• 0

    İnsan ölümünden sonra ruhani yada farklı bi boyutta kendi aklı ve zekasıyla bir oluşum olarak yada yaşam bulma fırsatı MÜMKÜNMÜDÜR?

    Alonsy 31 Ekim 2015
  • 0
    Semai dinlere göre mümkündür, bilime göre de mümkündür. Enerji olarak boyut değiştirip tekrar vücut bulmak olamayacağı kesinlikle kanıtlanmış bir şey değildir.
    Emin Akben 06 Kasım 2015
  • 0
    Akıl ve zeka kavramları nöral bir olgudur. Yani beyin hücreleri olan nöronların birbirleri ile iletişim kurmalarıyla akıl ve algı oluşur. Yaşayan bir canlı üzerinde, bu hücreler tahrip edildiğinde dahi "bilgi"(işlev) kaybolmaktadır(bknz. hipokampüs(hafıza bölümü) hasarları, Alzheimer vs). Öldükten sonra, tüm hücre bağlantıları ve tüm hücreler tamamen kaybolduğundan bilginin tekrar oluşmasını beklemiyorum.
    yuempek 06 Kasım 2015
  • 0
    çok teşekkürler
    Alonsy 07 Kasım 2015
  • 0
    Tıp doktorlarının "nörolojik tahrip sonucu bilgi kaybolur, ölümle sinirlerdeki sinyal bütünleşmesi kaybolduğundan algı kaybolur'' şeklindeki açıklamalarına inanmayın, hayatı ve ölümü onların gözünden görmek sizi yanıltır. Size yurt dışı bağlantılı, İngiltere mezunu ve patentli buluş ve yayınların sahibi olan bir bilim insanı olarak söylüyorum ki, ölüm sonrası hayat kesinlikle vardır. Anti maddenin durağan boyutlarda olmaması ve paralel evrene dayalı (maddenin aynı anda çok uzaktan birbirini etkilemesi ve elektronların birbirinden haberdar olması) kuantum teorileri bunun en bariz ispatıdır. Doktorun tarif ettiği söz konusu "tahribat olunca hatırlayamama mekanizması'' ölümle birlikte algının yok olduğunun ispatı değildir, bu sadece fiziksel ve maddiyata dayalı boyut içinde yaşadığımız algıdan kaynaklanır. "Hatırlayamamak'' veya "Kör olup görememek'' ölümün yok oluş olmasının ispatı değildir, tam aksine, ölüm ötesi hayatın yanında dünya hayatı, rüyanın dünya hayatı yanında kaldığı gibi kalır. Bunun Biyolojik ispatı bile vardır. Mesela önemli bir Biyolojik dergide yayınlanan bir çalışmaya göre, insanın hayatı sırasında aktif olmayan 99% oranındaki DNA genlerinin tümünün ölümün üçüncü günü aktive edildiği ve dünya hayatı sırasında aktif olan 1%'inin de inaktif edildiği gerçeğinin bu çalışmada içerilmesi gibi. Çalışma bu ispatın yayınında yayına "Life after genes'' (ölüm sonrası hayat genleri) adını vermiştir. Bazı kendini çok önemli bir bilim insanı sanan doktoralı insanların "Her şey maddeseldir ve sebeplerine ve derinine indikçe herşey daha somut ve daha maddesel hale gelir'' algısı kesin olarak yanlıştır, bunun aksi ise tamamen ispatlıdır. Herşey sadece ruhaniyete ve soyuta dayalıdır. Evrenin 80%'inin madde değil karanlık ve anti madde olduğu gibi. Ha bu arada, şekilleri, maddeyi ve renkleri "şekil, madde ve renk'' diye yorumlayan sadece insan beynidir. Bunların hiçbiri gerçekte yoktur, beynin dışında sadece daha yoğun ve daha az yoğun farklı frekanslarda enerji
    dalgaları vardır, beynin algısı dışında renk dahi yoktur. İnsanın beyni bunları algılayıp "Renkli, yuvarlak, sert, yumuşak'' şeklinde yorumlar. Ne domates serttir, ne kırmızıdır ne de yuvarlaktır. Onlar sadece biz onları öyle algıladığımız için öyledirler.
    Mustafa Pehlivan 11 Ocak 2017
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap