• 0

    Kırmızı ışığın fotonu mu, yoksa mavi ışığın fotonu mu daha enerjik?

  • 0
    Uzaktaki yıldızların ışığı dünya ya doğru gelirken, doppler etkisiyle (evren genişlediği için) kızıla kayıyor.
    Diğer yandan aynı ışık, çok güçlü kütle çekim alanından geçerken (nötron yıldızı gibi) kırılırken maviye kayabiliyor.
    Bildiğimiz, mavi tarafın yüksek frekans, küçük dalga boyu ile daha yüksek enerjiye işaret ettiği.
    Kızıla kayarken dalgaboyu da artıyor. Işığın aktardığı enerji miktarı azalıyor.
    Bu temel bilgilerin yanında, kendi bilgilerinizi de ekleyerek, sourya cevap verebilir misiniz?
  • 0
    Yalniz orneklerinizin ilki doppler, ikincisi kutlecekimsel
    morgan 28 Mayıs 2020
  • 0
    @morgan Evet, özellikle örnekledim.
    Aynı yıldızdan çıkan, aynı ışığın dünya ya gelirken, bir nötron yıldızının yanından geçtiğini senaristleştirdim. Bu ışık içindeki fotonun durumu özellikle ilginç...
    (Çünkü cevap da senaryonun içinde bence..)
  • 0
    Mavi renk elektromanyetik spektrumda daha sıcaktır. Bunun enerjisiyle bir alakası olabilir mi
    Maxwell 28 Mayıs 2020
  • 0
    Mavi ışık daha kısa dalga boyu nedeni daha yüksek enerji içerir. Doğru.
    Ancak bunun bence fotonların enerjisiyle alakası yok.
    Bir ışık demeti, ortama ve şartlara göre kırmızıya kayarken, başka bir ortamda maviye kayabiliyor.
    Buradan çıkan iki ihtimal var.
    Ya fotonların enerji seviyeleri değişiyor 8ki bu bence enerji vardan yok olmaz, yoktan var edilmez ilkesiyle çelişiyor)
    Ya da "fotonların enerji seviyeleri hiç değişmiyor" olmalı.
    Bu durumda ise, maviye kayma ve kırmızıya kaymayı açıklayacak mantıklı başka bir bakış açısı gerekiyor. Üstelik Doppler ile de çelişmeyecek ve onu tasdikleyecek.
    Yani bu sistemin altında yatan mekanik nasıldır?
    Nedir?
    Bulduğum cevap, "tüm fotonların özdeş olduğu ve ışık spectrumda nerede olursa olsun enerji seviyelerinin aynı olduğu" oldu. diğer bir deyişle, sadece mavi ve kırmızı ışın fotonu değil, 50 derecedeki su ile 1500 derecedeki sıvı demirden dağıtılan fotonun da bunlarla özdeş olduğunu düşünüyorum.

    Bu şu açıdan önemli. Bizler enerji aktarıcısı olarak fotonu düşündüğümüz için, fotonun enerji seviyelerinin farklı olduğu yönünde bir bakışımız var.
    Mesela fotoelektrikte, elektronun uyarılması için gelen fotonun belli bir dalga boyu aralığında enerjili olması gerekiyor. (Altında ise elektron uyarılmıyor üstünde ise, elektronu uyaran miktardan sonra kalan enerji miktarı gene foton olarak yeni enerjisiyle yola devam ediyor gibi...)

    Bu bakış açısı şimdiye kadar işe yaradı. Ama yeni ve işi daha kolaylaştırıcı bir yaklaşım gerekiyor.
    Çünkü bu bakış açısı tamamen yanlış değil ama eksik-hatalı.
  • 0
    Bazen denilmek istenilen tam anlasilamiyor, bir virgul bile hata yaptiriyor.
    O nedenle sormak istedim , su cumleyi yazdiniz "tüm fotonların özdeş olduğu ve ışık spectrumda nerede olursa olsun enerji seviyelerinin aynı olduğu" oldu."
    Isik derken kastiniz gorunen spektrum mu ? cunku fizikteki isik spektrumu , gorunen spektrumdur, ancak siz gercekten bunu mu kastettiniz?
    morgan 28 Mayıs 2020
  • 0
    Terimi yanlış- yetersiz kullanmışım.
    Enerji alış verişinde kullanılan tüm fotonları, gamma ışınları gibi çok yüksek enerjili olanları dahil kast ediyorum. (İster görünen ışık, ister radyo dalgaları, ister ısı alış verişi fark etmiyor.)
    Mantığını bir kere kavrayınca, enerji alışverişi ile alakalı tüm konular makul bir anlaşılırlığa kavuşuyor. Çünkü hepsinde sistem aynı temel mantığa dayanıyor.

    Dahası ivmelendirme esnasında bir sisteme enerji yüklenmesi de (momentum olarak korunan kısım) aynı mantığa dayanıyor. (Ama ayrı bir konu başlığına ihtiyaç duyuyor...)

  • 0
  • 0
    Sormamdaki maksat, yanlis anlasilma olmasin ( isik anlaminda kastetmediginizi hemen anladim, ancak bunu gozardi etmeyenlerin olmasi muhtemel). Cunku kizil veya maviye kayma her foton veya foton demeti icin gecerli. simdi ise, sizin savinizi curutmekle ugrasacagim, Saka tabii ki, irdelemem lazim sadece.
    morgan 28 Mayıs 2020
  • 0
    Ilk, bilgim dahilindeki cevap , doppler etkisinin tabii ki gozlemci acisindan olacagi, bunu "bagil hiz" gibi , ama "bagil frekans" seklinde cevrilmesi olarak kabul ediyorum. Bize kizila kayma olarak gorunen bir foton, diger taraftaki icin maviye kayma seklinde olur.
    Bunun anlami, fotonun referansa bagli acisinin cok onemi oldugu.
    Ancak referansa bagli olmayan kutlecekimsel kaymalar , gecicidir. alandan ciktiginda, mantiken eski enerjisinde ilerler.Buradaki soru , kutlecekimine ugrayan bir foton , alandan ciktiginda ayni foton mudur ?
    Bence dediginiz gibi degil, en azindan henuz tartmadan, zaman ayirmadanki fikrim bu. Carpistiricilarda da gordugumuz gibi , foton olustugu anda ( daha dogrusu parcaciklar maddesel tepkimelerini yapip atik olan enerjilerini foton olarak saldiklarinda ) , ne ise odur.Tabii ki bunu prizmadan cikan mavi veya kizil fotona kiyaslayamayiz. Prizmadan gecen tek bir foton kirilmaz, ancak foton demetleri renklere ayrilir.Ve tabii ki enerjileri esit degil, bu da , isik demetinin bir tur etkilesime giren ve oprtaya cikardigi sonuctur, feymann diyagramlari gibi bile ifade edebiliriz, ama bilimi mahvetmis oluruz. bu gunahi ben isleyeyim Xyw+p = yb+yr+yg ( y foton , x foton sayisi , rgb renkler ).
    Kisacasi kirmizi bir foton , prizma gibi bir etki olmadikca yaratilmaz tahminimce evrende. ( iste prizma deyin, nemli ortam ve fon ile mesela gokkusagi gibi, ayin etrafindaki hale gibi ) .
    Auroralarda farkli renk cikislarinin nedeni de ayni sekilde, parcaciklarin sahip oldugu enerji miktarlarindaki farklilik.
    Simdilik klasik fizigin tarafindayim, ama ikna edilebilirligim var.
    morgan 28 Mayıs 2020
  • 0
    Elimizde basit bir algılayıcı olsun. Gelen her tür elektromanyetik dalgayı saptayabilecek kadar duyarlı olsun.
    Ölçümü neye göre yaparız? Frekansına (hz) ve dalga boyuna (m) göre... Birim sürede alınan enerji miktarı bu iki veriyle direk ilişkili.
    Birim sürede algılayıcı üzerine düşen ışık miktarına göre ışığın dalga boyu ve frekansı saptanır.
    Eğer frekansı yüksek ise (mesela thz) dalga boyu da küçük, bunun anlamı algılayıcı üzerine birim sürede çok fazla dalga sırasının üstü üste bineceğidir. Düşük frekansta ise tam tersi bir durum olacaktır.

    Algılayıcı her dalga sırası tarafından uyarılırken, bu bir rezonans etkiye yol açmaktadır.
    Her dalga sırası sisteme eklendikçe rezonans artmaktadır.

    Yüksek frekansta algılayıcı (gözlemci, alıcı, uyarılan) üzerinde, birim sürede daha çok dalga sırası yoğunlaşmaktadır. Düşük frekansta ise bu dalga sırası sayısı azalmaktadır.

    Her dalga sırasının getirdiği foton titreşime sebep olmaktır.
    Bunları girişim genlikleri ise foton sayısı artıkça artacaktır.

    Şimdi her dalga sırasında,tek dize foton taşındığını ve fotonların enerjilerinin eşdeğer-özdeş olduğunu düşünelim.

    Işık hızı sabit olduğu için, Uzayın genleşmesinden dolayı bu ışığın dalga sıraları arasındaki mesafe de genişleyecektir. (Doppler)
    Böyle alıcı üzerinde birim sürede toplanan dalga sırası (dolayısıyla toplanan ve ortak girişime giren foton sayısı da) azalacaktır.
    Biz toplam sonuçla ilgilendiğimiz için, yani bu fotonların ortak girişimleri (süper pozisyonları) bu kızıla kayma olacaktır.
    Tam tersi bir durumda ise eğer dalga sıraları, ortam nedeni ile birbirine yakınlaşırsa, bu sefer maviye kayma olarak tespit edilecektir.

    Kristalden geçen beyaz ışığın, renklere ayrılması, içindeki farklı frekanstaki (dolayısıyla dalga boyundaki, çünkü hızları eşit) dalga sıralarının, elektronlarla farklı açılarda etkileşime girmesinin matematiksel sonucu..

    Sonuç olarak; bizler elektromanyetik dalgayı birim sürede girişim yapan dalga sıralarının süperpozisyonlarına (girişimlerinin genliği) göre belirliyoruz.
    Her iki durumda da bir dalga sırasında bulunan bir fotonun enerjisi değişmiyor.

    (Bir saniye de gelen 1000 fotonun yapacağı girişim genliği ile 100 000 fotonun girişim genliği, sonuç olarak aynı değil.)
    https://1.bp.blogspot.com/-z7FRKDtkkH8/Xs5S9fsh7SI/AAAAAAAAHHY/-Gm0Q5NQFQw5W1xt2ADrEmfKpx9UITrYgCLcBGAsYHQ/s1600/superposition2.png
  • 0
    full yanlış lol
    destroyer 28 Mayıs 2020
  • 0
    Kimi söylüyorsun
    Maxwell 28 Mayıs 2020
  • 0
    Maxwell, Destroyer fizik dersi veriyor universitede ( sanirim ) , birakalim aciklasin
    morgan 28 Mayıs 2020
  • 0
    Birim sürede alınan enerji miktarı bu iki veriyle direk ilişkili.
    Birim sürede algılayıcı üzerine düşen ışık miktarına göre ışığın dalga boyu ve frekansı saptanır.
    demiş mesela. Halbuki fotoelektrik etkiden de biliyoruz ki ışığın enerjisi intensity ile değil frekansla orantılı. E=hf. bu kadar basit. süperpozisyon falan yok. istersen single photonla deney yap. doppler shift göreli hareketten kaynaklanan bişey ayrıca.
    destroyer 28 Mayıs 2020
  • +1
    sorum su , mesela oh my god parcacigi saptanirken ne kadar birim sure gerektirdi ?
    morgan 28 Mayıs 2020
  • 0
    bilmem ki. nasıl bi setup kullandıklarına bakmak lazım. bunun konuyla alakası nedir
    destroyer 28 Mayıs 2020
  • 0
    Sana sormamistim, Burtay'a sormustum.birim zaman gerekiyor dedigi icin.Eger ki parcacigin enerjisi olcukduyse, mutlaka o sekilde yapilmaliydi.
    morgan 28 Mayıs 2020
  • 0
    Bu arada Destroyer, sana sorum cok da sen yoksun ortada.
    morgan 28 Mayıs 2020
  • 0
    Hay.. Destroyer...
    Gene anlamadan okuyorsun. E=hf
    f arttığı zaman ortama düşen dalga sırası sayısı da artmıyor mu? Dalga sırası derken; dalganın 1 tam periodu.
    Senin enerji artışı dediğin ile benim dediğim arasındaki fark; sen direk fotona enerji yüklüyorsun. Ben "özdeş fotonların" yaptığı gişimin genliğine yüklüyorum.

    Bizler bir ışığın hangi dalga boyunda olduğunu (ya da rengini eğer görülebiliyorsa), havada tespit etmiyoruz ki. Işıkla gelen fotonların uyarımlarıyla alınan sonuç ile belirliyoruz. Bu ister bu gözündeki sinirler olsun, isterse cmos alıcı üzerindeki silikon kristaller oldun fark etmez.
    Alıcı ile karşılaşmadığı sürece ışıklar renksizdir.

    Birim zaman: nano saniye'den- saniye'ye kadar fark etmez. İstediğiniz süreyi kullanabilirsiniz. Tek şart tüm dalga boylarının ölçümünde "aynı sürenin" kullanılması.
    Bu süre biriminin "oh my god parcacigi" için ne olduğunu da bilmiyorum. Ama parçacığın kozmik ışın olarak adlandırılmasıyla beraber bir yüksek hızlı bir proton olduğu varsayılıyor, foton değil, diye biliyorum.

    Zaten dalga boyu ile frekans çarpımları sonucu tüm dalga boylarında aynı "ortak" sonucu veriyor. Çünkü/Yani hızları eşit (sabit). Sırf buradan yol çıksanız, gene yeterli.
  • 0
    Omg tabii ki proton, ama tespiti yine atmosfere girdigindeki tepki sonucu yayilan enerjidir.
    morgan 29 Mayıs 2020
  • 0
    Yayılan enerji elektromanyetik dalga olarak dağılıyor. Yani fotonlar vasıtasıyla. Konuyla çelişen bir yanı yok ki..Ya da kastı anlamıyorum. Çok yüksek enerjili olduğu da bu yayılan elektromanyetik dalganın etkileri sonucunda buluyorlar.
    Yani kısaca, konu dışında veya çelişen bir durum yok.

    Ama konuyu biraz farklı açıya getirmekte zorlanıyorum. Şöyle düşünün, ölçümlediğimiz her dalga boyu enerjisinin, bir dalga paketi olarak bir grup olduğunu. Hatta o grubu oluşturan alt dalgaların da daha farklı dalgaların birer grup paketi olduğunu düşünerek konuyu ele alsanız.
    Belki daha anlaşılır olacak kastım.
  • 0
    Isigi ve prizmayi o anlamda ornekledim zaten, icerdigi farkli dalgalarin ayristirilmasi.Ama ayrisinca, basliktaki sorunun cevabi da, ikisinin enerjisinin farkli oldugu. OMG sorum da, bu protonun geleceginden haberdar olmalari sozkonusu degilken, emd yayilmasi icin halihazirda olmalari biraz zor.Detect icin farkli bir sistem kullanilmistir belki.Ister proton ister foton, enerji tespiti ayni yolks yapiliyor.LHC de belki dogru, ama sureklilik gostermeyen omg Ornegindeki gibi durumlari da dusunmemiz dogru olacaktir.
    morgan 29 Mayıs 2020
  • 0
    Sanırım yüksek enerjili kozmik ışınları ve nötrino tespiti için yapılan yer altı havuzlarında tespit edilmiştir.
    Bu tür parçacıkları saptayacak başka hali hazırda gözlem sistemleri yok bildiğim kadarıyla.

    Beyaz ışığın dalga boylarına ayrılmasında ise şöyle düşünüyorum. Yeni ortamın kırılma indisi farklı. Normalde hızları da aynı olduğu için aynı şekilde kırılmalarını bekliyoruz (n1/n2=Sinr/Sinİ) ama "kırmızı ışığın sınır açısı en büyük, mor ışığın sınır açısı en küçük. Skırmızı > Sturuncu > Ssarı > Syeşil > Smavi > Smor " Aralarındaki fark ise dalga boyları (Dolayısıyla frekansları da). Yani enerji içerikleri farklı. Buna karşılık ortamda etkileşime girdikleri elektronların titreşimleri ise sabit.
    Yani elektronların her dalga boyu ile yapacağı girişimler ve bu girişimlerin dalga boyları da farklılaşacaktır.

    Farklılaşma buradan başlıyor.

    Ancak bu konuda tereddüdüm var.
    Eğer ışık şeffaf ortamda hiç bir parçacık ile etkileşime girmese, bunun anlamı ortamdaki parçacıklar arasındaki boşluklardan geçiyor olması demektir. Bu durumda yeni ortamda hızının değişmemesi gerekir. Bu yüzden tutarlı bulmuyorum.

    Hızının yavaşlaması için, muhakkak bir etkileşim olması gerekir. Elektronlarca fotonlar soğurulup, sonra tekrar salınıyorsa bu gecikmeyi açıklıyor ama aynı anda bir çok farklı frekanstaki fotonu absorbe edip, tekrar ayrıştırması da çok mantıklı gelmiyor.
    Çünkü lazer elde edimindeki gibi, farklı dalga boylarında (gene belli bir aralıkta) ışın ile uyarılan elektronlar, tek bir dalga boyunda ve düzenli yapıda foton salıyorlar.
    Prizma da olsa buna benzer bir sonuç bana daha makul geliyor.

    Üçüncü ihtimal ise (bence en mantıklısı bu)


    Huygens ilkesine göre noktasal kaynaktan çıkan bir dalganın her hangi bir anda ulaştığı konumda, yani dalga sınırında o konumdaki parçacıkların her biri de derhal küresel dalgacıklar yayarlar.

    Öyleyse bir dalga sınırı üzerindeki her bir nokta öğesi, bir başka dalganın merkezini oluşturmaktadır.

    Bu küresel dalgacıklar tekrar yeni bir dalga sınırı oluştururlar. Ve dalgalar bu şekilde yayılarak ilerler. Temelde Huygens ilkesi budur.

    Beyaz ışıktaki farklı dalga boylarının frekansları, ortamda girdikleri zaman da değişmediği için, dalga boyları değişiyor. Bu da dalga hızının değişmesine sebep oluyor.
    Ortamda ilerleyen ve kırılan olgunun, elektromanyetik dalganın, "dalga" kısmı olduğunu düşünüyorum. Fotonlar sadece aktarılan (sörfçü) pozisyonundaki alanlar oldukları için, dalgayla uyumlular.


    Ortama giren beyaz ışıktaki farklı dalga boyları, değişen hızları ile ortamdaki elektronları parçacık olarak kullanıp, bunlar tarafından tekrar oluşturuluyorlar.
    Dalgalar bir ortamda birbirlerinin içinde geçebildikleri ve etkilenmedikleri için, farklı dalga boylarının bir arada olması durumu etkilemiyor. Böylece hız farkından dolayı, dalga boyları arasında salınma/oluşma açıları farklılaşıyor ve bunu kırılma olarak ele alıyoruz.

    Özetle, beyaz ışık içindeki farklı dalga boyları, girişte aynı hızda olsalar bile, ortamda her birindeki dalga boyu farkı ile hızları değiştiği için birbirlerinden farklılaşıyorlar. Ayrışıyorlar. Fotonlar bu ayrışmaya uyuyorlar. (Gerisi zaten ilk başta geldiğim nokta.)
  • 0
    f arttığı zaman ortama düşen dalga sırası sayısı da artmıyor mu? Dalga sırası derken; dalganın 1 tam periodu.

    o dediğin classical em wave için geçerli bebeğim. sen second quantization ne biliyo musun
    destroyer 29 Mayıs 2020
  • 0
    group theory bilmediğin için spini de kendi etrafında dönen elektron sanıyosundur şimdi sen lol
    destroyer 29 Mayıs 2020
  • 0
    Sen ne sanıyorsun spini sayın lol...
    Gördüğüm kadarıyla başkalarının yazıları üzerinde ahkam kesmede ve eksik aramada fena değilsin.
    Ama kendine ait fikir ve üretimin nedir? Ortada yok.
    Kendisine has bir şey geliştirme kapasitesi olmayanlar, başkalarının bilgi ve düşüncelerini taklit ederek ne üretebilirler ki zaten.

    Fizikte elbette bilgi eksikliğim var. Bunu inkar edecek değilim. Ana meslek veya eğitim alanım da değil. Kalan bilgilerim de senin yaşından daha eskidir sanırım.
    Ama senin gibi "lol" ların tacizlerine rağmen, düşüncelerimi ortaya koyup savunacak kadar da cüretkarım.

    Şimdi madem second quantization'dan bahsediyorsun. Bu bilgiyi kullanabilecek ve açıklayabilecek kapasite de olman lazım.

    Bu bilgiyi kullanarak dene, yaklaşımımın yanlış olduğunu açıkla. Çürüt. İkna et.
    Zaten beklentim de bu şekilde, gerçekten bilgi sahibi olanların bilgi veren-aktaran paylaşımları ile hem konuyu zenginleştirmesi, hem de eksiklerimi bana göstermesi.

    Ama bunu yapacak kapasiten yok ise, sadece terimleri kullanarak (genel de yaptığın gibi) ahkam kesme...
  • 0
    Not cesaret derken, gerçek ismini de ortaya koymanı beklerim... :-)
  • +1
    lol nedir biri söyler mi acaba
    Maxwell 29 Mayıs 2020
  • 0
    Bilmiyorum. Dilerim .
    Olumludur.
  • 0
    lol kötü bişey değil. gülücük emojisi gibi düşün. aslında haklısın araya maydanoz oldum gibi hisettim şimdi. istediğini yaz bana ne
    destroyer 29 Mayıs 2020
  • 0
    Bilhassa sirf yuksek enerjili kozmik isinlar etkilememesi icin notrino havuzlari yerin altina insaa ediliyor.
    morgan 29 Mayıs 2020
  • 0
    Sesli guldum anlaminda
    morgan 29 Mayıs 2020
  • 0
    "Bilhassa sirf yuksek enerjili kozmik isinlar etkilememesi icin notrino havuzlari yerin altina insaa ediliyor."
    Bilemiyorum. Hazır kurulu tesis diyince, aklıma ilk onlar geldi.

    "Maydanoz olma" kısmına gelince, kişilerin yaklaşımlarıyla uğraşma yerine, bilgini ve birikimini ortaya koyarak, hem kendi eksiklerini de gözlemlemek için, hem de sahip olduklarını paylaşarak katılım yapman çok daha etkin ve verimli olacaktır.

    Bir noktadan yakalıyorsun. olacağını ya da olmayacağını söylüyorsun ama arkası yok. Boş bir kılıf kalıyor geriye. Detaylandır, yorumunla paylaş, öğret. Maydanoz salataların vaz geçilmezidir. Ama tek başına sadece bir ot'dur netice de...
    Katılımın bu şekilde değerli olur. Çünkü gerçekten bir şeyler vermiş, katmış olursun.
    ???
  • +1
    Türker Türksever 30 Mayıs 2020
  • 0
    cevap veriyorum da sallamıyosun ki. dediğim gibi tek bir fotondan bahsediyosun. foton dediğin point particle. ortada fotonların girişimi süperpozisyonu falan yok. klasik em dalgası sadece bir sürü fotondan oluşan bi dalga. fotonun enerjisi E=hf. frekans artarsa enerjisi de artar. yani mavi ışık daha enerjik. bunu daha tartışmaya gerek yok.
    destroyer 31 Mayıs 2020
  • 0
    destoyer, iyi de tek bi foton derken?nerden biliyorsun alt parcaciklari olmadığını?belki onlar girişim yapiyordur.sonucta foton dediğin de bir şeyin bileşimi olmali.birleşik alan teorisine göre.foton nedir?düzgün anlatanini görmedim.
    ribozom 31 Mayıs 2020
  • 0
    hepsi ayni şey ise bunlar prizmadan gecerken ne oluyor da farkli enerji seviyelerine geçiyorlar.
    ribozom 31 Mayıs 2020
  • 0
    ayni şey derken zaten ayni şey de nasıl farkli bir şey oluyorlar
    ribozom 31 Mayıs 2020
  • 0
    Öncelikle sallamıyorsun diye bir şey yok. Sadece yazım tavrına ve şekline tepki veriyorum. Yaklaşımlarını olumsuz/saldırgan algılıyorum. (Conan The Destroyer, Robert E. Howard)
    Ama bu değer vermemek değil.
    İkincisi açıklayıcı detay yok. Hüküm var. Kestirip atıyorsun. Çok kısır. Bunu herkes yapıyor. Bilimsel dayanağı olmasına rağmen bir değeri yok. Yeni bir kavrayış sağlamıyor.

