• 0

    Bilimsel anlamda aşk

    Türker Türksever 12 Haziran 2020
  • 0
    Freud, “Aşk yoktur, libido vardır.” der. Genellikle de böyledir zaten. Montaingne de Denemeler’inde aşk için tıpkı Freud gibi düşünür (Bana göre) Peki ya sizce fiziksel bir açıklaması var mıdır? Ya da rüyanun
    Türker Türksever 12 Haziran 2020
  • +1
    "Bütün zevklerimiz, mutluluğumuz, kahkahalarımız ve jestlerimiz ve acılarımız, kederlerimiz, ümitsizliklerimiz ve gözyaşlarımız beyinden ve yalnızca beyinden kaynaklanır." Hipokrat
    Maxwell 12 Haziran 2020
  • 0
    Aşk da öyledir herhalde
    Maxwell 12 Haziran 2020
  • +1
    Rüya'lar günlük verilerin incelenip, kataloglandığı ve gereksiz olanların atıldığı süreçlerdir.
    Bilinçli halde iken beyin bir çok kaynağını anlık verilere kullanır. (Ses, koku, ısı, hareket, sindirim, hormonlar, vs.) Rüya esnasında buralara aktarılan özkaynakların bir kısmı daha veri değerlendirme ve ayıklama sürecine kullanılır.
    O yüzden gün içinde aldığınız verilerle (ve düşündükleriniz dahil) gece çok tuhaf rüyalar görebilirsiniz. Rüyalar bir temizlik ve değerlendirme aracıdır bu çerçeve de..
    Ama aynı zamanda bilinçli iken göremediğiniz verileri toplama ve düzenleme aracı olarak da iş yaparlar.
    Bir çok bilimsel buluş, rüyalardaki çözümlerle ortaya çıkmıştır. Mesela DNA sarmalı...
    Bazı insanlar, aldıkları verileri birleştirerek, "olası gelecek tahminleri"nde de bulunabilirler. Bu veriler bir tür kuantum işlemciden geçtiği için, şaşırtıcı derece etkin olabilir.
    (İstiare'ye yatma gibi)
    sonuçta rüya'lar beynin bilgi -data dermele, depolama ve gereksizleri ayıklama sürecidir. Bu nedenle, hafıza ile de bağlantılıdır.
  • 0
    Aşk...
    İnsan dahil tüm canlılar için büyük bir gizemdir.
    Tam bir hormonal çoşkuya ve değişime sebep olur. İnsanın dünya bakışını ve yaklaşımını değiştirir.
    Sadece üreme amaçlı değildir aşk. O sadece en bilinen sonuçlarından biri...
    Aşk, insan'a yaşadığını, var olduğunu maddi, manevi hissettirir.

    Esasen canlının var olduğunun, yaşadığının ve başka canlılarla bağ oluşturduğunun kanıtıdır.
    Temel olarak, iki varlık arasında bağ oluşturmaya yetecek ve sağlayacak uyum koşulları gerçekleştiğinde gözükür.
    (Bu bir feromonla verilen uygun DNA sinyali de olabilir, bir jest veya hareketle uyumlu olacağı güvencesi de olabilir. Ya da o kızı-erkeği düşündüğünüzde hissetmekten kaçamadığınız duygularda olabilir. Aslında binlerce sebebi vardır. )

    Temel de iki tür aşk vardır. Bir tanesi, kısa süreli (insan için 4-5 yıllık) üreme yönündeki aşktır. Bu süre içindeki aşk daha çok en iyi genleri ve yeni doğan bireyin bakım süresinde gelişimini desteklemeyi amaçlar. Genelde başlangıçta biyolojiktir. Hormonlar geçince, aşk biter. Eğer bağlılık hormonları gelişmemiş ise bu sürede, genel de çiftler süre sonunda ayrılır. (Genellikle boşanmaların 5-7 yıl içinde olması, çocuğun yetişme yükünün de belli bir standarta oturduğu döneme denk gelmesinden kaynaklandığını iddia edenler var.)
    Bağlılık hormonları ile uyum sağlanmış ise kişisel doyum sağlayan şekilde devam eder. Doyum sadece cinsel değil, ruhsal da olur. Bir dokunuş veya öpücüğün fiziksel değerine oranla, ruhsal anlamı çok yükselir. Fiziksel birliktelikte doruk noktasına ulaşılabilinir.
    Bu süre zarfında, kişilerin kendilerini ve karşılarındakini tanımaları sonucu karşı tarafla, "farklılıklar üzerinde uyum sağlama" görülebilir.
    Günümüzde çiftler daha çok birbirini yıpratarak, karşısındaki değiştirmeye çalışsa da, başarılı-uzun süreli aşk için, karşındakini olduğu gibi kabul edip, gelişimini izlemek ve buna uyum sağlamak daha faydalıdır.
    Çünkü hiç kimse, dünkü kişi ile aynı değildir. O yüzden aşkı, birbirlerinde bir çekim nedeni bulan kişilerin, ortak-işbirliği çalışması altında varlıklarını (ruhsal ve tensel) paylaşması olarak ele alabilirsiniz.


    İkinci tür olanı ise, ilk türden etkiler ve izler taşısa da daha geniştir. İki kişi arasındaki derin arkadaşlık, gönüldaşlık, dostluk, yüksek sevgi ve saygı yanında kişiye güven içerir. Ruhsal doyum ön plandadır. Cinsellik olmayabilir. Önemli olan bir soyut bir kavrama olan tutkudur.

    Bu içten bir dostluk tutkusu da olabilir, Yunus Emre'nin Hakk (C.C.) aşkından, "bilim aşkına", "sanat aşkına", kadar bir çok tür sayılabilir.
    Burada kişinin kendi varlığından doyum alması ve bunu paylaşması ön plandadır.
  • 0
    Cinsellik pislik degildir, canliligin bir gercegidir.
    Aseksuel insanlar asik olup evleniyorlar.
    Bahcemde besledigim bazi kediler , guvercinler resmen ciftl oludturuyor, digerleriyle birlikte olmuyorlar.
    Aski pislik gostermeyin.
    morgan 12 Haziran 2020
  • 0
    Tanrı var da nerde tanrı kesin bir cevabı bence hiç kimse bilmiyor
    Maxwell 12 Haziran 2020
  • 0
    Aşkı gidiq şekspir den dinleyin o fazlasıyla anlatıyor
    Maxwell 12 Haziran 2020
  • 0
    Kim demiş bilim adamları evlenmiyor einstein ve hawking iki kadınla evlendi
    Maxwell 12 Haziran 2020
  • 0
    Feynmanında sekse düşkün olduğunu söylüyorlar
    Maxwell 12 Haziran 2020
  • 0
    Tabi bunlarınki aşka benzemiyor çok
    Maxwell 12 Haziran 2020
  • 0
    Tamamen Beyindeki hormonlar ile alakalı insan ürünü bir kavram değildir türün devami ve gerekliliği için şarttır popülasyonun gen frekansında önemli bir rol oynar ayrıca bu hayvanlardada görülür fakat söz konusu insanlar olunca işin içine birde insan bilinci girdimi doğal olarak edebi bir hal alıyor ama aşkın en temel amacı "üremek ve nesli devam ettirmek"tüm olay bu.
    Rick Sanchez 12 Haziran 2020
  • 0
    "üremek ve nesli devam ettirmek" , neden boyle bir istegi olsun ki , hadi virsu icin falan anlarim da, bir memeli nicin cogalmak ister ?
    5-6 yasindaki cocuklar bile birbirlerine asik olabiliyorlar, buyuduklerinde bir kismi evleniyor, o yasta hormon bombasi sahibi olmak imkansiz.
    Aski cinsellikle butunlestirdiniz diyelim, peki sevgi ?
    morgan 12 Haziran 2020
  • 0
    Aynen, bence de her ne kadar Freud gibi isimler aşk dediğimiz şeyin aslında cinsellikten ibaret olduğunu söyleseler de bence biraz daha ayrı şeyler
    Türker Türksever 12 Haziran 2020
  • 0
    Aşk cinsellikten başka baştançıkarıcı faktörler de olabiliyor. Psiko-neurolojik kökenli nedenler.
    ubermensch 14 Haziran 2020
  • +1
    Bence aşk bir beyin-yanılsaması. Hormonların kan akışını hızlandırması sonucu beynin sağ lobunun yanlış edebi bir yorumlaması
    Uzay Kaya 26 Haziran 2020
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

5.117 soru

30.753 cevap

30.785 kullanıcı

Giriş Yap