• 0

    Pekçok yerde iddia edildiği gibi, din'i bilgi ve kaynaklar, bilimsel gerçeklerle örtüşmez. Din'i bilgi ve yaklaşım, bilimsel bilgi ve yaklaşımla tamamen zıttır. Din ve bilim birbirini beslemez, iddia edildiği gibi dost falan da değillerdir. (Düşmanlardır demek istemiyorum, düşmanlık ayrı birşey) Konu üzerine bu görüşteyim. Aksini düşünen iddia eden arkadaşların fikir ve açıklamalarını duymayı ve bunun üzerine konuşmayı çok isterim...

    Görkem Öge 22 Temmuz 2015
  • 0
    dinin dogmatik bilimin sorgulayıcı olması en temel farklılık zıt olmaları ve ikisininde hayatı kendi bakışlarıyla açıklamaya çalışması çatışmaya zemin hazırlıyor ama insanlık farklı görüşe saygı duymayı bir gün öğrenecek mi ?
    mimiuzay 23 Temmuz 2015
  • 0
    Dini bilgiler de, Tanrı'nın din gönderdiği fikri de mantıkla örtüşmez. Zaten 3 İbrahim'i din dışında peygamber gönderildiğini iddia den din yoktur. İnsan
    mantığının ulaşabileceği limit nokta, evrende, insanı aşan bir bilgi olduğudur.
    Ali Uçar 23 Temmuz 2015
  • 0
    Bu linki devamli takip ederseniz ve derin arastirmaya girerseniz aslinda bilim ile ilimin celismedigini ayni seyi anlattigini farkedebilirsiniz...Evrensel isleyis sistemi TEKtir...http://okyanusum.com/
    Evrensel Sirlar 24 Temmuz 2015
  • 0
    Bu linki devamli takip ederseniz ve derin arastirmaya girerseniz aslinda bilim ile ilimin celismedigini ayni seyi anlattigini farkedebilirsiniz...Evrensel isleyis sistemi TEKtir...http://okyanusum.com/
    Evrensel Sirlar 24 Temmuz 2015
  • 0
    mimiuzay... Sizinle aynı fikirdeyim ama bu fikrin konumuzla ilgisi yok ki. Unutmayınız; "Gerçeklere demokrasi ile ulaşılmaz"
    Görkem Öge 24 Temmuz 2015
  • 0
    mimiuzay... Sizinle hemfikirim ama bu fikrimizin konuyla zerre ilgisi yok. UNutmayınız ki "Gerçeklere demokrasi ile ulaşılmaz"
    Görkem Öge 24 Temmuz 2015
  • 0
    mimiuzay... Sizin hemfikirim ancak bu fikrimizin konuyla zerre ilgisi yok... Unutmayınız ki "Gerçeklere demokrasi ile ulaşılmaz"
    Görkem Öge 24 Temmuz 2015
  • 0
    Mimiuzay… Sizinle hemfikirim ama bu fikrimizin konuyla zerre ilgisi yok. Unutmayınız ki “Gerçeklere demokrasi ile ulaşılmaz!” Bunu açıklayıp sözü uzatmayayım, anlayacağınızı umuyorum.

    Ali Uçar… “3 İbrahim'i din dışında peygamber gönderildiğini iddia den din yoktur” iddianızda yanılıyorsunuz… İslam, “Her ümmete uyarıcı gönderdik” der. Bu iddiaya göre, başka galaksilerdeki akıllı yaşamlara da peygamber gitmiş olmalı.

    Evrensel Sırlar… Verdiğiniz sitede, önerdiğiniz gibi derin araştırmaya girmeme hiç mi hiç gerek yok. Çünkü orada derinleşecek hiçbir şey yok. Astrolojiyi bilimsel bir disiplin olarak gören, “İnsanlığın oluş düzeni ve sistemi Astroloji ilminde mevcuttur” gibi bir cümleyi içeriğine alan hiç ama hiçbir kaynağı ve bu kaynağı bana öneren sizi de, en küçük ölçekte bile ciddiye almam olanaksız. Zaten nerede “bilim” kelimesi yerine “ilim” kelimesi kullanılıyordur, oradan hızla uzaklaşınız. Bunun üzerine binlerce sayfa/saat konuşmuşuzdur. Bu başlığı açmamdaki esas amaç zaten, “inanılacak” şeylerle “bilinecek” şeyleri ayırt edebilmemizin önemi. Sizin bu ayırımı fark edemediğinizi görüyorum ve umarım bir gün fark edersiniz diye umuyorum. Astroloji bilim değildir. Astrolojinin her kelimesi, cümlesi, dayanağı, noktası virgülü baştan sona “SAÇMALIK”tır… Aksini iddia ediyor iseniz, gerçekten akademik vasfa ve kimliğe sahip tek ama tek bir kuruluştan çıkmış, astroloji üzerine bir araştırma tez sonucu elde edilmiş kanıt, ispat gösteriniz. Tek bir tane… Gösteremezsiniz. Buna göre siz astrolojiye “inanıyorsunuz”dur Buna bir sözüm yok. İnanıyor olmanıza yani… Bu sizin tercihiniz. Ancak inanılmak üzere tasarlanmış hiçbir şeyi lütfen bilimle karıştırmayalım.
    Görkem Öge 24 Temmuz 2015
  • 0
    inanmak ve bilmek ayrı kavramlar olabilir ama bütün algılarımız birbiriyle bağlantılıdır.yani bazı insanlar bilmediği şeye inanmak istemez basite indirgemekte istemez düşünceler komplekstir tıpkı nöron ağlarının bağlantıları gibi.
    mimiuzay 24 Temmuz 2015
  • 0
    Sanırım sizi anlayamadım... :)
    Görkem Öge 24 Temmuz 2015
  • 0
    Sevgili Gorkem Bilen kimseye birsey ogretilemez...Bu sayfayi objektif olarak bildiklerini bir kenara koyarak degerlendirmeyi denemelisin...Yoksa kaybediceklerini hayal bile edemezsin...Bilim ve din birlikte olamaz onyargilarinla ciddiye almamanin faturasini sonsuz bir hayatta kaybedeceklerinle odersin...Tabii karar senin ve herkes kendi secimlerinin sonuclarin yasar....Insan beyninin Evrendeki tum frekanslari OKUYAbilecek ve desfire edebilecek kapasitesinden ve bunlarin Noron aktiveteleriyle baglantilarindan haberi olmayan birinin bilimsel konustugunu sanmasida ayrica cok tuhaf...Ve dinde kader adiyla isaret edilen ALlahin Yaratma mekanizmasinin GAlaksilerden , KAranlik madde denilen bilimin bugun algilayamadigi yapilardan, burclar denen yildiz ve gezegen sistemlerinden gelen FOTONlarin,enerji parcaciklarinin DNAlarimizi ve gezegenimizi devamli formatliyarak bizlerde degisikliklere yol actigini ve duygulari, akil yetilerimizi, fiziksel yetilerimizi, genetigimizi, tum enerjimizi etkiledigini bilmemek, redetmek hele bugun kara cahil olmakla esdeger...Kucucuk AY bile okyanuslari kilometrelerce gelgit yaptirirken, vucudunun fiziksel bolumunun %90 i su olan bizler nasil etkilenmeyiz...Bunlar bile objektif dusunen insanlara kapi acmaya yeter...Karar senin...Kimseye zorla birsey tavsiye edilemez...Nacizane dost tavsiyesi yolladigimiz linki ve soylediklerimizi ciddiye aliver...sevgiler
    Evrensel Sirlar 24 Temmuz 2015
  • 0
    Talep ve rica ettiğim tek şey olan "bilimsel kanıt, çalışma, ispat" veremediğine göre ortada ve yazdıklarında hiçbir bilimsellik olmadığı sonucunu kesinleştirdik. Sevgi bizden Evrensel Sırlar nickili dostum...
    Görkem Öge 24 Temmuz 2015
  • 0
    Yahu Görkem...Başka bir yorumunda, bilimsel kanıttan söz ediyorsun; peygamber geldiğine Kuran'ı delil gösteriyorsun. Perhiz-lahana turşusu oldu. ;)
    Ali Uçar 24 Temmuz 2015
  • 0
    Haklısın Ali. BEn sadece senin yazdığına cevap olarak yazdım onu... Peygamber geldiği vs. senin yorumuna cevaben önemli. Konumuz bağlamında değil.
    Görkem Öge 24 Temmuz 2015
  • 0
    Görkem Öge, dini bilgi ve kaynaklardan kastın nedir bilmiyorum ama ben dinimizin kitabı olan Kur'an'daki ayetlerden Allah'ın, peygamberlerinden sonra gelen en emin insanlar olarak bilim adamlarını gösterdiğini okudum. Allah’ın bizler için gönderdiği kitabının başında kullarına “Oku” dediğini, içindeki birçok ayette (Prof. Dr. Y. Nuri Öztürk olsaydı, Kur’an’ın içinde kaç kez geçtiğini de söylerdi) aklımızı çalıştırmamızı istediğini, aklını çalıştırmayanın üzerine pislik yağdıracağını okudum. Ayrıca en büyük düşman olarak ne ateisti ne de namaz kılmayanı konu etmediğini, dini ihtiraslarına alet edip insanları sömürenleri ve sinsi emellerine ulaşmak için namaz kılanları ve kamu hakkı yiyenleri lanse ettiğini okudum. Din ile bilim arasındaki ilişkilere, söylentiler bazında değil de Kur’an içindeki ve Kur’an dışındaki dini bilgilerin birbiriyle bağdaşıp bağdaşmadığını ve bağdaşıp bağdaşmama nedenlerinin neler olabileceğini bilimsel kurallar çerçevesinde araştırma bazında bakmak ve ondan sonra bir yargıya varmak daha doğru olur diye düşünüyorum. Unutmamalı ki bilginin doğru olanı değerlidir, doğru olmayan bilginin el üstünde tutulması değil elimine edilmesi gerekir. Konu üzerinde sayfalarca bilgi alışverişi yapılabilir. Ben din açısından giderek kısa bir açıklama yaptım. Bunun bir de bilim tarafından bakılarak açıklaması var ki onun da düşündüğünün tersi doğrultuda olduğunu biliyorum. Kolay gelsin
    Cem Murat 25 Temmuz 2015
  • 0
    Boş konuşuyorsun Görkem. Polemik yapıyorsun. Yazmam sana bir daha. Benim yazdığıma cevap vermişsin evet; fakat mantıksız bir cevap vermişsin.
    Ali Uçar 25 Temmuz 2015
  • 0
    Tşk ederim Cem... Bunu düşüneceğim... Peki Ali. Sen bilirsin...
    Görkem Öge 25 Temmuz 2015
  • 0
    Diln insanın bilinmeyen karşısında güvelnini artıran ve destekleyen bir kavramdır. Çoğu din; insanın, günlük hayatındaki kontrol gücünü artırma ihtiyacından doğmuştur. Doğa dinlerindeki büyülere, sihirlere, çok tanrılı ve tek tanrılı dinlerde dualar eklenmiştir. ( Bir kelimeyi- cümleyi belli bir sayıda söyleten dualar ile sağlık, sıhhat, huzur, aşk veya başarı beklemek aslında sihirin yeni bir görünümü olmuştur. Yani, (bence) şirktir.) Klan yaşamından, şehir devletlerine yöneliş ile doğa dinleri çok tanrılı dinlere, büyük krallıklar ve imparatorluklar ile de tek tanrılı dinlere yöneliş olmuştur. Çünkü din aynı zamanda elit,
    Burtay Mutlu 26 Temmuz 2015
  • 0
    Din insanın bilinmeyen karşısında güvenini artıran ve destekleyen bir kavramdır. Çoğu din; insanın, günlük hayatındaki kontrol gücünü artırma ihtiyacından doğmuştur. Doğa dinlerindeki büyülere, sihirlere, fallara, yıldızlara; çok tanrılı ve tek tanrılı dinlerde dualar eklenmiştir. ( Bir kelimeyi- cümleyi belli bir sayıda söyleten dualar ile sağlık, sıhhat, huzur, aşk veya başarı beklemek aslında sihirin yeni bir görünümü olmuştur. Yani, (bence) şirktir.) Klan yaşamından, şehir devletlerine yöneliş ile doğa dinleri çok tanrılı dinlere, büyük krallıklar ve imparatorluklar ile de tek tanrılı dinlere yöneliş olmuştur. Çünkü din aynı zamanda elit ve yönetici tabakanın toplumu daha kolay idare edilebilmesi ve yönetebilmesi için düzen kurucu biçimlendirici olmuştur. Özellikli biat ve itaat işlenmiş, sorgulamadan kabul etme yüceltilerek bir meziyet olarak sunulmuştur…______________
    Tek tanrılı dinlerin ilk dönemlerine yani topluma sunuldukları döneme bakarsak, bir devrim gibi hepsi var olan düzenleme ve uygulamaları sorgulayarak, eleştirerek işe başlamışlardır. Sorgulamayı, düşünmeyi öğütleyen ve destekleyen dinler, tekelcilerin (ruhban sınıfın, (bizde hocaların, şıhların, efendilerin, bürokratların, padişahların, din alimlerinin) kontrolüne geçtikçe sorgulamadan itaat yüceltildi.
    (Batı Rönesans ile bu dönemi geçerken, orta doğu hala aynı zihniyet dönemini yaşıyor. Oysa İslam da sorgulama, okuma, düşünme esastır) ______________
    Din ile bilim arasındaki çatışmanın temeli de bu noktaya dayanır. Bilim hiçbir konuda dogma zorlamaz. Bir durum ele alınır, sorgulanır, gözlemlenir, tekrarlanır ve bağımsız farklı kaynaklarca da aynı süreç tekrarlanır … Her seferinde aynı kesinlikle sonuç alınırsa bu durumun bir kural olduğu kabul edilir. Eğer evrim gibi çok uzun bir süreci ele alıyorsa, gözlem ve matematiksel mantık ile tümevarım yapar. Yine de tekrarlanarak gözlemleme süreci çok uzun olduğu için günübirlik yaşayanların bolca saldırısına açık olur. Üstelik canlı gibi çok fazla değişkene sahip bir nesne de temel kuralları ve destekleyici ayrıntı kurallarda zor kurulur. Yine de elde edilen sonuçlar, bir çok bağımsız gözlemcinin farklı sonuçları ile uyumlu olduğu için ana kurallar çıkartılabiliyor. Yine de evrim, doğanın canlılar dünyasındaki kuantum alanıdır. Yani size tek, net bir sonuç vermez. Olasılıklar ve değişkenlere göre olası sonuçları verir. Bu yapısı ne yazık ki, bir çok firsatçı için saldırı ve propaganda aracıdır. ____________

    Din ile bilimin ayrı olduğu ve kişileri zorladığı noktayı bu örnekleme ile sanırım anlatabildim.
    Bilim din ile çelişir mi? Bu tamamen subjektif bir konu. Eğer dine ya da bilime yaklaşımınızda bunlardan birinin gözü ile diğerini değerlendirirseniz, elbette çelişir. __________ Ama eğer dini insanın bilinmezi arayışı ve cevaplaması olarak ele alırsanız, bilim içinde aynı şeyi düşünürseniz birbirlerini destekleyici tamamlayıcı olurlar. Din size bilimin asla gitmeyi düşünmeyeceği yollarda bakış açısı ve yaklaşım sunar. Bilim ise bu yaklaşımların doğruluğunu denetler…_____________

    Örneğin, tüm dinlerde başlangıçtan önce hiçbir şey yoktur. Sonra bir anda her yer ışık olur ve her şey oluverir. Üstelik zaman kavramları da görecelidir.
    ____________
    Bilime göre her şey, tek ve homojen bir kaynaktan doğmuştur. Üstelik bu kaynak zamanla farlılaşmış olsa da her yerdedir.____________

    Bizim hatamız, canlılığı, cansızlığa göre çok üstün görmemizde. Oysa canlı birimlerin uzun vadeli fizyolojik durumlarını özellikle enerji girdi ve çıktıları açısından ele alsak; entropiye uygun olarak enerjinin ortalamaya dağılmasında farklı bir yol olduğunun düşünebilirdik. Besleniriz enerji alırız, iş yaparız enerjiyi dağıtırız. Ölürüz, yaşam boyunca depolanmış cansız maddeler ve kaynaklar daha küçük birimlere dağıtılır.

    Bu nedenle din ile bilim aynı kefede ele alınmamalı. Elma ile armut toplamak olur bu. Eşdeğer, aynı, benzer değiller. Aynı sorulara farklı cevapları olabilirler. Bunlardan işinize geleni kabul edebilirsiniz. Ya da etmeyebilirsiniz.________________
    Sonuçta ikisi de insanlığın bilinmeyene cevap verme çabasının ürünüdür. Her ikisi de kendi koşullarına göre doğruları ya da doğruya yakınları içerebilir. Mesela, eğer Planck uzunluğu şu an‘kinin iki katı olsaydı; sonsuza giden sabit Pi sayısı farklı olabilirdi. Yani çapını veya çevresini bildiniz bir çemberin diğer ölçüsü ve buna bağlı olan tüm trigonometri farklı olacaktı. Çünkü evrenin eğimi farklı olurdu.

    Yani sayısal değerlerin kesinliği için bile “ceteris paribus” var.
    Burtay Mutlu 27 Temmuz 2015
  • 0
    din'i bilgi ve kaynaklar, bilimsel gerçeklerle bence örtüşür.Biliyoruz ki hiçbir enerji vardan yok olmaz yoktan da var olmaz.Mesela seste bir enerji konuştuğumuz her kelime kurduğumuz her cümle dalgalar halinde yayılıyor ve evrende boşlukta biyerlere kadar ulaşıyor.Kuranda da şu geçiyor yaptığınız kötülükler size izletilecek,söylediğiniz her şey size dinletilecek o anı yaşıyormuşsunuz gibi hissedeceksiniz.Bence evrendeki o ses dalgaları o frekanslar bizim önümüze getirilip tekrar gösterilecek.
    Gercek Cetinkaya 27 Temmuz 2015
  • 0
    evren tam olarak yoktan var olmuştur.çünkü her an parçacıklar birleşip kendini yok edip tekrar var oluyor ve birleşiyor döngü olarak.ayrıca evrendeki bütün enerji ve bütün maddeyi topladığında elde ettiğin sonuç kocamaaan bir SIFIRdır yani evrenin denklemi eşit sayılar birbirinin götürerek sıfırlar
    mimiuzay 27 Temmuz 2015
  • 0
    Sevgili Gorkem, sana tavsiye ettigim linkte bu konularla ilgili 1000lerce bilimsel video var, hemde NASA, en basarili universitelerde yapilmis deneyler ve sonuclarini anlatan bilimsel makaleler vs...Yillarca okuyabilecegin bilgiler mevcut bilimle, beyinle, insanin hakikatiyle, saglikla, ve bu konularin dindeki sembolik anlatimlarla nasil desifre edilebilecegine dair..Binlerce video ve bilimsel makaleyi burada istisare edicek halimiz ve vaktimiz yok ne yazik ki...Tesadufen gozume carpti yazin ve pek aliskanligim olmadigi halde yaziyim dedim, belki cevaplarini bulmani kolaylastirir..Mimiuzay paylastigin bilgi uzayin kutlesinin 0'a esit oldugu aslinda guzel bir ispattir, tasavvuf ehli zatlar bu olaya 1000 sene evvelinde soyle vurgulamislar, alemlerin(evrenlerin) asli hayaldir demisler...Einstein'in ogrencisi David Bohum'un da el attigi Holographic Universe teorisi, bu sanal gercekligi cok guzel ozetler..Bunu ayni zamanda String(Sicim)teorisiyle birlestirebilen bir beyinde maddenin aslinda var olmadigi, beyinin kesitsel algilamasindan madde algilamasinin olustugu asikar olur....HZ Muhammed SAV holografik evren teorisine atfen 'zerre Kullun aynasidir" demistir..Bugun holografik evren teoriside Evrenin herhangi bir yerinde varolan bilginin, Evrenin en buyuk yapilarinda oldugu gibi, en kucuk birimlerinde de varoldugunu vurgular...Buda bizi TEKlige goturur...Tum Evrenin Tek ve bolunmez bir yapi olduguna...Ve hepsininde ozune inildiginde DATA yani bilgi olduguna...Mekan ve zaman kavramlari beynimizin bize oynadigi bir illuzyon diyebiliriz...Muhiydiddin Arabi 800 sene once bu konuya "Alemlerin asli hayal icre hayal icre hayaldir" diye isaret etmistir ve eklemistir, insanoglu birgun uzaya gidecek ve filanca gezegende onlar icin biraktigim isaretleri bulacaklar...Gunes sistemindeki bir gezegendi ismini hatirlayamadim...Mevlana yine siirlerinde kuantum fizigine atif yapmaktadir anlayabilene gore: Ben öyle bir zerreyim ki,
    bütün âleme isyan etmişim.
    Havaya, toprağa isyan etmişim,
    Ateşe, suya isyan etmişim.
    Altı yöne isyan etmişim.
    Beş duyuya isyan etmişim.

    Hava, toprak, ateş, su da neymiş ki,
    altı yön de neymiş,
    beş duyu da ne.
    Benim için hiç bir şey umurumda değil.....
    Evrensel Sirlar 28 Temmuz 2015
  • 0
    Bilim ile örtüşmeyen dini bir bilgi veya kaynak göstermeye ne dersin?
  • 0
    Süper derim... Hemen örnek: İlk insan... Din'e göre Adem. Tahmini yaşadığı zaman dönemi 7000 yıl önce. Din, ademden önce insan yoktu der. Bilime göre kesinlikle öyle değil... Zaten dine göre Adem topraktan yaratıldı. Ama evrimin kesinliği ortada. Maymundan evrildik, bitti... Din yanılıyor. Aslında benim derdim bu da değil... Ben ve benim gibi, bu durumu söyleme döken arkadaşlardan duyulan rahatsızlığını anlamıyorum. Bİlim ispattır... KAnıttır. Din inançtır. Temelleri bunlardır. Bİlimsel bir kişilik, din'in söylediklerine inanabilir. Bunda bir yanlış yok. Bir bilim adamı inançlı olabilir ve din'i kaynakların söylediklerini dikkate alabilir. Benim buna bir itirazım yok ki... PEk açık söylemle iddiam şu: Din'i bilgileri gerçek gibi sunmayınız... Din'i bilgiler inanırız. İnanrsınız. Hiç bir din adamı
    Görkem Öge 30 Temmuz 2015
  • 0
    O kadar zorlanıyorum ki... OLaya din'i pencereden bakıyor olmanız sohbeti öyle zorlaştırıyor ki... Madem buna ihtiyaç duyuyorsun 4 Boyutlu Obçe... Hemen örnek: İlk insan... Din'e göre Adem. Tahmini yaşadığı zaman dönemi 7000 yıl önce. Din, ademden önce insan yoktu der. Bilime göre kesinlikle öyle değil... Zaten dine göre Adem topraktan yaratıldı. Ama evrimin kesinliği ortada. Maymundan evrildik, bitti... Din yanılıyor. Ve sohbete katkı sağlayan arkadaşlara şöyle birşey söyliim... Herkese tşk ederim ama... "bence...", "şöyledir...", "böyle bakılabilir...", vs. gibi açıklama ve anlatımlar okuması ve düşünmesi keyifli olsa da konumuz bağlamında değer sunmuyor. Bence de futbolla golf çok benziyor. Neden? ikisinde de top var... Sana göre benzemiyor. Biri ayakla biri sopayla oynanıyor. Derdimi anlatamadığıma göre sorun bende... Nasıl söylenir ki bu? Şöyle "haykırayım" derdimi: YEr yüzündeki tüm bilim adamları, milyonlarca bilimsel kanunun doğru olduğunda hemfikirdir. YEryüzündeki milyonlarca din adamının hemfikir olduğu tek birşey var mıdır? Yok-tur! Buna göre: Bilim gerçektir... Ölçülebilir, denetlenebiir, sorgulanabilir. Din, yorumdur, inançtır, değişkendir. Bugün inanırsın, yarın inanmazsın. Anandan müslüman doğarsın, içki kötü/günah dersin. Hıristiyan doğarsın, şarap iyi/sevap dersin. Doktor gider laboratuarda çalışır, içki zararlı der, konu kapanır. Gerçek budur. 10.000 yıl önce doğarsın, kızını gök tanrya kurban kesersin. 10.000 sene sonra gök tanrıya inanıyorlarmış diye kahkaha atarsın. Hangisi doğru? Bilimin sencesi bencesi, öncesi sonrası yoktur. Gerçektir, bitti. Din değişkendir. KÜltürden kültüre değişir. Yorumdur. Evrilir. Çünkü kanıta, ispata ihtiyacı yoktur. Sohbete katılan arkadaşların, amaçlardan, yaklaşımlardan, niyetlerden, bakışlardan bahsetmesi de aynı din'in bilimsel açıklamaları gibi ortaya dökülüyor. Muğlak... Yorum. Bakış... İnanç... Din şöyle söylemiş... Din böyle der. Din böyle bakar. Tek bir kutsal kitaptan gelen bir bilimsel formül gösteriniz... Kanıt budur... Gerçek de budur. Gerisi inançtır. İnanana sözüm yok, saygım sonsuz. Ama inanç meselesini bilimsel bilgi olarak sunmak yanlıştır... Hçkimse, bir diğer kişinin, din'i gerçeklerine katılmak zorunda olduğunu iddia edemez. Ama her bilim insanı, karşısındakinin, bilimsel doğrulara katılmasını talep edebilir... Bunun ne anlama geldiğini düşününüz... Tüm bunların ötesinde... Bilime güvenen ve din'i hiçbir bilgiyi ciddiye almayan ve bu bakışımdan dolayı da en küçük bir hissi, duygusal, mantıksal, sevgisel, tepkisel, psikolojik, ne derseniz diyin "boşluk" hissetmeyen biri olarak konuşuyorum: Eğer din, "Bir adem'i topraktan yarattık" diyeceğine "Biz adem'i yıldızlardan yaptık" diyeydi, din'i bilgiye güven duymam söz konusu olurdu. Ve din, "yaratma" kelimesini kullanıyor. Yani yoktan var etme. Allah yaratır çünkü... İnsan vücudundaki bileşiklerim tamamı, yıldızlarda ve evrende en fazla miktarda olan bileşiklerdir. Hani "yaratmıştı?" Ve hani "topraktan"dı? Onu yazan kişi, çevresine bakmıştır, bu kadar. İşte bu da benim inandığım şey. İspatlayamam. İspatlayamayacağım için de kimsenin aksine inanmasını yadırgamam. Ama ilk insanın Adem olmadığını ispatlarım. Evrim ile... Evrime de inanmayan biri ile, bilim konuşmak çok zordur. Çünkü evrimi, inancından çıkagelen yorumlarla çürütmeye çalışacaktır. Bu da bizi başa döndürür. Ona göre futbolla golf benzer oyunlardır...
    Görkem Öge 30 Temmuz 2015
  • 0
    Öncelikle tamamen objektif olduğumu, ortaya attığın iddia ile ilgili argüman talep etmekten başka bir amacımın olmadığını söylemek zorundayım. Söylediklerin çok hoş. Gerçeğin peşindeki her insana inancı ne olursa olsun saygım var. Keşke sende objektif olsaydın da sohbet öyle dediğin gibi zor olmasaydı. Eğer dini yeterince öğrenseydin evrim teorisiyle çelişmediğini görürdün. Topraktan yaratılma konusuna gelince, dini argümanlarda topraktan, nurdan, alakdan yaratıldığından da bahseder. Neden yıldızdan yaratılmıştır denilmiyor? 1400 yıl önceki bilim bunu söylemeye elverişli olmadığındandır belki. O zamanlar elimizdeki her bir atomun yıldızın çekirdeğinde oluştuğunu insanlar anlayamazlardı. Ama bu benim için yeterince tatmin edici bir savunma olamaz. Şöyle açıklamaya çalışayım; protein yemekle et yemek aynı şey midir? Bir noktada aynıdır. Et proteinden oluştuğuna göre et yiyince protein yemiş olursun. Peki şöyle söylesem, yıldızdan yaratılmakla topraktan yaratılmak aynı şey midir? Evet, bir noktada aynıdır. Toprak, yıldızlardan oluşmuştur. Bu durumda topraktan oluşan şey, dolaylı olarak, yıldızlardan oluşmuş olur. Yıldızdan yaratılmakla topraktan yaratılmak arasında pek de bir fark yoktur. Ortada hiçbir çelişki görmüyorum. Topraktan yaratılmış olmak yıldızdan yaratılmamış olmak anlamına gelmiyor. Sonrasında söylediklerinse standart kalıbın dışına çıkamamış savunmalardan ibaret. Din bir inançtır doğru. Fakat her inanç gibi kanıtlarla ayakta durur. Bilim ile din hiçbir noktada asla çelişmez. Bu çelişkiyi getirdiğin zaman bende senin gibi düşünücem. Ancak getiremezsen haklılığını kanıtlamış olmazsın.
  • 0
    İnan bana dostum.. Din'i, inananların bir çoğundan daha iyi biliyorum... Amacının ne olup olmadığı konusunda da herhangi bir kaygım yok. Ama bak kendin söylüyorsun... "1400 yıl önceki bilim bunu söylemeye elverişli olmadığındandır belki. O zamanlar elimizdeki her bir atomun yıldızın çekirdeğinde oluştuğunu insanlar anlayamazlardı" Yaratıcı, "bunlar anlayamaz, yıldırlardan bahsetmeyeyim bari"mi dedi senin açıklamana göre? Din'i kitaplar yazılırken bilimsel bilgilye ihtiyaç mı vardı? ONlar yaratıcının direk söylemleri değil mi? Ne dense insanlar kabul etmekle yükümlü değil mi din'e göre? Nasıl anlayamazlardı? Yıldızları görüyorlardı. VArlıklarını bilyorlardı. Evet, aslında sen kendin din'in zayıflığını açık etmektesin. Bİlim bilmiyordu o zamanlar. Demek ki din de bilmiyordu. Yaratıcının bilimsel veriye ihtiyacı olmadığına göre... Demek ki insanların bildikleri dahilinde yazıldı kitaplar öyle mi? Neden ilk insan Adem deniyor? Değil ki... Tekrar söylüyorum... İnanca saygım sonsuz. Ama bildiğimiz ve emin olduğumuz şeylere inanmaya ihtiyacımız yok. En azından benim öyle... Sen bir çeklişki görmediği söylüyorsun. Evet, sen bir çelişki görmüyorsun çünkü inanan, inançlı bir kişisin. Ama bütün bilim dünyası görüyor. Kİmsenin inancını değiştirmeye ve etkilemeye çalışmadığımı, bunun haddim olmadığını gayet iyi bildiğimi fark ediyorsundur. Tekrar söyleyeyim: İnanılan şeyi, bilimsel bilgi gibi sunmayadır itirazım. Adem'e inanmıyorum. Çünkü bilim bunu çürüttü... "Ben ademe inanıyorum" demek başkadır "Adem gerçektir" demek başkadır. Sen inanabilirsin ama benim inanmamı bekleyemezsin. Ama ben (bilimsel bakışın temsilcisi olarak, kişisel olarak değil) Ademin ilk insan olmadığını bilirim ve sana söylerim. Sen bu bilgiye, inancın ile bakarsan bu bilgi seni etkilemez. Ama bilimsel bakarsan, aksini iddia etmelisin. "BEn inanıyorum" demen bir anti tez sayılmaz.
    Görkem Öge 30 Temmuz 2015
  • 0
    Toprak, su, kan pıhtısı... Yıldızlar... Fark etmez. Hepsi aynı. Sadece içinde bulundukları koşullara göre farklı görünümler. Kitapta da farklı anlatımlarla aşamalarına dikkat çekilmiş bence... Bilginin doğrusunu ulaşmak için, bilimsel bakış ve yaklaşım şart. Ama bu dinsel bilgilerin aslı anlamı olmadığı anlamına gelmez... Bana göre binlerce yıllık ve milyonlarca kişilik yorum ve eklemeler ile dinlerin anlatımına karşılık, iki yüz yıllık ve ancak binlerce kişilik bilimsel bilgi birikiminin karşılaştırılması var. İnancı bilimsel bilgi gibi sunmak elbette doğru değil. _________________
    Adem ilk düşünebilen, alet üreten insanı anlatıyor. Kitapta 7000 yıl önce dünya da var olduğunu yazdığını görmedim. Bu bir yorumdur. Aktarılırken yayılmış, genişlemiş ve kabul görmüştür. Benimki de başka bir yorum. Herkes kendine uygun bir yorum üretebilir. Bana göre zamandan bağımsız bir güç için, bu bir kaç milyar yıllık süreç, sadece “bir an” olmuştur. Üstelik sebepleri de dahil olarak.
    _______________

    Daha 100 yıl öncesinde de bilimciler dünya yaşını bir kaç 10 milyon yıl olarak hesaplıyorlardı. Güneşi de kütlesini göre kimyasal enerji olarak biraz daha uzun ömürlü. O dönemin bilgisi ve bakışı altında bu savlar doğruydu... Şimdi değil.
    _____________________
    Bilim kendisini yenileyebildiği ve hatasını kabul edebildiği için üstündür. Bunu bir kapris ya da otorite sorunu yapmaz. (Gerçi çoğu bilimcide otoritesininin sorgulanmasından hoşlanmaz ama...) Cenab-ı Hâkk hiç bir şeyi sebepsiz yaratmamış, her şey sebebiyle var. Bence bizler sebeplerle, sonuçlar arasında yanlış bağlantılar kuruyoruz. Bunu ister dine, ister bilime dayandıralım fark etmiyor.
    __________________________________
    Bugünkü bilimsel bilgimiz bize su’dan toprak üretebileceğimizi söylüyor. Tek yapılması gereken. Oksijen ve hidrojen atomlarını çeşitli oranlarda birleştirmek ve diğer elementleri üretmek. Şimdilik böyle bir teknolojimiz yok sadece. Bu elementlerden sonrada pek ala organik moleküller üretebilinir.
    Bunları karıştırdın mı,al sana toprak.
    ___________________________________
    Madde ve enerjiye yön veren bir güç için bu çok daha kolay. Yoksa yukarıdaki bakışla ele alırsak, canlıların ve insanın ilk olarak tekillikten yani yokluktan oluştuğunu da söylemek hatalı olmaz. Sebep-sonuç ilişkisi…
    __________________________________
    Dinler, insanın bilimsel hayatı için değil sosyal hayatı için vardır. Bir arada yaşayabilsinler diye… (Sömüren muktedirlere rağmen…)

    Dinlerin zorlaması yoktur. Zorlamayı insanlar yapar. O anlatır, anlaşılır olmaya alışır, örnekler ya da anlaşılabilecek düzeyde basitleştirir. İnsanlarda tekellerinde kalsın diye, bire bin katıp, yorumlarla karmaşıklaştırıp zorlaştırır.
    İçlerinden çok azı, sadece özü görüp aktarabilir. Bunlar ırk, din, dil ayrımı yapmadan tüm insanları sevip, aynı şekilde ele alabilen nadir kişilerdir. Canlıya saygı duyanlardır.
    _______________________________
    Bu nedenle, bence bu tartışma elma, armut toplamak gibi bir durum.
    Burtay Mutlu 31 Temmuz 2015
  • 0
    Görkem Öge, ilk açıklamamın benim için bile yeterince tatmin edici olmadığını zaten söyledim. Belki böyledir dedim fakat yeterli bir açıklama değildi. Dolayısıyla devamını yazdım ama sanırım okumamışsın. Bu konu üzerinde artık daha fazla durmayacağım. Çünkü çok basit bir konu düşünürsen görürsün bir çelişki olmadığını. İkinci olarak, ademin ilk insan olmadığını asla hiçbir zaman kanıtlayamazsın. Kalkıp bilim bunu çürüttü diyorsun. Evrim teorisinin henüz kanıtlanmış olmaktan çok uzak olduğunu bir kenara bırakıyorum, evrim din ile de çelişmez. Şahsen evrimin bütün eksik tahtalarını biliyorum. Henüz kanıtlanabilir durumda değil. Yinede diyebilirim ki evrim, din ile çelişmez. Ben ademe din öyle olduğunu söylediği için inanıyorum doğru. Fakat bu, dinin kendisinin gerçek olup olmadığının ispatlanamaz olduğunu göstermez. Din gerçektir ve ispatlanabilir. Bilim de öyle. Fakat aralarında bir fark vardır. Bilim sürekli değişir. Mutlak gerçek dediğimiz şeyler yarın yok olur. Din ise bilim geliştikçe kendini sağlamlaştırır. Bu noktada milenyumluk bir tecrübeyle sabittir ki din, bilimden daha mutlak gerçekler barındırır. Din samanyolunun varlığını bile binlerce yıl öncesinden haber verir. Dünyanın şeklini, ayın ve güneşin mekaniklerini-yani astofiziği- jeolojiyi, astrolojiyi, biyolojiyi erkenden haber verir. Bilim bunları daha sonra açığa çıkarır. Bilime mutlak gerçek gözüyle bakan bir kimse İslama da öyle bakmak zorundadır.
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap