• 0

    Genel göreliliğe göre yerçekimi diye bir şey yoksa insanlar nasıl dünyada durabiliyor?

    Oğuzhan 16 Kasım 2019
  • 0
    kütle çekim kuvvetinden etkileniyor. Dünya yüzeyinden belli bj uzaklığa çıkarsak bu kütle çekim kuvveti uzaklığin karesiyle tera orantılı olacağından kuvvet gittikçe azalır ve cok küçük bi değere sahip olur bu yüzden uzayda suzulurken dünya yüzeyinde yüzeyle temas halindeyiz. bunu büyük ihtimalle biliyorsundur da aklıma başka bi şey gelmedi
    Rojbin Özden 18 Kasım 2019
  • 0
    kütle çekimi ile
    optimus 18 Kasım 2019
  • 0
    bana göre kütle çekimi veya yerçekimi veya gök itimi diye bişi yok.baska sekil düşünüyorum xD
    optimus 18 Kasım 2019
  • 0
    ne şekil düşünüyorsun peki?
    Rojbin Özden 19 Kasım 2019
  • +1
    Genel görelilik kütle çekimi diye bir şey yok demiyor mu? Gezegenler uzay-zamanı büktüğü için oluyor demiş
    Oğuzhan 19 Kasım 2019
  • 0
    Soru içeriği yanlış en başta. Soru yanlış olunca, cevaplar nasıl doğru olsun?
    O yüzden en önemlisi "soruyu doğru sormaktır." Cevaplar sonra gelir.

    "Genel göreliliğe göre, Kütleçekimi bir kuvvet değildir. Kütlenin sebep olduğu bir bükülmedir. O zaman insanlar nasıl dünya da durabiliyorlar?" Biçiminde olması daha doğru olurdu...
  • +2
    yani evet, diyor.einstein bu kuvvete hayali kuvvet demiş.hayali olması bir kuvvet uygulamadığı manasında değil.

    gezegen ağırlığı ile boş uzayı çökertiyor nesneler de üzerine düşüyor/yuvarlanıyor.anladığım kadarı ile.yani uzayda oluşan çöküntü yüzeyelere doluşuyoruz,düşüyoruz.bişey çekmiyor.

    tabi burda bir de gezegenin altı var, güney yarım küre.burda yüzeye bir çöküntü olmuyor ama orda da gezegene doğru cekiliyoruz.

    yani evt.uzayı büküyor olabilir kütle ama gezegenin altın da(alt kürede) cisimlerin çekilmesi nasıl oluyor?

    üst yarım kürede çöküntüye yuvarlanıyoruz ama altı ne olacak?anlatabildim mi bilmiyorum.
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    yani çöküntü sadece ağırlığın bindiği yere doğru olur.yanlıs mı?
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    @optimus, 3 boyutlu düşünürsek, bir kuvvet "gibi" tek bir boyut üzerinden iki obje arasında çekim kuvveti oluşturduğu için, Haklısınız. Yanlış değil...

    Ama bu çökme, hareketin her yöne doğru olmasından dolayı, çökme alanı da her yöne doğru yani 3 boyutlu.
    Bu hareketi "serbest düşme" olarak da tanımlayabiliriz. Sorun, nereye doğru düşüldüğü? :-) :-) Cevabı olmayan esas soru bu... :-)

    Bence, evrenin genişlemesiyle yapılan hareket ile evrenin genişleme yönünde düşüyoruz. Çünkü evrende 3 boyut üzerinden genişliyor. Ama benimki sadece bir çıkarım. Doğru cevap belli değil.
  • 0
    Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta da, tabii bence, kütleçekimi kütlenin bütününden kaynaklanmıyor.
    Tam tersi o kütleyi oluşturan en küçük birimlerin sinerjilerinden oluşuyor. Bu sinerjik alanların toplamı bize kütle çekimini veriyor. (Huygens prensibi mantığında da ele alabilirsiniz. Her bir parçacığın alanları birleşip, tek bir alan oluşturuyor)

    Ancak bu şekilde alt katmanlara indikçe, nesnenin üzerindeki kütle çekiminin azalması (tam merkezde sıfır) ele alınabiliyor.
    Ben kütle çekimini bir düşük basınç alanı olarak kabul ediyorum. (Tabii bu yaklaşım ret edilmiş eter gibi, uzay -zaman dokusunu oluşturan Higgs alanı gibi bir şeyin varlığını gerektiriyor.)

    Bu şekilde serbest düşme anındaki nesne, etrafında hareketinden dolayı bir düşük basınç alanına sebep oluyor. Ve uzay-zaman dokusunun doğal basıncı da, nesneleri birbirine doğru itiyor. (Bir önceki karadelik konusu tartışmalarına bakın)
    Buna karanlık enerji deniyor şu an. Bence ise tamamen akışkan mekaniğinin doğal sonucu.

    Böyle olunca , dünya üzerindeki bir nesnenin serbest düşme hızı, dünyanın merkezinin düşme hızıyla aynı olmadığı anlamı da çıkıyor. Yani küçük nesne ancak büyük kütlenin merkezine ulaştığı zaman aynı hızda düşüyorlar. Bu yüzden uzaydan düşen tüm nesneler, gökcisimlerinin merkezinden geçen bir doğru üzerinden düşüyorlar. Merkeze ulaşmaya 8üzerlerindeki kütle çekim azaldığı halde) hedefliyorlar.


  • 0
    ama burtay hocam; uzay çökebiliyorsa demek ki çöktüğü yerden de yukarı doğru kaldırma kuvveti uygulayabilir.

    o zaman da güney yarım küredekileri, uzay; gezegene doğru itiyor olmaz mı?

    suya düşen top gibi mesela.ağır olduğunu düşünürsek.alttan iter.uzayda böyle etki yapmaz mı?
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    son mesajınız bunla alakalı sanırım.
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    tabi bir de bu gezegenin yan tarafları var oralarda ki nesnelerin yere cekilme nedeni ne olacak?

    sanırım birden cok etken söz konusu.

    dünyanın dönerken oluşturduğu içe doğru bir çekim kuvveti var diyebilir miyiz?suyun içinde dönen bir sey çöpleri merkeze toplar mesela bunun gibi.
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    "uzay çökebiliyorsa demek ki çöktüğü yerden de yukarı doğru kaldırma kuvveti uygulayabilir." yaklaşımı doğru..Aynı fikirdeyim.
    O yüzden düşük basınç alanı olarak tanımlıyorum. Düşük basınç alanı oluştuğunda, normal basınç "yüksek" kalıyor. Bu yüzden tek yönlü bir etki söz konusu oluyor. (Sadece çekme kuvveti gibi) ..

    Tabii burada konu biraz daha derinlemesine giriyor. :-) Göz ardı ettiğimizi düşündüğümüz diğer nokta geliyor, "Zaman".
    "Zaman"ı dalgasal bir şekilde ele aldığım için, tüm nesneler üzerine bir kuvvet uyguluyor olmalı. Zaten bu kuvveti, enerjiden kütlenin oluşumuna ve bu kütlenin bütünlüğünü korumasına sebep olarak görüyorum. Aynı şekilde, özel görelilik durumları (Zaman genleşmes, boyut daralması, relavistik kütle) ile momentum ve eylemsizlikte gene aynı kuvvetin sonuçları.

    Gözünüzde şöyle canlandırabilirsiniz. Elimizde iki tane farklı büyüklükte demir küre kütle var.
    Büyük kütle altta olacak şekilde su'da ard arda batıyorlar (Burada hareket tek boyut üzerinde bunu unutmayın. Kütleçekimine uyguladığınızda bu canlandırmayı 3 boyutlu olarak ele almaya çalışın.)
    Tam ters yönden de (kütlelerin batış yönünden) ses dalgaları yollayalım. Büyük kütle, bu dalgaların bir kısmını absorbe edeceği için arkasındaki küçük kütle daha az ses dalgası kuvvetine maruz kalacaktır. Büyük kütlenin akışkan içindeki düşmesinden kaynaklanan, arkasındaki düşük basınç alanı küçük kütleyi yakınında tutacaktır. Küçük kütle ile arasındaki mesafe düşük olduğu için, aradaki akışkan basıncı da düşük olacaktır ve akışkanın doğal basıncı bu iki nesneyi birbirine itecektir. Ama küçük nesnenin görünürde düşme hızı, büyük nesne ile uyumlu olsa da, küçük nesne, büyüğün merkezine ulaşmaya ve ses dalgalarından da aynı derecede etkilenmeye çalışacaktır.
    Tam olarak olmasa da sanırım buna benzer bir durum olduğunu varsayıyorum.


  • 0
    Çöplerin merkezde toplanması tamamen akışkan mekaniği ile alakalı...

    "Akışkan içindeki 2 nesne arasında mesafe azaldıkça, bu alanda akışkanın hızı artar, basıncı düşer. Hareket göreli olduğu için, hareket eden 2 nesne de olabilir, sabit iki nesne arasında akan (su boruları içlerinde olduğu gibi) akışkanda olabilir.
  • 0
    uzayı akışkan olarak düşünmüştüm de ondan sorayım dedim.akışkan derken enerji akışımı gibi.

    dediğiniz kara enerji veya kara madde

    yani, o sadece bir örnekti anlaşılması için.uzayda ki durum farklıdır biraz sanırım.akışkanları bilmiyorum açıkcası xD
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    burtay hocam çöp derken gezegen üstündeki nesnelerin savrulmamasını anlatmak istemiştim.neden savrulmuyor mesela yanlarda ki cisimler.

    üste kütle çekimi,alta uzay baskısı dedik.peki yanlara ne diyecez onu düşünüyorum xD

    bu arada referans noktası olarak galaksi merkezindeki karadeliği alıyorum.
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    bu konu çok uzar gibi xD
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    mesela atom altında ki durumuda konusmak lazım.
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    Yan, alt, üst kavramları 3 uzamsal boyutun kartezyen koordinatlarına (x,y,z ve -x,-y,-z ) göre bir tanımı...
    Evren "her yöne doğru" genişliyor ve genişleme tek yönlü yani tüm kartezyen koordinatları birden içerecek (x,y,z ve -x,-y,-z ) şekilde "her yöne doğru" tek yönlü...
    Kavramakta ve gözümüzde canlandırmakta zorlandığımız nokta bu...

    Bu yüzden, üst, alt, yan kavramları-yönleri yok kütleçekimi açısından.
    =========
    Akışkan aslen, çok küçük ve birbirne net olarak bağımlı olmayan temel ünitelerden oluşan yapıların durumunu anlatıyor. Su'yu akışkan olarak tanımlıyoruz, gazları da. Hatta titreşimli kum tanelerinden oluşan yapıyı da... Hatta plazmaları da...

    O yüzden bence, evreni (arka plan ışıması şeklinde gibi) dolduran enerjinin de (en küçük enerji birimi kuanta) bir süper akışkan olarak tepki vermesi anormal olmamalı. Enerjiden oluşan bir çok şey akışkan olabiliyorsa, enerjinin kendisi de olabilmeli bence...(Zaten termodinamik de bu temelden başladı ya...)
    ================
    Varsayımsal olarak, bence: Atom altı durumda değişen bir şey yok. Kütleçekim kuvvetine sebep olan yapı bileşenlerinden, Zaman (dalgaları) burada biraz daha farklı etkilere neden oluyor.
    Mesela her temel birim parçacığın titreşim süresine etki ediyor, onlarla girişim yaparak , titreşim genliklerini artırıyor. Bunu da zaman genleşmesi olarak tanımlıyoruz gibi..

    Not: Bilimsel açıdan, tartışma gerekmeyen açıklamalarda, "bence" veya "varsayımsal" kelimelerini kullanmıyorum. Ama tartışmaya açık ve varsayımıma dayalı konularda, bu kelimeleri eklemeye çalışıyorum. Ama yazı geneline baktığımda, eksik kaldığım çok nokta olmuş:-) Siz çoğuna "bence" ekleyin, bence....)
  • 0
    aslında söylediklerinize katılıyorum.

    serbest düşme,kütlenin toplamsal yükü,uzayın bükülmesi,gyküreye uzayın baskı uygulaması filan vs.

    bence bunların hepsinin bileşkesi yeryüzünde yürümemizi sağlıyor.birinde en ufak bir değişim olsa hissederiz.

    bu arada uzayda yer yön yokta referans noktası olarak; merkez de ki karadeliği alamaz miyiz?sonuçta oraya da çekiliyoruz bir de o etkiliyor xD
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    Merkezdeki karadeliğe göre bunlar belirleniyor olsa, o zaman fizik kurallarının evrenselliği sorgulanabilir. Karadeliklerin büyüklüklerine ve mesafelerine göre, fizik kuralları da değişkenlik gösterebilir.
    Fizik bilimi açısından bu mümkün olmadığından, konuyu bu şekilde ele almıyorum.
    .
    Ama elbette bu karadelikten kaynaklanan kütleçekimin ve hızın relavistik sonuçları vardır gezegenimizi ve bizi etkileyen... Ama bunlar aynı fizik kurallarının, göreli sonuçları olabilir.
    O yüzden konuyu bu açıdan ele almıyoruz.
    .
    Yoksa mesela karadeliğe çok yakın gezegenlerdeki zaman genleşmesi ve yörünge hızı nedeniyle, bizim bölgemizde var olmayan bazı parçacıklar burada var olabilir ve fizik değil ama kimya kuralları biraz değişim geçirebilir.
  • 0
    sanırım haklısınız.orayı referans noktası olarak almak gerçekçi olmaz.

    peki sizce dönmenin bir çekme etkisi oluşturabilmesi mümkün mü?uzayda.

    normalde savrur ama acaba başka etkenlerle birlikte cisimleri çeker mi?elektro manyetiği kullanarak mesela.veya kara enerji.düşğnceniz nedir?merak ettim
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    Sanırım jiroskoplardaki gibi açısal momentum'un, kütleçekim karşısındaki ilginç durumunu sorguluyorsunuz. açıkçası bu konuda topladığımbilgilere rağmen, tutarlı bir varsayım henüz geliştiremedim. (Benimkiyle uyumlu) Newton penceresinden olan açıklama ile yetiniyorum.

    Dönme çekme kuvveti oluşturabilir mi? Bu bence şartlara bağlı, eğer dönen nesne ile üzerindeki nesne arasındaki bağı sağlayan kuvvet, açısal momentumdan kaynaklanan kuvvetten düşük ise nesne savrulur. (İp kopması gibi) Yani dünya çok hızlı dönseydi, üzerindeki nesneler bunun ivmesi ile kütleçekimden daha güçlü olduğunda savrulurdu.

    Ama dönmenin kendisi, düşük bir basınç alanı oluşturursa ancak, bence, bir çekme kuvvetine neden olabilir. (Tekne pervanelerinin ön bölgesindeki gibi..) Bunun içinde Planck ölçeklerinde frekansa sahip olması gerekir diye düşünüyorum. (Bu da imkansız)
    .
    Özetle, uzay boşluğunda bence, çekme diye bir durum söz konusu değil. İtme ve bu itmeden daha düşük kuvvetde itme gibi iki farklı kuvvet değerinin bileşkesi mümkün gibi geliyor bana...

    Kara enerji konusunda fikrim net. Akışkan dinamiğinin doğal bir sonucu sadece. Nesneler arası mesafe kritik mesafe altındaysa, aradaki basınç düşüyor, nesneler birbirine yaklaşıyor, kritik mesafe üstündeyse, aynı basınç bu sefer ayırıyor.
    İkisi de aynı malzemenin, duruma göre farklı sonuçları... Ekstra'dan, "karanlık enerji" diye bir şeye gerek yok bu durumda...


  • 0
    evt.bu konuda da biraz kafa karışıklığım var.dönen bir cisim, her ne olursa gezegen veya topaç farketmez.atomik ölçüde sadece cisim dönmüyor içinde ki tüm parçacıklar dönüyor.cismin dönerken bu parçacıkların da dönme etkisiyle bir çekim de olusturabileceğini düşünüyorum saçma mı sizce?

    kütle büyük olunca çekilen nesne küçük olunca bu etki gözlemlenebiliyor sanırım.

    mesela ay dünya üstün de olsa savrulmaz mı?

    biz ise savrulmuyoruz çünkü kütlemiz aya göre az.bu düşünce saçma mı sizce?

    kusura bakmayın çok soru soruyorum ama saçmada olsa sormadan olmuyor xD

    merak
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    Saçma değil. Sorgulamak hatalı değil.
    Ama bildiğimiz fizikte, bir nesne çok hızlı dönerse parçacıklarına ayrılıp dağılıyor. Santrifüj makinelerindeki gibi...
    Ama çekim oluşturmaları (nasıl? ve niçin?= kafama yatmıyor. O yüzden olumsuz cevap veriyorum.
    Ay da dünyaya bir miktar savuruyor doğal olarak. Ele ele tutuşan farklı kütledeki iki çocuğun birbirleri etrafında dönerken, ellerini bırakmaları gibi... Her biri, toplam açısal momentumdan, kendi kütlesi kadar pay alacak. Yani, her ikisi de savrulur.

    Küçük nesnelerin etrafında da düşük basınç alanı oluşuyor. Ama kütlesi (içerdiği toplam enerji paketçiği -kuanta miktarı ) ile orantılı... Daha düşük. Zaten Newton kütleçekim formülünde bu ortaya konmuş durumda.
  • 0
    peki. baska bir soru daha sorayım aklıma takılan.mesela;proton ile notronu bir arada tutan çekim kuvveti ne?güçlü nükleer kuvvet midir?

    bunda kütle çekiminin etkisi de varmı?

    yani bir proton bir notron kütle çekimi ile birbirini çeker mi?atom çekirdeğini bir arada tutan çekim? güçlü nükleer kuvvet mi?
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    Bilimsel olan açıklamayı biliyorsunuz. Güçlü kuvveti ve bağları...
    Ama benim açıklamam farklı (kitapta anlattım)...
    Varsayımımda aynı kaynak, (Dalgasal) Zaman, kütle çekimine de, diğer kuvvetlerin oluşumuna da etki ediyor.
    Temelinde, eğimi olan bir dalganın ilerledikçe, birim başına uyguladığı kuvvetin artması yani odaklanması yatıyor. Quantum ölçeklerine yaklaştıkça, birim alan başına uygulanan kuvvet artıyor.
    Bir bakıma ucu sıkılan su hortum içindeki basıncın artması ile suyun hızının da artması gibi...Basınç o kadar düşüyor ki mikro ölçekte...
    ---000---
    Gerçekte ise bilim dünyasınca daha net bir cevap aranıyor.

  • 0
    evt.haklısınız nihayetinde bunlar titresim/dalga orayı es geçmişim bak.o zaman bakıs açımızı bu yönde değiştirmemiz gerekecek.ben bunlara(elektrın,notron,proton) bilye gibi, sert madde gözüyle bakıyordum titresim olduklarını unutmusum.sonuçta, enerji ; madde olarak gözüküyor fakat; özünde yine enerji.

    akıskanlar üzerinden gitmek lazım olaya sanırım.dalganın kıyıdaki nesleri çekmesi gibi.yanılıyor muyum sizce?
    optimus 19 Kasım 2019
  • 0
    Foton kutusu düşünce deneyi, ivmelenme ile momentumun nasıl oluştuğu hakkında fikir veriyor. Çünkü hareket tek uzamsal boyut üzerinde...
    Ancak kütle oluşumu ve bunun korunumu konusunda fikir vermiyor.
    Çünkü hareketin hem sürekliliği gerekiyor, hem de 3 uzamsal boyut üzerinde birden olması gerekiyor.
    Hareketin göreliliğinden yola çıkarak, kütle oluşumu için, enerji alanının basit bir hareketine karşılık (evrenin genişleme hareketine uyum), sürekli ve düzenli bir ters yönde hareket ele alınca (Dalgasal Zaman) , bu iki sorunda çözüldü.
    Fakat burada kütle oluşumu ile ortaya çıkan parçacık, aslen belirttiğiniz gibi titreşim yapan bir enerji alanından ibaret. Enerji birimi titreşiyor ve bu titreşim alanı bize net, 3 boyutlu, içine girilemez (katı) bir alan gibi gözüküyor. Bu alana parçacık diyoruz.
    Tabii her enerji alanının titreşimi ve duruşu (Spin) , Zaman'a karşı aynı değil. Bu yüzden farklılaşma oluşuyor. Kütle değerleri de bu şekilde değişiyor.
    (2 metre boyundaki bir tekneyi, dalgalara karşı dik, çarpraz ve yan duracak şekilde hareket ettirdiğinizi düşünün. Her birinde uyguladığınız itme kuvveti farklı olacaktır. Oysa teknenin işgal ettiği alan aynıdır.) (Sanırım Tesla, evrendeki cevapları bulmak için titreşimlere bakılmasını önerirken haklıymış.)

    Eğer titreşim yapan ama spinleri farklı bu parçacıkları bir araya getirirseniz, titreşimleri ve duruşları birbirine uyumlu olan (birbirini tamamlayıp, alana göre en az direnci gösterecek yapıya kavuşana kadar) titreşimler (yıkıcı girişim ile) ve spinleri (dalgalara karşı duruş) ile dalgalara karşı en az direnç sağlayacak şekilde durmaya yöneleceklerdir.
    Böylece parçacıklar arasındaki mesafe iyice azaldığından, bu bir bağ yapısına dönüşecektir, diye düşünüyorum.
    Varsayımsal bir düşünce deneyi: Mesela, farklı büyüklükten ve şekillerdeki odun talaşından su da yüzen bir parçacıklar adası oluşturun. Ardından bunlara (rüzgar ile) bir itme ve karşı yönden (yüksek frekans) dalga verin (tercihen ses dalgası) ... Rüzgar ile ilerleyen yığın önce gruplara dağılacaktır. Ardından belli şekil ve boyuttaki parçacıkların, diğer parçacıklarla olan ilişkileri düzenlenip, düzenli bir yapı oluşturacaklardır.
    Bu yapıları bozup, aynı şartları tekrar sağlayın büyük oranda aynı yapılar ortaya çıkacaktır. Çünkü işin temelinde , özünde, kuvvet vektörlerinin birleşimi var.
    Eğer parçacık şekil ve sayısını azaltırsanız, mesela 12 tip. Bu sefer, her seferinde sonunda kararlı olan yapıların hep aynı düzen olduğunu göreceksiniz.
    ---000---
    Dalgaların kıyıdaki nesneleri çekmesi de, belirttiğiniz gibi, akışkan mekaniği ile bağlantılı... (Küçük bir golf ile otobanda giderken, ters yönde gelen tır'ın yanınızdan geçmesi sırasında, arabanızın nasıl sarsıldığını düşünün. Aslında olay, iki araç arasındaki havanın, akışkan mekaniği yüzünden, araçların hızı sonucu basınç kaybetmesi ve arabanızın bu düşük basınç alanına, aksi yönden itilmesi...)



  • 0
    cevabınız için tesekkürler.şu an aklıma soracak başka bişey gelmiyor.tesla, evt.öyle bir sözü var.ne demek istemis pek anlamadım ama sanırım sizin söyledikleriniz ile ilişkili bir söz.
    optimus 20 Kasım 2019
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

4.644 soru

27.471 cevap

30.158 kullanıcı

Giriş Yap