    Üçüncü bir şey, eğer fikir geliştireceksen, başkalarını değil, kendini sorgulamayı öğreteceksin karşındakine. Bu yok,

    Mavi ışık daha enerjik diye herkes söylüyor. Bu genel, kabul edilmiş yargı.
    Bunun farklı olduğunu ve tüm fotonların eşdeğer enerjiye sahip olduğunu, bizim mavi-kırmızı diye ayırt etmemizin, alıcıda-uyarılanda dalga frekansları sonucu oluşan yoğunluktan (girişim genliği) kaynaklandığını iddia ediyorum.
    Ve aynı formülü E=hf dayanak gösteriyorum.

    Deney örnegi olarak kısa dalga (mavi civarı) bir dalgayı al ve 1 nanosaniyelik bölümünü dalga boyu kırmızı olacak şekilde genişlet.
    (Bu bir enerji değeri çalışması olduğu için, dalgaların frekansının değişmemesi gerçeğini dikkate alma. İlgisiz çünkü.)
    Sabit hızı korumak korumak için, frekansı değişmek zorunda.
    Yeni frekansı ve dalga boyu ile bir nona saniyede kaç period tamamladığına bak.

    Bulacağın enerji değeri kırmızı ışıkla uyumlu olacak. Oysa eğer fotonda yüklü olsaydı enerji, dalga boyu ne olursa olsun, foton enerjisini koruyacağı için sonuç farklı olurdu.

    Kırmızıya kayma da, maviye kayma da bu şekilde, Doppler açısındana düşünürsen, sonuç birim sürede kaç dalga sırası aldığın ile değişiyor. Her dalga sırasının enerji miktarı ile değil.
    Aynı şey...
  • 0
    dalga boyu niye farklilaşiyor filan. prizmadan gecerken.dalga boyları belki evrenin genişlemesi ile alakalidir.
    ribozom 31 Mayıs 2020
  • 0
    sonucta güneşten gelirken bir yere carpmiyor ama farkli dalga boyunda geliyorlar.nasıl?
    ribozom 31 Mayıs 2020
  • 0
    @ribozom, "dalga boyu niye farklilaşiyor? prizmadan gecerken.dalga boyları belki evrenin genişlemesi ile alakalidir."
    Ne yazık ki ilgisi yok. Evrenin genişlemesi esnasında bu ortamdaki dalganın dalga boyu genişliyor, çünkü sündürülen bir lastiğin üzerinde gibi bir ortamda... Lastik sündükçe, iki dalga sırası arasında mesafe artıyor.

    Kristalda ise, farklı ortama giren dalgaların frekans farklılıklarından kaynaklı (enerji yoğunluğu) farklı etkileşim süreçleri var.
    Buna karşılık, madde evrenin gerişlemesiyle genişlemiyor. Aksi halde atom altı bağlar kırılır, madde direk bozunurdu...
    (Gerçi bu bozunmayı radyoaktif malzemede kısmen görüyoruz ama, o da çok fazla alt eleman arasındaki düzen ve bütünlüğün, dış etkenlerden korunmasındaki zorluğun sonucu.)
  • 0
    belki vardır.sonucta kara madde, maddeye nüfüz etmiş durum da.pamuk yuvarı ve içinde ki tohum gibi.pamuğu çekersek tohum da ona göre pozisyon alir.tabi fotonu kara madde içinde düşünürsek belki fotonu çekip uzatiyordur.dalga boylari.yani kısaca bilmiyorum alakasi olmayadabilir.ama bu atomların da ömrü var.elektronlar mesela.sonsuza kadar öylece kalamaz.bi şekilde suya/kara madde atilmiş şeker gibi çözünmeleri lazim.bilmiyorum açikcasi
    ribozom 31 Mayıs 2020
  • 0
    Bu kismi biraz daha acar misin?
    "Deney örnegi olarak kısa dalga (mavi civarı) bir dalgayı al ve 1 nanosaniyelik bölümünü dalga boyu kırmızı olacak şekilde genişlet.
    (Bu bir enerji değeri çalışması olduğu için, dalgaların frekansının değişmemesi gerçeğini dikkate alma. İlgisiz çünkü.)
    Sabit hızı korumak korumak için, frekansı değişmek zorunda.
    Yeni frekansı ve dalga boyu ile bir nona saniyede kaç period tamamladığına bak.

    Bulacağın enerji değeri kırmızı ışıkla uyumlu olacak. "
    morgan 31 Mayıs 2020
  • +1
    Dedigin su mu en basidinden? Bir saniye yapalim olayi
    1 saniyede dalga uzerinden ip gecirsek mavi fotonda, Sonra ipi kirmizinin yani Bu 300bin km ustunde olacak, salliyorum 900k km olsun bu ip
    Ayni ipi kirmizi fotonun dalgasi uzerine yaysak mesela iki kirmizi foton dalgasina esit olur.Bu mu soylenmeye calisilan?
    morgan 31 Mayıs 2020
  • 0
    Dalga boyu olarak yayarsak. Evet.
    (Zaten 10^8 fark tüm renklerin dalga boyu ve frekans çarpımı (hız) olarak eşit. örn: 10^24 x 10^-16 gibi)
  • 0
    Abartılı atmasyon rakamlarla; Mavi ışıkta 1 saniyede, bir milyon period tamamlanıyorsa, kırmızı ışıkta 5 period tamamlanıyor. Biz bir saniye de aldığımız toplam sonuçla karar veriyoruz elektromanyetik dalga hakkında
    Işığın rengini belirleyen, frekans, taşınan foton değil.
  • 0
    "Işığın rengini belirleyen, frekans, taşınan foton değil." , frekans oldugu kesin ama sorun su ki , tasinan foton dediginiz nedir ? Fotonu siz dalgadan ayri bir yapi gibi goruyorsunuz ki bu da bilinenlerle celisiyor.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Fotonu dalga uzerindeki sorfcu kabul ettiginizde, fotonun aslinda katettigi yol C'nin uzerinde 1 saniyede. Tabii bu sizin gorusunuze gore.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Haklısınız, fotonu dalgadan farklı bir oluşum olarak ele alıyorum. Çünkü fotonu taşınan bir parçacık olarak ele almak konuyu değerlendirmeyi çok kolaylaştırıyor.
    Özellikle, ışık dalga mı, parçacık mı? Sorusunda her ikisini birden cevaplayabildiği için...

    Yine de bu farklılığa rağmen, ışığın dalga boyu-konusundaki ana varsayımım değişmiyor.
    Her dalga sırasının momentumu gene sabit, değişim/ farklılık gene frekanstan kaynaklanıyor.

    Fotonu dalganın ayrılmaz bir bütünü, parçası olarak kabul edince başka sorunlar ve sorular olduğunu düşünüyorum. O zaman dalga sırasında bulunan foton, yol boyunca aynı fotondur.
    Özellikle Doppler koşulları altında dalga boyu değişimi ile fotonun enerji seviyesinin değişmesi gerekir. Ki titreşim genliği de değişsin. Eğer fotonun enerji seviyesinin değiştiğini kabul edersek, bunun anlamı etrafı ile etkileşime girdiği olur.
    Bu bana makul gelmiyor. Foton ya vardır. Ya da etkileşime girdikten sonra yoktur. Çünkü enerjinin aktarıldığı en basit-küçük birimdir.

    Ayrıca eğer foton klasik anlamda açıklandığı şekilde bir uyarım ise,
    1) Kütle çekim dalgaları niye fotona oluşumuna yol açmıyor? Özellikle kaynağa çok yakın iken ve güçlü kütle çekim oluşturan nesneler yanında... Oysa yakın mesafe kütle çekim alanları uzay-zaman alanında eper bir kaynaşmaya yol açıyor.
    2) Uzay- Zaman boşluğu vakum ise, uyarılan ne? (Uyarılacak hiç bir şey yok ise ortamda ne uyarılıyor?
    Aslında bir de fotonun hiç enerji kaybetmeden hızını nasıl koruduğu konusu da var. Ya da niye momentum yüklenmediği? Sabit kaldığı?
    Buna karşılık yüksek enerjili ve düzenli (lazer gibi) ışıklarda, momentumunu (enerjiyi) nasıl aktardığı konusu da var.


    ( Eğer fotonu bir uyarım olarak kabul edersek, (ki aslında bununla uyumlu çalışıyor yaklaşımım) Bu durumda dalganın her 1 dalga boyu-sıra ilerleyişinde, yeni bir uyarıma- yeni bir özdeş fotona yol açtığı sonucuna ulaşmamız gerekiyor.
    İşin esasında, Uzay-Zaman dokusunun (-eterin) uyarılması ama sonucu oluşan bir titreşim genlik alanı, parçacık bile değil ama ana konuyla alakasız üstelik kafa karıştırıcı...)

    Bu yüzden fotonu en basit şekliyle, "taşınan" bir parçacık gibi ele alıyorum. Dalganın bütününden ayrıldığı için, dalgayla uyumlu ve bağımlı ama onun etkisinde değil. (Dalga yeni ortamdan çıktığında eski dalga boyuna dönmesi durumunda...)
  • 0
    Ayrıca bilinenlerle çelişildiğinin farkındayım. Zaten çelişmese, burada yazma ve sizlerle paylaşıp eksik yanlarını arama-doldurma çabama gerek olmazdı.

    Ancak fotonun ve elektromanyetik dalganın bu durumu hakkındaki fikri bana Max Planck'in kara cisim ışıması deneyi ve çalışmaları verdi.

    Yani benim ki "keşif" değil, "fark etme" daha çok.
  • 0
    "dalgayla uyumlu ve bağımlı ama onun etkisinde değil.": Dalganın maruz kaldığı dalga boyu ve frekans değişimine, kırılmaya, dağılmaya uyumlu hareket ediyor ama sahip olduğu titreşim örüntüsü ve enerji seviyesi değişmiyor anlamındadır.
  • +1
    Zaten bastan beri olay kara cisim isimasina dayaniyor, bu anlamda benim aklimda olan ama baska platformlarda alamadigim soruya baska baslik altinda yazmadan "Ayni kaynaktan cikan fotonlarin arasindaki mesafe en az ne kadar olabilir?" Eger foton bir enerji paketcigi ise, ve devamli bir dalga degilse ( kesikli ) , bu anlamda bir aralik olmalidir, veyahut en gelismis kaynakta dahi bir zaman , anlik fark olmalidir. Fotonlarin kuponlar gibi kesilebilir ama devamli gozuken bir yapida oldugunu sanmiyorum.
    Tabii ki sizin gibi sorfcu olmadiklarini dusunerek soruyorum bu soruyu.
    Burtay Bey,
    Aslinda sordugunuz sorularda kendi alt yapinizi kurmaniz acisindan da celiski cikmasi , dediginiz gibi onemli.
    Herseyi olmasa da, pek cok kabulleri kendinizin yapmasi gerekiyor.Bu zor, imkansiz degil.Ama "iyi sanslar" dilemeyi de dogru buluyorum.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Konuyla tam alakalı değil ama tamamlayıcı, Kütle çekim dalgaları gibi foton içermeyen/taşımayan dalgalar nasıl aktarılıyor? (Üzerinde düşündükçe, yaklaşımınızı destekleyici sonuçlar üretebilirsiniz.)
  • 0
    Iki tip kutlecekim dalgasi var, birisi devamli olan, ki benim soruma uymuyor, digeri ise tek dalga.Yani ayni kaynaktan dalgalarin kesikli paketler gondermesi soz konusu degil :(
    morgan 01 Haziran 2020
  • +1
    Aklima bir benzetme daha geldi. Bir turbini donduirecek debi gibi. Birinde yilin 2 ayi akan deli gibi bir nehir, digerinde de her mevsim yavas akan bir cay olsun. Ilki turbini dondurur. Ikincisi ise kanatlara carpmanin ilersine gitmez.
    Kirmizi isigi ne kadar yogun sekilde elde edersek edelim, toplamda daha az yogunluktaki mavi isiga esit bile olsa, , edecegi etki yeterli olmayacaktir.Elektronlar-foton tepkimeleri de bu sekilde dusunulmeli.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Duzenlemek zorunda kaldim, ornegin bir elektronin spinini ters yone cevirmek icin, elektronun sahip oldugu acisal momentumun iki katini en azindan verebilmek lazim.Bunu milyonlarca kirmizi fotonla yapamazken, bir gamma ile halledebilirsin.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Bence yaklaşımınız makul.
    Dediğiniz gibi "yavaş ama sürekli akan derenin toplam su miktarı ile aynı miktarın tek seferde serbest kalması arasındaki fark" gibi ele almak bence de mantıklı.
  • 0
    Kütleçekim dalgaları ile ilgili bir şey ekleyeyim.
    Bence kütleçekim dalgalarının kaynağı, her bir temel enerji ünite sistemine çarpıp yansıyan dalgalar. (Neyin çarptığını sorgulamayın. Benimki zayıf bir varsayım.
    Bunun yerine siz, her temel parçacığın titreşimiyle kendi imza kütle çekim dalgasını yaydığını düşünün. Güncel yaklaşımla daha uyumlu çünkü...)

    Bu her üniteden salınan dalgalara, Huygens ilkesini uyarlayın. :-)
    https://www.muhendisbeyinler.net/huygens-ilkesi-nedir/

    Ardından tüm gezegeni, küçük parçalara ayırarak, bu parçalardan yayılan dalgaları tekrar değerlendirin.

    Sanırım bakış açınıza bir katkı sağlayabilir.
  • +1
    Verdiginiz linke salim kafayla odaklanacagim.
    Ancak bu baslikta, kozmolojik shiftingi irdelemedik.Doppler etkisi goreceli olabilir.Kutlecekimsel shiftin de gecici olur. Ama 0Cosmolojik olani her sekilde kirmiziya kaymadir, tum referans sistemlerinde bu sekilde sonuclanir, cunku gercek anlamda dalgaboyu uzar.
    Buna bagli sorular cok sanirim.Mesela Bir mavi foton dalgaboyu uzadikca az enerjili fotonlara donusur , kirmizi, daha sonra mikrodalgalar, daha da altina...Peki sonra? Hicbir maddeyle etkilesime girmese bile, foton frekansi sifira geldiginde,yani dalgaboyu sonsuz oldugunda,, ki oyle gorunuyor, enerjinin korunumu kanuna aykiri olarak yok olur mu ? Kisacasi mantiken arka fon isimasina bakarsak nihai son bu olacak gibi.Ancak yokoldugu yer maddenin olmadigi, galaksiler arasi veyahut cok daha disinda bir ortam oldugu icin, bu enerji kaybinin biz maddesel bolgelere tesiri olur mu ?
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Aslında son sorunuza girmeden önce, enerji yoktan var olmuyorsa, vardan da yok olmuyorsa
    "Bir mavi foton dalgaboyu uzadikca az enerjili fotonlara donusur...Hiç bir maddeyle etkileşime girmese bile..."
    Nasıl açıklayabilirsiniz?
  • +1
    Acikladim aslinda. Kozmolojik shifting , doppler ile ayni kategoride degil.Bu anlamda her gozlemci icin kirmiziya kayma soz konusu, bunun tek aciklamasi gercekten de dalgaboyunun arttigi.
    Evren genisledikce, galaksiler arasindaki bir dalganin boyu da nihayet sonsuz yaklasir.
    Sizin bana sordugunuz soruyu dikkat ederseniz de ben sordum zaten farkli olarak "ki oyle gorunuyor, enerjinin korunumu kanuna aykiri olarak yok olur mu ? "
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    yani kirmiziya, oradan daha da dusuk enerjili bir fotona, nihayetinde sonsuza ulasir mi, ulasirsa ne olur, yoksa yine de minimim bir frekansi elinde tutmak zorunda mi ?
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Fotonun enerjisi bence hiç değişmez. Sadece onu taşıyan dalga kalmaz ortada... (Çünkü mesafe ile dağılmıştır) Bence Yüksek Frekans olayı da bittiği için, arka plan ışımasında sadece kalan başıboş fotonlar gözükür. (Daha doğrusu yerel ünitelerle girişim yapan)

    Yerel üniteler derken, karanlık enerji muammasına da dikkat çekeyim.
    Karanlık madde ve karanlık enerji varsayımları, kanıtlara göre çok güçlü... (Bunları da absürd sayılan şekilde ele alıyorum ya konu dışı :-) Arka plan ışımasında, karanlık enerji denen olgunun payı olduğunu (kendisi değil, sadece katılımı) varsayabiliriz.
  • +1
    "Fotonun enerjisi bence hiç değişmez. Sadece onu taşıyan dalga kalmaz ortada...".Peki dalga kalmayinca, momentumu olmayacagi icin, enerjiyi nasil muhafaza edebilir ?

    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Önce bu tartıştıklarımızı ele alsanız...?

    Enerji vardan yok olamaz. Eğer maviden kızıla dönen foton ise, enerji kaybediyor olması gerek?
    Nereye ve nasıl? Bu kaybettiği enerji nerede?
    Bu sorulara klasik yaklaşımda cevap bulamadım.
    O yüzden frekansla direk bağlantı kurdum.
  • +1
    Belki de "yokolmamasi" icin bir minimum enerjiye sahip olmasi, ve kisacasi dalganin sonsuza uzamamasi gerekir.
    ancak sanirim bunun da cevabini bulabiliriz. Evren duz kabul edilir, ama hesaplar neredeyse duz diyor. yani cok dusuk bir egim soz konusu.Buradan hareket edersek, foton uzay zaman cizgilerini izliyorsa, dalga boyunun sonsuz olmasi bile, 3 boyutta bir dogruya denk gelmiyor. bu da onun uzayin sahip oldugu kucucuk bir kavisle kalmasini sagliyor.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Çok ilginç ve kayda değer (faydalanabileceğim) bir yaklaşım. Bu şekilde hiç düşünmedim. (Kafa yoracağım.)
  • 0
    Acikcasi simdi aklima geldi, sanirim , benim acimdan, gercekten beyin firtinasi nedir hissetmis oldum.
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    Sanirim rekor burada, en azindan beyin firtinasina katildigimdan beri gordugum en uzun konu,ama beyin firtinasi var mi icinde derseniz ? bilmem https://www.fizikist.com/beyin-firtinasi/39902/
    morgan 01 Haziran 2020
  • 0
    @ morgan
    "Evren duz kabul edilir, ama hesaplar neredeyse duz diyor. yani cok dusuk bir egim soz konusu.Buradan hareket edersek, foton uzay zaman cizgilerini izliyorsa, dalga boyunun sonsuz olmasi bile, 3 boyutta bir dogruya denk gelmiyor."

    Varsayımım da Zaman, evrenin genişleme cephelerindeki basınç ortalamasında, evrene geri yansıtılan dalgalar. Bir bakıma hala genişleyen büyük patlama etkisinin eko dalgaları. (Çünkü evren içi enerji yoğunluğu ile dışı arasında bir basınç farkı olmalı, yoksa nasıl genişleyecek?)
    Uzay dokusunu dalgalandırarak kaynaştığı için, yeni genişlemiş bölgeleri uzay-zaman dokusuna çeviriyor.
    Dalgasal Zaman "dıştan içe" doğru yayıldığı için, "ilerledikçe toplanan" bir yapısı var. Yani konkav yapıda olmak zorunda.
    Uzay'ın düz gibi olmasına rağmen, Uzay-Zaman'ın hafif eğimli olmasını buna bağlıyorum.
    (Ayrıca evreni süper akışkana çevridiğini ve temel kuvvetlerin oluşumuna da etki ettiğini iddia ediyorum ama...)

    Siz bu cümleyi yazdığınızda, aklıma ilk gelen bu oldu. Aralarında bir bağlantı kurmaya çalışacağım ki o zaman sizin fikrinizden de faydalanmış olacağım. :-)

  • 0
    Ben de gururlandim simdi :)
    Bu arada evrenin ici ve disi , basincin olmasinin nedenini de irdeleyelim ki yeni kitabinizda dipnot olarak yer alayim ( cumlenin son kismi saka, ilk kismi ciddi idi )
    morgan 02 Haziran 2020
  • 0
    belki bir yerden sonra sonsuz uzunlukta ki bu mavi işiğin azalan enerjisi artiyordur.tekrar ayni yolu izleyerek(geçtiği çeşitli dalga boyları gecerek) maviye geliyordur belki.yok olmaz.bu tanrının enerjisi ise zaten yok olmamali.yani bunu naSıl formizile edebiliriz.orasını bilmiyorum.yani nasıl geri enerjik,titreşimli olacak uzayıp dururken.yazılanlari yanliş anlamadiysam
    ribozom 04 Haziran 2020
  • 0
    belki de uzadikça enerjisi artiyordur.ama biz neden azaliyor olarak görüyoruz.şüpheci olmak iydir
    ribozom 04 Haziran 2020
  • 0
    tabi bu konularda, yoksa ki tanrinin varliğindan şüphe olmaz xD
    ribozom 04 Haziran 2020
  • 0
    bir ipi,lastiği çeksek iyce enerji kazanirken fotonda niye tersi olsun ki
    ribozom 04 Haziran 2020
  • 0
    güçler dengesi vardır belki.bb ile güçler ayrilmiş sonuçta bir yerde güçler birliği kuvveti olmali.mantiken
    ribozom 04 Haziran 2020
  • 0
    @ribozom, inançlı bir insan olduğumu düşünüyorum. Kendimce gereğini de yapmaya çalışıyorum. ama bilimle ilgili konularda, çözümü Hakk'ın iradesinde bırakılmasını doğru bulmuyorum. Bu bir kestirip atmadır. Üstelik O'nun ilk emrine (Oku!) pek uymuyor. Bence O, temel kuralları koymuş ve Ol! demiş. gerisi ise bize kalıyor.
    Bizim yapmamız gereken şey, o kuralları anlamak için evreni okumak. O kuralları anlamanın yollarından biri de bilim.
    Bilim hiç bir soruyu kesitip atmıyor. Evet, insanların yetersizliklerinden (düşünce olabilir, imkan olabilir, bilgi birikimi olabilir) kestirip attığımız ve doğru gibiymiş kabul ettiğimiz varsayımlar var.
    Ama onlar bile zaman'ı geldikçe sorgulanıyor.

    Şimdi
    Evrendeki ilk kural nedir?
    Enerji var'dan yok olmaz. Yok'tan var edilemez.

    "sonsuz uzunlukta ki bu mavi işiğin azalan enerjisi artiyordur.tekrar ayni yolu izleyerek (geçtiği çeşitli dalga boyları geçerek) maviye geliyordur belki."
    konusunu bu açıdan tekrar ele alın.

    -Bence tek çözüm, frekanslarla mümkün. Ama bu, başka çözümler olmayacağı anlamına gelmiyor. Olabilir.
    Önereceğiniz çözümde, dış bir temas/etken olmadığı sürece, enerjinin sabit kalacağını varsaymak zorunlu gibi geliyor bana...
  • 0
    "bir ipi,lastiği çeksek iyce enerji kazanirken fotonda niye tersi olsun ki"
    Lastik ornegini duzeltmek gerekir.
    Lastik dalga degil. Lastik icin e=m.c^2 diyebilirsin, foton icin diyemezsin.
    Lastik gerildiginde potansiyel enerji sahibidir, fotonlarda bu yok.
    Dogal olarak da , mesela bir ortama girdiginde, enerjisi azalacak (baska parcaciklara enerjisinin bir kismini aktaracagi icin)
    madde enerji formulu:

    E^2= m^2 c^4 + p^2 c^2
    m=0 oldugu icin , foton acisindan E=p.c ( p momentum oluyor)
    c sabit, enerjinin azalmasi da ancak momentumun azalmasiyla mumkun.
    Momentum da p=h.c/lambda ( lambda dalga boyu , h sabit )
    yani momentumun azalmasi, dalgalarda dalga boyunun artmasi demek.

    morgan 05 Haziran 2020
  • 0
    Lastiği, uzay+zaman ortamı olarak düşünmüştüm. Dalganın kendisi için değil.
    Benzetme olarak lastik 10 cm uzunluğunda iken dalga bu lastik üzerinde lastik dokusuyla aktarılıyor.Bu sırada lastik yavaş yavaş (her saniye 1 milim mesela) sündürülüyor.
    Dalganın frekansı değişmeyeceği için, dalga boyu uzar.
    Bu şekilde örneklemek istemiştim.

    Sizin bakış açınızdan olayı ele alırsak, haklısınız.
    Ama Lastiği sadece uzayın genleşmesi ile olan ortam olarak ele aldım.

    Aynı fikirde olmayacağım nokta ise, bir dalganın dalga boyu genişlemesi ile momentumun azalacağı kısmı.
    O zaman momentumun azalmasıyla atıl hale gelen (fark) enerji nereye aktarılacak? Bunu da oturtmak lazım, gibi...
  • 0
    Lastik ile ilgili yorumum, size degil, ribozom'un fikri i icindi. (bir ipi,lastiği çeksek iyce enerji kazanirken fotonda niye tersi olsun ki)
    morgan 09 Haziran 2020
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

5.117 soru

30.753 cevap

30.785 kullanıcı

Giriş Yap