• 0

    Mutlak sıcaklığa (mümkün olduğunca) yakın soğutulmuş bir nesne de hiç kütle kaybı tespit edilmiş mi? Soğuyan kütle de kayıp var mı?

  • 0
    Burtay Beyin son yazdığıyla alakalı sormuştum mzgnccn. Kütleçekim alanında ivmelenmeyle alakalı yazdıkları için.
    Vide supra 05 Nisan 2018
  • 0
    Teşekkür ederim ama bu cevap işime yaramıyor.

    Isıtılan nesnelerdeki elektronların titreşim hızı arttığı için, (relavistik) kütlesi de bir miktar artıyor. (Verilen enerji bedeli kadar.)
    Aynı kural, soğuma esnasında da geçerli olmalı.
    Fikir yürütmeye dayalı olmayan, net bir bilgiye ihtiyacım var.
  • 0
    Evet geçerli Burtay Bey. Sizin de bildiğiniz gibi çok düşük bir değer bu. Isı enerjisi, gluon alanının potansiyel enerjisinin yanında çok düşük kalıyor. Ben de uzun zamandır bir deney arıyorum bu konu ile ilgili fakat kimyasal ve nükleer tepkimlerin teorik hesaplamalarından başka bir şey bulamadım. Böyle bir deneyin mutlaka olduğunu düşünüyorum fakat başlı başına bu konuyla alakalı bir makale aramak yerine daha çok mutlak sıcaklık deneylerine ve hatta -mümkünse eğer- parçacık hızlandırıcılarının deneylerine bakmak mantıklı olabilir. Daha iyi araştırmak lazım.
    Vide supra 05 Nisan 2018
  • 0
    Sayın mzgnccn, Lütfen bu dayanıklı cevabı vermenizi sağlayan bilgilerin kaynağını paylaşın o zaman. Kitap ise adını, yazarını.. İnternet ise linkini...
    Bulamadığım için zaten bu başlığı açtım.
  • 0
    Sayın Vide Supra, tam yazarken cevaplamışsınız.
    Bu konuda net bir kaynak bulamadım henüz. Sayısal deney sonuçlarını (anlayabilirsem) ihtiyacım olacak gibi...
    Abuk sabuk bir sonuca ulaştım: Galiba kütle çekim alanında nesneler, 3 uzamsal boyut (x,y,z) üzerinde birden ivmeleniyor. Bunu tanımlamaya çalışıyorum.
    Teşekkür ederim.

  • 0
    Sonuçları nasıl bu şekilde yorumladığınızı ve buradaki ivmelenmeyi nasıl tanımladığınızı biraz daha açabilir misiniz?
    Vide supra 05 Nisan 2018
  • -1
    Sayın mzgnccn, sanırım aynı konuyu farklı şekilde algılıyoruz.
    Bu linkleri okumuş biri olarak paylaştığınızı düşünüyorum. Sizden öğrenecek çok şey var.
    Ama nesnelerin lazerle veya dopplerle nasıl soğutulduğunu değil, " aşırı soğutulmuş bir nesnede kütle kaybı olup olmadığını, varsa nasıl hesaplandığını öğrenmeye çalışıyorum.

    Mesela 100 ton altını, onu tamamen alacak şekilde bir helyum denizine atarsak, kütlesi ne olur ve neye göre bunu hesaplayabiliriz?
    Verdiğiniz linkler temel fiziğe girişte dahil bilgiler içerse de örnek soruya yönelik bir açıklamayı içinden çıkartamadım...

    Yine de diğer cevapsız sorum için olası bir giriş buldum gibi (basınç altındaki su'dan geçen ışığın polarize olup-olmadığı hakkında (http://www-lpl.univ-paris13.fr/bec/bec/Teaching/lecture2_2012.pdf "3.2 Trapping forces" kısmında... Üstünkörü baktığım için detaylı okumadım daha...)
    Müteşekkirim. Saygılar
  • 0
    Sayın Vide Supra, geçenlerde bilgisini paylaştığım David Bohm'un kitabında, "Kütle ve enerji eşdeğerliliği " konusunda, Bay Hiçkimse'nin kutuya hapsedilmiş foton deneyine değiniyor.(S.91)

    Kutunun hareketsiz durumunda elektromanyetik enerji (Er)kutunun tüm yüzeylerine eşit baskı yapmasından dolayı, bu kuvvetler birbirin nötrlüyor.
    Ancak kutuya "a ivmesi" verilince, kutunun iç yüzeyleri arasında net basınç farklılığı oluşuyor.
    Fr= (-Er/c^2)+ F
    Böylece Er ışıma enerjisi Er/c^2 kadar etker (effective) kütle ekler, diyor.
    (Paragraf ivmeye direnç konusuna da kısaca atıf yaparak devam ediyor.)

    Bu yazıyı okuduktan sonra, ivmeli hareket yapan nesnenin artan kütlesini bu ivmeden kaynaklanan hızına göre bulmamızı ele aldım. Hareketli nesneye, hızına göre, Lorentz faktörü ile eklenen relavistik kütleyi hesaplayabiliyoruz. Ancak bu hareket her zaman, uzamsal boyutlardan biri üzerinde oluyor.

    Peki, sabit-dingin (rest) kütle? Önceki yazışmalarımızdan biliyorsunuz, dingin kütleyi her zaman yoğun enerjinin (nesne), evrenin genişlemesi ile beraber olan hareketiyle" bağlantılandırdım.

    Ama genişleme "üç uzamsal boyut üzerinde birden" oluyor. O halde nesne de, bu üç uzamsal boyut üzerinde birden hareket ederken ivmelenmiş oluyor.
    Bu ivmelerden kaynaklanan durum, kutudaki ışığın durumu gibi geldi. Nesneyi hareket ettirdiğimizde, sadece bir uzamsal yönün daha baskın olmasını sağlıyoruz.
    Bunu da relavistik kütle olarak ekliyoruz nesneye...

    Eğer öyle ise, aşırı soğuma durumun da, elektronların hız-titreşim kayıplarını göz önüne alınarak yapılmış hesaplamalarla eğer Lorentz sabitini tek uzamsal boyut olarak ele alıyorsak, gerçek sonuçlar arasında bir uyuşmazlık olması gerektiğini ve en azından 3 uzamsal boyutunda işleme katılması gerektiğini düşündüm.

    Bu arada önceki paylaşımda "kütle çekim alanında" derken yanlış ifade kullanmışım. Özür dilerim. "Kütle oluşum alanında" daha uygun bir ifade olurmuş.

    Bunun için bu konuda sayfa açtım. Hani birileri bu tür bir ölçüm yapmışsa; nasıl yapmış? ve ne sonuçlar bulmuş? diye...
    (Yazdığım gibi abuk sabuk bir düşünce ama aklıma geldi işte...)
  • 0
    @Necmi Hocam olsa toplam kuark adeti değişmediği sürece kütle kaybı olmaz derdi :D

    entalpi_? konusu incelemekte fayda var gibi...
  • 0
    "The mass of a body is a measure of its energy-content; if the energy changes
    by L, the mass changes in the same sense by L/9 × 1020, the energy being
    measured in ergs, and the mass in grammes." By A. EINSTEIN
    September 27, 1905
    (https://pdfs.semanticscholar.org/44a9/b84ebb88b4c09261b5bc67c5b294fa5bb106.pdf)

    Burada L miktarda enerjiyi radyasyon ile kaybetmesi koşulunu koymuş. Neden iletim ya da taşınımı düşünmemiş hiçbir fikrim yok. Belki de fiziğe yatkınlığından dolayı kolaya kaçmıştır :) Yani sizin 100 ton altınınız helyum denizinde şimdilik hesaplanmadan kalacak Burtay Bey. Fakat uzaya çıkarırsak ve radyasyonla enerji kaybetmesini beklersek yanlış hesaplamadıysam 4 x 10^-5 g kütle kaybı olduğu görünüyor.( 1 gramın 25 binde biri)

    Burtay Bey daha önce hatırlarsanız foton kutusu düşünce deneyi üzerine konuşmuştuk. Yanlış anlamadıysam sizin bahsettiğiniz de tamamen aynı deney gibi görünüyor. Kutuya ivme verdiğinizde tamamen kütlesiz parçacıklardan oluşmasına rağmen (kutu da sanal ve kütlesiz) eylemsizlik ile karşılık vereceği ve aslında gerçek bir kütlesi olduğu sonucuna varılıyor. Dediğiniz gibi kutu hareketsiz ivmesiz iken net momentum sıfır olacak. Fakat ivmeli hareket ettiğinde bir şekilde benim yorumuma göre kutunun hareket doğrultusundaki ön ve arka yüzeylerine çarpan foton sıklığı değiştiğinden dolayı fotonlar kutunun arka yüzeyine ön yüzeyine olduğundan daha fazla momentum aktarıyorlar. Bu nedenle dengelenmemiş bir kuvvet yani eylemsizlik kütlesi oluşuyor. Tam bu noktada neden termal enerji ile kütle arasındaki ilişkiyi kullanmak istediğinizi anlayamadım ama.

    Yalnız burada bu eylemsizlik kütlesini cismin kütlesine eklenen -ki fizikçiler bu tanımları tedavülden kaldırmak için büyük çaba sarf ediyor- kütle değil de cismin zaten durgun halde de olan kütlesi olarak düşünmek gerek. Bu konuda pek çok makale var başka bir soru olarak üzerinde tartışmak gerekli bence.

    Örneğin tekrar foton kutusu için konuşursak tamamen kütlesiz alt elemanlardan oluşan bir sistemin etkileşimleri sonucunda gerçek kütlenin kendisi ortaya çıktığı görülüyor. Bu foton kutusu gerçek anlamda kütleçekim alanına sahip yani kütleçekim kütlesi var. Bu maddenin her türü için geçerli, sadece higgs alanının verdiği kütle ile gluon alanı bağ enerjisi kütlesi arasındaki farkı hala anlayabilmiş değilim. İki farklı kütle mi olduğu sorusu kafamı sürekli meşgul ediyor. Bu yüzden her ne kadar sizin fikirlerinize bir nebze olsun fikir katmak istesem de buna pek cesaret edemiyorum açıkçası.


    Vide supra 06 Nisan 2018
  • 0
    Yorucu bir gündü...

    Termal enerji ve kütle arasındaki ilişkiye gelince;
    Kutu içindeki ışığı, sabit olarak ele aldım. Yani, kütle oluşumu için, her şeyden önce bir miktar enerjinin belli bir alanda toplanmış olması gerekiyor.

    Kutuyu da bu alanı birbirine bağlayan, saran gluon bağları gibi düşündüm.
    Titreşimi ise, bu bağların uzaması-kısalması olarak. Yani kutu büyüyüp, küçülme kapasitesine sahipti.
    Böyle olunca, ivmeli bir harekette, hareketin vektörüne göre, iki yüzey arasındaki basınç farkı daha fazla olacaktı... (Bağ enerjisinden kaynaklanan kütle gibi)

    Düşüncem de eğer ortam soğursa, gluon bağları daralacak (kutu küçülecek), fakat kutu içindeki enerji içeriği sabit kalacak şeklinde idi.

    (Düşüncem buralarda yarım kaldı, devamını getiremedim daha... Radyasyon ışıması olmadan kütle kaybının nasıl olabileceğini de sorguluyorum, diyebilirim. Ya da Higgs alanı ile etkileşimi azaltmanın başka bir yolunu...?)
  • 0
    Sayın, mzgnccn, Bu ısrarlı paylaşımınızdan dolayı teşekkür ederim. Büyük bir ihtimalle kavrayış eksikliğimden (ya da bakış açısı farkından) sizin gördüğünüzü göremiyorum. Konuları tekrar (kavrayışımı geliştirmeye çalışarak) ele alacağım.

    Bu arada düşüncenizi almak isterim.

    "Kinetik enerji(hareket enerjisi) artı potansiyel enerji(düzenleme, yapı enerjisi) toplam enerjiyi yani kütleyi meydana getiriyor " cümlesinden yola çıkarak, uzayda sabit kalmış bir kütleyi nasıl tanımlayabiliriz sizce ?
    "Hareket yok ise kinetik enerjisi de olmaz" mı diyeceğiz? Yoksa, "Kinetik enerjisi var! Hareketli." diyeceksek, "Neye göre hareketi temel alacağız?", kütlesini tanımlarken...
  • +1
    @burtay bey; :)

    sabit kalmış bir kütle_?.... kütleyi oluşturan her bir parçacık için mi yoksa tüm sistem için mi söylediniz_?

    sistemin kendisi sabit olsa bile sistemi oluşturan parçacıklar hala hareket etmeyi sürdürecektir...
    aslında şunu da sormak gerekir evrende hareket etmeyen birşey var mı diye_?

  • 0
    Sayın ve değerli Ömer Bey, ;-)

    Yani; rest- sabit-dingin kütle için, "kinetik enerjiyi" neye göre ve nasıl tanımlayacağız? sorusu...
    Evrende hareket etmeyen hiç bir şey yok.
    Özel göreliliğe göre ise hareket ancak nesneler arasında kıyaslama da var.
    Birisinin. diğerine göre hareketli algılanması yeterli. Hangisinin gerçekte hareket ettiği bile önemsiz.

    İşte bu nokta da, eğer kütle tanımında kinetik enerji var ise, bu hareketin her hangi bir başka nesneye göre değil, evrensel olması gerektiğini düşünüyorum. Yani tüm hareketlerin tanımlandığı tek ve temel bir hareket olmalı. Diğerleri sonradan onun türevi olacaktır sadece... (Ben EGD'ye bağlıyorum ama ...)
    O yüzden arkadaşın yaklaşımını sordum. Farklı bir bakışı var. İlham verici ya da öğretici olabilir.
  • +1
    işte kilit nokta; '' İşte bu nokta da, eğer kütle tanımında kinetik enerji var ise, bu hareketin her hangi bir başka nesneye göre değil, evrensel olması gerektiğini düşünüyorum. ''

    kesinlikle evrensel olmalı... benim cevabım sizin yaklaşımınızla aynı...evrenin sabit bir frekansla titreşmesi ki bu titreşme evreni süper akışkan yapıyor... tepsi üzerindeki kum tanelerinin tepsinin titreşmesi ile akışkan hale gelmesi....kütle de bu titreşmelerdeki topaklanmış enerji :)
  • -1
    Eksiliyen kim olduğunu belirtmez sanırım. Ama açıklama bence iyiydi. Neyini anlamadınız da eksilediniz anlamadım...
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap