• 0

    Sizce ahlak,etik gibi kavramlar sosyal toplumların mi getirisidir yoksa insan doğasının mı?

    H.D 16 Eylül 2015
  • 0
    Elbette doğası, kim kendi sınırsızlığından korkmaz ve başkasının sınırlarını koymaktan geri durmaz....
    Mehmet Utkan 17 Eylül 2015
  • 0
    Ahlak, etik gibi kavramlar fiziksel kanunların getirisidir. Fiziksel evrende bir varlığın ömrünün maksimize edilmesi için optimizasyon yapılır. Örneğin bir arabanın bakımlı tutulması, yapısına uygun yollarda kullanılması, hırpalayıcı zorlamalara tabi tutulmaması aracın yolda daha uzun süre hizmet vermesine imkan tanır.
    Burak Gürbüz 17 Eylül 2015
  • 0
    Ahlak, etik gibi kavramlar fiziksel kanunların getirisidir. Fiziksel evrende bir varlığın ömrünün maksimize edilmesi için optimizasyon yapılır. Örneğin bir arabanın bakımlı tutulması, yapısına uygun yollarda kullanılması, hırpalayıcı zorlamalara tabi tutulmaması aracın yolda daha uzun süre hizmet vermesine imkan tanır.
    Burak Gürbüz 17 Eylül 2015
  • 0
    Ahlak, etik gibi kavramlar fiziksel kanunların getirisidir. Fiziksel evrende bir varlığın ömrünün maksimize edilmesi için optimizasyon yapılır. Örneğin bir arabanın bakımlı tutulması, yapısına uygun yollarda kullanılması, hırpalayıcı zorlamalara tabi tutulmaması aracın yolda daha uzun süre hizmet vermesine imkan tanır. Aynı şekilde yaşadığımız gezegeni de örnek olarak gösterebiliriz. Yıkıcı rekabettense yapıcı ve temiz rekabet tercih edilir; üreme, tüketim ve yayılma kontrollü sağlanırsa insan ırkının da doğal ortamın ve diğer canlıların da kümülatif ömrü optimum şekilde uzar. Toplumdaki ahlaki ve etik kavramlar da -örneğin içeride şapka çıkarma kuralı gibi bir bölümü çok aptalca kurallar olsa da- aynı şekilde toplulukların optimum şekilde uzun ömürlü olması yönünde fayda sağlayacan unsurlardır. Önemli olan burada kısa vadeli ve tek bir kişinin/grubun faydası değil toplumun genel faydasının gözetilmesidir.
    Burak Gürbüz 17 Eylül 2015
  • 0
    Ahlak ve etik değerlerin olmadığı bir ortamda 5 kişiyi bir yıl süreyle ancak yeterli kaynakları olan bir adada bırakın. Büyük ihtimalle 5'ini de sağ bulursunuz. Kaynakların 500 kişiye yeteceği bir ortama 500 kişi bırakın. En az yüzde 10"u ölür/öldürülür. Ahlak, etik değerler, vb. leri insanların toplu yaşayabilmesi, işleri ve kaynakları adil (eşit kavramının kullanmıyorum, "adil"; ama "kime göre?" sorusunun cevabı da muamma) paylaşımı için geliştirilmiştir. Toplumsal yaşama yönelik tüm kurallar ve uygulamalar bireylerle, toplum arasındaki ilişkiyi ve sınırları, beklentileri tanımlamak içindir. Kimi zaman hukuk, kimi zaman din, kimi zaman örf, adet, gelenek şeklinde kendini gösterir. Yani sorunuzun cevabı, bence evet.
    Burtay Mutlu 17 Eylül 2015
  • 0
    bu soruda ki insan doğası kişiden kişiye değişecektir.Sosyal dediğin toplumlarda ahlak ve etik insan doğasının getirisidir.Sorunun cevabı mı sorunun soruluş şeklimi ironik anlamadım :)
    Kenan Gündüzoğlu 17 Eylül 2015
  • 0
    @Burtay sen öyle düşünüyorsun diye mi öyle ? Var mı bu konuda elinde bulunan araştırma deney gözlem ? Bilim sitesinde kendi kurduğun kurguları kesin yargıymış gibi sunman çok abes olmuş.
    Halil Bilgin 18 Eylül 2015
  • 0
    @Halil, Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji (CBT) Dergisi Sayı 1487- 18 eylül 2015 sayısında bu konu ile ilgili bir orta yazı var. "Ahlak bekçisi tanrılar olmasaydı, büyük toplumlar olmazdı" diye. Bir bakın.... Kesin yargılar kısmına gelince, kurgudan ziyade insan gruplarını gözleme dayanıyor. Yurt oda arkadaşlığından, siyasi partilere, ziraat kooperatiflerinden, spor takımlarına... Elbette bu konuda bir araştırmama yok sunabileceğim. Ancak belli bir amaca hedefe yönelik küçük gruplarda hiyerarşi düşük olduğu ya da olmadığı için eşitlik ve yardımlaşma daha yüksek. Aslında ana amaç, sağ kalım/ amacı başarım için mümkün olan çok kaynağı elde tutmak. ancak grup büyüdükçe, kişilerin fiziksel yada zihinsel yeteneklerine göre bir hiyerarşi oluşuyor. Bu sistemlerde de gruba en az faydası olanlar ya da atıl olanlar gözden çıkartılıyor. Bunda iki amaç var. İlki sosyal refah düzeyini yükseltme içgüdüsü. İkincisi, kısıtlı kaynakların daha uzun süre kullanılabilmesi için tasarruf hedefi. Tabi bu, bu kadar yalın ortaya çıkmıyor. Genellikle, şövenist, ırkçı, dinci veya ideolojik yaklaşımlar kılıfına sokuluyor. Örneğin, Bir ülkede işsizlik arttığı gelir dağılımı dengesizleştiği, fakirlik yükseldiği zaman , güçlü olan grubun, zayıf olarak gördüğü grubu bir şekilde ötekileştirmeye, dışlamaya ve daha az kaynak vermeye hatta elindekini almaya çalıştığı tarihte çok görüşmüştür. 1929 buhranından sonra Almanyasını inceleyin. Ya da 1956'da Türkiye de azınlıklara karşı yapılanları araştırın. Yok üşeniyorsnaız, günümüz Türkiye'sine bakın. Zaten apaçık ortada kavgaların esas nedeni ve sonuçları. Bu yüzden abes düşüncelerimi yanlışlayacak ya da daha iyisini kanıtlarıyla ortaya koyacak bir yazı koymanız çok daha doğru olur. Eleştirmişsiniz ama düşünceleriniz nedir? Saygılar
    Burtay Mutlu 22 Eylül 2015
  • 0
    @Halil, Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji (CBT) Dergisi Sayı 1487- 18 eylül 2015 sayısında bu konu ile ilgili bir orta yazı var. "Ahlak bekçisi tanrılar olmasaydı, büyük toplumlar olmazdı" diye. Bir bakın.... Kesin yargılar kısmına gelince, kurgudan ziyade insan gruplarını gözleme dayanıyor. Yurt oda arkadaşlığından, siyasi partilere, ziraat kooperatiflerinden, spor takımlarına... Elbette bu konuda bir araştırmam yok sunabileceğim. Ancak belli bir amaca hedefe yönelik küçük gruplarda hiyerarşi düşük olduğu ya da olmadığı için eşitlik ve yardımlaşma daha yüksek. Aslında ana amaç, sağ kalım/ amacı başarım için mümkün olan çok kaynağı elde tutmak. Ancak grup büyüdükçe, kişilerin fiziksel yada zihinsel yeteneklerine göre bir hiyerarşi oluşuyor. Bu sistemlerde de gruba en az faydası olanlar ya da atıl olanlar gözden çıkartılıyor. Bunda iki amaç var. İlki bireylerin sosyal refah düzeyini yükseltme içgüdüsü. İkincisi, kısıtlı kaynakların daha uzun süre kullanılabilmesi için tasarruf hedefi. Tabi bu, bu kadar yalın ortaya çıkmıyor. Genellikle, şövenist, ırkçı, dinci veya ideolojik yaklaşımlar kılıfına sokuluyor. Örneğin, bir ülkede işsizlik arttığı gelir dağılımı dengesizleştiği, fakirlik yükseldiği zaman, güçlü olan grubun, zayıf olarak gördüğü grubu bir şekilde ötekileştirmeye, dışlamaya ve daha az kaynak vermeye hatta elindekini almaya çalıştığı tarihte çok görüşmüştür. 1929 buhranından sonra Almanyasını inceleyin. Ya da 1956'da Türkiye de azınlıklara karşı yapılanları araştırın. Yok üşeniyorsnaız, günümüz Türkiye'sine bakın. (Zaten apaçık ortada kavgaların esas nedeni ve sonuçları.) Sonuçta toplumu bir arada tutacak ahlaki değerler ve yargılar, bireylere hem koruma hem de paylaşım sağlayan kurumlar. Bunların zayıflaması ya da yok olması durumunda, mevcut sistem yüksek oranda hiyerarşik/bürokratik yapıya yöneliyor. Bir bakıma ében bilmem, ağam bilir, ona sorun, o ne derse ben onu yaparım zihniyetine" dönüşüyor. Bu yüzden abes düşüncelerimi yanlışlayacak ya da daha iyisini kanıtlarıyla ortaya koyacak bir yazı koymanız çok daha doğru olur. Eleştirmişsiniz ama düşünceleriniz nedir? Saygılar
    Burtay Mutlu 22 Eylül 2015
  • 0
    @Halil, Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji (CBT) Dergisi Sayı 1487- 18 eylül 2015 sayısında bu konu ile ilgili bir orta yazı var. "Ahlak bekçisi tanrılar olmasaydı, büyük toplumlar olmazdı" diye. Bir bakın.... Kesin yargılar kısmına gelince, kurgudan ziyade insan gruplarını gözleme dayanıyor. Yurt oda arkadaşlığından, siyasi partilere, ziraat kooperatiflerinden, spor takımlarına... Elbette bu konuda bir araştırmam yok sunabileceğim. Ancak belli bir amaca hedefe yönelik küçük gruplarda hiyerarşi düşük olduğu ya da olmadığı için eşitlik ve yardımlaşma daha yüksek. Aslında ana amaç, sağ kalım/ amacı başarım için mümkün olan çok kaynağı elde tutmak. Ancak grup büyüdükçe, kişilerin fiziksel yada zihinsel yeteneklerine göre bir hiyerarşi oluşuyor. Bu sistemlerde de gruba en az faydası olanlar ya da atıl olanlar gözden çıkartılıyor. Bunda iki amaç var. İlki bireylerin sosyal refah düzeyini yükseltme içgüdüsü. İkincisi, kısıtlı kaynakların daha uzun süre kullanılabilmesi için tasarruf hedefi. Tabi bu, bu kadar yalın ortaya çıkmıyor. Genellikle, şövenist, ırkçı, dinci veya ideolojik yaklaşımlar kılıfına sokuluyor. Örneğin, bir ülkede işsizlik arttığı gelir dağılımı dengesizleştiği, fakirlik yükseldiği zaman, güçlü olan grubun, zayıf olarak gördüğü grubu bir şekilde ötekileştirmeye, dışlamaya ve daha az kaynak vermeye hatta elindekini almaya çalıştığı tarihte çok görüşmüştür. 1929 buhranından sonra Almanyasını inceleyin. Ya da 1956'da Türkiye de azınlıklara karşı yapılanları araştırın. Yok üşeniyorsnaız, günümüz Türkiye'sine bakın. (Zaten apaçık ortada kavgaların esas nedeni ve sonuçları.) Sonuçta toplumu bir arada tutacak ahlaki değerler ve yargılar, bireylere hem koruma hem de paylaşım sağlayan kurumlar. Bunların zayıflaması ya da yok olması durumunda, mevcut sistem yüksek oranda hiyerarşik/bürokratik yapıya yöneliyor. Bir bakıma "ben bilmem, ağam bilir, ona sorun, o ne derse ben onu yaparım zihniyetine" dönüşüyor. Yani bu sorunun cevabı: ahlak ve etik değerler toplumsal yaşamanın ürünleridir. Bu yüzden abes düşüncelerimi yanlışlayacak ya da daha iyisini kanıtlarıyla ortaya koyacak bir yazı koymanız çok daha doğru olur. Eleştirmişsiniz ama düşünceleriniz nedir? Saygılar
    Burtay Mutlu 22 Eylül 2015
  • 0
    Dün gece sosyolog bir arkadaşımla yaptığım konuşmada, "bürokrasi" konusunda beni büyük oranda yanlışladı. Bu değerlendirmeye göre, etik ve ahlaki değerlerin oldugu toplumlarda bürokrasi, düzenleyici ve dengeleyici olarak önemli bir işleve sahip. Ancak toplumsal etik-ahlaki değerlerin zayıflaması ile bürokrasinin, yapılan olumsuz davranışlar ve yapılması gerektiği halde yapılmayanların saklanması için kılıf olarak kullanılması konusunda hak verdi. Etik değerlerin zayıflaması ile bürokrasi, paylaşımda adil hak dağıtımında, zayıf konumdakiler için engelleyici-oyalayıcı bir rol üstlenebiliyormuş. Ancak ahlaki ve etik değerlerin güçlü olduğu toplumlarda, bireye güven veren ve koruyan bir yapıda sunabiliyormuş.
    Burtay Mutlu 23 Eylül 2015
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

5.048 soru

30.141 cevap

30.586 kullanıcı

Giriş Yap