REKLAMI KAPAT
Reklamı Göster
Yaraların iz bırakmadan iyileşebilmesi mümkün mü?

Yaraların iz bırakmadan iyileşebilmesi mümkün mü?

Biyoloji 11 Ocak 2017
Hemen hemen herkesin, geçirdiği bir ameliyattan kalan ya da çocukken bisikletten düştüğünde meydana gelen, keşke olmasaydı dediği bir yara izi vardır.

Eski yaralar için henüz yapılacak birşey olmasa da, bilim insanları yeni oluşan yaraların klasik yara dokusu gibi iyileşmesi yerine normal doku gibi yenilenmesinin yolunu buldular. Önceleri, yara izi bırakmadan bir yaranın iyileşmesinin memeliler için imkansız olduğu düşünülüyordu fakat bu durum yeni yapılan çalışmalar sayesinde değişmiş olabilir.

Pennsylvania Üniversitesi Dermatoloji Bölüm Başkanı George Cotsarelis, yara iyileşmesinde iz bırakmadan cildin kendini yenilemesinin yolunu bulduklarını ifade etti. İşin sırrının öncelikle, kıl köklerinin kendini yenilemesi olduğunu söyleyen Cotsarelis, sonraki aşamada, yağ hücrelerinin, yenilenmede etkili olduğunu bildirdi.

Neden yara izinin normal dokudan farklı göründüğünü hiç merak ettiniz mi?

Yara dokusunda, yağ hücreleri ve kıl kökleri yoktur, bu bölgenin neredeyse tamamı miyofibroblast hücrelerinden oluşur. Yara izlerinin farklı görünmesinin nedeni budur.  

Aslında, cildin yaşlanmasının nedeni de yaşın ilerlemesi ile birlikte, yağ hücrelerini (adipositler) kaybediyor olmamızdır. Yağ hücrelerinin kaybolması, cilt renginin bozulmasına, derin ve geri dönüşü olmayan çizgilerin oluşmasına neden olur.

Yara iyileşmesinde, var olan miyofibroblastların yağ hücrelerine dönüştürülmesi ile yara izleri yerine yenilenmiş bir cildin elde edilebileceği fikri bilim insanları tarafından kabul edilmişti. Fakat bu uygulamanın, yalnızca balıklarda ve amfibilerde işe yarayacağı düşünülmekteydi.

Araştırma ekibinden Maksim Plikus (California Üniversitesi), yapılan çalışmaların, iz oluşmadan yara iyileşmesinin gerçekleşmesi için, yeni fırsatlar sağladığını belirtti.

Grubun yaptığı önceki çalışmalarda, yenilenen ciltteki yağ hücreleri ve kıl köklerinin birbirinden ayrı fakat bağımsız olmayan bir şekilde geliştiği ve kıl köklerinin gelişmesinin öncelikli olduğu ortaya konmuştur. Kıl köklerinin yenilenen dokuda, yağ hücrelerinin gelişmesine yardımcı olabileceği düşüncesini test etmek amacıyla laboratuvar ortamında fare ve insan dokuları üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda, yara dokusunda kıl köklerinin gelişmesi sağlanmış ve bu süreçte neler olduğu gözlenmiştir. Bu durum doğal yara iyileşmesinde oluşan bir durum değildir ve yalnızca laboratuvar ortamında gerçekleştirilerek muhtemel sonuçlar incelenmiştir.

Bu çalışmaların sonuçları incelendiğinde; kıl köklerinin şekil almaya başlar başlamaz, Bone Morphogenetic Protein (BMP) isimli sinyal proteini salgıladığı ve bu sayede yara dokusundaki miyofibroblastların, yağ hücrelerine dönüştüğü görülmüştür. Yara dokusunda kıl köklerinin geliştirilmesi ile yenilenen dokunun görüntüsünün, yara almadan önceki halinden ayırt edilemez şekilde olduğu görülmüştür.

Cotsarelis’e göre; miyofibroblastların, başka hücrelere dönüşme kabiliyetlerinin olmadığı bilinmekteydi fakat bu çalışma ile miyofibroblastların,etkili ve kararlı bir biçimde yağ hücrelerine dönüştüğü kanıtlanmış oldu.

Bu deneyin, henüz laboratuvar koşullarında fare ve insan dokularında gerçekleştirildiği ve canlı bir bireyin üzerinde bu çalışmanın denenmesinin çok daha farklı koşullar gerektirdiğini hatırlatmakta fayda var.

Vücudumuzun en büyük organı olan deri hakkında her gün yeni birşeyler öğreniyoruz, umarız ki bu çalışmalar, gelecekte yaraların iz bırakmadan iyileşmesini mümkün kılar.

Kaynak
http://www.sciencealert.com/scientists-have-figured-out-how-to-make-wounds-heal-without-scars

  FACEBOOK YORUMLARI

  YORUM YAP

Bu içeriğe yorum yapabilmek için lütfen

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Gizlenmiş HIV virüslerini tespit edebilen bir biyoişaretçi bulundu

Bilim insanları, pasif durumdaki HIV virüsünde var olan özgün bir protein keşfettiler. Bu proteinin bulunması, tedavi araştırmaları açısından umut vadediyor.
21 Mart 2017

Yapay Yaşam Fikrine Hiç Olmadığımız Kadar Yakınız

2014 yılındaki gelişmeleri hatırlayalım, yedi yıllık bir çalışmanın sonucu olarak, New York Üniversitesi Langone Tıp Merkezi’nin yönettiği ve uluslararası düzeyde bilim insanlarının katkılarıyla, dünyanın ilk sentetik kromozomu, daha kompleks bir yaşam formu elde edilmek üzere üretilmişti. Bu kromozomlar maya hücrelerine aitti.
13 Mart 2017

Çelikten 5 kat daha dayanıklı hidrojel üretildi

Bilim insanları, çelikten 5 kat daha dayanıklı ve esneyebilen bir hidrojel üretmeyi başardı. Bu yeni elde edilen malzeme, yapay tendon ve ligament olarak kullanılabilecek.
05 Mart 2017

Giriş Yap

Facebook ile Bağlan

Arkadaşına Gönder