• +1

    Işık hızında biyolojik saatimiz nasıl yavaşlıyor? Biyojolojik yapımız ışık hızında yavaşlarsa ölmez miyiz aksama olmaz mı?

    Buket Gökpınar 29 Ağustos 2016
  • +1
    @ozanşentürk
    Buket Gökpınar 29 Ağustos 2016
  • +1
    uzay-zaman olarak düşünürsek sadece biyolojik yapımız değil ortam yavaşlıyor...
    Doğukan Şimşek 29 Ağustos 2016
  • +1
    50 senelik ömrümüz varsa 50 sene içinde ölürüz, ama dışevrenin zaman akışına göre daha kısa zamanda ölürüz. Dışevrende bize daha hantal, daha uzun ömürlü gözükürdü.. Zaman herşey için sabit akar ama görecelidir.
  • 0
    Yavaşlayan şey "zaman", biyolojik yapımız değil. Yani hayatın normal hızda değil, ağır çekimde oynatıldığını düşün.
    Mehmet Ali 29 Ağustos 2016
  • +1
    Yavaşlayan şey "zaman"dır, biyolojik yapımız değil. Yani hayatın normal hızda değil, ağır çekimde oynatıldığını düşün.
    Mehmet Ali 29 Ağustos 2016
  • +1
    Evrensel açıdan '' 40 sene '' yaşaman gerekiyor ise , herhangi bir uzay-zaman bükülmesinde ( gezegen,kara delik,yıldız ) 40 seneye eşdeğer yaşarsın . Fakat eğer evrensel bir referans ölçütün yok ise '' nereye göre 40 sene '' soruna cevap vermen gerekir . Sonuç olarak kalbin bazı yerlerde iki katı hızlı çarpar , bazen çarpmaz . Sonuç olarak '' 60 '' senelik bir kullanım süresine sahip bir biyolojik ömrünü bir karadeliğin yakınında '' 10 '' dakikada da harcayabilirisin . Yada o '' 60 '' seneyi '' 120 '' senelik bir zaman diliminde de harcayabilirsin . Önemli nokta bu yaşam süresini belirleyen '' uzay-zaman '' bükülmesinin neresi olduğudur . Çünkü kütle çekimi dolaylı olsada buna etki ediyor . @buket .
    Kemal ( Bay Hiçkimse ) 29 Ağustos 2016
  • +1
    Mehmet Ali doğru noktadan ifade etmiş, bence de... Yavaşlayan şey "zaman". ancak bu yavaşlayan zaman, dış gözlmeciye göre... Yani dışarıdan bakan bu şekilde algılar. İç gözlemci için değişen bir şey yok.
    Zaman'ın tanımları arasında mesafe/hız var. Buna göre durumu ele alalım. Bence, zaman bir tür dalganın iki tepe noktası arası kadar bir mesafeyi aldığı hıza oranlı bir kavram.
    Hızlanan nesnelere enerji aktarılır. Yani nesne üzerinde enerji miktarı artar. Bu uzay dokusuyla olan etkileşimini de artırdığı için kütle artışı olarak dış gözlemci tarafından algılanır.
    Ayrıca evrenin doğal durumunda belli bir hareket hızına sahip olan dalgalar (onlara EGD ismini verdim) , bu yoğun ortama girince kırılırlar. https://3.bp.blogspot.com/-JVlurY3_TII/VrSBAUyhPtI/AAAAAAAADmY/ZII0NR8-xvs/s320/05-01.png
    Farklı (daha) yoğun ortama giren dalgalar gibi, bu dalgalarında dalga genişliği değişir.
    https://2.bp.blogspot.com/-7fZgObyxME4/VrSBTU658GI/AAAAAAAADow/XYKSk8dFPJI/s1600/08_08b.jpg
    Artan dalga genişliği ile bir dış gözlmeci, bu dalga genişliği artmış dalgaların ortamındaki zamanı yavaşlamış algılar. Oysa bu ortamdaki gözlemci için, zaman birimi değişmemiştir. Gene iki dalga sırası arasındaki mesafenin katedilme süresine göre zamanı ölçecektir.
    Bunun anlamı onun için zamanın, eskisi gibi aynı değerde olmasıdır.

    Biyolojik saatimiz, hücre yıpranması da gene aynı zaman birimine bağımlı olduğundan, o da o ortamda geçen dalga sayısına göre reaksiyon verir.
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 29 Ağustos 2016
  • +1
    Işık hızına ulaşmamız ilk muamma Mız
    Emre Emlek 30 Ağustos 2016
  • 0
    Bu sayfadaki en doğru-bilimsel tespit bu aslında :-) ; " Işık hızına ulaşmamız ilk muamma Mız ".
    Bence tüm cevaplar içinde mükemmel (ve bilimsel) olan bu.
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 30 Ağustos 2016
  • 0
    İlk muammanın o olması insana başarisızlığı düşündürüyor bence başarmak istediğin bir işin sonuçlarını şimdiden düşünmelisin
    Varyemez Bilimci 31 Ağustos 2016
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap