• 0

    Karanlık Madde gene bulunamadı...

  • 0
    Olmayan bir şey'i bulmak çok zor... Nitekim, bulunamıyor. https://www.sciencenews.org/article/dark-matter-particles-elude-scientists-biggest-search-wimps?utm_source=email&utm_medium=email&utm_campaign=latest-newsletter-v2

    Diğer yandan böyle bir objnin varlığı olması gerekiyor. Kütleçekim kuvvetinden dolayı...

    Sizlerin alternatif açıklaması ne olabilir?


  • 0
    daha önceki fırtınalarda bahsettiğim üzere; sanırım sadece çok büyük kütlelerin etrafında oluşuyor...

    galaksilerde veya galaksi gruplarında....
  • -1
    Bence genel görelilik denklemleri bu konuda işlevsiz kalıyor.
    venividi 29 Mayıs 2018
  • 0
    Karanlık madde anti maddedir karıştırıyorlar bunu formül olarak açıklıyoruz zaten ama bizi dinleyen yok türkiyede albert eınsteın modeline gittikleri için yetersiz kalıyor aslında anti madde de madde de aynı ölçülerde evrende karanlık madde anti madde dir çift balon gibi düşünün evreni anti madde ve madde iç içedir sanırım yeterli olmuştur kaba taslak dalga fonksiyonunu 5 boyutlu evrende açıklayacak kişileri bekliyorum
    halil çopuro 29 Mayıs 2018
  • 0
    Konu nasıl görelilikle ilgili değil? özet olarak galaksinin toplam kütlesi hesaplanır dönüş hızına bakılır dıştaki yıldızlar okadar hızlıdır ki hesapta çıkan kütle bu yıldızları yörüngede tutabilecek çekime sahip değildir bunun en popüler çözümü karanlık madde diye fazladan kütle eklemektir ama söylediğim hesaplamaların tümü einstein'ın görelilik denklemleri kullanılarak yapılır.

    newton denklemleri merkürün yörüngesini hesaplarken genel göreliliğe göre daha yüksek hatalı cevaplar verdiği gibi. genel görelilik denklemleri bu ölçeklerde kullanılması gereken henüz bilmediğimiz kurama göre daha hatalı sonuçlar veriyor olamazmı ?
    venividi 30 Mayıs 2018
  • 0
    venvidi ve mzgnccn size bir miktarda katılıyorum özellikle halil çupuro hakkında söylediğiniz şeylere tam katılıyorum. Farkettiyseniz karanlık madde "madde"nin olduğu yerlerde çoğunluktadır. Karanlık enerjide maddenin olduğu yerlerden uzaklaşıp gökadaların dışındalardır ve onları bir nevi birbirlerinden uzaklaştırıyorlardır. Şimdi venividi nin dediği gibi zamanında merkürün yörüngesini hesaplamakta sıkıntı çekti newton hayranları sonra einstein çıktı ve kendi kuramıyla hesapladı ve bizim gönlümüzü kazandı.Şimdi karanlık madde ve karanlık enerji kavramı ortaya çıktı ve bütün bilim dünyası bu iki kavram etrafında dönüp duruyor. Onları elde etmek istiyorlar onları görmek ve onları kuramsallaştırmak istiyorlar. Yapamayacaklar çünkü yanlış şeye hayranlar. 1800 lü yıllarda "Neden merkürün yörüngesini doğru hesaplayamıyoruz?" diyip hala newtona hayran kalanlar gibi şimdide "Karanlık madde ve karanlık enerjiyi neden kuramsallaştıramıyoruz?" sorusunu soruyoruz. Bu bariz şekilde bellidir. İnsanlar yeni şeyler keşfetmeye başladı ve artık yeni kuramlar gerekiyor. Bu dünyada 1 tane daha einstein yada newton gelirmi bilmem ama size kendi düşüncemi söyleyeyim; Karanlık madde ve karanlık enerji ayni şeylerdir fakat farklı formlardır. Karanlık madde maddeye yerçekimi özelliği kazandırır ve bunu tetikleyen karanlık enerjidir. Hayal edin ; Galaksilere itilen karanlık madde parçacıklarını düşünün ve gittikleri maddeler yerçekimi özelliği kazandırdıklarını. 3 senedir düşündüğüm ve tatmin olduğum düşünce budur.
    Burak ARSLAN 30 Mayıs 2018
  • 0
    Evet karanlık maddenin kesinlikle kuantum fiziği ile bir alakası var. Fakat önemli olan hem yerçekimi ile hemde zayıf nükleer gibi bazı kuvvetlerin "neden" var olduğu konusunda ortak özelliğin karanlık madde olması beni oldukça tatmin ediyor
    Burak ARSLAN 30 Mayıs 2018
  • -1
    Fikirler çok iyi... Bu arada merakım da arttı.
    Mzgnccn'den alıntı yaparak " ...gravity standart modelle açıklanamıyor ve yeni bir modele ihtiyaç duyuluyor yani standart modelin ötesinde bir kurama ihtiyaç var."...

