• +1

    Zamanda evrensellik

    morgan 25 Ağustos 2020
  • 0
    Genclik yillarimda sormusum soruyu.
    Evrende en fazla bulunan hidrojen atomunda spinlerin suresi ve Bu sureye karsilik isigin aldigi yolun, altin plaklardaki gibi nicin baz alinmadigini sormusum.
    Fena degilmisim.Saadete de gelmemisiz
    https://www.fizikist.com/beyin-firtinasi/28161/
    morgan 25 Ağustos 2020
  • 0
    3,5 yılda ne oldu da sizi bu kadar hızlı yaşlandırdı merak ettim... ;)
    (Belki evren ortalamasından daha düşük bir enerji alanında kaldınız... Masa başı bir iş gibi..)

    Soruya gelirsek; zaman birimi olarak kullandığımız birimler evrensel değil.
    Yıl, gün, saniye, nano saniye değerleri bile, taa Sümerlilerden kalan gözlem ve ölçümlerle kullandıkları sayı sistemlerine dayanıyor.
    Yani bizim için geçerli olan bir saniye ya da nano saniye, bir başka varlık için çok bir anlam ifade etmeyebilir.
    Tabi, bulunduğu ortamın kütle-enerji yoğunluğu durumuna göre zaman genişlemesi de var. Ama bu çok önemli değil bence. Saman genişlemesi ve boyut daralması var diye, 1 saniyeyi daha farklı- uzun yada bir santimi daha farklı- mısa ölçmeyiz. Gene o ortamda aynı değerleri verirler.

    O dönemki mantığınızla ileri sürdüğünüz, "hidrojen elektronunun spin up-down zamanı ( yaklasik 0,7 nanosaniye =21 santim ışık yolu)" Evet, her ortamda evrensel bir değer olarak kabul edilebilinir bence...
    Belirttiğiniz gibi, Evrende bolca hidrojen var ve gelişmiş her uygarlık hangi ölçüleri kullanırsa, kullansın aynı verileri net olarak ölçümleyecek. Ve bunu ifade etmemiz de bizim bilimsel düzeyimiz hakkında, karşı tarafa bilgi verecek...

    Diğer yandan, bu değerin evrensel olamayacağı düşüncesindeyim. Çünkü bölünebiliyor.
    Aynı zamanda, üzerine kurduğumuz ölçü birimleri ile de uyumlaştırmak için çok çaba gerekecek.

    Temel ölçü birimi olarak, Planck sabitleri (durgun hareketsiz ortamda=evren genişleme hızıyla aynı hızda ve vektörlerde) evrensel değerler sadece.
    Fakat onları hangi sayı sisteminde nasıl ifade edeceğimiz? De ayrı bir konu... Bilemiyorum.

    Bu yüzden hidrojen elektronunun spin yukarı-aşağı zamanlaması kullanım açısından daha pratik gibi...(?)
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 25 Ağustos 2020
  • -1
    Zaman evrensel mi? Bana göre, evrendeki tek gerçek ve sabit olan şey; Zaman.

    İki Zaman dalgası arasındaki mesafe ve sabit bir noktayı geçme süre aralıkları temel birimleri oluşturuyor. Tabii ölçüm cevapları gene objeye göre göreceli...
    (Tamamen Özel Görelilik çerçevesinde farklı bir açıdan anlatımdır :-)
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 25 Ağustos 2020
  • -1
    Hiç sormayın. Tam bir fanatik fan gibi... Gördüm ama, mutlu olsun diye ellemedim...Yine de teşekkür ederim.
    Eksileme yanında, fikrini de paylaşsa artık, belki bir iki şey öğrenirdik.

    Fikrim karmaşık "hidrojen elektronunun spin up-down zamanı" evrensel bir değer ama çok büyük.

    Bu yüzden bölünemeyecek kadar küçük bir değeri sabit olarak ele almanın daha isabetli olacağını düşünüyorum. Çünkü bu sabit, her sayı sisteminde, temel değer olacaktır.
    Düşüncem bu yönde...

    Siz ne düşünüyorsunuz?
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 25 Ağustos 2020
  • -1
    Yine eksilenmissiniz Burtay :) Ama ben anti-eksi uygulayacagim.
    morgan 25 Ağustos 2020
  • -1
    Dogru Ancak planck sabitleri nasil resmedilebilir?
    morgan 26 Ağustos 2020
  • +1
    Öncelikle zamanın tanımını yapmalıyız. Fizikte zaman değişim olarak tanımlanır. Yani zamanın değişim olarak kabul edilmesi aksiyomdur.

    Genel göreliliğe göre zaman sabit/mutlak değildir. Kütleçekimi ve hıza göre değişir.

    Genel göreliliğe göre kütleçekimi zamanı yavaşlatır. Atomik saat olarak kullanılan sezyum bozunumu kütleçekim arttıkça yavaşlamaktadır. Yani zamanın yavaşlamasından kastedilen değişimin yavaşlamasıdır.

    Genel göreliliğe göre yüksek hız da zamanı yavaşlatır. Örneğin bir yerde duran mekiğin yanından yüksek hızla giden diğer bir mekiğin geçtiğini düşünelim. Birinci ve ikinci geçiş arasında duran mekiğin içindeki sezyum 30 kere bozunduysa yüksek hızdaki mekiğin içindeki sezyum daha yavaş bozunur, mesela 20 kere bozunur.

    Yüksek hızın ve kütleçekiminin zamanı yavaşlattığı deneylerle kanıtlanmıştır.
    Ahmet Yılmaz 26 Ağustos 2020
  • +1
    Yani evrensel zaman diye bir şey yoktur.
    Ahmet Yılmaz 26 Ağustos 2020
  • -1
    @ Ahmet Yılmaz, bu konuda sayfada tüm yazanlar olarak hem fikir gözüküyoruz. Tanımlamalarda farklı açılar var sadece...
    Burada görüş almak istediğim konu ise şu: Zaman'ın sabit, elle tutulur bir nesnelliği olmadığına göre ve sadece değişimi tanımlıyorsa,
    - Bu değişim-zaman niye bir somut veriymiş gibi hesapların vaz geçilemez değişkenlerinden biri (direk veya dolaylı) oluyor?
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 26 Ağustos 2020
  • +1
    Zaman, gerçekliği algılanabilen/ölçülebilen bir şey, yani somut. Günümüzde atom saatleriyle ölçülüyor.

    Zamanın elle tutulur bir nesnelliği var ancak kütleçekimi ve hıza göre nesnelliği yok, onlara göre öznel. Burada nesnel, öznel sözcüklerini kullanmak doğru olmaz. Sabit, göreli sözcüklerini kullanmak gerek.

    Tanımlamalarda farklı açılar var derken? Tanımlar mısınız? Farklı açıları belirtir misiniz?
    Ahmet Yılmaz 26 Ağustos 2020
  • 0
    This electromagnetic radiation is at the precise frequency of 1,420,405,751.7667±0.0009 Hz,[2][3] which is equivalent to the vacuum wavelength of 21.1061140542 cm in free space.
    Hidrojen elektronunun spini protonunkiyle ayni degil ise, 10 milyon yil gibi bir sure sonunda ters donuyor ve yukaridaki frekansta yayilim yapiyor.Bu frekansa denk gelen dalga boyu da 21 cm.
    morgan 26 Ağustos 2020
  • 0
    @ Ahmet Yılmaz,
    Merhaba,
    Sn. Morgan Hidrojen elektronunun spin süresi açısından ele alıyor ve bu süre de ışığın alacağı yol baz alındığında, hangi hız ve kütle çekimi alanında olunursa olunsun, ölçüm için sonuçların aynı olacağını belirtiyor.
    (- ...0,7 ns ve isigin bu zamanda aldigi 21 santimetre de bu nedenle plakta yer aliyor.Bu degerler notr bir hodrojen atomunun uzay ortaminda gecerli ise, gorelilik gecerli olmaz diye dusunmustum.)

    Sizin açıklamanızı makro düzeyde özel görelilik açısından konuyu değerlendirip, aynı sonucu belirttiğinizi düşündüm. Özellikle farklı hızlarda, dış gözlemci için bozunma hızı farklıyken, ölçümcü için sonuçların aynı olması açısından...
    (- Birinci ve ikinci geçiş arasında duran mekiğin içindeki sezyum 30 kere bozunduysa yüksek hızdaki mekiğin içindeki sezyum daha yavaş bozunur, mesela 20 kere bozunur.)

    Ben de olayın mikro düzeydex enerji paketçikleri üzerinde gerçekleştiğini düşünüyorum ve sonucu aynı şekilde ifade ediyorum. (-İki Zaman dalgası arasındaki mesafe ve sabit bir noktayı geçme süre aralıkları temel birimleri oluşturuyor.)
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 27 Ağustos 2020
  • 0
    Zaman'ın bir boyut değişkeni olarak (x,y,z + t) hesaplamalara katılmak zorunda olunuşunu sorgulamak istedim aslında.
    "Zamanın elle tutulur bir nesnelliği var ancak kütleçekimi ve hıza göre nesnelliği yok, onlara göre öznel. Burada nesnel, öznel sözcüklerini kullanmak doğru olmaz. Sabit, göreli sözcüklerini kullanmak gerek. "
    Nesnellik kısmında sorun yok, bakış açımda Zaman bir tür dalga zaten...

    Sabit ve göreli kısmını biraz deşmek isterim.
    "Bana göre, evrendeki tek gerçek ve sabit olan şey; Zaman" sabit kısmı temsil ediyor.
    Türevleri olan göreceli kısımları ise şartlara göre değişiyor.

    Ancak bence, bizim Sabit veya Göreceli diye üzerinde tartıştığımız şeyin, aslında "Zaman'ın kendisi değil", onun bir türevi olan "Süre" olduğunu düşünüyorum.

    Bu konuda ne düşünüyorsunuz? (Tüm katılımcıların fikrini alabilsem sevinirdim..)
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 27 Ağustos 2020
  • 0
    Öncelikle süre ile zaman eşanlamlı sözcükler. Süre Arapça kökenli zamanın Türkçe'si.

    Tanımları değiştirmeye çalıyorsunuz. Unutmayın ki değiştirdiğiniz şey "aksiyom". Yapılmış binanın temelini değiştiremessiniz. Temeli değiştirmek istiyorsanız yeni bina yapmalısınız.

    Konunun çıkmaza gittiğini görüyorum ancak yine de merak ettim: Zamanın tanımını yapar mısınız?
    Ahmet Yılmaz 27 Ağustos 2020
  • -1
    Spin suresi 0,7 degil. O sonuuota cikiyor.
    Olay su: bazen, bir H atomunun elektron ve proton spin yonleri ters olabilir.Bu asamada elektron kendini protonunkine uyarlamaya calisir.
    Bu sure 10 milyon yil kadar surebilir( sure farklilik gosterebilir) Buraya kadar hersey gorelilige uygun, sonrasi da.
    Evrensellik burada basliyor.
    Elektron milyon yillar sonra ters dondugunde, emit ettigi enerjinin frekansi hep ayni. Ister Dunya’da, ister derin uzayda.
    Frekanstan da yola cikarak dalga boyu cikiyor.
    21cm Hidrojen ciizgisi uzay arastirmalarinda cok kullaniliyor.
    morgan 27 Ağustos 2020
  • 0
    Bu arada sure sanirim zaman araligi olarak da dusunulebilir. “2 saat sureniz var” gibi
    morgan 27 Ağustos 2020
  • -1
    Aynı kavram için iki farklı kelime, israf oluyor bence.
    Kavram zenginleştirmesi lazım.
    (Dilimize giren Arapça kelimeleri genelde aynı kavramlarla kullanmıyoruz. Osmanlıca bunun canlı örneğiydi...)

    Süre, bir aksiyon'un gerçekleştiği "zaman dilimini" gösterir. Yani "time" ve "duration" farkı gibi..

    Zaman zaman birbirleri yerine kullansak da, aynı kavramlar değildir.
    Sürenin bir başı (hareket ile başlayan) ve bir sonu vardır (hareketin bittiği)...
    Bu bir Zaman aralığıdır. Bu yüzden özel görelilikte genişleyen şey de aslında Zaman değil Süre kavramıdır.

    Zaman tanımı daha önce çok yerde yaptım. Burada, blogta ve quora'da..

    Özetle: Zaman, büyük patlama adı verilen o ilk etkinin sebep olduğu genişleme dalgasının, genişleme çeperlerinden evren içine dalga olarak Planck ölçeklerindeki periyotlarla yansımasıdır.
    (Genişleyen dalga tek, büyük patlama sonucu oluşuyor ama yansıyan dalgaların frekansı çok yüksek... 1 Planck Mesafesi/1 Planck Süresinde)

    Detaylı Zaman tanımımı (tekrar) yapmaktansa, bu Zaman kavramı ile sorulara cevap vermeyi tercih ederim. Eğer diğer sonuçlarla çelişen açıklamalar olursa daha iyi ele alabilirsiniz.

    Konunun çıkmaz bir yanı yok. Haklısınız, aksiyomları değiştiriyorum. Çünkü "o doğru olduğu herkesçe kabul edilen önermeler", ciddi anlamda eksikler.
    "Boyut, tekillik, simetri, sistem, entropi, zaman, süre kavramları" eksik... Yanılgıya yol açıyorlar.

    Bugün bir cismi ivmelendirdiğinizde, cisme aktardığınız enerjinin o cisim bünyesinde ne tür bir değişime yol açtığını ve hız ile sonuçlandığını, aynı şekilde bir darbe ile enerji aktardığınızda ne tür bir mekanizma olduğunu (aslında aynı mekanizme, darbe frekansları farklı sadece)
    ve düşük hızdaki hareket ile yüksek hızdaki (relativistik) hareketlerin nasıl aynı kökenden olup da, hıza göre zaman genişlemesine, boyut daralmasına, momentum veya relativistik kütleye ve eylemsizliğe ulaştığını açıklayan başka bir tane açıklama bile yok.
    Hatta enerjinin nasıl kütle olarak yansıdığı da cevaplanıyor (ama tamamlayamadım henüz).

    Bunların hepsi hareket ile ilgili ve hepsi aynı mekanizmaya dayanıyor. Başka türlüsü mümkün değil zaten. O zaman hepsini aynı cepheden gören bir açıklama lazım.
    Ki bunun içinde aksiyomların gelişmesi gerekiyor.

    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 27 Ağustos 2020
  • -1
    Sintetize edersek, neden ve sonuc arasi aralik sure, neden ve sonuclar da “an”lar.Anlar fiks olabilir.O anda bir k.delik olusuyorken, baska bir yerde bir cocuk kaleye gol atmistir.
    Ama surelerde hiz, kutle ve belki bilmedigimiz kistaslara bagli olarak alsiyon sayisi degisirz
    Burtay’ io aciklamasindan bunu anladim.
    morgan 27 Ağustos 2020
  • -1
    Çok iyi... Bir tek cümlede ufak bir değişiklik var.

    "Ama aksiyonda hız, kütle ve belki bilmedigimiz kıstaslara bağlı olarak süre degişir."



    Örneğin: 0.6 C ile giden bir gemideki 1 saatlik süre, dış gözlemciye göre 75 dakika olarak saptanıyor.
    Burada değişen şey, birbirleriyle kıyaslanan "süreler" oluyor.
    Bunu şöyle düşünüyorum.

    Zaman bir dalga ise ortam farklılaştığında da dalga tepkisi vermeli.
    (Evet, Zaman bir dalga ise onu nasıl tespit edeceğimiz bir sorun. Ama kütleçekim dalgalarının tespiti gibi, onun da bir gün yöntemi bulunabilir. Zaten yapı olarak aynı olmalılar.)

    Dalga farklı bir ortama girdiğinde frekansı değişmez ama dalga boyu değişir. Bu da o ortamdaki akış hızını etkiler.
    İvmelenmiş bir objenin, durağan yapıdaki aynı halinden en önemli farkı, sisteminde fazladan enerji içeriyor olması. Bu enerji kalıcı değildir.
    Onu momentum olarak tanımlıyoruz. Aktarılan bu enerji, sistemin durağan haline göre fazlalıktır.
    Bu enerji sistemde durduğu sürece, sistem belli bir sabit hızda sonsuza kadar kalıyor. (Sürtünme, çarpma, yapısal bozulma ile aktarıp kullanmadığı sürece...)

    Üstelik bu sistem bir şeklide minik parçalara ayrılsa, bütün parçalar (ne kadar küçük olursa olsunlar), bu fazla enerjiyi aktarmadıkları sürece, aynı hızda kalıyorlar (momentumun korunumu).

    Bunun tek bir anlamı olabilir, ivmelenme esnasında sisteme yüklenen enerji, mikro seviyede etkili oluyor. Ki bence quantum düzeyinde, Planck Ölçeklerinde...

    Buradan da ivmelenme ile sistemin enerji yoğunluğunun arttığını çıkartıyorum.
    Ehh... Zaman bir dalga ise daha az yoğun ortamdan, daha yoğun ortama giren dalganın tepkisini vermeli bu durumda.

    Zaten benzer sonucu, Einstein ışık saati deneyinde farklı bir açıdan göstermiş. Orada hız ile zaman genişlemesi fotonun aldığı yol artışı olarak gösterilmiş. (Zaten o üçgenin trigonometrik hesaplarından Lorentz çıkıyor)
    Buna, hızlanma için sarf edilip sisteme yüklenen enerjiyi de dahil ederek yorumluyorum.

    Işık saati deneyindeki fotonun aldığı yol sonucu oluşan (üçgenin) alanı, birim unitenin titreşim genlik alanı olarak kabul ediyorum.

    Bu durumda sistem hareketlendikçe, sisteme yüklenen enerji artıyor. Bu alan (üçgen) artışı olarak gözüküyor.
    Alan artışı ise; quantum düzeyindeki titreşimlerdeki genlik artışı ile eşdeğer bence.

    Eğer böyle ise, bu durumda bir ünitenin (kuantanın) titreşim süresi, dış gözlemciye göre daha genişlemiş olacaktır. Makro düzeyde de durum, aynı şekilde yansımış olarak gözlemlenecektir.
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 27 Ağustos 2020
  • -1
    Sureyi duz bir cizgi iken, etmenlere bagli olarak kavislenebilen bir yapi olarak goruyorum.Kavislendikce icerikleri artiyor.
    Kusbakisi bir yolun uzunlugu ile, arada daglarin olmasindan dolayi artan yol.
    Ama kusbakisindaki iki noktalar ise sabit.
    Bu kavislenmeler iki nokta arasinda X indexine sahip iken, baska iki nokta arasinda ise dumduz olabiliyor.
    morgan 27 Ağustos 2020
  • 0
    Varsayımımda rahatsız eden ve tam oturtamadığım şeylerden biri de, boyut daralması (hareket vektöründeki)...
    (konuyla direk alakası yok, not düşsün diye ekledim).
    Zaman genişlemesinin net gözlemlenmiş ve deneysel tespitlerini biliyorum ama boyut daralması için böyle bir gözlem ya da deney bilmliyorum. (????)
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 27 Ağustos 2020
  • 0
    Endirek gozlemler mevcut ( higgs bozonundaki gibi kisacasi, direk gozlem degil ama kesinlestirn)
    Ilki agir elementlerin ionlarinin hizlandiricilarda kuresel ozelliklerini kaybedip pide gibi yassilasmasi.
    Digeri bildigimiz muonlar.
    Baska deneyler de var, su an kullandigim PC'de kayitli degil.
    morgan 27 Ağustos 2020
  • 0
    işte yüksek hızlarda yassılaşıyorlarsa bu sıkıştıklarınıda yani parçacıkların iç hızlarını, etkileşimlerinide zorlaştırarak iç zamanlarınıda yavaşlatmazmı? ayrıca yüksek hızlarda kütlelerinin artmasıda iç etkileşim yoğunluğunu sıkıştırarak hareketlerin zorlaşmasına ve iç zamanının yavaşlamasına neden olmazmı? kütle çekim uzayı kendine doğru sıkıştırıyor ve böylece uzay bükülmesi denen durum ortaya çıkıyor olabilir. kütle çekim kütleyi-maddeyide oluşturan uzayın tespit edilemeyen suptil bir alan etkileşimi olabilir. öyleya uzayın boş olmadığını biliyoruz. sıkışan alandada ve bu suptil alan etkileşimi yoğunluğu olan kütleli alanlarda tüm hızlar yavaşlayıp zamanında yavaşlamasına neden oluyor olabilir.zaten yoğun alan olan madde uzayda bir yavaşlama değilmi? ama zamanın nedenini sadece hızlara bağlayabilirmiyiz. hareket alanı olmasaydı nasıl olabilirdiki? öyle gözüküyorki uzay-zaman-madde-enerji özünde aynı olanının evrimsel farklılığıyla oluşan etkileşimlerinden ortaya çıkıyor. hızda bunun bir parçası.madde ve enerjiler daha suptil bir alandan evrimleşmiş olmalı. ve o alanı anlayamıyor, göremiyoruz yani ölçümlerle.
    Yunus Ilik 28 Ağustos 2020
  • 0
    Birisi der ki; Her fizikist katılımcısı eksi yiyecek...
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 30 Ağustos 2020
  • 0
    Yassılaşma; Einstein'den 10-15 yıl önce gündeme gelmiş. Yani görelilik teorisi olmayan bir başlangıcı var.
    "1889‟da George FitzGerald Science dergisinesadecebir paragraf tutan bir “makalesinde” belirtir ve bunun için gerekli olan varsayımıyazar: “ Eter içinden geçen nesnelerin boyları hızlarının ışık hızına oranlarının karesi ile azalır...”Daha sonra Lorentz (1892) ve Einstein ( 1905), FitzGerald gibi,hızlı giden cisimlerin küçülmeleri gerektiği teorik öngörüsünde bulunurlar. Günümüzde bu küçülme-büzülme “Lorentz-FitzGerald büzülmesi” olarak adlandırılmaktadır. Bu arada, Lorentz ile FitzGerald arasında oldukça ilginç bir yazışma geçmiştir. Lorentz makalesini yazdığı zaman, meslektaşlarıaynı sonucun 3 yıl önce FitzGerald tarafından elde edildiği konusunda uyarmışlardır. Lorentz de bunun üstüne FitzGerald‟a mektup yazmış ve aynı sonucu kendisinin de bulduğunu ifade etmiştir. FitzGerald ise cevabında “ Science‟a yazıyı yolladığını ama yayınlanıp yayınlanmadığını bilmediğini, Lorentz‟in aynı sonucu elde etmiş olmasından çok memnun olduğunu, çünkü arkadaşlarınınbu “nesnelerinbüzülmesi”fikrine çok güldüklerini söylemiştir. "
    Kaynak: http://www.physics.metu.edu.tr/~btekin/izafiyet.pdf
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 30 Ağustos 2020
  • 0
    Fermilab'da kuark gluon calismalari sirasinda tespiti oldu zaten.O konuda ergence "sIkIntI yok" diyebilirim Burtay :) ( ozelliklle ergen urban kullandim )
    morgan 30 Ağustos 2020
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

5.048 soru

30.141 cevap

30.586 kullanıcı

Giriş Yap