Görseli
https://www.pixelstalk.net/wp-content/uploads/2016/08/Earth-Milky-Way-Galaxy-Space-Wallpaper.jpg

Kaynaklar
[1] https://www.livescience.com/32828-humans-really-made-stars.html
[2] http://www.goodreads.com/quotes/tag/cosmos

Video Kaynak
https://www.youtube.com/watch?v=PM9CQDlQI0A&t=166s

  FACEBOOK YORUMLARI

  YORUM YAP

Bu içeriğe yorum yapabilmek için lütfen

Giriş Yap

Facebook ile Bağlan

Arkadaşına Gönder