• 0

    bir bobinin oluşturduğu elektromanyetik alan değişime uğratılıp kontrol edilebilir mi?

    Ubeyde Acar 28 Ağustos 2018
  • 0
    Bu, zaten çeşitli şekillerde yapılıyor. Sorunuzu genişletip, sorgunuzu somutlaştırın.
    Bu şekliyle "kast edilen ne?"anlayamadım.
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 29 Ağustos 2018
  • 0
    siz galiba elektromanyetik alanın gücünü arttırmaktan bahsetmişsiniz yada sarım sayısı akım gücü vb. iyi demişsiniz sormak istediğim şey fizikte gördüğümüz manyetik alan çizgilerini farklı bir şekile sokabilir miyiz ? ama bu benim için küçük bi soru sadece merak ettim
    Ubeyde Acar 29 Ağustos 2018
  • 0
    Akla gelebilecek ve uygulanabilecek bir çok yol'u kast etmiştim ama bu sorgunuzu aklıma bile getirmemiştim. :-)
    Bildiğim kadarıyla manyetik alan çizgileri farklı bir yapıya sokulamıyor. Özellikle tek kutuplu-monopol manyetik alan arayışlarında da bu sorun aşılamadı...

    Mıknatıs ne kadar bölünürse bulunsun, her parça muhakkak iki kutuplu yeni bir mıknatısa dönüşüyor ve akı, bu iki kutup arasında gerçekleşiyor.

    Ancak durumu biraz daha irdelemek bence faydalı.
    Mıknatısı bir sistem olarak ele alırsak,
    1) Elektrik alanı ile manyetik alan arasındaki bu tamamlayıcı ilişkinin kökeni ne?
    2) Niye mıknatıs, bölündüğünde iki küçük mıknatıs oluyor?
    3) Giren, çıkan açısından bakarsak, manyetik alana sebep olan sistemler, toplam enerji seviyelerinde durumlarını koruyorlar. Yani dışarıya karşı (etkileşime girmedikleri sürece) nötrler. O halde bu sistemler niye manyetik alar üretiyor? Ne gerek var? Ya da neyin sonucu?
    4) Atom elektronlarının spini ve yoğunluğu niye manyetik alan üzerinde belirleyici?

    Bu soruların kendimce cevapları var. Aynı bakış altında cevaplanabiliyorlar. Ancak bilimsel nitelikte değiller... Şimdilik kafa karıştırmama gerek yok.

    Bu yüzden konuya hakim birisi tarafından, sizinkinin yanında bunlarda bilimsel açıdan cevaplanabilir umuduyla ekliyorum.
    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 30 Ağustos 2018
  • -1
    düşüncelerinizi merak ediyorum ama bunu sormamın sebebine gelecek olursak eğer manyetik alan çizgilerini istediğimiz şekle sokabilseydik ki bu uzayı bükmek için çok kolay olurdu yani düşünün oluşan yeni şekildeki manyetik küçük bir alana devasa bir enerji verilse ve bunu yönlendirsek uzayı gezebilirdik hatta tahminimce ışık hızını bile aşardık ki sanırım öyle.(çok tahmin ettim:-))
    Ubeyde Acar 30 Ağustos 2018
  • 0
    ve benim düşüncem şu eğer galaksiler arası seyahat etmek istiyorsak uzay zaman dokusunun dinamiklerini yapısını bilmeli onu kontrol edebilecek teknolojiyi üretmeliyiz
    Ubeyde Acar 30 Ağustos 2018
  • 0
    Uzay'ın bükülmesi ile ilgili iki fikir biliyorum. Biri kütlenin uzay-zaman dokusunu bükmesi, ki Einstein bunu genel görelilikte kullanılıyor.
    https://www.fizikist.com/evrenin-egimini-laboratuvarda-bulabilir-miyiz/

    Diğeri ise evrenin yapısından kaynaklanan eğim. Yani ortamda kütle olmadığı zaman bile dokunun hafif bir eğimi var. Bu fikrin kaynağı kim?, ne? idi unuttum
    Kastettiğiniz bükülme, bu ikinci fikre girenlerden.

    Şimdi sorunuza cevap üretmeden önce, başka bir soru gerekli bence...

    Eğer evrende bu tür (ikinci tip R (t)) bükülme var ise (ki var) kaynağı ve sebebi ne olabilir? Evrenin biçimimi? Bizin onu bu şekilde algılamamıza neden olan boyutların durumu mu? Yoksa başka bir sebep olabilir mi?

    https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/80134/mod_resource/content/0/12-%20Evrene%20%C4%B0li%C5%9Fkin%20%C3%96nemli%20Parametreler.pdf

    * Linkler cevap niteliğinde değildirler. Bilgi paylaşım ve bakış açısı geliştirmede kullanılması içindir.






    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 30 Ağustos 2018
  • -1
    Genel görelilikteki kütlenin uzay zaman dokusunu değişime uğratması(bükmesi) gözlemlendi ve doğrulandı ama burtay bey benim farklı bir fikrim var sizinde düşüncenizi bekliyorum uzay zaman dokusu bildiğimiz gibi genişliyor bence uzay zaman dokusunun kütlesiz bir ortamda dümdüz olmamasının nedeni uzay zaman dokusunun yapısını korumak istemesidir ve korumak istediğinden dolayı kütleçekim dediğimiz fenomeni oluşturur ve genişlemeyle çökme arasında bir rekabet başlar bu şu demek oluyor eğer küçük bir alandaki uzay zamanı gereğinden fazla genişletirsem otomatikmen bir bükülme bir eğimde oluşur bana harika bir fikir verdiniz ama düşüncenizi bekliyorum
    Ubeyde Acar 31 Ağustos 2018
  • -1
    Uzay zaman dokusunu genişletmenin yolu sanırım negatif kütleden geçiyor ve negatif kütleyide higgs etkileşimleri oluşturuyor etkileşimleri kavrayabilirsek negatif kütleyide oluşturabiliriz hatta istenen miktarda kütlede yapabiliriz ama kafamda çok soru var karanlık enerjiyi unutuyoruz onun ne olabileceği hakkında bir fikrim vardı ama onu da kendim çürüttüm evrenin gizemlerle dolu olması ne kadar güzel birşey...
    Ubeyde Acar 31 Ağustos 2018
  • -1
    U- ".... bence uzay zaman dokusunun kütlesiz bir ortamda dümdüz olmamasının nedeni uzay zaman dokusunun yapısını korumak istemesidir...."

    B- Dokunun dümdüz olduğunu kesinkes belirteyemeyiz. Dünyanın bizim için düz gözükmesi gibi bir büyüklük kaynaklı algı yanılsaması olabilir. Üstelik ilk linkteki (fizikist ) yazı içeriğinde, 3 boyutlu (küresel) nesnenin 2 boyuta dönüştürülmesi esnasında yapısal deformasyon zorunluluğundan söz ediyor.
    Böyle bir deformasyon, uzay dokusunda farkedileblinecek düzeyde ciddi farklılıklara (alan-enerji yoğunluğu bakımından) yol açabilir.

    Uzay-Zaman dokusunun korumak istediği yapının özellikleri nedir? Uzay, şu an için salt boşluk-vakum- olarak tanımlanıyor. Hiçliğin herhangi bir koruma eğilimi olamayacağına göre, geriye bir tek "Zaman"ın bu dokuyu biçimlendirmesi kalıyor. Eğer bu dokuyu biçimlendiriyorsa Zaman, ki biçimlendiriyor, entropi başta olmak üzere bir çok fonksiyonda değişken olarak kullanılmak zorunda, Zaman soyut değil, somut ve nesnel bazı özelliklere sahip olmalıdır.
    Bu durumda, Zaman'ın korumaya çalıştığı düzen-yapı ne olabilir?


    U-"...ve korumak istediğinden dolayı kütleçekim dediğimiz fenomeni oluşturur ve genişlemeyle çökme arasında bir rekabet başlar..."
    B- Kütleçekim, her şeyden önce bir kuvvettir. Eğer kütlesiz ortamda bile kütleçekimden söz edecek ise, bunun nedenlerini -nasıl olduğunu/işlediğini- ortaya koymak gerekiyor.
    Sizin yaklaşımınıza göre, kütleçekim aynı zamanda, uzay-zaman dokusunun bir değişikliği telafi etme, (etki-tepki gibi) nötrleme eğilimi. Bunu biraz daha genişleterek, bir taban bakış açısı geliştirmeniz lazım gibi size... (Bence üzerinde biraz daha bilgi edinip, düşünüp, geliştirin demek oluyor)

    U- "... bu şu demek oluyor eğer küçük bir alandaki uzay zamanı gereğinden fazla genişletirsem otomatikmen bir bükülme bir eğimde oluşur..."
    B- Eğer genişleme ile bükülme oluyorsa, evrenin artan genişleme hızına göre, bazı yerlerde doğal olarak oluşmuş bükülme etkilerinin teleskoplarca saptanması gerektiğini düşünüyorum.
    Üstelik bu tür aşırı genişleme ile bükülme mümkün ise, büyük patlama ardından olduğu düşünülen büyük şişmeninde bu tür deformasyonlara yol açmamış ve iz bırakmamış olmasını da açıklamak gerekecek.

    U- "...Uzay zaman dokusunu genişletmenin yolu sanırım negatif kütleden geçiyor ..."
    B- Negatif kütle nedir? Anti Madde'den farklı sanırım. Bilgim yok. Aralalrında nasıl bir bağlantı olabilir ki?

    U- "...negatif kütleyide higgs etkileşimleri oluşturuyor etkileşimleri kavrayabilirsek negatif kütleyide oluşturabiliriz hatta istenen miktarda kütlede yapabiliriz..."

    B- Evrende negatif kütle örneği var mı? Nasıl oluşturacağız?" Eğer böyle bir negatif kütle var ise, bu sefer evrenin bir yerlerinde, hiç yoktan, enerjiden kütle oluşuyor olmalı. Bunun şartları ne olabilir? Niye yakın çevremizde göremiyoruz?

    Burtay Mutlu (shibumi_tr) 31 Ağustos 2018
  • -1
    Sayın Burtay Mutlu düşüncelerim yanlış olabilir ve şu an henüz her şeyi bilmediğimi tekrar gördüm gösterdiniz:):):) cevaplarınızda bile bir sürü soru var aslında mesela negatif kütle uzaydaki bükülmelere karşılık bir genişleme oluşturduğu için uzaklaşıyor olabilir ve bu yüzden onu göremiyor olabiliriz ve genişlemelere karşılık bükülmeleri teleskoplarla saptayamıyoruz çünkü bu bükülmeler maksimum genişlemede oluşuyor maksimum genişleme evrenin sınırı dediğimiz yerde ki orayı göremeyiz ışıktan hızlı ilerliyor diye düşünüyorum(tahminn!!)

    anti-maddeye gelecek olursak gerçekten antimaddenin özellikleri bile yeni yeni keşfediliyor mesela evrende şu an madde-antimadde simetri uyuşmazlığı var bir ara bir düşünceye dalmıştım evrendeki tüm antimaddenin nerede olduğu konusunda ve şu fikirden yola çıktım antimadde ya kütle çekimini ters yönde hissediyorsa antimaddde şu an dünyada mikrogram düzeyinde üretilebiliyor ve eğer yeterli miktarda üretip gözlemleseydik kütleçekiminden nasıl etkilendiğini görebilirdik yani varmak istediğim şey antimadde kütleçekimini ters yönde hissedip uzayı genişleten bir etki yaratmış olabilir tabiki uzay zaman dokusundaki etkisini bende bilmiyorum örneğin antimaddenin antienerjisi hakkında ne söyleyebiliriz belki antimadde veya anti enerji karanlık enerji olabilir.(mi?)
    Ubeyde Acar 31 Ağustos 2018
  • -1
    ve negatif kütle ile antimadde arasında nasıl bir ilişki var bende çözmeye çalışıyorum ama hiçbi fikrim yok?
    Ubeyde Acar 31 Ağustos 2018
  • -1
    düzeltme
    antienerji veya antimadde demişim ikisi aynı şey :):)
    Ubeyde Acar 31 Ağustos 2018
  • 0
    Sayın Ubeyde Acar,
    Fikirlerinizin doğruluğunu ya da yanlışlığını bilemem...
    Bir çok fikir zamanına göre ilk başlarda yanlışlardan başlar. Her fikir, farklı bir bakış açısıdır. Bu fikirleri geliştirmek için öğrenildikçe ve sorgulandıkça, doğrulara ulaşmaya başlar.
    Elbette düşüncelerinizi, kimse sizin gibi algılayıp, yorumlayamaz. Herkes, kendi bilgisine ve bakış açısına göre algılayacaktır. Bu da size, düşüncelerinizi farklı açılardan ele alma imkanı sağlar.
    Fikirlerinizi geliştirin ve bazılarını eğiştirmekten çekinmeyin. Bir bakıma tutarlı bir bakış açısını oturtana kadar...
    Sorgularım, karşılaşacağınız sorulardan çok az bir kısmı olmalı.

    Şimdi ekleme cevaplarınıza gelirsek; En başta anti madde, maddenin ayna yansıması gibidir. Tek farkı ilgili temel parçacıkların elektrik yükleri terstir. (artılar eksi, eksiler artı).
    Kütle olarak, aynı özelliklerdeki madde ile eşdeğerlidir ve kütleçekime tabidir. Yani o da kütle sahibi olarak çekime maruzdur.
    Bu temel, deneylerle kanıtlanmış ve sabitlenmiş bir bilgidir. Varsayım değildir. Bu nedenle, artık anti madde niteliği üzerine farklı varsayımlar üretmek, sizi hedeften uzaklaştırır.
    Enerjinin, antisi ya da eksisi olmaz. Hiç gözlemlenmemiştir.
    Böyle bir şeyin olması demek, enerji yoğunluğu düşük ortamdamdan, yüksek yoğunluklu ortama enerji akışı olması demek. Yani tek yönlü entropi kavramının tam tersi...
    Bunun için termodinamik yasalarını baştan yazmak gerekecek.
    Bu neredeyse imkansız ve akıntıya karşı kürek çekmek kadar yorucu... Bunun üzerine teori inşa ederseniz, faydalanacağınız tüm bilimsel verileri-bilgileri kullanım dışı yapmanız gerekir.

    Anti-Madde , Madde miktar simetri uyuşmazlığı için farklı bir açıklama gerekiyor. Evrenin başlangıcında ayrılan madde ve anti maddenin içiçelerken nasıl birbirlerini nötrlemedikleri ciddi bir sorun bence... Şu an evrende sürekli anti madde açığa çıkıyor ve madde tarafından nötrleniyor. (Muzdaki potasyum atomlarının bozunmasından, bulutlarda çakan şimşeklere kadar.
    Anti-Madde yoktan varolmuyor, maddenin temel parçacıkları arasında, sistem tamamlayıcısı olarak zaten bulunuyorlar.) Ve tespit edilen anti maddenin kütle itici bir özelliği hiç tespit edimemiştir. Bu varsayımınıza destek olacak bir gözlem ya da deney bulmanız lazım.

    Bence bu asimetrinin daha makul ve basit bir açıklaması olmalı. Evren o kadar karmaşık olarak başlamadı hayatına... Ne madde vardı, ne kütle... Sadece saf, homojen, tekilleşmiş, simetrik enerji ile başladı...

    Bu yüzden anti madde ile kütle itimi bana mümkün gözükmüyor.

    Negatif kütle konusu hala anlaşılmaz benim için. Nasıl bir mantığa oturttuğunuzu merak ettim.
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap