Prof. Dr. Şehsuvar Zebitay Röportajı

Prof. Dr. Şehsuvar Zebitay Röportajı

Röportaj 21 Kasım 2014
Prof. Dr. Şehsuvar Zebitay ile Fiziğin önemi ve Türkiye'de Fiziğin yeri hakkında konuştuk.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Şehsuvar Zebitay. 69,5 yaşındayım bu ders yılının sonunda 70'i tamamlayacağım.

Mesleğiniz?

Fizikçi.. Öğretim üyesiyim demek daha doğru sanırım.

Okuduğunuz okullar?

Babam askerdi bu yüzden okulun her seviyesini ayrı bir yerde okudum. Erzurum Narman ‘da ilkokula başladım daha sonra Bodrum’da devam ettim sonra Kırklareli nin iki ayrı kazasında devam ettim. Orta okulu da kırklarelide okuduktan sonra İstanbula geldim Aslında yaz tatillerinde deistanbula gelirdim. Ailem gezmeye devam etti ama ben bundan sonra hep İstanbulda kaldım. Pertevniyal lisesinde okudum.sonra da İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik-Matematik bölümüne girdim yandal olarak matematik okudum.1962 senesinde girdim, 1966 senesinde mezun oldum. 100 kişilik kontenjanı olan bölümden sadece 3 kişi mezun olduk.

Be meslek için gerekli yetenekler nelerdir?

Tabi her meslek için bazı yeteneklerinin mevcut olması gerekir ancak fizikçilik için öncelikle merak olması gerekir.kırlara çıktığında tepenin arkasında ne olduğunu merak etmelisin. Bunu herkes merak eder gider girmez o ayrı ama merak eder. Merak eden herkes fizikçi olabilir ama bunun yanında sevmek lazım. Fizikçi olmak istiyorsanız merak edeceksiniz ve seveceksiniz. Bu aslında her meslek için böyledir sevgi olmadıkça başarı mümkün değildir.

Bu mesleği seçmeye nasıl karar verdiniz?

Ben lisede fizik derslerinde hep pekiyi alırdım ama fizik benim için diğer derslerden farklı değildi Mezun olduğum yaz Einstein’ın bir kitabını okudum. Türkçeye çevrilmiş Rölativitenin ABC’ si diye bir kitap. O kitap benim bütün hayatımı değiştirdi. Öylesine hayran oldum o kadar ilgimi çekti ki bende fiziğe karşı o kadar ilgi uyandırdı ki ben birden bire üç sene okuduğum fizik gözümde başka bir yere oturdu. Sadece eğik düzlem, ivme..vs. değilmiş ötesinde bambaşka şeyler var böyle şeyler insanı  fiziğe karşı heveslendiriyor. Sonra Fizik bölümüne geldim.Çok sevmeme rağmen ilk sene bocaladım. Tabi farklı dersler de aldırırlardı .Bin kişilik amfide fkb dersleri alırdık ve bu beni hiç heyacanlandırmazdı. Ama ikinci sene özellikle Ahmet Yüksel Özemre’yi tanıdıktan sonra herşey değişti o zaman fiziğin ne olduğunu yavaş yavaş anladım.Ve iyi ki buraya gelmişim dedim. Babam askerdi ve liseye kadar ben de asker olmayı düşündüm . Bahriyeli asker havalı gelirdi, kızlar da çok ilgi gösterirdi.Askeri okullar o seneye kadar sivil ve askeri liselerden yarı yarıya öğrenci alırdı. İlk defa o sene sivil liseden öğrenci almadı ve ben Heybeli adaya gidip kös kös geri döndüm. İyiki öyle olmuş ondan sonra hep buna dua ettim. Şükürler olsun iyi ki fizikçi olmuşum. Yine dünyaya gelsem yine fizikçi olurum.

Bu mesleğin zorlukları nelerdir?

Fizikçileri teorik ve deneysel fizikçiler olarak ikiye ayırabiliriz. Deneysel fizikçilerin kendilerine göre zorlukları var. Laboratuvarlarda aletlerle çalıştıkları ve bu aletler de yurt dışından geldiği için tahsilat zorlar, alet gümrüklerde bekler, bozulur.Heyecanla bir konuya başlayan fizikçiler alet gelmediğinden tamamlayamaz ve bir bakar ki yapmak istedikleri şey bir başka dergide yayınlanmış ve iş bitmiş. Tai büyük bir hayal kırıklığı. İşte sevmekle alakalı . Bazen ölçüm aletlerinin başında günlerce sabahlamak gerekir. 

Sıkılmadan beklemek sevmekle mümkündür. Teorik fizikçiler içinde başka bi zorluk var bizim zamanımızda bir yayına ulaşmak çok zordu. Şimdi internet sayesinde bilgiye ulaşmak çok kolay. Biz bir bilgiye ulaşmak istediğimizde kendi kütüphanemizde yoksa yayının yazarına ulaşıp isterdik. Yayının bize ulaşması en iyi ihtimalle bir ay sürerdi bu süre zarfında bir de bakardık ki  başkası çoktan yayımlamış. Şimdi böyle sıkıntılar yok.  En iyi araştırma yapılan yerler araştırma merkezleri çünkü burada tek kaygın araştırma yapıp yayın yapmak. Üniversitelerde araştırma yarı zamanlıdır. Diğer zaman öğrencilere ayrılır bu da insanı motive eder.Araştırma sonucunu öğrenciyle paylaşmak ve gözlerindeki o ışıltıyı görmek paha biçilemez. Terorik fizikçilerin  bir zorluğu da matematiksel hesap yapmaktır. Sabır gerektirir. Hesap yapmaktan yılmamak gerekir.

Örnek aldığınız fizikçiler kimlerdir?

Öncelikle benim doktora hocam Ahmet Yüksel Özemre. Bana hem insanlık hem de bilim adamlığı konusunda rol model olmuş bir insandır.Benim dünya görüşümü değiştirmiş ve hayata bakış açımı geliştirmiştir. Ben onu her yönüyle örnek aldım. Prof. Dr. Fahir Yeniçay, sanırım 1928 lerde Fenerbahçe’nin hiç yenilmeden şampiyon olduğu sene onun sol açığıydı . futbol oynayan bir insandı.Fahir  Yeniçay birçok konuda Türkiye ‘de ilk olan bir insandı. İki kez rektör olmuş, fen fakültesinde dekanlık yapmış. Tabi fen fakültesindeki çok değerli hocaların hepsinin örnek aldığım yönleri oldu ama benim için idol Ahmet Yüksel Özemre idi.

Çalıştığınız anabilim dalı hakkında bilgi verir misiniz?

 Matematiksel fizik ana bilim  dalında 43 yıl 8 ay hizmet verdikten sonra emekli oldum.son yirmi yılını da matematiksel fizik anabilim dalı başkanı olarak geçirdim.adı teorik fizikti ve sadece İstanbul üniversitesinde teorik fizik vardı. YÖK yasasından sonra adı matematiksel fizik oldu ve tüm üniversitelerde matematiksel fizik  anabilim dalı açıldı.Matematiksel fizik fiziksel olaylarla ilgili model geliştirme üzerine bir anabilim dalı . Bilinen fiziki yasalarıyla çözülemeyen bir olayı  açıklamak üzere  bir model ve ona dayalı bir teori geliştirmek teorik fizik asıl görevidir. Yapılan birkaç  teorik çalışmanın üzerine sonradan gelen arkadaşlar yeni çalışmlar yaparlar.

Daha önce yaptığınız projeler nelerdir?

Teorik fizik kürsüsünde daha önce karadelikler, kozmoloji ve genel rölativite teorisinin tüm alanları üzerine projeler yaptık.

Sizi matematiksel fiziğe yönlendiren sebepler nelerdir?

Bizim zamanımızda ikinci sınıfın sonunda teorik fizik ve genel fizikten birini seçmek zorundaydık .Yüz kişilik sınıftan 5-6 kişi teorik fizik seçerdi.Beni yönlendiren şey tamamıyla hocamdır. Feza Gürsey ve Fikret Kortel’den aldığım dersler etkili oldu.İlk kez lisans düzeyinde açılan ve sadece benim aldığım rölativite teorisi dersi benim için dönüm noktasıydı.

Türkiye’de Fizik nerededir?

Türkiye’de fizik hak ettiği yerde değil. Fizikçilere de hak ettiği değer verilmiyor.Devlet eliyle de fizik halka tanıtılmalı.  Liselerde fizik eğitimi çok kısır kalıyor. Öğretmenlerin fiziği sevdirmesi gerekiyor. Öncelikle fizik nedir? Sorusu üzerinde durmalı ve bu öğrencilere anlatılmalı.

Lisede yeterli fizik eğitiminin alınamaması sizin için zorluk oluşturuyor mu?

Lisede sayısal ağırlıklı okuyan bir öğrencinin minimum 6 saatlik bir fizik eğitimi alması zorunlu bence. İki saatte fizik anlatılması imkansız. Liselerin bu durumuna çok üzülüyorum. Fiziğin kontenjanlarının dolmama sebebi  buymuş demek ki. Lisede fizik bu kadar görülüyorsa bitmiş demektir.  Fizik önemsenmiyor. Katıldığım eğitim şuralarında şunu gördüm. Eğitim fakültelerinden mezun fizik öğretmenleri nasıl ders anlatacaklarını biliyorlar fakat ne anlatacaklarını bilmiyorlar. Fen fakültesinden mezun olanlar ise ne anlatacaklarını biliyorlar, formasyon alarak nasıl anlatacaklarını da öğreniyorlar. Üniversite eğitimindeki bu aksaklık yüzünden bu insanlar fizik dersinin öneminin farkında değiller. Fizik aşkını aşılamak çok zordur.  Fizik bölümünü kazanan öğrencilerde gördüğüm en büyük eksik matematik bilgisi. En basit türevi almakta dahi zorlanıyorlar. Lisede müfredatın yoğun olması ve ders saatlerinin az  olması öğrencileri olumsuz yönde etkiliyor.

Yine de lise öğrencileri fiziğe ilgi duyuyorsa bu bir mucize. Fizik heyecanlı bir derstir. Fizik kimya biyoloji üçlüsünde en tepededir. Mesela matematikte heyecan verir. Ama ayaklar fizikteki gibi yere basmaz. Oluşturduğunuz teoremin deneysel sonuçlarını düşünmezsiniz. Oysaki fizikte oluşturduğunuz teorinin ayakları yere basmalı. Bu bakımdan fiziğin yanında matematik yarı yolda kalır.

  FACEBOOK YORUMLARI

  YORUM YAP

Bu içeriğe yorum yapabilmek için lütfen

Giriş Yap

Arkadaşına Gönder