    Diyelim ki Karanlık Madde diye kütlesel bir şey yok. O zaman onun yerine,
    (böyle bir etki sahibi gücü olacak), Burak Arslan'ın belirttiği gibi "..."madde"nin olduğu yerlerde çoğunlukta"..., ışıkla etkileşmeyen ne tür bir yapı ya da sistem önerilebilinir?

    Mesela , galaksilerdeki gök cisimlerinden yayılan-yansıyan dalgaların, kesişim noktalarındaki enerji yoğunlukları olduklarını önermiştim. Böylece bu geçici enerji düğümlerinin kütlesel varlıkları olmadığı gibi sabit ve belirli bir konumlarıda olmazdı, sadece tüm sistemdeki bu kesişim noktalarının sayıları sabit kalacaktı. Bu sayede, ışıkla da etkileşime girmiyordu. Kütleden de fazla uzaklaşmıyordu.

    Buna benzer başka öneriler olabilir? Aklınıza gelenler var mı?


  • 0
    @burtay bey :) ;

    şöyle bir şey olabilir mi... karanlık madde tanecikleri (parçacıkları vs...) hepsi aynı özelliklerde mesele tek bir karanlık madde taneciğinin boyutu planck boyutlarında olsun... ve bu karanlık madde tanecikleri hiçbir koşulda bir araya gelip bir molekül oluşturamıyorlar...yani 1 karanlık madde taneciği başka bir karanlık madde taneciği ile kütle çekim dışında başka hiçbir şekilde etkileşemiyor... birbirleri ile birleşemiyorlar... ama kütle çekim sayesinde bileşik oluşturmadan bir arada da durabiliyorlar...

  • 0
    @Ömer Bey :), olabilir elbette, ama, salt benim fikrim önemli değil.

    Katılımcı arkadaşların da fikri kendilerine yakın görmesi durumunda, herkes bir ucundan tutup fikir geliştirilebilinir. Ya da benzer fikirler, bir çatı altında işlenebilir.

    Kafanızdaki karanlık madde parçacığının özelliklerini biraz detaylandırırsanız?

    Hem herkes katkıda bulunmuş olur, ortak fikir olur, hem de gözden kaçan ayrıntılara daha fazla zihin gücü ayrılmış olur.
  • 0
    cevap çok basit. madde anti maddeyi göremez bulamaz. madde maddeyi bulur görür. anti madde anti maddeyi bulur görür.
    hknQQ 30 Mayıs 2018
  • -2
    necmi bey in TuT yaklaşımı en çok karanlık maddeye benzerlik gösteriyor aslında :)

    hiçbirşye tepki vermeyen sadece kütle çekimine tepki veren...

    benim yaklaşımıma göre uzay-zaman çok düşük değerdeki enerji paketçiklerinden oluşur...

    ekstrem kütleler galaksi, galaksi grupları, karadelik vs. bunların uzay-zamanda yaptıkları basınç bu küçük enerji paketçiklerini aşırı yüklüyor... ve bu paketçiler planck boyutundaki parçacıklara dönüşüyorlar... bnm dşüncem bu yönde :)
  • -2
    Benim fikrim şudur; Karanlık madde ve karanlık enerji diye adlandırdığımız "şey" ler temelde aynı şeylerdir. Aynı elin farkı parmakları gibi. Sadece 3. boyutta farklı formlarda karşımıza çıkıyorlar. Karanlık enerji denilen şey galaksiler arası mesafenin büyümesine yol açan "şey" karanlık maddede bizim galaksi dediğimiz madde topluluklarıyla etkileşime girerek onları bir arada tutan bir "şey". Şimdi size birkaç sorum olacak ve inanıyorum ki sonunda benim gibi düşüneceksiniz :)


    Sadece hayal edin! Ellerinizle bir nesneyi birbirlerine yakınlaştırıp uzaklaştırırken aynı zamanda ellerinizdeki nesnelere "dünya diliyle" bir baskı uygulamıyor musunuz ? Onları birbirlerinden uzaklaştırırken aynı zamanda yüzeylerine bir şekil vermiyor musunuz ? Bu örnek sizi tatmine etmediyse başka bir örneğe geçeyim. Uzay istasyonundaki astronotların su içme ve suyun boşluktaki hareketleriyle ilgili videolarını görmüşsünüzdür illaki. Astronotların iki damla su parçacığını birbirlerinden uzaklaştırdıklarını düşünün, Astronotlar iki damla arasındaki mesafeyi çoğaltırken onların iki boyutlu yüzeylerine bir şekil veriyorlar değil mi? Biz 4 boyutlu bir uzayın içerisindeki 3 boyutlu canlılarız. Bunu bizim evrenimize uyarlarken 3 boyutlu Astronotların su damlacıklarının sadece yarım küresine bir basınç uygularken , 4 boyutlu bir uzaydaki 3 boyutlu bir nesneye uygulanan bu basınç elbetteki her yerine olacaktır.

    Kısacası karanlık enerji ve karanlık madde aynı elin farklı işlevselliğe sahip olan parmaklarından başka bir şey değildir. Ve anladığınız kadarıyla karanlık madde olarak adlandırılan şey yerçekiminden başka birşey değildir.
    Burak ARSLAN 30 Mayıs 2018
  • -1
    @mzgnccn , Çok iyi bir bakış açısı, teşekkür ederim. Hiç bu açıdan düşünmemiştim.
    "...peki ya tersi ise? Yani, normal madde, aslında karanlık madde için bir şeyleri sağlıyorsa?.."

    Evren'e o kadar "ben" merkezli ve bencil açıdan bakıyoruz ki, sanki tüm evren bizim için ve bizim etrafımızda dönüyor her şey...
    Sanki her şey, sırf bizler bu evrende ve bu maddesel bedende var olalım diye vuku bulmuş ...

    Ama bu yorum kütlenin, sadece bir yan ürün, belki bir hata, belki kanserli hücresi olma olasılığını akla getiriyor. Ya da en azından ara ürün...

    @Burak Arslan, son yazınızdaka son kısımdaki "...karanlık madde olarak adlandırılan şey yerçekiminden başka birşey değildir." kısmını açmanız mümkün mü?

    Karanlık maddeyi, oluşturduğu kütleçekim kuvveti sayesinde biliyoruz. Onun dışında onun hakkında bir bilgimiz yok.
    Karanlık enerji ise büyük galaksileri birbirinden ayıran, birbirinden uzaklaştıran bir kuvvetin enerjisi...
    Bunları nasıl bağdaştırdığınızı anlayamadım. (Benzer bir fikrim olmasına rağmen, bakış açıları farklı, bu yüzden anlayamadım.)


  • -1
    burtay bey bu konuya değilde karanlık madde ie ilgili açtığınız konuya yanıt vermek istiyorum

    kranlık madde ormail maddeden 10 üzeri 120 kat fazla bu durumda evrenin karalı olması imkansızdır
    bana soracak olursanız karanlık madde diye isimlendirilen kuvvet kütle çekimin başka boyutlara akarak o boyutta varolan galaksinin küteçekimsel etkisidir yani karanlık madde başkaboyut üzerinde olan bir kütleçekim kuvveti

    karalık madde olarak isimlendirdiğimiz şey kütleçekim ile etkileşebilir bu bir gerçek ve dolaylı yoldan bundan zamanda etkileniyor ama bir sorun var

    4. boyutu tanımlayabiliyoruz hiper uzay kavramı ile fakat 5. boyuttan ötesi içe doğru kıvrılmış halka sicimlerden oluşuyor bana soracak olursanız kütleçekim viskozitesi diğer byutlara akma eğiliminde gibi duruyor

    evrenimizi tek 3 boyut olarak düşündüğümüz sürece bu sonucu anlayamayacağız karanlık madde evrenin her boyutlar derecesinde kararlı hale gelmek istemesinin sonucudur bana soracak olursanız

    yada ben kısacası şöyle birşey sorayım size iki kütle var ve bu kütleler şu anda birbirine 4 N luk kütleçekim kvveti uyguluyor peki 3 milyar yıl sonra aynı deny koşullarında yine 4 N MU olur ?
    bana soracak olursanız olmaz çünkü kütleçekim diğer parçacıklar gibi türetilemeyen bir niceliktir

    nükleer bozunmalarda nötrino foton va benzeri parçacıklar üretebilirsiniz ama graviton üretemezssiniz bu sabittir

    elinizde bir bardak suyunuz olduğunu ve bu suyu buharlaştırarak odaya dağıttığınızı düşünün yinede elinizde 1 bardak su olacaktır aynı şeyin farklı açıklanmasından ibarettir

    bana soracaksanız evrende ve iğer boyutlarda kütle çekimsel bir kararsızlık var ve bu kararsızlıktan dolayı gravitonlar diğer boyutlara akıyorlar ben buna kendi zihnimde kütle çekimsel entropi ismini veriyorum

    yardımcı olmuş ve aklınızda birşeyler belirlenmesini sağlamışsam ne mutlu bu yazıyı sonuna kadar okumanız dileği ile .....
    hüseyin can 03 Haziran 2018

  • -1
    Hüseyin Bey, teşekkür ederim ...

    Karahlık madde üzerine açıkçası çok düşünmedim. Bence yok çünkü.
    10 üzeri 120 kat fazla kütle çekim kuvveti saptanmış olabilir.

    (Bu rakamın nasıl elde edildiğini bilmiyorum. Bana tutarlıda gelmiyor. Çünkü normal bildiğimiz madde kalan %5'in %5'i civarı diye biliyorum. Kalan %95 bildiğimiz enerji ve türevleri ki bu ikisinin toplamı, tüm evren enerji içeriğinin %5'i, Yani "onbinde 25" civarı kütleçekim kuvvetine sahip, yoğunlaşmış enerji -kütleli- var.
    Bunun 10 üzeri 120'si sanırım tüm evrenin enerji içeriğini de bir kaç 10 üzeri x kadar katlar...

    Ama bilim böyle söylüyorsa, tutarlıymış gibi ele almaya çalışacağım. )

    Evrenimiz zaten diğer (göremediğimiz) boyutlarla iç içe... Göremediğimiz boyutlar dediğimiz şey ise, enerji içerikleri ile farklı evrenler değiller. Gene bu evrene ait olan boyutlar.
    Boyut dediğimiz şey nedir? Bunu önce doğru tanımını yapmalıyız. Bence, boyut, enerjinin titreşim yapabildiği alanlardır. Eğer titreşemiyorsa, o boyut kapalı veya kıvrıktır. Boyut kavramına dha fazla anlam ve değer yüklemek, bizi sadece varsayımsal başka evrenlere götürür. Ama elimizdekilerle değerlendirmeliyiz.

    4ncü Boyut, enerjinin titreşim yaptığı alan, Zamandır. Beşincisi ise tam bunun tersi olan, Hız...
    Evet, Hız bir boyut olarak (benden başka) daha önce hiç ele alınmadı. Ama boyut tanımımı geçerli kabul edersek, ivmelenme veya hızlanma durumunda kütleli parçacığın titreşimi için açılan ek bir alan (son paylaşımıma göre) olduğunu göreceksiniz. O açılan alan, tamamen "hız kökenli ve bağımlı" olduğu için, kapalı iken açılan bir ek boyuttur.

    Bu kısımları tamamladığımıza göre, "kütle çekimsel entropi" kavramınıza bakabiliriz.
    Anladığım kadarı ile bizim göremediğimiz ve tespit edemediğimiz bir yerden, evrenimize kütle çekim kuvveti uygulayan kütle yığınlarından şüphe ediyorsunuz.
    Evrenlerle ilgili yaklaşımlarda da, başka evrenlerin bizimkine benzer bir kütleçekim kuvveti uyguladığını düşünen varsayımlar var. Onlarınkine benziyor biraz.

    Gravitonlar parçacık olarak ele alınıyor. Ama daha keşfedilemediler. Böyle parçacıklar yerine, benzer etkiyi yapabilecek başka mekanizmalarda var. Bunlardan bir tanesi, benimki, akışkan evren dokusundaki düşük basınç alanı olarak tanımlıyor, kütleçekimini.... Aynı işlevi, bu sefer entropi (enerjinin her yerde eşit-homojen olma eğilimi) yapıyor. Düşük enerji yoğunluğu olan bölgeye madde-enerji itiliyor-çekiliyor. Böyle bir durumda bu işlevi, parçacığa gerek olmadan direk enerji kendisi yapabiliyor.

    Konuya fazla giremeyeceğim, çünkü bilgim yetersiz. Ama fikir olarak, 4 Newton kuvveti, gene 4 Newton olarak ölçeriz. Çünkü ölçümlerde aslen ölçtüğümüz şey, yapılan etki sonucu aktarılan enerji miktarı. Eğer enerji (akışkan ve paketçiklerden hasıl olarak düşünüyorum enerjiyi) (paketçik) miktarı değişmemiş ise ölçüm aynı olur.

    Yazınızın devamına göre konuyu değerlendirebiliriz.
  • -1

    burtay bey...
    4N olarak ölçtüğümüz kütleçekim kuvvetini 3 milyar yıl sonra bana göre 4 den küçük olarak ölçersiniz bunun sebebi kütleçekim parçacıkları gravitonlar oluşamazlar nötrino ve fotonlar gibi

    onun yerine evrene homojenize olarak dağılmış gravitonlar kütleçekim etkileşimini yıllar geçtikçe azaltacaktır dolaylı yoldan kütleçekim kuvveti de azalacaktır yani 3 miyar yıl sonra 4 N dan 3,2 N a düşebileceğini öngörüyorum

    sicim teorisinde 11 boyutlu evrenden bahsediliyor 4. boyut zaman olarak tanımlayamayacağımız bir kavramdır çünkü zaman kontinyum dediğimiz bir yapıya sahiptir tüm boyutları çevreleyen çerçeve gibidir başlangıcı ve sonu arasında çok fark vardır bu yüzden zamna boyut diyemeyiz

    kontinyum kavramını araştırmanızı öneririrm...

    sicimlere dönersek 5. boyut iki farklı şeklde açıklanabilir siin bahsettiğiniz 5. boyut genel görerlilik teorisine göre 5. boyutta zamnda ileri ve geriye gidebilirsiniz zamanda yolculuk için 5. boyuta çıkmanız gerekir

    sicim teorisinde 5. boyut ise kıvrık bir tel gibi birbirine bağlanmıştır arasından 11. boyuta kadar sadece ktleçekim kuvveti sızabilir ki buda'hiyerarşi problemi' dediğimiz kavramı açıklar yani elektromanyetik kuvvet kütleçekimden neden on üzeri -39 kt daha küçüktür sorunsalıdır

    kütleçekim türeilmeyen bir niceliktir sabittir tıpkı su gibidir 1 bardak su ile bir bardak suyun buharı aynı miktardır ve kütleçekim diğer temel kuvvetlerle doğrudan etkileşmez bir seyirci gibidir yada katalizör gibi kimyadan

    olayların sergilendiği perde gibidir diyebiliriz

    bence büyük patlama anında tek parçacık ve özzellk bakımıdan sabit kalan şey kütleçkeim ve kütleçkimin doğasıdır deformasyona uğramamıştır kütleçekim

    benim düşünceme göre kütleçekimin geleceğinin etikleyecek iki durum var :

    1. evrenin genişlemesi : varolan evrenimiz genişledikçe gravitonlar etrafa daha syerltik bir biçimde yayılır ve etkileşimi azaltırlar dolaylı olarak kuvvet zayıflar (4 newton dan 3,2 newtona . tamamen farazi br örnek verdim zayıfladığını belirtmek için )
    evren genişledikçe etkileşim azalacaktır

    2. olarak ise sicim teorisidir
    diğer boyutlara dağılma kapasitesi bulunan gravitonlar evrenimizden azalacaklar ve diğer boyutlarla eş değer seviyede parçacığa ulaşana kadar bu devam edecektir bundan dolayı en zayıf olan kütleçekim kuvveti dahada zayflayacaktır ve dolaylı olarak üst boyutlatın kütleçekim kuvveti (karalık enerji giderek evrenin genişleme hızzını arttıracak ve kütleçekim kuvvetinin gücünü dahada azaltacaktır

    aranlık enerji ile lgili benim düşüncem bu yöndedir
    hüseyin can 03 Haziran 2018
  • -1
    Hüseyin bey talep gelmediği sürece, birisinin bir şeyi öğrenmek için bakmasını önermek haddime değil. Ancak karşımdakinin bilgisi konu açısından yetersiz kalıyorsa, istisna olabilir.

    Bakış açısı olarak, evrendeki durumu ve ilişkilleri farklı, çok daha belirlenebilir bir pencereden görmeye çalışıyorum.

    Açıkladığınız düşünceleriniz için teşekkür ederim.
  • -1
    ben sadece yararınıza olur diye birşey dedim ünkü bayağı yanlış anlaşılan konular var zamanın bir boyut olarak algılanması gibi zaman aslında boyut değildir diye bir şey söyledim bua kontinyum durumu denir ama eğer hoşunuza gitmediyse yazdıklarım bundan sonra düşüncelerimi belirtmem sizin yararınıza olur diye düşünmüştüm iyi günler .
    hüseyin can 03 Haziran 2018
  • -1
    kontinyum diye bir kavram yok. Kullanım dilimize göre, Continium veya daha doğrusu Süreklilik diye bir kavram var.

    Zaman'ın niteliği konusunda tartışmaya girmem mümkün değil. Çünkü Zaman'ı vektör sahibi olarak tanımlıyorum. Yoksa, mevcut bilim dünyasında geçerli olanı, sizinki gibi Skalar tanımlaması.

    Yani Zaman bir büyüklük değil, bir kuvvet-etki sahibi... Tüm yaklaşımım da bunun üzerine kurulu... Yardımcı olma çabanız için teşekkür ederim ama Zaman'ın niteliği ve niceliği üzerine fikir oluşturma dönemim iki- üç yıl evvel bitti. Şu an onun ayrıntı özelliklerinde yoğunlaşıyorum. Şu an ki aşamada bana faydanız olmaz. İlham verme açısından yazdıklarınızı ele alıyorum.

    Mesela bana, hızlı nesnelerdeki Zaman genleşmesi mekanizmasını (yani nasıl olduğunu) açıklayan bir öneriniz, varsayımınızı ayrıntılı olarak açıklamanız çok daha faydalı olur.

    Çabanız için, Teşekkür ederim...

    Not: Üzücü bulduğum şey yazı içeriğiniz değil, Süreklilik kelimesini İngilizcesini Türkçe okunuşuyla yazmanız. (Türçeleşmiş olsa bir derece ama...) Hatalı yazımlarım da olsa, dilimize saygı göstermeye çalışıyorum elimden geldiğince ve "bekliyorum."
    Çünkü burada okuyan herkese karşı sorumluyuz, sadece muhatabımıza değil.
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap