• 0

    E=mc2 ne anlama gelmektedir? Kütlenin tamamı enerji midir? Nükleer reaksiyonlarda kütlede nasıl bir değişiklik meydana gelir?

    Supernova 10 Temmuz 2017
  • 0
    Beyin fırtınasında tartışılan konularda net bir yanıt olmadığını görüyorum. Birileri konuyu net bir şekilde detaylı olarak açıklayabilir mi?
    Supernova 10 Temmuz 2017
  • 0
    Ne biliyorsunuz?
  • 0
    Anlaşılan bu konuyu eski yazılanlardan araştırmışsınız...
    O zaman ilgili linklerini yazın ve hangi kısımlarını "net bulmadığınızı" belirtin.
  • 0
    Yaklaşık 110 yıldır, bilim dünyasını meşgul eden ve üzerine kürsüler açılmış, ciltler yazılmış bir konuyu size "net ve detaylı" anlatabilmek için, önce; Ne biliyorsunuz? Algılama ve anlama seviyeniz ne? Ne kadar araştırmışsınız? Nerede takılmışsınız? Biz size ne katkı yapabiliriz?
    Anlamamız lazım.
  • 0
    Enerjinin 2 boyut üzerinde , ışık hızında titreşmesi ile kütlenin oluştuğu anlamına gelir. Ancak bu bir türevdir. Aynı zamanda kütlenin oluşumunda geometrik ilişkiler olduğunu da gösterir.

    Formül, foton için geçerlidir. Madde için ayrıca momentumu eklemeniz gerekiyor. (p.v)

    Bu çok net ve detaylı bir açıklamadır. Bilgi düzeyinize göre sonuç çıkartırsınız.
  • 0
    Göremediğiniz net yanıtlar, konuyu arkadaşların farklı açılardan ele almasından kaynaklanıyor. Bunların hepsi bir den "tüm"e yaklaşıyor. Herkes kendince katkı koyduğundan, size farklı gelebilir. Ama bütünü anlatabilecek tek bir kişi yok burada. Ben de dahil.
  • 0
    Siteyi 1-2 haftadır takip ediyorum dolayısı ile daha eski konuları okuyamadım sadece son haftalarda açılan konuları okuyabildim. Benim anlayamadığım şey, kütle enerjiye dönüşür mü? Dönüşüyorsa nasıl ve ne kadarı dönüşür? Örneğin güneşteki tepkimelerle ilgili yazılanlar dikkatimi çekti. Güneşteki kütle azalması sanal bir azalmamıdır? yoksa gerçekten güneşin kütlesi azalır mı?
    Supernova 10 Temmuz 2017
  • +1
    Çekirdeklerin içinde bir miktar enerji vardır(Bağlanma enerjisi).Çekirdek parçalanması sonucu bu bağlanma enerjisi açığa çıkar.Çekirdekten ayrılan parça diğer çekirdeklere çarpar ve onları da parçalar(onları kararsız yaparak).Bu zincirleme reaksiyonu sonucu çok büyük bir enerji açığa çıkar.Bu enerji E=Mc2 ile gösterilir
    Mr.Physics 10 Temmuz 2017
  • +1
    (Tatile çıkmak ile çıkabilmek farklıymış...:-(
    Madde enerjiye dönüşür mü?
    Bu konu gördüğünüz gibi sürümcemede...
    Ama maddeden enerji elde edilir mi, açığa çıkartılır mı? Kesinlikle evet, aksi halde nükleer santrallere ve bombalara bu kadar para akıtılmazdı...

    Kütle korunuyor mu?
    Bu sorunun cevabı, olayı nasıl ele aldığınıza bağlı bir nüans içeriyor.

    Kütlesi olmadığı için maddenin temel parçacıkları arasındaki bağları görmezden gelirseniz, yani, salt giren ve çıkan "sayılabilir" nesneler üzerinden giderseniz, kütle genel olarak korunuyor.

    Ama kütlesi olmadığı halde, kütleçekiminin sebepleri arasında, enerji yoğunluğunu da kabul ediyorsanız, evet enerji ve bu enerjinin sebep olduğu kütleçekim kuvveti erbabında bir kayıp var.

    Peki durum nedir? Güneş her saniye milyonlarca ton kütle karşılığı enerjiyi etrafa saçıyor.
    Kütle çekim kuvvetinde bir azalma oluyor. Çünkü enerji yoğunluğu da düşüyor. İçindeki madde parçacık sayısının birbirine yakın kalması, daha büyük yapıda parçacıkların bunlarla üretilmesi çok önemli değil.
    Sonuçta, bir kayıp enerji ve bunun kütle değeri bir karşılığı var. Kütle çekim kuvvetinde de bununla oranlı azalma var. Bunu da gezegenlerin yörüngelerindeki değişmelerden de saptayabiliyoruz.

    Burada sorun; atomun kütlesinin büyük bir kısmının, onu oluşturan parçacıklardan değil, bu parçacıkları bir arada tutan kuvvetlerin, uzay-zaman dokuyla-Higss alanı ile etkileşime girmesinden kaynaklanıyor oluşu.
    Bazıları sadece parçacıkları kütle olarak kabul ederken, bazıları bu enerji alanlarınında kütle olmasa bile kütleçekim kuvvetine neden olması nedeniyle kütleyle eşdeğerli olduğunu düşünüyor.
    Taraflar, çalışmalarını da buna göre yapıyorlar.

    Bu bir bakıma fotonun kütlesi olmadığı halde, momentumu ile itme kuvetine sebep olabilmesine benziyor. İkisininde temel kuralları benzer.
  • +1
    Soruya çok detaylıca cevap verecek zamanım olmadığı için kısa kısa açıklamaya çalışacağım. Bu denklem bize diyor ki "kütleyi sabit bir katsayı ile çarparsanız (c^2) o kütleyi oluşturan enerjiyi hesaplarsınız". c yani ışık hızı bu denkleme girme sebebi ışık hızının evrendeki en üst hız limiti olmasıdır.
    Bu formüle göre kütle enerjiden meydana gelmektedir. yani içindeki bağ enerjisiymiş, parçacık sayısıymış, kuark sayısıymış hiç bir önemi yok. Yani senin kütlenin 80 kg olduğunu varsayarsak sen 80xc^2 joule'lük bir enerjiden meydana geliyorsun demektir. Bunun parçacığı vesairesi ayrı değildir.
    Atomları incelediğimizde atom çekirdeğini oluşturan parçacıkların toplam atom kütlesinin %1-2'sini oluşturduğunu görüyoruz. Geriye kalan %98 kütle ise bu parçacıkları bir arada tutan enerjidir ve bu enerjinin taşıyıcısı gluonlardır.
    Proton ve nötronları incelediğimizde de yine aynı şeyi görüyoruz. Bu parçacıklar kuarklardan meydana gelmektedir. Kuarkları bir arada tutan kuvvet yine gluonlar taşır. Yani bu parçacıkları incelediğimizde de kütlelerinin aslında enerjiden meydana geldiklerini görüyoruz.
    Kısacası evet, kütle enerjiye ve enerji kütleye dönüşür. Zaten bütün kütle büyük patlamadan sonra ortaya çıkan enerji denizinden meydana gelmiştir. Dolayısı ile "kütlenin şu kadarı enerji, bu kadarı parçacıktır" gibi terimler doğru değildir, kütlenin tamamı enerjidir.. "Bazıları öyle kabul eder, bazıları böyle" diye bir konu da yoktur. Bu fiziğin en temel konularından biridir. E=mc^2 eşitliğinde aslında herşey çok açıktır. Bu eşitliğe göre düşündüğünüzde güneşin kütlesinin azaldığını kendiniz de hesaplayabilirsiniz. Güneşin kütlesindeki azalma sanal falan değildir, bildiğiniz kütledir işte. Kütle demek parçacık sayısı demek değildir. Güneşin kütlesi kaybettiği enerjiden dolayı her an azalmaktadır.
    Mehmet Ali 10 Temmuz 2017
  • 0
    Eğer Mehmet Ali haklıysa, 80 klio uranyum ile 80 kilo elma aynı miktarda enerji içermeli...
    Hatta daha kararlı atomlardan oluştuğu için, elma atomlarının bağ kuvvetleri yani enerji içeriği daha fazla olmalı bu mantığa göre...
    Gözden kaçırılan ve peşin hüküm verilmiş bir durum var gibi...
  • 0
    Erkan Bey, söylediğiniz çok doğru. 80 kg uranyum ile 80 kg elmanın içerdiği enerji birbirine eşittir. Einstein'ın E=mc^2 denklemiyle açıkladığı şey zaten budur. Denklemdeki "m" yerine neyin kütlesini koyduğunuz hiç önemli değil.
    Nükleer santrallerde elma değilde uranyum kullanılmasının sebebi çekirdeğindeki nötron-proton sayısının dengesizliği sebebiyle uranyum atomlarının kolayca bölünmeye eğilimli olmasından kaynaklanmaktadır.
    Mehmet Ali 10 Temmuz 2017
  • 0
    Necmi Bey belki konuyla alakasız olacak ama merak uyandı, madde ve antimadde çarpışmasında kütlesel yok oluş söz konusu ise açığa çıkan ışınım nedir bir enerjiye sahip değil mi ?
    venividi 10 Temmuz 2017
  • 0
    Daha önce de belirttiğim gibi bu konuyu ele alırken öncelikle açık, kapalı ve izole sistemlerin enerji ve kütle aktarım ilişkilerini bilmek ya da anlamak gerekir.

    '' Sonuçta; güneşin üzerindeki kuark adedi değişmez. Bu yüzden de güneş "kütle kaybediyor" denemez. Kaybedilen sadece enerjidir ve o da zaten kütleçekim sayesinde fazlasıyla üretilmektedir. Benim anlatmak istediğim budur.''

    Kaybedilen enerjinin kütleçekimi tarafından üretilmesi ne demektir ve hangi fizik yasasına dayanmaktadır? Kütleçekiminin atomların kinetik enerjilerini arttırarak ışıma yapmalarını sağladığını düşünüyorsanız eğer (sadece bu ışımanın dahi cisimin kütlesini çok az da olsa azalttığını biliyoruz) bu sürtünme enerjisinin güneşin enerji çıktısını karşılayabileceğini gösterebilir misiniz? Ya da göstermiş olan birini göstermeniz de yeterli olabilir.

    Enerji ve kütle aktarımının engellendiği izole bir sistem sınırları içerisinde kütlenin sabit olduğu ve korunur bir nicelik olmasına kütlenin korunumu yasası denir. Bu aynı zamanda enerji için de geçerlidir. Şimdi güneşi izole edip, füzyonun devam ettiğini düşününüz. Enerji korunur ve farklı bir bakış açısı olarak güneşin uzayzamanı bükme miktarı değişmeyecektir. Çünkü enerjinin kaçacağı bir yer yoktur. Bu izole sistemin enerji içeriği zamanla artamaz.
    Enerji yoktan var edilemez. Fakat koşulları normale hale getirip radyasyonun kaçmasına izin verdiğinizde, güneşin net olarak enerji kaybettiğini görürsünüz. Ve bu enerji normal kimyasal reaksiyonlardaki kimyasal bağ enerjisi değil nükleer enerjidir.

    Uzay bile stres-enerji tensöründe sistemin radyasyon enerjisini kütle ile eş şekilde ele alırken siz bu ışımanın sadece kütleçekiminden dolayı ortaya çıktığını ve uzay tarafından kütle kaybı olarak ele alınmaması gerektiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz Necmi bey. Kabul ettiğiniz tüm bu etkileşimler içerisinde kütleyi statik bir nicelik olarak alıyorsunuz. Bunu kanıtlarsanız ancak haklı olduğunuz ortaya çıkar.
    Vide supra 10 Temmuz 2017
  • 0
    bende tam olaya farklı 2 görüşten bakılıyor diyecektim necmi hocam demiş zaten;
    bir yaklaşım genel görelilik diğer yaklaşım kuantum....
    zaten izafiyeti kuantum mekaniğine bağlamak için uğraşıyor bilim insanları...

  • 0
    Her şey bir yana bu sayede Güneşteki nükleer reaksiyonlar ve ilişkileri hakkkında güzel bir bilgi paylaşımı, değerlendirme haftası oldu. Soran, açıklayan herkesin ellerine sağlık.
    Bu yazılanları tekrar tekrar okumak lazım. Çünkü ileride çok işe yarayacak yaklaşımlar var bence...
  • 0
    Arkadaşlar, çoğu yazımızda "kütlenin enerjiye dönüşümü"nden bahsediyoruz belki ama aslında bu terim konuyu ifade etmeye yarayan bir araçtır. Gerçekte böyle bir dönüşüm yok. Madde dediğimiz şey zaten baştan beri enerjiydi. Büyük patlamada patlayan şey enerjiydi, parçacıklar patlamadan sonra oluşan enerji denizinde ortaya çıkmaya başladı. Yani maddenin kökeni enerjidir. Örneğin bir yay düşünelim. Yay serbest durumdayken kütlesini çok hassas bir tartı ile ölçelim. sonra yayı sıkıştıralım ve kütlesini tekrar ölçelim. Yayın sıkılmış hali serbest halinden daha ağır gelecektir. bu trilyon x trilyon da birlik bir artış bile olsa, yaya yüklenen enerji sebebiyle yayın kütlesi artmış olacaktır. Enerjiyi kütleden farklı bir şeymiş gibi düşünmeyin. Görelilik teorisi bize bu ikisinin aslında aynı şey olduğunu anlatıyor.
    Mehmet Ali 11 Temmuz 2017
  • 0
    Güneşi devasa izole bir kutuya koyduğumuzu düşünelim. Hiç bir enerji çıkışı olmasın. Bu durumda kutunun kütlesi değişmez. Güneş kütlesini kaybetmeye devam etse de ortaya çıkan enerji kutunun içinde kalacağı için bu enerji kutunun kütlesine etki eder ve toplam kütle değişmez. Güneş izole bir ortamda değildir dolayısıyla saçtığı enerji sebebiyle kütlesi devamlı azalır.
    Yukarıda Necmi Tüfek'in açıklamasının maalesef fizik ile bir ilgisi yoktur. Tamamen fizik ve matematik dışı açıklamalardır, kendi teorileridir. Bu tarz yazıları paylaşırken "kendi fikrim" şeklinde not düşerse burayı okuyan kişiler yazıyı ona göre okur.
    Mehmet Ali 11 Temmuz 2017
  • 0
    Necmi Tüfek, burada yazdıklarınızın hiç bir dayanağı yok. Diyorsunki "güneşin yaydığı enerji kütleçekim enerjisiymiş ve bu enerji artıyormuş". Bunu söyleyen bir tane kaynak göster hadi. Tamamen kendi hayal dünyanda yarattığın bir evren modelini gerçekmiş gibi burada yazıyorsun. Füzyonu da reddettin daha ne diyebilirim ki? Yoktan enerji ortaya çıkarıyorsun. İnsanoğlu Einstein'dan sonra evrenin nasıl işlediğini, yıldızların nasıl parladığını anlayalı bir asır oldu. O yüzden burada seninle bu konuda kör bir tartışmaya girmek istemiyorum. İnternette bu bilgiler her yerde var. Tatilde boş zaman bulabilirsen biraz okumanı tavsiye ederim.
    Mehmet Ali 11 Temmuz 2017
  • 0
    @necmi hocam mail adresinizi verebilir misiniz_?
    bahsetmem gereken bir husus var...
  • -1
    Işık hızının sabit olarak ele alınması bu formulü baştan ölü bir formul haline getiriyor.
    Bir kere ışık hızı asla sabit değildir.
    Bu ışık hızı kendisiyle çarpılsa ne olur çarpılmasa ne olur ?
    Zamanı sembolize etmesi açısından burada kullanılan bu değer aslında reelde herhangi bir şeye yaramaz.
    Zaman bizim dışımızda uzay ortamda hiç bir nesneyi bağlamaz.
    Ayrıca "Ölçü olarak" kullanılan zaman nerenin ve hangi "x,y,z" nin zamanı.
    Bu değerler sadece olmadık şeyleri düşünmemizden başka bir şeyi sağlamaz.
    Ha derseniz ki o da güzel bir şeydir,; o sözünüze katılırım.
    En azından beyin cimnastiği olur.
    Saygılarımla.
    Muzaffer Erdem
    muzaffer erdem 19 Temmuz 2017
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap