• 0

    Kütle Çekimi Azalıyor Mu?

    Yılmaz 21 Mayıs 2018
  • 0
    Arkadaşlar merhaba.Uzay genişledikçe kütle çekiminin azalması gerekmez mi? Yani uzayı 2 boyutlu hep örneklenen elastik çarşaf ve ortasında duran bilye gibi düşünürsek çarşaf gerildikçe bilyenin dokuda meydana getirdiği oyuk azalmaz mı?
    Yılmaz 21 Mayıs 2018
  • 0
    çarşaf değil çarşaf GİBİ lütfen yapılan benzetmeler üzerinden düşünerek soru sormayın gerçeklik üzerinden kugulayıp benzetme yapılır yapılan benzetmeden düşünerek gerçeklikle ilgili sorular birazcık saçma olur
    onur cem dağ 22 Mayıs 2018
  • 0
    kütle çekim göreceli bir kavram çarşafın içine girdiği yerlerde kütle çekim vardır maddenin gezegenlerin yoğunlaştığı yerlerde yani
    onur cem dağ 22 Mayıs 2018
  • 0
    ''Yani uzayı 2 boyutlu hep örneklenen elastik çarşaf ve ortasında duran bilye GİBİ'' yazmıştım zaten.
    maddenin yoğunlaştığı yerlerde kütle çekimi vardır evet ama sorum tam anlaşılmadı galiba.
    Şöyle sorayım evren genişledikçe kütle çekimi azalır mı?
    Yılmaz 22 Mayıs 2018
  • 0
    Bence,

    İki sonuç var. Hayır, azalmaz...
    Evet, Azalabilir ama bunu biz tespit edemeyiz. Göreceli olarak aynı kütle çekim değerlerini alırız. Tespit için 3ncü ve evren dışı bir gözlemci lazım.

    Kütle çekimi ve galaksilerin ayrılması (bana göre aynı sebebin farklı durumları olarak) birbirinden ayrı şeyler.
    Evrenin boşluk dokusunun metrik olarak bir enerji değeri var.

    Enerji demek, basınç demektir. Yani evren dokusunun bir iç basıncı olması lazım. (Ek; Bu basıncın her tarafta eşit olması durumunda da , bu basıncın hiç olmadığı alanlarda da vakum (enerjisi dediğimiz durum) olmalı.)
    Ancak bence evrende bu basıncı tamamlayan ikinci bir etki daha var. Bu da dalgasal olarak hareket eden, "Zaman". Zaman'ın bu dalgalandırma hareketinin, evren dokusuna süper akışkanlık kazandırdığını düşünüyorum. (İnternette "süper akışkan evren" olarak bolca akademik teorisi çalışması bulabilirsiniz.)

    Evrenin salt bu basınçtan dolayı mı genişlediğini, yoksa başka etmenlerin de mi olduğunu bilmiyorum. Mesela evrenin kendi dönüşü ( rotasyonu) olsaydı biz bunu tespit edemezdik.
    Ama sabit büyüklükteki bir evrendeki kütleli parçacıkların durumu gene şu anki gibi olabilirdi. (Hayalinizde Elipsoit - yumurtamsı bir su havuzunu döndürün ve içine attığınız minik parçacıkların birbirlerine göre durumlarını ele alın... )

    Akışkan mekaniğinde ise 2 nesne arasındaki mesafe belirleyici. Kütle oranları değişmemek üzere, Akışkanın özelliklerine göre, belli-kritik- bir mesafe altında ise bu iki nesne arasındaki basınç azalıyor ve akışkanın hızı artıyor. Bu iki nesne, ortak alanlarında düşen basınçtan dolayı birbirlerine yaklaşıyorlar.
    Bu mesafe üstünde ise aralık, bu iki nesneyi daha da birbirinden ayırıyor.

    Bu yüzden kütle çekimini, birbirine yakın duran iki nesne arasındaki düşük basınç alanı olarak düşünüyorum.
    (Kütleçekim dalgalarının ışık hızında evrene yayılması ayrı bir konu. Kütleçekim dalgaları bir enerji değerine sahip olarak evrene yayılıyorlar ama kütle çekimine sebep olmuyorlar. Yani bizden 2 milyar ışık yılı uzaktaki bir karadelik çarpışmasının kütleçekim dalgaları bize ulaştığında, biz o enerjiyi ölçümleyebiliyoruz ama bu dünyaya , o karadeliklere doğru kütle çekim kuvveti getirdiği anlamına gelmiyor. Tam tersi, o karadelik(ler) zaten dalgalar ulaştığında çok daha fazla uzaklaşmış olacaklar.)

    Şimdi bu açıdan ele alırsak, Evren genişledikçe, toplam enerji değerinin sabit kaldığını düşünürsek, bu enerjinin ortalama yoğunluğu düşecek, bu da basıncın düşmesi demek. Yani kütleçekim kuvveti azalacak. Ancak kütleçekim kuvvetinin azalması demek, bazı evrensel sabitlerinde değişmesi demek. Özellikle Planck zamanı ve Mesafesi bazında. Bu yüzden bizim yapacağımız ölçümler, bu değiştiğini fark edemeyeceğimiz değerler üzerinden olacağı için, fark edemeyiz. (Bunu kıyaslayacak dış gözlemciye bu yüzden ihtiyaç var.)

    İkinci sonuç ise, Hayır azalmaz ise; Kütle oluşumu "Tüm Evrenin sadece belli bir aralığında mümkün ise" geçerli.
    Evreni iki boyutlu bir Plak ya da CD olarak ele alalım. (Cd'lerde data içten dışa doğru, Plaklarda ses dıştan içe doğru yazılır.) bizim evrenimiz bu yüzeyin ortalarında, data oranı yüzey başına sabit-çok yakın kalan belli bir aralıkta olabilir.

    Işığın tüm frekanslarını ele aldığımızda, bizim ve ölçüm aletlerimiz için sadece belli bir frekans aralığının altında ve üstünde olan kısımda titreşen fotonları saptayabiliyoruz. Çıplak gözle ise çok daha dar bir aralıkta olanları görebiliyoruz.

    Evrenin de kütle oluşumu için böyle bir (range) menzil aralığı olabilir. Yaklaşık 14 milyar ışık yıllık bir alan. Bu alanın dışında kalanlar bizim için artık bilinmez iken, kütle de bu yapısını kaybedip, saf enerji formuna dönüyor olabilir. (Al işte; Kıyamet)

    Eğer böyle ise bu aralıkta kaldığımız sürece, kütleçekim değerlerini belirleyen kuvvetlerde çok dar -belki ölçümleyemeyeceğimiz bir aralıkta kalacağı için, kütle çekimi değişmez. Çünkü yoğunlukta eksik kalan enerjiyi, Zaman'ın getirdiği dalgalanma ile aktarılan enerji tamamlayacaktır.

    Zaten mevcut güncel yaklaşımda, bu görevi "Kara Enerji" yüklenmiş durumda...

    Her iki sonucu birleştirirsek, bizim ( ölçüm aletlerimiz) açısından, Kütle çekimi değişmez.

    Not: Şu çarşaf benzetmesi, bence de sakıncalı imajlar oluşturuyor zihinlerde, Kütle ile evren dokusunun eğilmesini-bükülmesini gözünüzde canlandırmak istiyorsanız, bir akışkan içindeki nesnenin, etrafındaki akışkanı nasıl şekillendirdiğini düşünün. (Bir de nesneye ve akışkana hareket verin.)
    Nesne yok ise, akışkan da büzülme-bükülme-eğilme yok. Nesne var ise, eğim var.


  • 0
    Soruyu soran, "cevaplayandan daha donanımlı" olunca iş daha eğlenceli ve öğretici oluyor. :-)

    Matematik olarak değerlendirmeyi ertersek, bir noktayı hatırlatmak isterim; zaten en az 4 hatta 5 boyutlu (minimum) bir evrende yaşıyoruz ve ölçümlüyoruz.
    Eğer bu şartlar altında kütleçekimde bir değişme saptanabilseydi, saptardık.
    Eğer salt 3 boyutlu bir evrende yaşıyor olsaydık, o zaman "önermeniz" geçerli olurdu bence...

    Bükülme, bence, zaten "t" boyutunda oluyor. Fark olarak, bence bu bükülme- (yay) eğilmesi değil, bir dalga kırılması. Daha yoğun ortama giren dalgaların kırılması... Biz buna, özel şartlar altında Zaman Genleşmesi'de diyoruz. (Time Dilation)
  • -1
    Burtay bey ilginize çok teşekkür ederim.Sanırım benim sorum fizikten çok matematikle alakalı oldu.
    x,y,z,t uzayının x,y,z izdüşümünde yaşadığımızı düşünürsek kütlenin uzayı bükmesi göremediğimiz 't' boyutuna doğru olurdu. x,y,z uzayının x,y izdüşümünde yaşıyor olsaydık gözlemleyemediğimiz boyut 'z' olurdu.Bu durumda kütle uzayı 'z' yönünde bükerdi'' fikrinden hareketle bilye ve çarşaf örneğini vermiştim. z doğrultusunda bükülen yüzeye x,z ya da y,z düzleminden bakarsak bir çizgi ve yay görürdük.Bu yayı iki ucundan stretch edersek yayın yarıçapı artacak aynı zamanda kavisi azalacaktır. 2 ve 3 boyutlu evrende işleyen mantık 4 boyutlu evrende de aynı şekilde davranış göstermez mi merak ettiğim. Böyle bir durum varsa bunu ölçemeyeceğimiz fikrine kesinlikle katılıyorum.
    Yılmaz 23 Mayıs 2018
  • -1
    Üstadım ufkumuzu açıyorsunuz.Tekrardan teşekkürlerimi iletirim.
    Söylediğiniz ''Fark olarak, bence bu bükülme- (yay) eğilmesi değil, bir dalga kırılması. Daha yoğun ortama giren dalgaların kırılması...'' durumunu araştırıp özümsedikten sonra yeni sorularla bunaltacağım sizi:))
    Yılmaz 25 Mayıs 2018
  • 0
    Oğlum madem ki gitmeyecektin o zaman kimi kekliyorsun senin zekan fake hesaba yetmiyor baban yer mi bu numaraları :)
    Necminin Babası 25 Mayıs 2018
  • 0
    Necminin Babası anlamadım desem kim kimi kekliyor?
    Yılmaz 26 Mayıs 2018
  • 0
    Kütle Çekim Azalmaz :: Etki Ettiği Alan genişler . Bu kanıya Her zaman varabiliriz . Çarşaf üzerinden gidersek bile şunu görürüz . Geniş bir çarşafı ( homojen ) daha dar alanlı bir çarşafa kıyaslarsak ve aynı kütleli bir cismi merkeze koyarsak . Alanın ( çekim gücüne oranla ) 3. boyutunda ise hacmine etkisinin azaldığını daha doğrusu Kara deliklerin olay ufku gibi olduğunu görürüz . Belirli alana etki eden kütle çekim azalmaz . Fakat Etki ettiği alan Evren boyutuna oranla daha dar uzay-zamana etki edip büzüştürceği için , iki gezegen , yıldız ( cisim ) arasındaki kütle çekim alanı azalır . Alan azaldığı için doğrudan kütleçekim azalır diyemeyebiliriz . Yalnızca daha uzakta görürüz . Etki ettikleri alanlar Azalır . Senin demek istediğinde buydu herhalde . Sonucunda cisimlerin arasındaki mesafe artıyor . Kütleçekimde bir değişiklik söz konusu olmamalı en azından gözlemlediğimiz kadarıyla . Ve Bana göre Evreni tamamen tanımlamamızı sağlayan 4 unsur vardır ; Hız ,UZAY- Zaman , Enerji , Bükülme ( Kütleçekim denilen hayali eylemsizlik tepkimesi gösteren kuvvet )
    Batıkan Muratgül 06 Haziran 2018
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap