• 0

    Sicim teorisi- guncel makale https://evrimagaci.org/sicim-teorisi-nedir-neden-10-veya-11-boyuta-ihtiyac-duyar-bu-ust-boyutlar-nerede-8092

    morgan 04 Aralık 2019
  • 0
    Makale gayet guzel, sizce 12.boyutta 2.bir zaman boyutu ne gibi sorun/yenilik yaratir ? Makaleden daha cok soru cikar.
    morgan 04 Aralık 2019
  • 0
    Boyut kavramını genellikle elle tutulur ve ölçülür olduğu için, mesafe, uzunluk gibi sayısal verilere dayandırarak ele alıyoruz.
    Sorun da buradan çıkıyor. Soyut boyutları (daha doğrusu elle tutamadığımız, ölçemediğimiz) kavramakta bundan dolayı zorlanıyoruz.
    Zaman bile matematiksel olarak bir boyut olduğu halde (çünkü fizik denklemlerinde Zaman'ı görmezden gelirsek bir değişken olarak, sonuca ulaşamıyoruz) hala tartışılıyor. "Algı mı, gerçeklik mi?" diye.

    Fakat boyut kavramına farklı bir açıdan bakmayı öneriyorum. (Yani Bence...) Ve tüm mevcut boyut kavramlarını kapsayacak şekilde... Boyut, sadece enerji paketçiğinin titreşim yaptığı doğrultu alanıdır.
    Eğer bu titreşim başka bir paketçik tarafından engellenmiyorsa "açık", engelleniyorsa "kapalı", sınırlanıyorsa "kıvrık" boyutlar söz konusu olmaktadır.
    Fark olarak Zaman, paketçiğin bir titreşimi değildir. Tam tersi, Paketçiğin titreşmesine neden olan dış kaynaktır. Paketçik açısından bu da(hareketin göreliliği gereği) bir (tek yönlü) titreşimdir.
    Çünkü Zaman, dalgasal formdadır.(Dalgalar 2 boyutlu olduğu için, 2nci bir zaman boyutundan da söz ediliyor olabilir.)
    ( https://www.quora.com/What-is-the-science-behind-the-4th-and-5th-dimensions/answer/Burtay-Mutlu )
    Ayrıca
    https://evreneyenibirbakis.blogspot.com/2016/02/boyutlar-zaman-ve-aralarndaki-iliski.html sayfasından sonra düşünmenizi istediğim bir soru var.
    Eğer enerji paketçikleri (kuantalar) küresel ise, bunlardan oluşan bir yığında, "bir küre kaç küre ile temas edebilir? ve kaç bölgede engellenir?, kaç bölgede sınırlı titreşim yapabilir?
  • 0
    Boyut kavraminin soyutlugu makalede cok guzel anlatiliyor, bu nedenle 12.boyuttaki aksakligi merak etmistim.
    morgan 04 Aralık 2019
  • 0
    Evet, makalede tanımlayamadığımız ve bizim boyut algımız sınırlı (3 uzamsal boyut çerçevesinde) olduğu için, diğer boyutların soyut kaldığı (3 boyutlu top'un 2 boyutlu yüzeyden geçerken flatlanderlıların algılayacağı gibi) sınırlı olduğundan bahsediyor.
    Üstelik, bu durulu anlatmaya çalıştıkları şekiller bile var. Ama bunlarda 3 boyutlu bir alan işgal ediyor.

    Bence ise, evrenin başlangıcında hiç bir boyut olmadığını ve tüm boyutların aynı kaynaktan çıktığını göz önüne alarak, hepsinin temelde aynı koşula bağımlı olmaları gerektiğini savunuyorum.

    Yani boyut kavramı, 3 uzamsal boyutu da, Zaman'ı da, diğer varsayılan ve matematiksel olarak olması gereken boyutları da kapsamalı. Sonuçta evren denge üzerine kurulu, bu tanımlayamadığımız soyut boyutlarda denge de bir rol oynuyor olmalı. Yoksa denkleme girmezlerdi... En mantıklı şey ise enerji paketçiklerinin titreşimleri ile bağlantılandırmak oldu. Çünkü ilk başka, bildiğimiz boyut kavramına (bir doğru üzerinde bir alan-mesafe işgal eden) benzeyen başka bir olgu yoktu...

