• 0

    Bir sıvının sıcaklığı artarsa kütlesi artar mı azalır mı nasıl değişir ?

    Δx Δp ≥ h/2π 07 Haziran 2017
  • 0
    Termonükleer reaksiyonlar hariç normal termodinamik konusu itibari ile genel göreliliği hesaba katmıyor. En azından benim aldığım lisans seviyesi termodinamik I ve II derslerinde muhtemelen teorik yerine pratik yaklaşımın hakim olmasından dolayı göz önüne alınmayan bir konuydu bu. Genel göreliliğe göre ısıl enerji iç enerjiye girerek cismin kütlesine etki eden bir etkide bulunur. Yani aynı cismin farklı sıcaklık değerleri aynı zamanda farklı kütle değerleri olduğu anlamına gelir fakat cismin ana kütlesini oluşturan enerji yanında inanılmaz küçük bir değer olduğundan kütle üzerindeki etkisi de oldukça küçüktür. Fakat iç enerjisi söz konusu olduğundan eklenen ısı enerjisi de cismin durgun kütlesini arttıracaktır. Ayrıca ısı, sistemden hiçbir zaman tam olarak uzaklaştırılamayan bir nicelik olduğundan kütlenin de ana unsurlarından biri olmalıdır ve bunun kütleye olan etkisi için Necmi beyin aksine potansiyel bir etki demenin doğru olmadığını düşünüyorum.
    Vide supra 08 Haziran 2017
  • 0
    En kısa açıklama:Isı bir enerjidir.E=MC 2 formülünde kütlenin enerjiye bağlı olduğu söylenir.Bu yüzden sıvıya(ki her hangi bir cisme)enerji verirsek kütlesi de artar
    Mr.Physics 08 Haziran 2017
  • 0
    Yukarıda yazılanların hiç biri yanlış değil. Konuyu ele aldıkları açılar farklı sadece.
    Aynı durumu ve sonucu, farklı açılardan ele alıyorlar.

    Sonuç: Evet, ısıtılan kütleli nesnelerin kütle miktarları bir miktar daha artar.
    İşin ilginci, Necmi Bey'in örnek verdiği yaydaki gerilme kuvvetini düşünün. (Mesela, araba amortisör yayı)
    Bu kuvvetten dolayı yüklenmiş enerji, o kadar az bir kütle artışına sebep oluyor ki...
    Oysa yay bırakıldığı zaman yapacağı etki çok büyük bir değer olabiliyor.

    Kütleli nesnelerin doğal iç enerji seviyeleri, +3 /+4 Kelvin uzaya göre olan doğal seviye olmalıdır.

    Ama aynı nesne dünyamızda yaklaşık 293 Kelvin de (+20 Santigrad civarı) hep görüyoruz.
    Yani uzaydaki doğal haline göre , dünyamızda her zaman ve sürekli bir miktar daha fazla enerji taşır halde.
    Çıkardığım sonuç ise, bir kütlenin gerçek enerji seviyesi ve durgun kütlesi; 0 Kelvin düzeyindeki durumunda sahip olduğu değerler olmalıdır.

    Ayrıca yay örneği gibi, saptanamayacak kadar küçük bir enerji miktarı bile çok büyük kuvvete denk olabiliyor.
    Ve yukarıda yazılanların hepsinin aslında iç içe ve birbirine bu kadar bağımlı olması da ilginç.
    Fili bacağı ve hortumu ile tanımlamaya benzemiş.
  • 0
    Necmi bey yanlış anlıyorsunuz galiba sadece yazının son bir iki cümlesinde niye aynı düşünmediğimi yazdım. Galiba rahatsız olmuşsunuz, ortada kişisel bir durum yok. Bu tepkinizi hak etmişsem eğer kusura bakmayın...

    Cevabı yazarken siz yorum yapmış oldunuz ve yazdıklarımın sadece son kısmını sizin yazdıklarınıza göre değiştirmiş oldum. Bütün bir yazıyı sırf sizi eleştirmek için yazdığımı düşünüyorsanız söylenecek bir şey yok.
    Vide supra 08 Haziran 2017
  • 0
    Necmi Bey yazdıklarım konusunda fikrim değişmedi. Bilime uyuşmayan neresi varsa eleştirebilirsiniz bundan rahatsız olmam. Bir yazıyı yazarken belki de en az bir saat boyunca araştırarak ya da sadece fikirleri toparlayarak yazmaya çalışıyorum. Bu yüzden paragraflara dikkat etmediğim oluyor belki de bu yüzden anlamadınız fakat yukarıdaki yazıyı sert bi eleştiri olarak anladığınız ortada. Yoksa üniversite termodinamik dersinden ya da latifelerden bahsetmenin bir anlamı yok.

    "Ama bu potansiyel bir ağırlıktır. Ölçerek kanıtlayamazsınız." Bu cümle ikinci bir açıklama gerektirecek şekilde olması gerektiğinden daha fazla basitleştiriyor konuyu bence. İlk okuduğumda durgun kütle, göreceli kütle ya da yerçekimi kütlesi gibi daha teknik bir yorum yaptığınızı düşündüm. Çünkü artan bu kütle bildiğimiz normal kütle.. Kalıcı olup olmaması bunun kütle olmadığı anlamına gelmiyor işte.
    Vide supra 08 Haziran 2017
  • 0
    Necmi bey paragrafla yazsam da, son cümleye ana fikri yerleştirsem de demekki bir iletişim kopukluğu yaşıyoruz. Bu kütlenin normal/durgun/rest kütleden bir farkı olmadığını söylüyorum. Hatta bunu ben değil kütle-enerji denkliğinin kendisi söylüyor. Artan sıcaklıkla cismin artan kütlesini hesaplamak istiyorsanız bunu kütleyi referans alan denkleme göre hesaplıyorsunuz.(e=mc2). Yani kalıcı olup olmaması farklı bir kütle tanımı ya da denklemi gerektiriyorsa sadece bunu konuşup konuyu uzatmadan kapatmamız mümkün.
    Vide supra 09 Haziran 2017
  • 0
    Öncelikle merhaba....
    Yazışmalarınızdan anladığım kadarı ile konu aslında daha önemli bir noktaya doğru gidiyor.
    Vide Supra'nın geçenlerde sorduğu "kütlenin farklı formları olabilir mi?" https://www.fizikist.com/beyin-firtinasi/30690/ noktasından geçiyor gibi...

    Kütlenin varlığının "mutlak bir alt değeri" olmalı.

    Şimdi burada bir nüans var. (e=mc2) formülü açısından ele alırsak
    0 Kelvindeki kütleye uyguladığımız da açığa çıkan, E1 diyelim.
    3-4 Kelvindeki kütleye uyguladığımız da açığa çıkana, E2 diyelim.
    Dünyamızda 290-300 Kelvin aralığında uyguladığımızda açığa çıkana, E3 diyelim.
    Güneş yüzeyi üstünde uyguladığımızda açığa çıkana E4 diyelim.
    Dünya yakınında ivmelendirip, C/3 oranında sabit hızla hareket ettiği zamanki durumuna uyguladığımıza E5 diyelim.
    Samanyolunu gezmek için 0.85 C hıza ulaştığı zamanki durumuna uyguladığımızdakine de E6 diyelim...

    Enerji değerleri açısından sonuçlar yaklaşık ; E6> E5> E4> E3> E2> E1 şeklinde olmalı.
    En azından yazdıklarınızdan çıkardığım sonuç bu. Aynı şeyi söylüyorsunuz.

    Çıkardığım ikinci sonuç ise; İncelenen Kütle'nin enerji değerinin (e=mc2), ivmeye ve ısıya bağımlı olduğu gözüküyor. C sabit olduğuna göre, değişen (kütle) m (m1+ m1momentum) olmalı.
    Buradan geçenlerdeki soruya dönüyorum. https://www.fizikist.com/beyin-firtinasi/30791/
    " ... tüm kompleks yapıların temeli, evrendeki işe yarar enerjinin varlığı aslında. "

    Kütlenin enerji değerinin belirlenmesinde 2 etken var. İşe yarar enerji (ivme) + işe yaramayan enerji (Entropi'ye sebep olan- geliştiren)

    ----------------------------------------0-----------------------------
    Necmi Bey, Vide supra haricinde konuya ilgi duyan olmadı. Şimdilik bilgi topluyorum.
    Amacım, süperiletken içindeki elektron hareketini anlamak, idi.
    Ama burada soru elektron mu hareket ediyor yoksa enerji yükü mü? ne dönüştü.
    Buradan da elektronun varlığını ve durumunu sorgulamaya dönüştü. Bir alan mı, bir parçacık mı?

    Eğer parçacık ise, bir metale yollandığı zaman, bu metalin elektronların momentumları ile enerji yüklenmesi böylece ışıması, bu gelen elektronları da boşaltması -atması gerektiğini düşündüm.
    Sorduğum bakır kablo- pil/akü-voltametre olayı da, https://www.fizikist.com/beyin-firtinasi/30884/
    bu yönde...

    Ama eğer bir alan ise metalin ısınması ve ışıması ve çok az elektron yayması daha mantıklı gözüktü bana...

    Eğer elektron, bir "alan" ise, elektron tabancasından fırlatılan elektron nasıl oluşuyor? Sorusuna takılıyorum...
    İşte böyle gidiyor konu...
    -
    +-----------++
    +
    -++






    -


  • 0
    Tersten gidersek soru cozulur sanirim.Arap prensi bir arkadasiniz varsa, rica edin 1 kg elmasi buzluga koysun, yarin bir olcsun, farki soylesin :) ( ben de latifede bulunayim )
    neyse e=m.c^2 olayindaki e, durgun kutledeki termal,acisal kinetik vs vs tum enerjisini icerir, buradaki termal enerjinin olusturdugu kutle artisi/azalisi cok cok dusuktur, ve olculemeyecegine inaniyorum ( veya hayali arap prensi arkadasimiza guvenirsek belki ise yarar).Ama termodinamik olarak dusunursek, nihayetinde sistem isisina geri donecegi icin birsey degismez.
    Morgan Frei 09 Haziran 2017
  • 0
    @zeynep sarıyer, şimdi sorunuzun can alıcı ikinci kısmına geçebiliri(m)z(?)
    geçebiliri(m), arkadaşlarla geçebiliri(z) ya da geçebilir (miyiz?)

    "Nasıl?
    "Var olan yaklaşımda (bildiğim kadarı ile ) (arkadaşlar yanlışlarımı düzeltin, eksiklerimi tamamlayın lütfen) Higgs alanında "hareket eden" kütlenin temel parçacıkları, bu alanın direnç göstermesi ile kütle kazanırlar. http://www.kozmikanafor.com/higgs-nasil-kutle-kazandiriyor/

    Kendi yaklaşımım da ise, enerji yoğunluğu artan/azalan kütlenin temel parçacıklarının titreşim alanı artar/azalır.
    Artan titreşim, daha geniş bir uzay-zaman alanını taramak demektir. (Sanki yelken yüzey alanı büyür). Bu da zaman (EGD) dalgalarının, titreşim alanları üzerine yaptığı toplam basınç miktarını artırır.
    (Atomu oluşturan temel parçacıklar arasındaki dizilim-sistem oranları atomun kararlılığı süresince korunduğundan, parçacıkların enerji yüklendiği zaman titreşim alanları genişlediği için, atomların da titreşim alanları genişler.)
  • 0
    Burtay bey sorduğum soruya verdiğiniz cevabı okudum fakat hala bu olası farklı kütle yorumları arasındaki farkı anlayabilmiş değilim. Bu soruda da konuştuğumuz gibi uzay açısından enerji yoğunluğuna katkıda bulunan dış etkiler farklı kütlelermiş gibi değerlendirilmiyor. (Örnek olarak ışık hızına yaklaşıldığında kütlenin artması ya da göreceli kütle arması olarak geçen tanımın doğru olmadığı yaklaşımı hakim artık.) Bunu anlamak için önce foton kutusu kütlesi, ısı alan cisim, açısal momentum etkisi ve hız-kütle arasındaki ilişkiyi çok iyi anlamak gerekli. Parçacık kütlesi de eğer daha küçük parçacıklardan oluşuyorsa kütlenin tanımını bir bütün olarak yapmak daha kolay olabilir. Ya da parçacıkların kütlesi bir bütün olarak farklı tanımlanıyorsa bu sefer tüme varım olarak diğer etkilerin de daha isabetli yorumlanmasını sağlayabilir. Her iki durumda da bilmediğim ve öğrenmeyi amaçladığım çok şey var aslında ve hepsi de kütlenin kökeniyle alakalı.
    Vide supra 10 Haziran 2017
  • +1
    Merhaba; bu olası farklı kütleler, aslında aynı kütlenin "yoğunlaşmış enerjileri" farklı durumlarda, farklı ölçüldüğünü gösteriyor.
    Burada hem kütle-hız, hem de kütle-ısı ilişkisi açısından bir derleme yaptım.

    Aslen kütlenin kökeni konusu hala belirsiz. En son Higgs alanı ve parçacıkları ile sorun kısmen çözülmüş gibi...
    Ama etkileşimin nasıl olduğuna yönelik olan açıklamayı ya pek anlamadım ya da muğlak.
    Bu nedenle size kesin ve doğru bir bilgi veremiyorum.

    Belki eşdeğerlisi olmak üzere, benim yaklaşımı ele alabilirsiniz. Hem daha basit hem de sade aslında (ya da bana öyle geliyor)..

    "Kütlenin temel parçacıklarının titreşim alanı üç uzamsal boyut üzerinde gerçekleşir. Enerji miktarına göre artar/azalır. Titreşim alanları sabit bir yüzey oluşturur.Böylece uzay-zaman alanını tarar.
    Bu üç uzamsal boyutu açık tutan kuvvet, evrenin genişlemesinden kaynaklanan dalgaların (EGD) aktardığı enerjidir. Nesnenin doğal hareketi; evrenin genişlemesiyle aynı yönde ve bu üç uzamsal boyut üzerindeki harekettir. Bu durumdaki kütle, sabit-stabil olan ölçümlediğimiz kütlesidir.
    Bu nesnenin hareketi ile, nesnenin parçacıklarına ek enerji yüklenir. Böylece temel parçacıklar daha geniş bir alanda titreşir. Alanları genişler. Bu da (EGD) dalgaları ile olan etkileşimi artırır.
    (Yelken yüzeyinin genişleterek, rüzgara karşı gitmek gibi)...
    Böylece nesnenin kütlesi artmış olarak karşımıza çıkar.

    Ve Evet, "Parçacık kütlesi de eğer daha küçük parçacıklardan oluşuyorsa kütlenin tanımını bir bütün olarak yapmak daha kolay olabilir. "
    Burada en küçük parçacık sicim adı verilen yapı. Ama o bile tek başına temel değil. Çünkü titreşimli. Bir de bunun titreşimsiz hali var. Tekillik düzeyindeki "enerji paketçiği" ve sanırım onunda altında tekil düzeyde, "enerji noktacığı" var.

  • 0
    @Vide Supra, Foton kutusu deneyinde bir şey dikkatimi çekti.
    2 Ayna arasında fotonun sonsuz gidip geldiği bir düzenek (böylece düzenli titreşimi de olacak), yerine niye bir kutu?
    Bence kutu, Çünkü;
    1) Aynı fotonun hareketleri tanımlanıyor olmalı.
    2) Foton, bu kutu içinde 3 boyutlu hareket edebiliyor.

    Yani foton kutusu yerine, "iki ayna arasındaki sonsuz gidiş dönüş düzeneği" kütle etkisi oluşturmuyor olabilir.
    Deneyi bilmiyorum. Sizden aldığım bilgiler var. Bunları yorumlamaya çalışıyorum.

    Enerjiyi, Kütle olarak tanımlamak için; 3 uzamsal boyut üzerinde titreşim ana şartmış gibi geliyor.

  • 0
    Burtay bey merhaba. Orjinal düşünce deneyi çok sayıda foton ve kutu üzerinden yorumlanıyor. Sistem dediğiniz şekilde net momentumun 3 boyut üzerinde bulunduğu ve toplamının sıfır olduğu bir kutu olduğundan dolayı hangi doğrultudan kuvvet uygularsanız uygulayın bir eylemsizlik ile yanıt verebiliyor. Bu; fotonun kutu duvarlarıyla çarpışmasından dolayı oluşturduğu basınç farkı olarak açıklanıyor. Şurada ayrıntılı bir matematiksel yorumu mevcut (
    http://usersguidetotheuniverse.com/index.php/2013/03/31/i-get-mail-does-a-box-of-photons-have-mass/)

    '' 2) Foton, bu kutu içinde 3 boyutlu hareket edebiliyor.''

    Burtay bey bu tek foton ve iki ayna örneğini daha iyi anlamak için ortaya atmıştım ama açıkçası kendi açımdan faydadan çok zarar getirdi. Çünkü kütle etkisi çarpışma doğrultusunda varken çarpışmaya dik kordinat için yokmuş gibi duruyor.

    Tek bir fotonun hareketi hiçbir zaman 3 boyutlu olamaz gibi geliyor bana. Yani bir duvardan salındığı, ve diğer duvarda emilerek tekrar salınması arasında sürekli bir doğrultuda hareket etmesi gerekli. Tabi ışık hızında gerçekleşen bu hareketler çok hızlı olduğundan kutunun 6 yüzeyine de mutlaka çarpacak ve sonuçta 3 boyutlu hareket ediyormuş gibi bir etki yaratıyor olabilir. Eğer bu şekilde gerçekleşiyorsa kütle için iki boyuttaki hareketin sonucunda ortaya çıkan bir yan etki olarak bakmak %99 oranında doğru olacak (atom kütlesi olarak konuşursak). Yani makro seviyede geçerli olan bir etki olarak kütle mikro ölçekte aslında hareket ve titreşimin ürünü. Ama parçacıkların %1lik kütlesi nereden geliyor öyleyse? Yani hala tam olarak kütleye yan etki demek mümkün değil çünkü temel parçacıkların farklı bir kütlesi var gibi.

    https://m.youtube.com/watch?v=gSKzgpt4HBU burada foton kutusunu ve hatta yukarda bahsi geçen yay örneği de güzel açıklanıyor.



    Vide supra 15 Haziran 2017
  • 0
    Sayın @Vide supra, ilk link açılmadı (sanırım üyelik gibi bir şey lazım ya da kurumsal güvenlik önlemleri...). İkincisi açıldı seyrettim.
    Teşekkür ederim.

    Elimizde her zaman mesela; +1'lik bir pozitif değer var. Bunun hareket ile 3,4,5 veya 10 ölçülmesi çok önemli değil.
    Her zaman +1'imiz var çünkü...

    Bu nereden geliyor? Bu soru evrenin yaşamında cevaplanamaz bir bölümüne ait gibi... Bundan sonrasını olduğu gibi kabullenip, devam etmek doğru yol bence...

    Eğer temel parçacıkların durgun kütlesi, oluşturdukları sistemin kütlesinin %1'i ise, sistemin kalan kütlesi, içerdiği parçacıkların hareket momentumlarına gizlenen enerjiden kaynaklanıyordur.

    (Foton kutusundaki kütlesiz olma yaklaşımını hatırladım ama hangi konuda geçmişti, unuttum bakamadım. )

    Kapalı kutu içinde tek foton olması durumu değiştirmemeli.
    a) "Her yöne" hareket edebiliyorsa bu "3 boyutlu hareket" olacaktır.
    b) Bu "hareketin sınırları var" ise, bu hareketi "bir titreşim olarak kabul etmek" doğru olacaktır.

    Foton kutusundaki, foton her iki koşulu da yerine getiriyor ve kutu dışarıdan bir parçacık olarak tanımlanıyor. Evren ile bu sistem yapısı etkileşime girince kütleli olarak tanımlanıyor.

    Ancak bu bir parçacık yaklaşımı yani benim kütle tanımıma pek uymuyor.
    Aslında çoğu kısmı benzer. Fark foton kutusundan geliyor.

    * Parçacık yaklaşımı; bu kütlesiz kutunun içine hapsolmuş temel parçacıklar üzerine kurulmuş gibi.
    * Bana göre ise, bu temel parçacıklar oluşturdukları sistem içinde titreşirken, bu alanı işgal ederek kendilerine bir sınır oluşturuyorlar. Yani kutuyu kendileri belirliyor ama kutu yok, sadece titreşimin sınırları var.

    Geri kalan kısmı ana anlatımda benzer; uzay-zaman dokusu ile etkileşime giriyor ve kütle oluşuyor.
    Not1: Eğer foton kutusunun fiziksel boyutları 1 Planck mesafesi altındaysa, fotonun ışık hızı sınırlamasına tabii olmasına gerek kalmayacak. Tahminim "zaman" da bu durumdaki foton için olmayacaktır.
    Evrenimizde ışık hızını belirleyen şey uzay-zaman dokusu, bu dokunun en küçük birim hacmi içindeki bir nesne için, dokunun sınırlayıcılığı olmamalı artık.
    (...Tabi ışık hızında gerçekleşen bu hareketler çok hızlı olduğundan kutunun 6 yüzeyine de mutlaka çarpacak ve sonuçta 3 boyutlu hareket ediyormuş gibi bir etki yaratıyor olabilir.)
    Denizin yüzücüye uyguladığı direnç kuvvetinin, su molekülü içinde de aynı şekilde geçerli olması gibi bir şey olurdu. Mantıklı değil.

    Not2: Atom modellerini inceliyorum (hala) ... Elektron ve foton ile uyarılan atomların durumu ilginç... Uyarılma, absorbe etme, ışıma hep belli enerji seviye ve katlarına bağımlı... Burada dikkatten kaçmış ve olduğu gibi kabullenilmiş bir şeyler var gibi...

  • 0
    Sayın Vide Supra,
    "...bu tek foton ve iki ayna örneğini daha iyi anlamak için ortaya atmıştım ama açıkçası kendi açımdan faydadan çok zarar getirdi. Çünkü kütle etkisi çarpışma doğrultusunda varken çarpışmaya dik kordinat için yokmuş gibi duruyor. "...

    Kısmına bakarken aklıma geldi... Ya anti-madde'nin durumuda böyle ise... Yani evrenimizde ama farklı bir doğrultuda titreşiyorsa ???
    Trigonometriden Cos90=0 diye hatırlıyorum. (Anti madde ile ilgili yaklaşımımda bana ilham vermişti...) Eğer sıfır sonucunu, "madde 'artı' anti-madde" karşılaşması olarak yorumlarsak... (?)

    Not: Bu yazıya cevap yazmanıza gerek yok. Önceki yazılanları okurken aklıma geldi, kafamdaki biti size de bulaştırmak istedim sadece... :-)
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

4.632 soru

27.424 cevap

30.083 kullanıcı

Giriş Yap