• 0

    Kuantum mekaniği konusunda belli başlı dört görüşten siz hangisini yeğliyorsunuz? ve Dünya genelinde fizikçilerin en çok desteklediği hangisi?

    Sibel Atasoy 15 Ekim 2017
  • +1
    Benim bildiğim kadarıyla bu dört ana görüş şöyleydi:
    1) Kopenhag Yorumu: Herkes biliyor (Einstein'ı çileden çıkarak diyelim)
    2. Gizli Değişkenler Teorisi: Basitçe, bu işin arkasında bazı sebepler var ancak biz bilmiyoruz, bir gün bilebiliriz belki! Bohm ve muhtemelen Einstein savunuyor bunu
    3. Birden çok Dünya hipotezi: Everett, Wheeler Graham savunuyorlardı. Bomba gibi ortaya düşen bu şeye çoğu insan zırva der. Hatta F.Mauri şöyle demiş (ben çok gülmüştüm):Bu teorinin söyledikleri biz zavallı hristiyanların inandıklarından çok daha fazla inanılmaz!
    4.Madde/bilinç bağlantısı: Buna kısaca bilinçli gözlemcinin etkisi diyorum ben. Wigner,Sarfatti, Walker, Muses gibi fizikçilerce savunulmuş

    Bu açıklamayı sorumun nerden temellendiğini anlatmak için yaptım. Yeni gelişmeler de vardır bunları da duymak isteğim ayrıca beklentim dahilinde.
    Sibel Atasoy 15 Ekim 2017
  • 0
    Madde 2, bence doğruya en yakın olanı. Ancak birazcık daha farklı algılıyorum...

    Doğa da rasgeleliğin olduğunu düşünmüyorum.
    Her olasılık için bir evren düzenlenmesi, her olasılığın geçerli ve kullanılabilir olduğu anlamına geliyor.
    Oysa olgular her zaman, tek bir noktada oluşuyor. Yani bir dalga fonksiyonu geçerlilik kazanınca, diğerleri çöküyor. (mu?)

    Bence, tüm sistemler, kritik ya da mükemmel diyebileceğimiz bir noktada dengededirler. Bu denge noktasında iken, diğer dalga fonksiyonları çökmüş görünürler.
    Ancak bu statik, durgun bir evren için geçerli.
    Eğer her sistem dengeye geldiği noktadan anından itibaren, iç veya dış herhangi bir etki altında kalmayacaksa, bir değişken olmayacak ise bu geçerli. Yani diğer dalgaların çöktüğünü kabul edebilirim.

    Ama evrenimiz dinamik bir evren, hareketli, hem içinde 3 boyutlu koordinat sisteminde, hem de 4 boyutlu uzay-zaman üzerinde "Zaman ve entropi durumu " ile...

    Bu yüzden; Şu an için saptayacağımız çökmemiş-gerçekleşmiş değerler sadece "anlık" değerlerdir.
    Hiç bir değer kalıcı, sabit, sürekli değildir.
    Bu yüzden sadece olmuş olayların fonksiyonları sabit.

    O zaman, bu çökmeye mahkum fonksiyonlar ve bunların getirdiği belirsizlikler neyi ifade ediyor?

    Hangi fonksiyon gerçekleşirse gerçekleşsin, olgunun gerçekleştiği değerleri, yakın ama farklı bir değer üzerine uyguladığımızda her zaman göreceğimiz şey kaos, en azından karmaşa ve dengesizlik olacaktır.
    Yani çöken diğer olasılıkların hepsi, sonuçta kaos'a kargaşaya çıkmaktadır.

    Bu onları değersiz veya gereksiz yapmaz. Tam tersi, onların ne kadar önemli ve gerekli olduklarını gösterir. Tüm olasılıklar bir bütündür çünkü... (Bu arada hâlâ ana noktaya değinmedim :-)

    Evreni kapalı bir sistem olarak kabul etsek de, genişlemesinden dolayı açık bir sistem olarak ele almak daha faydalı olacaktır.
    Sürekli devinim içindeyken, makro'dan mikro düzeye kadar sürekli alt sistemler oluşmaktadır.
    Çoğunlukla, her sistem, alt sistemlerinin bileşkesinden-sinerjisinden hâsıldır.

    Ve tüm bu sistemleri sürekli etki altında tutan 3 tane, "birbirine bağımlı genel dış" etken vardır: Evrenin genişlemesi, zaman ve entropi...

    Bunlar bir sistemin öğelerini oluşturan en alt sistemlere kadar, tüm sistemleri etkilemekte ve alt sistemlerin denge noktalarını değiştirmektedirler.
    Denge noktası değişen alt sistem, yeni durumu ile bir üst sistemin dengesini de değiştirmektedir. Bu sefer üst sistem bu yeni denge noktasına giderken, (Alt sistemlerin her biri sonucu itibariyle ele alındığından, "anlık sabit değerli" bir değişken olarak kabul görecektir.) sistemdeki diğer alt sistemleri de etkileyecektir. Bu sefer onlarda yeni denge noktası için arayışlara geçeceklerdir.

    İşte o çöken olasılıklar, bize bu denge noktası arayışında alt ve üst sistemler arasında uyumun sağlanması için gerekli gidiş ve gelişleri veriyorlar.

    --------------------------------
    Karışık mı? Ya da anlaşılmaz mı?

    Size çok basit bir düşünce deneyi ile anlatayım.

    Elimizde tahterevallilerden oluşmuş, bir sistem olsun. Her iki ucunda (çocukların oturduğu yerlerde de başka tahterevalliler olsun. (Şekil'deki gibi http://bit.ly/2yMjbY9 ) Bu fraktal sistemin tam simetrik olması çözümü kolaylaştırıyor. Ancak evrendeki sistemler için gerçekçi olmayacağı için, bazılarının yerleri de farklı düzenlenmiştir.

    Eğer sistem dışarıdan etki altında değil (kapalı) ise; Kırmızı ile Mavi oturakların üzerine ayakta duran çocuklar, gövdelerini ileri geri oynatarak, önce kendi aralarındaki denge noktalarını bulacaklardır. Eninde sonunda tüm çocukların gövde duruş ve karşılıkları ile kendi içlerinde farklı denge noktaları geliştirmeleri ile Sistemin "A denge noktasında "dengede olabileceği tek bir duruma ulaşacaklardır. Bu durumda diğer tüm olasılıklar (vücut duruşları)- dalga fonksiyonları çökmüştür. (Sistem öyle bir denge noktasındadır ki, bir çocuğun durumu değişse ya daaşağıya atlasa, tüm sistem çöker...)

    Ama sistemimiz dışarıdan etki altında kalmaya mahkum. Mesela orta şiddet de bir rüzgar (Zaman, genişleme, entropi) essin. Ya da bazı çocukların anneleri onlara öğlen sandviçlerini (parçacık bombardımanı) versinler. Bazıları da sıkıştıkları için çişlerini yapsınlar (kütle-enerji kaybı)... Veya hepsi birden aynı anda vuku bulsun.

    Sistemin dengede olabilmesi ve bunu koruyabilmesi için, çocukların sürekli hareket etmesi ve en küçüğünden büyüğüne kadar, anlık denge noktalarını takip etmeleri gerekecektir.

    Aksi halde "tüm sistemleri" çöker.

    İşte bizim deney sonuçlarında hesaplayıp bulduğunuz değerler, bu dinamik sistemin anlık fotoğraf görüntüsündeki durumdur. Bu sistemin tümünün "anlık" fonksiyonudur.

    Bu anlık görüntülerin hepsinde, diğer olasılıklar çökmüş olarak görünür. Matematik bunu der. Doğrudur. Çünkü sistem diğer tüm girdilerle, sadece bu an için dengededir. (Çocukların da o anki duruşları geçerlidir.)
    Bir girdi farklı olsa, bu fonksiyon çöker ve başka bir denge noktasında gerçekleşmek zorunda kalır.

    Bu bir olasılık, rasgelelik değildir. Sistemin dinamik yapısı bu.

    Rüzgar estikçe, çocuklar yiyip, içip, işedikçe, A noktasındaki dengenin korunması için sürekli hareket etmek zorundalar. Her seferinde bir değişkenin denge noktası, diğerlerinin yaptığı değişikliklere bağımlı olduğundan, A noktasındaki dengenin korunması için, dalga fonksiyonunun diğer olasılıkları (vücutların öne-arkaya eğilmesi, kaykılması) da yeri geldikçe gerçeklik bulmaktadır.


    Ama biz bu sistemin fotoğrafını çektiğimizde, sadece gerçekleşmiş olan dengeleri görüyoruz. diğerlerine de çökmüş diyoruz.

    Bu tahterevalli sistemi, bence, kuantum fiziğinin tüm sorularına cevap verecek mantık yapısını içermektedir.
    Aklınızdan geçen soruyu, bu sisteme uygulayın ve sonuçlarını düşünün, yeterli.
  • +1
    Oysa olgular her zaman, tek bir noktada oluşuyor. Yani bir dalga fonksiyonu geçerlilik kazanınca, diğerleri çöküyor. (mu?) ;
    bir dalga fonksiyonu geçerlilik kazanınca diğer dalga fonksiyonları çökmez...sadece gerçekleşmemiş olur...

    şöyle düşünelim;
    A noktasından B noktasına gidebilmek için mevcut 3 yol var....Bunları A1 A2 ve A3 olsun...bu üç yol da B noktasına varıyor lakin biz hangi yolun B noktasına vardığını bilmiyoruz...buradaki durumda biz A1 den gittiğimizi farz ederek B noktasına ulaştığımızda A2 ve A3 yolları geçerliliğini (olabilitesini) yitirir mi_?

    dalga fonksiyonları da bunun gibidir bir dalga fonksiyonunun gerçekleşmesi diğer dalga fonksiyonlarını çökmesini gerektirmez... diye düşünüyorum :)
  • 0
    yani bende oyumu gizli değişkenlerden yana kullanıyorum...
  • 0
    f(A) değeri ne olmalı?
  • 0
    Bu bir denge olduğu için, toplam sonucun sıfır (0) olması gerektiğini düşünüyorum. (f(x)=0) ...

    Bu tahterevalli sisteminde, alt sistemlerde kendi aralarında dengede olmak zorunda olduğundan (yük x yük kolu=kuvvet x kuvvet kolu ), küçük sistemlerin her birinin de, "Sıfır" olması gerektiğini düşündüm.

    Çok uzun zamandır, fonksiyonlarla çalışmadığım için yanlış hatırlıyor da olabilirim. :-(
    (Bir de, nasıl yapılacağını hatırlasam, matrisini de çıkartmak isterdim.)
  • 0
    Ömer (Karanlık Profil) harici kimseden "çıt" yok? Eleştiri yok? Alternatif yok? Fikir beyanı yok?

    Bu arada hangisi daha çok tercih ediliyor diye baktım. Kopenhag yorumu bilimciler için baskın ve yeğ tutulanı gibi görülüyor. Hem eskiliği hem denenmişliği ve verileri hem de üzerinde en çok çalışılan olması nedeniyle; baskın...
  • 0
    Cevaplar için teşekkür ederim, belirtik düzenle bağlantım biraz parazitliydi! cevap yazamadım :)))
    Burtay bey, tahmin edebileceğiniz gibi çiziminizi anlayabilecek bilgim yok fakat "Bu anlık görüntülerin hepsinde, diğer olasılıklar çökmüş olarak görünür. Matematik bunu der. Doğrudur. Çünkü sistem diğer tüm girdilerle, sadece bu an için dengededir. (Çocukların da o anki duruşları geçerlidir.) Bir girdi farklı olsa, bu fonksiyon çöker ve başka bir denge noktasında gerçekleşmek zorunda kalır. Bu bir olasılık, rasgelelik değildir. Sistemin dinamik yapısı bu." şeklindeki açıklamanızı anladığımı sanıyorum. Bu açıklamaya nerede rastlasam Zohar'ın Zilli kız örneğini hatırlarım. Benzetmeler anlamak ve akılda kalma açısından ne kadar önemli, sizin tahteravalli örneği gibi.
    Ben bu 4 görüşün üçüncüsü hariç diğerlerinin birbirine zıt şeyler olduğunu düşünmüyorum, bu farklılık sadece 3 farklı algı seviyesinden görünüştür ve bence hepsi aynı ve doğrudur (tabi her şey aynı zamanda eksiktir doğal olarak) şöyle ki; 1. görüş diyelim birinci derece algı seviyesinden görünüş ise, ikincisi onun hemen üstünde bir algı seviyesini, dördüncü görüş ise ikinci görüşün açıklama gayretlerinden önde gelen birini göstermekte bana göre.
    Dördüncü görüş amatör olarak fizikle ilgilendiğim yirmi küsur yılın başlarında beni çok sarsmıştı. Adeta dünyayı yorumlayışım bütünüyle değişti. Şimdilerde ise, susayınca su içmem gerektiğini bildiğim kadar doğal benim için.
    Üçüncü görüşe gelince en artistikve oyuncu olması sebebiyle bilimkurgunun ana platformunda yer alıyor şimdilik. Ben bu seçeneği son kitabım Laniakea'da kullanmışım! Bilmeyerek kullandığım ve bu formulü bulana kadar bir yıldan fazla acı çektiğim bu formül meğerse zaten -katılanı az ya da çok- zaten fizik camiasında bir öneriymiş. Olayın matematiksel kanıtı olmasa da (şimdilik) bu seçeneği diğer üçünün tamamlayıcısı şık bir seçenek olarak görüyorum. :)
    Sibel Atasoy 17 Ekim 2017
  • 0
    Sibel Hanım,
    Merhaba...
    Çizimi tekrar güncelledim Çünkü bir değişkeni yazarken unutmuşum. ( http://bit.ly/2yrarDu Kavramak için matematikçi olmaya gerek yok. Ayrıca şekildeki tahterevallilerin destek noktalarına "yeşil bir üçgen" de ekledim. )

    Bunu bir sirk tahterevallisi olarak düşünüp, gözünüzde canlandırın. Her canbaz öncelikle karşısındakine sonra diğer canbazlara-oyunculara göre dengesini kurmaya çalışırken hayal edin.
    Kafanızda bir kere canlandırabilirseniz bunu gerisi çok kolay.

    Zohar'ın Zilli Kız'ı çok fazla belirsizlik ve hesaplanamazlık içeriyor. Bu açıdan bence, ayrılıyorlar.
    Tahterevalli sisteminde de belirsizlik yok. Evet, hiç bir oyuncunun durumu net değil ve sürekli değişken ama bu rasgele bir belirsizlik değil.
    Tüm sisteme ve diğer oyuncuların durumuna bağımlı bir değişkenlerin, sistemin anlık durumuna göre yer değiştirmesi.
    Eğer iyi hesaplanırsa, "anlık olarak" tüm oyuncuların hangi konumda bulunmaları gerektiğini hesaplayabilirsiniz. Çünkü birbirlerine bağımlılılar.

  • 0
    Ama kapalı sistem değilse, siz de ne yaparsanız yapın bu konumları kesin hesaplayamazsınız. (kapalı sistem dahi olsa gözlemci etkisini görmezden gelemem ben) Fakat yüksek doğruluklu tahminler yapabilirsiniz tabi.
    Sibel Atasoy 17 Ekim 2017
  • 0
    Evet, sistem kapalı değil. Açık. Yani dış ve iç etkilerle, değişkenleri sürekli değişiyor.
    O yüzden hesaplamalar hep "anlık (durum)" bilgiyi içeriyor.

    Fakat her durumda, sistemin yapısını ve işleyişini kavrayabilirseniz, sistemin dalga fonksiyonunu olarak bulabilirsiniz. Bu da size değişkenlerden birinin değişmesi durumunda, diğer değişkenlerin hangi olasılık aralıklarında hareket edeceğini verir.

    Şu anki durumda, bizler, insanoğlu, hem daha sistemi tam anlamış değliz, hem de değişkenleri ve hatta onları etkileyen dış etkileri tam tanımlamış değiliz.
    Bu durumda elimizdeki fonksiyonlar eksik kalıyor olmalı.
    Belki de 2nci veya 3ncü dereceden öteye değişkenleri işleme bile almıyoruz. (Kuantum mekaniği ve hesaplaması konusunda işe yarar bilgim yok. Bu nedenle varsayımda bulunuyorum.)

    Böyle bir durumda sonucun bize belirsiz ve rasgele gözükmesi de çok doğaldır.
    Bu yüzden 2nci şık bana cazip geliyor.
  • 0
    Dinamik denge/dengesizlik kutlecekimi tarafından belirli aralıkta tutuluyor olabilir
    alinafidemiral 29 Ekim 2017
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap

Facebook ile Bağlan