    Daha üst (12 ve üstü ) boyut eklendiği zaman ise, denge (eşitlik) bozuluyor olmalı bu durumda...
    Aksaklık da buradan kaynaklanıyor olmalı...

    Daha fazla boyutun olması için tamamen farklı fizik kurallarının geçerli olacağı bir evren yapısı gerekiyor.
    Diğer yandan küresel bir yapı, 12 rakamıyla bağlantılı ilişkilere sahip, hatta aynı doğrultular üzerinde, (+/-) bölge olarak kabul edersek, 3 uzamsal boyutu da (serbest titreşim alanları) gösteriyor gibi...
    Küre sıkışmaya ve her yönden basınca en dayanıklı doğal yapı olduğu için, küre olarak farz ettim (Tekillik durumundaki) enerji paketçiklerini...
    11 boyut bu şekilde ele alınabilir. 12nci boyut ise evrenin genişleme hareketi içinde kalmış gibi bence... Bu yüzden Zaman ile kaynaşmış gibi gözüküyor.

    Sonuçta, tüm mesele dengenin sürekliliği, + ek bir boyut bu dengeyi bozuyor sanırım.
  • 0
    Soyut boyutlardan 4ncü ve 5nci boyutları da mekan açısından ele alabiliyoruz.
    Herkesin hem fikir olduğu gibi 4ncü boyut Zaman...ama 5nci boyutun ne? veya nasıl bir şey olduğu? hakkında bir fikir yok...
    Bence ise, 5nci boyut "Hız" (Velocity)

    Bir sabit bir objenin evrene göre konumunu saptamak istersek bize 3 uzamsal boyut üzerinden, evrene göre koordinatlarını bilmemiz yetiyor (x,y,z).
    Eğer bu obje hareketli ise durum biraz değişiyor. Bize 2 bilgi daha gerekiyor. Zaman ve Hız.
    Zaman, bize objenin hangi anda nerede olduğunu bildiriyor. (x,y,z,t)
    (Bu değişken aynı zamanda, sabit bir nesnenin evrenin genişlemesiyle yapmış olduğu hareket ile de iç içe. Yani, sabit nesnenin 3 uzamsal boyut bilgisi olunca, yerini saptamak için Zaman gözardı edilebiliniyor.)
    Ancak obje hareketli ise, Zaman kaçınılmaz olarak gerekiyor. İlk bilgi (x,y,z,t) objenin başlangıçta nerede olduğunu bildiriyor.
    Eğer bu bilgiye, 5nci boyutu, yani Hız'ı (v) eklersek, objenin herhangi bir an içinde, evrende nerede olduğunu tespti edebilirsiniz.

    Buna göre evrendeki herhangi bir noktadaki bir objenin 5 boyutunu (x,y,z,t,v) da bilirseniz, o objenin evrendeki o an için geçerli mevcut konumunu da bilirsiniz.

    Burada ilginç olan şey, Zaman ve Hız arasındaki ilişkinin zıt yönlü oluşu. Yani sicim teorisinde bahsedildiği gibi (; birinin en yüksek enerji düzeyinde iken diğeri en düşük enerji seviyesinde) birinin en geniş-uzun olduğu anda diğeri en düşük konumunda oluyor.
    https://youtu.be/69cLkM-4VMQ

    Yukarıda linkini verdiğim animasyon da tepe en yüksek enerji seviyesini temsil ediyor.
    (TIB IIB x TIB IIB) ve (TIB I x HETEROIC O) ve (TIB IIA x HETEROTIC E) Yapıları birbirleriyle zıt yönlü ilişki olan sicim yapılarını temsil ediyor.
    (Üstelik bence 5 değil, 6 formül olmalı. 6ncısı gene TIP IIB için geçerli olan aynı ama düşük enerji seviyesi için olan formül.)

    HETEROTIC O, HETEROTIC E ve TIP IIA arasında 120 derecelik bir ilişki var. 2 boyutlu bir düzleme ait gibi.
    Aynı şekilde, TIB I, TIB IIB ve TIP IIA arasında da 120 derecelik bir ilişki vardır. Bu da bir başka 2 boyutlu düzlem.
    (Bu iki grup düzlemler arasında ise 90 derecelik bir ilişki var. Ki bu da 3 boyutlu bir yapıyı ortaya çıkartıyor.)

    Buradan çıkan bir başka sonuç ise, (kitapta ele aldım) Hız, Zaman'ın sonsuzluğunun aksine tamamen kıvrık bir boyut olduğu, Zaman boyut olarak daraldığında (kuantanın titreşim alanı olarak ), Hız için alan açılıyor ve kuanta için ek bir genişleme alanı oluşuyor. İkisi de aynı doğru üzerinde olduğundan, iç içeler ve bunu Özel Görelilik etkisi olarak tespit ediyoruz.
  • 0
    Ivmeli hareketse?
    morgan 06 Aralık 2019
  • 0
    5.boyutun ust bir evrenin , 3 biyuttaki kesiti.11’e kadar durum bu.
    morgan 06 Aralık 2019
  • 0
    İvmeli hareket olmadan hız gerçekleşmiyor zaten. İvmeli hareket, hız için verilen enerjinin sisteme yedirilmesi, dağıtılması aşaması. Hız'ın bir parçası,,,Momentum ve/veya relavistik kütle bu aşamada belirleniyor ve hızın sabitliği ile sabitleniyor.

    "5.boyutun ust bir evrenin , 3 boyuttaki kesiti.11’e kadar durum bu" kısmına gelince... Bir üst evren kavramını anlamıyorum. Yorum yapamıyorum bu yüzden.
    Bence var olan tüm boyutlar zaten evrenimiz de ekstra bir evren anlayışına gerek yok. Algılarımız sınırlı gibi olsa da, bu boyutlarla zaten iç içeyiz.
    Sonuç ise ortada...Elimizdeki evren...
  • 0
    (x,y,z,t,v) icin sormustum ivmeli hareketi.Kaldi ki enerji acisindan ivme gerekmiyor.Boyut icin cevap yazdim ama nedense yuklemedi sistem, belki birazdan cikar cevap, olmadi aklimda kaldigi kadar yazarim.
    morgan 07 Aralık 2019
  • 0
    "Bir üst evren kavramını anlamıyorum.".
    Ben de sizin gibi yazayim, bence.....
    BB'nin ister kuantum dalgalanmalarindan, ister potansiyel enerji/enerjilerin hali hazirda olmasindan , hatta aktif hale gelmesine kadar, kesinlikle felsefik anlamdaki "hiclik" yoktur, halihazirda bir yapi mevcuttur.Bu yapinin olmasi, farkli bir boyutun oldugu anlamina gelebilir.
    Varolan boyutlarin evrenimizde olmasini da ben kabullenemiyorum.Kara enerjinin veya maddenin bir "Boyut" olmasi,kutlecekiminin/kuvvetinin de ayni sekilde.
    En fazla, evrenimizin baska sistemlerle icice oldugu, ve etkilerinin ise belli sartlarda ortaya ciktigini dusunuyorum.
    Mikro veya mezzo asamada etki etmeyen bir kuvvetin makro'da ortaya cikmasi, madde ile reaksiyon haline gelmesi icin bir sinira ulasmasi fikri, bizim planck sabitlerinin farkli sonuclari olan
    bir sistemle etki ettigini dusundurtuyor.
    Ust,alt evren derken, biri digerinden ustun anlaminda demiyorum tabii ki.
    morgan 07 Aralık 2019
  • 0
    "kesinlikle felsefik anlamdaki "hiclik" yoktur, halihazirda bir yapi mevcuttur.Bu yapinin olmasi, farkli bir boyutun oldugu anlamina gelebilir"
    Bu konuda sizinle aynı fikirdeyim ama sonuçlarımız farklı olabilir. Bana göre tüm her yer enerji paketçikleri ile dolu. Ama boyut kavramını, bu paketçiklerin hareketi ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Başka olası bir açıklama ne olabilir ki?

    Eğer açıklama ekleme imkanınız olursa, sevinirim.
    ----
    .
    Kara enerji veya madde olayını, var olan durumun farklı algılanıp açıklaması olarak görüyorum. Yani bu konuda da sonuçlarımız aynı gibi ama gerekçeler farklı, bu seferde...

    Sizin hangi gerekçelerle bu sonuca ulaştığınızı merak ediyorum.
    ------------------
    Farklı ele aldığımız konu ise, tüm boyutların aynı anda olması/ olmaması...
    Bu konuda yorumum yok.
  • 0
    Kutlecekiminden iki sey etkileniyor evrenimizde, enerji ve madde.
    Eger ki kutlecekimi baska bir sistemin yansimasiysa ( ister icice girmis oldugumuz bir boyutun yansimasi/etkilesimi olsun, ister tespit edilemeyen bir olusum olsun) , sonuc olarak enerjiyi sekillendiriyor, hizinda kisitlama yapiyor , veya maddeye benzer bir mudahalede bulunuyor.
    Evrenimizde belli yerlerde , mesela galaksilerdeki makro kutleler arasinda bosluklarda kara madde veya enerjinin varolmasi, bunun homojen bir yapida olup olmamasi beni dusunduren sey.
    Kara madde son yapilan olcumlerde isik hizindan dusuk, hatta oldukca dusuk bir hiza sahip.
    Yani yine bir kisitlamanin altindayiz.
    Simdi sizin enerji paketciklerini dusunursek, nicin bazi bolgelerde farkli yapilar olusturdugunu bulmamiz lazim.Bunun icin enerji paketciklerinin homojen olmayan bir yogunlukta veya titresimde olmasi gerekirdi, ama eger ki siz paketcikleri akiskan kabul ediyorsaniz, burada sorun var, veya benim atladigim bir nokta var.
    Su sekilde dusunuyorum, ister boyut ister heterojen olusum olsun , enerjinin de , maddenin de, belki de bilmedigimiz ara veya farkli olusumlarin dahil, kimyasal tepkimeler gibi bir etkileri oldugu.
    Solisyon ayni, ancak icine atilan madde farklilasinca olusan sonuc farkli.Veya solisyonu madde degistiriyor.
    Enerjinin de degistirildigi, nerede ne sekilde davranmasi gerektigi, neyin uzerinde ne etki yaptigini belirleyecek bir duzen olmasi gerekir.
    Diyeceksiniz ki, o form, o boyut veya her ne ise, onun da bir orijini var.
    Cok dogru ! Zaten bu nedenle evrenimiz ilk olusum degil, oncesini bilemesek de, oncesinin imzalari enerjide, maddede sakli, ben buna inaniyorum.(bilimin bulacagina inaniyorum anlaminda)
    morgan 08 Aralık 2019
  • 0
    Kütleçekimi ve karanlık enerjiyi bir arada açıklayacak (kütleleri birbirine iten ama aynı zamanda galaksileri birbirinden ayıran) en uygun yapının akışkan mekaniği olduğunu düşünüyorum. Kütle çekimi de bu yapı içinde, kütlenin akışkan içindeki hareketi sonucu oluşmuş bir düşük basınç alanı...(Bence)
    .
    Karanlık madde diye bir tamamen ayrı ve parçacıksal bir oluşuma gerek olmadığını düşünüyorum. Karanlık Madde varlığına işaret olarak tespit edilen şeyler galaksi kütlelerinde gözükmeyen %25'lik fazlalık ve bunu doğrulayan kütleçekimsel merceklenme etkisi.
    Diğer yandan bu karanlık madde galaksilerini bırakmıyor. (Nasa verilerine göre diye hatırlıyorum) Yani daha büyük bir galaksi, küçük olanın karanlık maddesini çekemiyor, toplayamıyor.
    Galaksilerde yoğun şekillerde var iken, galaksiler arası boşlukta nadirler. Buna karşılık bazı kütlece boş alanlarda, karanlık madde yoğunluğu tespit ediliyor.
    Tüm bunları bir arada açıklayabilen şey ise gene akışkan yapı ve özellikleri oluyor.
    Kütleyi bu akışkan içindeki katı parçacıklar olarak kabul edersek, her kütle (yoğunluğuna bağlı olarak) etrafına sürekli bir titreşim yayıyor.
    Bu yayılan titreşim dalgaları, sonsuz uzayda dağılırken, dalgaların temel özelliklerinden biri olarak, başka bir dalga ile karşılaşınca girişim yapıyor.
    Bu girişim noktaları, enerjinin yoğunlaştığı bölgeler.
    Gene biliyoruz ki her tür enerji yoğunluğu, uzay-zaman dokusunu büküyor. Dalgaların enerjisini de ayrıca momentumları olarak tespit edebiliyoruz.
    Bu yüzden bu girişim noktalarının, bol miktarda farklı dalganın (galaksilerdeki her kütlenin bir kaynak olduğunu ve farklı titreşimleri olduğunu düşünürsek) girişimlerinin bir sonucu olacaktır.
    Bu geçici enerji yoğunlaşmalarını da bizler karanlık madde olarak tanımlıyoruz.
    Kütle çekimsel etkileri var ama foton ile etkileşime girmiyorlar. Varlıkları bulunamıyor çünkü geçici oluşumlar. Ama kaynak sayısına bağlı olarak ortamdaki toplam miktarları, anlık olarak neredeyse sabit...
    Bazen ise boş uzayda yayılan dalgalar, bazı noktalarda kaynaşma imkanı bularak kütlesiz karanlık madde etkisine neden oluyor. (Bu konuda türbülans ile ilgili eski bir soruda da bir kaç kaynak eklemiştim.)

    Diğer bir nokta ise enerji paketciklerinin homojenliği üstüne..Onu daha sonra ele alalım.
  • 0
    Birbiriyle özdeş paketçiklerden nasıl bu kadar çok ve farklı yapı oluşabilir?
    Evrenin oluşumundan önce , enerjinin tekillik haline olduğunu söylüyoruz. Neredeyse doğru gibi kabullenilen bu varsayımı, biraz değiştirip, tekilliği "boyutsuzluk" olarak ele alınca, karşıma enerji paketçiklerinin titreşmediği bir yapı çıktı.
    Titreşmeyen enerji (özdeş) paketçikleri, evrenin başlangıcı ile titreşime kavuşuyorlar. (Daha önce olmayan ya da baskılanmış titreşim eğilimleri açığa çıkıyor).
    Hepsinin özdeş olduğunu varsayarsak, açılan serbest alan içinde bir kısmının diğerleri farklı açılarda çarpışmış olması gerekir. Hatta örnek olarak, arka arkaya olan 2-3 tanesinin, bir başka paketçiğe yandan veya farklı açılarda çarparak momentum ve hız değişimlerinin de gerçekleştiğini düşünüyorum.
    (Bir grup misketi, kapalı bir kavanozda çalkaladığımızda, misketlerin birbirine çarpması gibi...)
    Bu sırada her paketçiğin titreşimi ile temas ettiği diğer paketçiklerin titreşimleri de girişim yapmış olmalı. Bu girişimlerde biribiriyle yıkıcı girişim ile uyum sağlayanlar daha üst yapıları, topluluk olarak oluştururken, yapıcı girişim yapanların birbirlerini iterek ayrık kaldıklarını gözlemleyebiliriz.
    Newton beşiği özellikleri tek bir doğrultu üzerinde bile olsa, özdeş parçacıkların çarpışmalarında nasıl tepki verdiği ve nasıl harmoni içine girdiklerine dair fikir verebilir.
    https://youtu.be/JadO3RuOJGU

    Oluşan farklı yapılar, en baştaki homojenlik gerçeğini değiştirmez diye düşünüyorum.
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap